YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan'dan önemli açıklamalar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu.
Başbakan'dan önemli açıklamalar
15 Ocak 2013 / 12:22 Güncelleme: 15 Ocak 2013 / 14:41

 

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi.
 
Başbakan Erdoğan, 2013 bütçe görüşmeleri, yoğun iç ve dış temasları nedeniyle yaklaşık 1,5 aydır TBMM'de grup toplantıları vesilesiyle biraraya gelemediklerini söyledi.
 
Geçen bu 1,5 aylık süreçte bir konuşmaya, başlıklarıyla bile sığdıramayacak kadar fazla faaliyetleri olduğunu belirten Erdoğan, çok sayıda ülkeye resmi ziyaret yaptıklarını, devlet ve hükümet başkanlarını ağırladıklarını, toplu açılış törenleri gerçekleştirdiklerini, Türkiye'de ve yurt dışında zirvelere, toplantılara katılarak bölgesel, küresel sorunları ele alma imkanı olduklarını anlattı. Erdoğan, aynı dönemde TBMM'nin de çok yoğun çalışarak başta 2013 bütçesi olmak üzere, ülke, millet için çok önemli tasarı ve teklifi yasalaştırdıklarını kaydetti.
 
Erdoğan, bu yoğun gayret ve faaliyetlerin Türkiye ve millet için hayırlı olmasını temenni ederek, milletvekili, bakan, partinin her kademesinde çalışanlar, bürokrat, özel sektör temsilcileri ve hayırseverlere şükranlarını sundu.
 
 
"MHP çamur deryasının içinde"
 
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, yeni süreçte yapıcı rol almak isteyenlere seslendi. Erdoğan, ''Bu süreçte gerçekten yapıcı rol almak isteyenler varsa; kim olursa olsun hepsine sesleniyorum. Hangi siyasi düşüncede olursa olsun hepsine söylüyorum. Tüm STK'lara, tüm medya gruplarına sesleniyorum; sağduyulu, sabırlı ve sorumlu şekilde davranmaları şarttır. Biz MHP Genel Başkanı ve arkadaşlarına içine düştükleri çamur deryasında iyi oyalanmalar diliyoruz. Bütün hakaretlerine, kendisine cevap vermeyeceğim, aslı mesnedi olmayan tüm iddia ve iftiralarına bizim de milletimizin de kulağı tıkalı olacaktır. Milletimiz inanıyorum ki Türk'e ve Türk'ün kadim geleneklerine asla denk düşmeyen bu üsluba sandıkta gereken cevabı verecektir'' diye konuştu. 
 
BDP'ye tepki gösterdi
 
Sürecin BDP için son derece önemli ve aynı zamanda son derece değerli olduğunu vurgulayan Erdoğan,  kendilerine boşuna ''bölücü terör örgütünün uzantısıdır'' demediklerini kaydetti. ''Bak buyurun işte...'Bölücü terör örgütünün uzantısıdır' dememizin daha ispatı ne olacak  Her şey çok açık net ortada'' diyen Erdoğan,  terör örgütünün silahları bırakmasının en çok da BDP'nin artık bağımsız, bağlantısız siyaset üretmesinin önünü açacağını, en başta BDP'nin silahın sultasından kurtaracağını söyledi. Erdoğan, BDP'nin bu süreçte hassasiyetleri azami derecede gözeterek, sorumluluk alarak geçmişteki hataları tekrarlamayarak ilerlemesinin en büyük beklentileri olduğunu belirtti. 
 
Erdoğan, ''Paris'teki suikastın hemen ardından, suikastı Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükümeti'ne  yıkmak, bu yönde iftira, itham ve telkinlerde bulunmak çok büyük bir sorumsuzluktur, densizliktir'' dedi. 
 
Ülkede 10 yıl boyunca demokrasi ile güvenlik arasındaki çizgiyi çok büyük hassasiyetle koruduklarını, faili meçhulleri, işkenceye, derin yapılanmalara en büyük darbeyi kendilerinin vurduklarını, geçmişte işlenmiş onlarca karanlık cinayetin izini cesaretle sürdüklerini anlatan Erdoğan, ''Meydana çıkardıklarımız var, çıkaracaklarımız var. Bu devletin 80, 90'larda adeta teröre bahane oluştururcasına  yaptığı uygulamalara biz son verdik. Biz yargısız infazların her zaman karşısında durduk ve durmaya devam ediyoruz. Paris'teki suikastın hemen arkasında devleti ve hükümeti suçlamak, gerçek faillere altın tepsi üzerinde fırsat sunmaktan öte bir şey değildir'' diye konuştu. 
 
