25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-3 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-3 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya9 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa4 °C
  • Kayseri-1 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa3 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başkanlık sistemi açıklaması
Başkanlık sistemi ile ilgili konuştu
Başkanlık sistemi açıklaması
07 Haziran 2012 / 14:37 Güncelleme: 07 Haziran 2012 / 14:57

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 2014 yılında cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle Türkiye'de fiili olarak yarı başkanlık sistemine geçileceğini düşündüğünü söyleyerek, ''Başkanlık, yarı başkanlık sistemi veya partili cumhurbaşkanı hususunun tartışılması, değerlendirilmesinde büyük faydalar var. Bunlardan Türkiye'nin yararına olan bir konuda bir uzlaşma olduğu zaman adım atılabilir. Bunları tartışmaktan korkmamak lazım'' dedi.

Bozdağ, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nca düzenlenen ''Yurtdışı Türkler Sivil Toplum Buluşması'' toplantısından ayrılırken, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sistemine ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine Bozdağ, 200 yıldır bir sistem tartışması olduğunu, Osmanlı'da da bu tartışmanın yapıldığını söyledi. Cumhuriyetin başlangıcında da büyük sistem tartışmaları olduğuna işaret eden Bozdağ, 1924, 1961 ve 1982 anayasa yapım dönemlerinde farklı tartışmaların gündeme geldiğini ifade etti.

''Sistem tartışmalarını Türkiye sürekli yapıyor. Bundan sonra da yapacaktır. Çünkü yeni anayasa yapılırken sisteme dair bir tartışma yapmamak, dünyanın dört bir yanında sistemler tartışılırken, Türkiye'deki sistem ve uygulamaları ciddi şekilde eleştirilirken büyük bir eksiklik olur''diyen Bozdağ, yaşanan tecrübeleri de dikkate alarak güçlü bir Türkiye oluşturmak, yönetimde istikrarı sağlamak, denetimi aktifleştirmek ve daha demokratik bir yapının oluşturulması için başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olduğunu ifade ettiklerini hatırlattı. Bozdağ, şöyle konuştu:

''Ama bu sisteme dair Türkiye'de tartışmaktan çekinen, korkan bir yapı da var. Bu sistem ne getirir, ne götürürden ziyade 'Bu sistem bizim için zararlı olur ama bu sistemi biz tartışmayalım, gündemde tutulmasın, karartma uygulayalım' diyen bir grup kesim var. Çünkü sistem halk tarafından özellikleriyle bilindiği takdirde savunduklarının ne kadar zayıf bir sistem olduğunu görecekler ve zora düşecekler. Bu yüzden de tartışılmasını istemiyorlar.

Sayın Başbakanımız da daha önce ifade etti; başkanlık sistemi mi olur, yarı başkanlık sistemi mi olur... Dün ilk defa 'partili cumhurbaşkanı olabilir' şeklinde bir görüş ifade etti. Bunlar son derece önemli hususlardır. Bunların tartışılmasında, değerlendirilmesinde fayda vardır. Örneğin Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanımız, Sayın Demirel geçmişte Cumhurbaşkanımızdı, Sayın Özal Cumhurbaşkanımızdı, partilerle ilişkileri kesildi. Partilerle ilişkilerinin kesilmiş olması Türkiye sorunlarına bakışta ve çözümünde, bir takım değerlendirmelerinde bunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

O yüzde Sayın Başbakanımızın söylediği hususu değerlendirmek lazım. Görüntüde bir kesilmeden ziyade bu manada yeni bir tartışmayı yapmakta fayda var. Çünkü cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği sistemlere yarı başkanlık sistemi deniyor. Literatürdeki tanımlardan bir tanesi bu. Türkiye ilk defa cumhurbaşkanını halk tarafından seçecek, literatürde bunu yarı başkanlık olarak tanımlıyor. Bana göre Türkiye fiili olarak 2014 seçiminden sonra yarı başkanlık sistemine geçmiş oluyor. Onun için bunu şimdiden tartışmak ve değerlendirmek, Türkiye'nin sorun yaşamadan geleceğe doğru yol almasını sağlamakta büyük fayda var. Sayın Başbakan'ın söylediği de odur. Başkanlık, yarı başkanlık sistemi veya partili cumhurbaşkanı hususunun tartışılması, değerlendirilmesinde büyük faydalar var. Bunlardan Türkiye'nin yararına olan bir konuda bir uzlaşma olduğu zaman adım atılabilir. Bunları tartışmaktan korkmamak lazım.''


-''Seçildiği dönemin hukukuna tabidir''-


Anayasa Mahkemesi raportörünün cumhurbaşkanının görev süresine ilişkin değerlendirmesinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

''Sayın Cumhurbaşkanı'nın görev süresi, seçildiği dönemin hukukuna tabidir. Seçildiği dönemin hukukunda 7 yıllığına seçilmesi, ikinci defa seçilmemesi öngörülüyordu. Eğer raportörün, basına yansıyan bilgiler doğruysa, kanaati görev süresi bakımından 7 yıl, ikinci defa seçilememe bakımından 5 yıl ise bu fevkalade yanlış bir yaklaşım olur. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın seçildiği dönemdeki anayasa hükmü bir bütündür.