 
''CHP, zihin karmaşası içinde bocalamaya devam ediyor''
 
 
CHP'nin Anamuhalefet partisi olarak bu süreçte daha aktif, daha etkin rol almasını her zaman arzu ettiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
 
''Ancak CHP,  her zaman olduğu gibi büyük bir zihin kamaşası içinde bocalamaya devam ediyor. Bir milletvekilleri, bakıyorsunuz dağda misafiri olan milletvekili ama yandaş medyaları ofluyorlar, kofluyorlar, abartıyorlar, neler neler düzenliyorlar. İşte buyurun şimdi de pervasızca teröristin evine taziyeye gidiyor. Diğer bazı milletvekilleri süreçle ilgili olarak ırkçı, ayrımcı  açıklamalar yapmaya devam ediyor. Bir kısmı bakıyorsunuz  mezhebi açıklamalar yapmaya devam ediyor. Genel Başkan sürece olumlu baktıklarını açıklarken, genel başkan yardımcıları, grup başkanvekilleri MİT Müsteşarı hakkında devlet ciddiyetiyle, hatta edeple, adapla bağdaşmayacak ifadeler kullanıyorlar.  
 
Mavi Marmara gemisinde 9 kardeşimiz şehit edildiğinde, ben İsrail'e Tevrat'ın bazı emirlerini hatırlatmıştım. Benim bu hatırlatmama Tel Aviv'in cevap vermesi beklenirken, CHP'nin acemi genel başkanı çıktı, Tel Aviv adına bana cevap verdi. Aynı şekilde Suriye meselesi karşısında Türkiye Cumhuriyeti'nin yanında durmak yerine, gitti Baas Partisi'nin eli kanlı Beşşar Esed'in yanında durdu, onun sözcülüğüne soyundu. Utanmasa orayı da ziyaret edecekti. Adamlarını gönderdi, onlar bunu yaptı. 
 
Şimdi de biz Cumartesi günü Fransa'ya, Paris'e bir takım sorular yönelttik, cevaplar Paris'ten değil, onların adına Çin yolunda CHP Genel Başkanı'ndan geldi. İsrail'in sözcülüğüne pek hevesli olduğunu biliyorduk, şimdi de Fransa'nın avukatlığına hevesli olduğunu böylece öğrenmiş olduk. Sen Fransa'nın avukatı mısın, sen Paris'in sözcüsü müsün, Türkiye Cumhuriyeti'nin haklı bir sorusu karşısında Fransa adına cevap vermek sana mı düştü  Bu nasıl bir acemiliktir, nasıl bir ciddiyetsizliktir  Öncelikle hangi ülkenin Anamuhalefet Genel Başkanı olduklarını kendi zihinlerinde netleştirmelidirler. İkincisi, kendisi ve arkadaşlarıyla bu sürecin yanında mı, arkasında mı, önünde mi yoksa karşısında mı olduğunu netleştirmelidir. CHP Genel Başkanı varoluşsal sorunlarını artık aşıp ulusalcı mı, milliyetçi mi, solcu mu, sosyal demokrat mı, ne olduğuna bir an önce karar vermelidir. Çark o kadar hızlı dönüyor ki artık bilye dağılmaya başladı. Kaç kez söyledim; yine söylüyorum fakat inanın adeta bir yalan makinesi.... ''
 
''1968'den beri gördüğü en düşük enflasyon oranı''
 
 
İktidar sorumluluğunu üstlendikleri andan itibaren her yılı rekor, büyük başarı, sevinçlerle kapattıklarını ifade eden Erdoğan, önceki 9 yıl gibi 2012'nin de yine rekorları tazeledikleri bir yıl olduğunu söyledi. 
 
2012 enflasyonun yüzde 6,2 olarak gerçekleştiğini anımsatan Erdoğan, bu oranın, 1968'den bugüne kadar Türkiye'nin gördüğü en düşük oran olduğunu bidirdi.
 
Erdoğan, 2002 sonunda enflasyonu yüzde 30 seviyesinden devraldıklarını anımsatarak, 2004'te çok uzun aradan sonra enflasyonun ilk kez tek haneli oranlara düştüğünü, 2012'de yüzde 6,2 ile yeni rekoru Türkiye'ye yaşattıklarını kaydetti.
 
Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin tespitine göre, kendilerine ait rekoru yine kendilerinin egale ettiklerini vurgulayan Erdoğan, dünyadaki olumsuzluklara, küresel krizin dünya ticaretindeki olumsuz etkilerine rağmen 2012 ihracatının 152 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirtti. Erdoğan, göreve geldiklerinde ise bu rakamın 36 milyar dolar olduğunu vurguladı.
 
Borçlanma vadelerinde 2012'de yine rekor kaydettiklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin 2002'de içerde sadece 9 ay vadeyle borç bulabilirken, 2012'de bu vadenin ortalama 60-61 aya uzadığını bildirdi.
 
 
 
''Kim esnafın, çiftçinin yanında ''
 
 
Erdoğan, İMKB'nin 2002'de ortalama 11 bin iken, 2012'de endeksin ortalama 64 bin olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
''2013'te de endeks 80 binin üzerine çıkarak, yine tüm zamanların rekorunu elde ettik. Halk Bankası 2002'de -bu rakamlar çok önemli, zira esnafı sömürenler, istismar edenler, bu rakamların üzerinde iyi durmamız, onları bunu anlatmamız lazım- 63 bin esnafa 154 milyon lira kredi kullandırdı. 2012 sonunda kredi bakiyesi 6,9 milyar liraya çıkarak rekor kırdı. Kredi kullanan esnaf sayısı 258 bin kişiye ulaştı. Kim esnafın yanında, işte rakamlar ortada.
 
Çiftçiyi istismar edenler, istismara açık olanlar...Çiftçi kardeşlerime sesleniyorum: Ziraat Bankası'nda 2002'de çiftçilerimize verilen kredinin bakiyesi 228 milyon liraydı, 2012 sonunda 18 milyar liraya ulaştı. Kim çiftçinin yanında, açık, net ortada. Çiftçiye verilen kredi miktarı da bu vesileyle arttı. 
 
2012'de otomobil satışlarına baktığımızda 2011'in bir miktar gerisinde olsa da yıllık 556 bin adet gerçekleşti. Bu miktar 2002'de 91 bin adetti.
 
Bir başka rekoru Merkez Bankası'nda yaşadık. Döviz rezervlerine baktığımızda, göreve geldiğimizde Merkez Bankası'nın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, bugün döviz rezervi 122 milyar 146 milyon dolara ulaştı.
 
IMF'ye 23,5 milyar dolar borcumuz vardı, bu kadar borçla devraldık. Şimdi 1 milyar doların altına indik. İnşallah Mayıs ayına kadar yapacağımız iki ödemeyle onu sıfırlıyoruz, yaptığımız görüşmeler sonucunda IMF'ye 5 milyar dolar biz borç veriyoruz. Bunlar, Türkiye'nin nereden geldiğini göstermesi açısından çok önemli. Bunlar, 2013 yılının ilk günlerinde ortaya çıkan rakamlar. İnşallah gerek 2012 yılına ait gerek 2013 içinde buna benzer sevindirici rekor seviyede gelişmelere şahit olmaya devam edeceğiz.''
 
 
2 bin 737 proje
 
 
Başbakan Erdoğan, 12 Ocak'ta 2013 yılı yatırım programının Resmi Gazete'de yayımlandığını anımsatarak, 2013'te, daha önce başlayan ve bu yıl başlayacak olan proje büyüklüğü 400 milyar liralık, 2 bin 737 proje üzerinde çalışacaklarını bildirdi. Erdoğan, daha önce başlayan, devam eden projeler için bugünün rakamlarıyla 184 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini kaydetti.
 
Erdoğan, 2013'te yeni eklenen projelerle birlikte 2 bin 737 proje için 46 milyar lira ödenek ayırdıklarına dikkati çekerek, projelere ayırdıkları yıllık ödeneği, bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında artırdıklarını söyledi. Erdoğan, 2013'te 46 milyar liralık ödeneğin, 14 milyar lirasını ulaştırmaya, 8 milyar lirasına eğitime, 6 milyar lirasını tarıma, 3 milyar lirasını sağlığa ayırdıklarını belirtti.
 
Üniversitelerin 2013 ödeneklerini de arttırdıklarına işaret eden Erdoğan, üniversitelere 3,5 milyar kaynak aktardıklarını vurguladı. Erdoğan, teknolojik araştırma altyapısına yönelik projeler için de 2013'te 1,3 miyar lira tahsis ettiklerini ifade etti.
 
Erdoğan, Marmaray Projesi ve banliyö hatları için bu yıl 9,3 milyar lira ödenek ayırdıklarını belirterek, ''Bu projeyi inşallah bu yıl 30 Eylül tarihinde artık tamamlıyor, hizmete açıyoruz. Ankara-İstanbul hızlı tren hattı için ayırdığımız ödenek 8,2 milyar lira. Bu projeyi de yine aynı tarihte inşallah bitiriyor ve hizmete açıyoruz'' diye konuştu.
 
Silvan Barajı için 5,1 milyar lira, Ilısu Barajı için 4,4 milyar lira, Ankara-Sivas Demiryolu için de 2,5 milyar lira tutarında bu yıl yatırım gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, bunların yanında metro, bölünmüş yol, havaalanı, havalimanı, liman, demiryolları, FATİH Projesi, adalet binaları, öğrenci yurtları, içme suyu, organize sanayi bölgeleri gibi projelerin de bu yıl hızla devam edeceğini bildirdi.
 
 
''Öyle projeler başlattılar ki''
 
 
Başbakan Erdoğan, 2001'de projelerin ortalama tamamlanma süresi 9 yılken, bugün projelerin ortalama tamamlanma süresini 3,5 yıla kadar düşürdüklerine işaret etti.
 
2001'de bir proje için kazma vurulduğunda, ortalama 9 yıl sonra tamamlanması beklenirken, şu anda projeye kazma vurulduğunda ortalama 3,5 yıl sonra projenin hizmete girdiğini anlatarak, şunları kaydetti:
 
 ''İşte AK Parti farkı bu. AK Parti'nin 10 yılda Türkiye'yi nereden nereye getirdiğini hala görmeyen, görmek istemeyenler varsa buyursunlar, yatırımların ortalama tamamlanma süresine baksınlar. Bir de bu yatırımların maliyet bedellerini özellikle incelemeleri gerekir. Öyle projeler uygulamaya koydular ki temel atıldı, o temel orada öylece çürüdü kaldı. Öyle projeler başlattılar ki son tuğlayı yerleştirdiklerinde temel çürümüştü. Onlarca yıl sürüncemede kalan, bir türlü tamamlanmayan projeler vardı. Biz bu projeleri aldık, hızlandırdık, üstelik başlangıç tahminlerinden çok daha ucuza tamamladık. Sadece başlayan projeleri tamamlamakla kalmadık, kendimiz de projeler başlattık. Çok kısa sürede, çok ucuza tamamlamak bizlere nasip oldu.
 
2013'te KÖYDES için 578 milyon lira, SUKAP için 526 milyon lira, SODES için 210 milyon lira ödenek tahsis ettik. Önceki dönemlerle kıyaslanmayacak kaynak üreten, kaynak imkanları var eden bir yönetimiz. Yap-işlet-devret anlayışı, yap-işlet anlayışı var, yap-kirala-devret gibi kamu özel sektör işbirliği projeleri de son derece başarılı, verimli şekilde ilerliyor. 2002'ye kadar bu yöntemlerle sadece 11 milyar liralık 60 proje sözleşmesi imzalanmıştı. 10 yılda biz 28 milyar liralık 76 projenin sözleşmesini imzaladık. İstanbul-İzmir otoyolu, İstanbul karayolu boğaz tüpgeçiti, Çukurova Havalimanı, yapımı devam eden bu kategorideki projelerimiz arasında. 3. köprü, İstanbul'a yeni havalimanı, liman ve yat limanları, enerji projeleri, şehir hastaneleri, okul, yurtlar da bu şekilde inşallah kısa sürede tamamlanmış olacak.''
 
 
''Bundan sonraki bin yıl boyunca da...''
 
 
Başbakan Erdoğan, ''Biz geçtiğimiz bin yıl boyunca, bu topraklar için canımızı verdik. Bundan sonraki bin yıl boyunca da bizler de torunlarımız da hiç tereddüt etmeden, canımızı ortaya koyarak, bu toprakları savunmaktan asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Tek bir şehidimizin dahi aziz hatırasına leke sürmeyiz, sürdürmeyiz. Bu ülkenin, bu aziz milletin değerlerinin çiğnenmesine müsamaha göstermeyiz'' dedi.
 
Herkesin bunları bilmesi ve anlaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, ''Birileri sadece ve sadece kendi ırkını seviyor olabilir, birileri sadece Türkler'i, birileri sadece Kürtler'i seviyor olabilir. Birileri sadece nefretin, öfkenin, kanın, intikamın diliyle konuşuyor olabilir ama biz farklıyız. Biz, ırkı, etnik kökeni, inanç grubunu değil, biz insanı ve insanları seviyoruz. Biz, yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz'' diye konuştu.
 
Erdoğan, terör sürecinde, 30 yıldır süregelen kayıplarda bir yanlış olduğunu defalarca ifade ettiğini kaydetti.
 
''Bir tarafta bizim kahraman Mehmetçiğimiz şehit oluyor, diğer tarafta dağdaki terörist etkisiz hale getiriliyor. Ama ateş aynı ocağa düşüyor, acı aynı yürekleri kavuruyor, gözyaşı aynı toprağa düşüyor, kurşun hangi adrese giderse gitsin, ağlayan analar, ağlayan eli, ayağı öpülesi, o ayaklarının altına cennet vadedilmiş mübarek analar oluyor'' diyen Erdoğan, 10 yıldır samimi bir şekilde bu acıyı sonlandırmanın mücadelesinin içinde olduklarını bildirdi. Erdoğan, tam 10 yıldır ''anneler ağlamasın'' diye elini, bedenini, yüreğini ortaya koyan bir iktidar olduklarını vurguladı.
 
Erdoğan, 10 yıldır bir yandan toprakları savunurken, bir yandan da eş zamanlı olarak annelerin gözyaşını dindirmenin telaşı içinde olduklarını söyledi.
 
 
''Namaz kılıyoruz diye bizimle alay ettiler''
 
 
Bu mücadele içinde meşru, yasal zeminlerle örtüşen her yolu ve yöntemi devreye aldıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
 
''Şehitlerimize mahcup olmadan, ecdadımızın ruhunu incitmeden, bütün annelerin, babaların, ocakların acısını dindirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz 1980'lerde Diyarbakır zindanlarında nelerin yaşandığını çok ama çok iyi biliyoruz. Diyarbakır zindanlarında işkence yapanların şahsında, insanlık da vicdan da insaf da kurumuştu. Diyarbakır zindanlarının işkencecileri aynaya baktıklarında, adeta aynadaki görüntüleri dahi kendilerinden utanmıştı. Hiç bir gerekçe, hiç bir bahane Diyarbakır'da yaşanan o insanlık dışı o vahşi, o alçakça muameleyi maruz gösteremez. Bu ülkede insanlar düşüncelerinden, inançlarından dolayı sadece Diyarbakır zindanlarında zulüm görmedi. 1989'lerde Diyarbakır zindanında, Mamak'ta, Metris'te yaşatılanlar dışarıda farklı kesimlere, gruplara zamana yayılmış olarak aynı derecede vahşice yaşatıldı. Gerek bu kadronun içindeki onlarca arkadaşım, gerek bu salonun dışındaki onbinlerce, yüzbinlerce kardeşim bu zulmü iliklerine kadar yaşadılar. Daha ilk gençlik yıllarımızdan itibaren, biz o zulmün duvarına çarptık. Namaz kılıyoruz diye bizimle alay ettiler, imam hatipliyiz diye bizi aşağıladılar, başörtüsü takanları dışladılar, sakalı olanı, elinde tespih olanı, hatta 'selamun aleyküm' diyerek Allah'ın selamını vereni bile ötelediler. Kitaplarımız yasaklandı, düşüncelerimiz sakıncalı diye yaftalandı, gazetelerimiz, dergilerimiz, hatta siyaset yaptığımız partilerimiz kapatıldı.''
 
 
''Onlar vurdu biz güçlendik''
 
 
Başbakan Erdoğan, kendisi gibi diyen birçoklarına siyasetin yollarının tıkandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
''Siyaset yapmanın önünü türlü engellerle tıkadılar. Bizzat benim en yakın arkadaşlarım, kardeşlerim kalleşçe şehit edildiler. Eşi başörtülü olduğu için işinden edilen oldu. Eşi işten atıldığı için bunalıma giren, çocukların önünde defalarca intihara teşebbüs eden kadınlar oldu. Kendi özyurdunda kendi vergisiyle yapılmış okullarda okuyamayıp, yurtdışında çözüm arayan nice kızlarımız, gençlerimiz oldu. İnsanların çalışma hakkı, iş kurma hakkı, okuma hakkı, düşüncelerini ifade etme hakkı kısıtlandı, engellendi, yok edildi. Bir çoğunun hayat hakkı elinden alındı. Komplolarla tahriklerle, türlü oyunlarla, çirkin senaryolarla inançlarımız, değerlerimiz, kutsallarımız ayaklar altını alınıp çiğnenmek istendi. Birileri Diyarbakır zindanlarında en ağır işkenceler altında feryat ederken, bizler de bizim gibi niceleri