Görev süresi bakımından 7 yıllık kısma riayet edip, 'Bu böyledir' deyip daha sonra bir daha seçilememe bakımından 'yeni düzenlemeye tabi olması lazımdır' diye bir değerlendirme yapmak hukuki açıdan hükmü bölmektir. Bu büyük bir çelişkidir. Bir yandan 'Görev süresi bakımından eski hukuka tabidir' diyeceksiniz, öte yandan 'Yeniden seçilme bakımından yeni hukuka tabidir' diyeceksiniz... Bu tamamıyla Anayasa'nın hükmünü bölmektir, bir kısmına uyup bir kısmına uymamaktır. Bana göre yanlış bir değerlendirme eğer doğruysa tabii. Hem görev süresi hem de bir daha seçilip seçilmeme bakımından seçildiği dönemin hukukuna tabidir.''


-''Çalışmanın detayları netleşmedi''-


Özel yetkili mahkemelere ilişkin çalışmaların sorulması üzerine Bozdağ, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kaldırılmasının ardından özel görevli ağır ceza mahkemelerinin oluşturulduğunu hatırlattı.

Bu konuda çok çeşitli eleştiriler ve tartışmalar gündeme geldiğini, yaşanan tecrübeler ve eleştiriler çerçevesinde yeni bir adım atılmasına ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Bozdağ, ''Biz onu ifade ettik ve bu noktada da bir çalışma devam ediyor. Çalışmanın detayları henüz netleşmiş değil. O detaylar netleştikten sonra bir karar verilecek, o karara göre de sonuçları kamuoyuyla paylaşacağız'' diye konuştu.

Bozdağ, bir basın mensubunun süren davaların bu çalışmadan etkilenip etkilenmeyeceğine ilişkin sorusunu yanıtlarken, yapılan çalışmanın usule ilişkin olduğunu vurguladı. Devam eden davalarda bir suç isnadının olduğuna dikkati çeken Bozdağ, sözlerine şöyle devam etti:

''Biz suçları, cezaları, tutuklama nedenlerini değiştirmiyoruz veya ortadan kaldırmıyoruz. Yapılan düzenleme usule ilişkin bir düzenlemedir. Kamuoyunda usule dair bu düzenleme, yargılanan bazı kişilere ilişkin suçların ve cezaların ortadan kaldırılacağı şeklinde bir takdimi var. Bu da fevkalade yanlıştır. Suçlara ve cezalara, tutuklama nedenlerine dönük bir değişiklik söz konusu değil. Çalışmanın öyle bir amacı da yok. Suçlar, cezalar durduğu sürece usul değişse de o suçlar ve cezalara ilişkin kararları mahkemeler kendi takdirlerinde tayin edebileceklerdir''  


-''Yeni fetva vermedi''-


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''Sayın Diyanet İşleri Başkanı'nı uyarma görevini hissediyorum ve duyuyorum. Sıcak siyasetten uzak dursun'' sözlerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bugüne kadar siyasi konulara ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını belirtti.

Anayasa'nın, görevini bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak yapmasını öngördüğü Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu çerçevede çalıştığını ifade eden Bozdağ, Kılıçdaroğlu'nun Başkanlığı pek çok siyasi tartışmanın içine sokmak istediğini söyledi.

Bozdağ, ''Lütfen siyasi tartışmaların içerisine Diyanet İşleri Başkanlığı'nı çekmeyelim. Diyanet İşleri Başkanlığı'nı siyasetin içine çekmek, siyasetin içinde göstermek kimseye bir fayda sağlamaz, herkese zarar verir'' dedi.

Kürtaj ya da başka bir konuda vatandaşlardan gelen soruları cevaplamanın, dini konularda toplumu aydınlatmanın Diyanet İşleri Başkanlığı'nın anayasa ve yasalar kapsamındaki görevi olduğunu vurgulayan Bozdağ, şunları dile getirdi:

''Herhangi bir vatandaşımız Diyanet İşleri Başkanlığı'na 'Kürtaj konusunda İslam ne diyor' diye sorduğu zaman Diyanet İşleri Başkanı'na 'Buna cevap verme, bu konuda sus' demek anayasal görevini yapma demektir. Halbuki anayasa ve yasa bu görevi vermiş. Diyanet İşleri Başkanlığı vatandaşların sorularına cevap veriyor yoksa gündemdeki siyasi konulara ilişkin bir değerlendirme yapmıyor. Kaldı ki Sapanca'da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yaptığı açıklamaya bakarsanız, kürtajla ilgili 2008'den bu yana 2 binden fazla sorunun geldiğini ve bu sorulara cevap verildiğini söyledi. Yeni bir açıklama yapmadı. Ne yaptı  Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 1956'da, 1983'te ve 1993'te verdiği fetvayı kamuoyuyla paylaştı. Yeni bir fetva vermedi.''

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kendisine iletilen sorulara verdiği yanıtların kamuoyuyla paylaşıldığını anlatan Bozdağ, ''Diyanet İşleri Başkanlığı kendi görevini yapıyor. Kendi görevini yapmayı Anayasa'ya aykırı gösteremez. Bunlar daha Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevini ne olduğunu bilmiyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevini lütfen öğrensinler, iyi baksınlar. Dini konularda vatandaşları aydınlatmak ve vatandaşların sorularına cevap vermek... Kürtaj konusunda da vatandaşlarımız sorularını sormuşlardır, Diyanet İşleri Başkanlığı da bu sorulara cevap vermiştir. Yoksa gündelik tartışmalarda Diyanet İşleri Başkanlığı taraf değildir. Yasama organı nasıl karar verecek buna dair Diyanet İşleri Başkanlığı'nın müdahalesi zaten söz konusu değildir. Hükümet olarak bizim Diyanet İşleri Başkanlığı'na müracaatımız da kesinlikle söz konusu değildir'' diye konuştu.

Bozdağ, CHP'nin Diyanet İşleri Başkanlığı'nı siyasetin içine çekmeye ve üzerinden siyaset yapmaya çalıştığını söyledi. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler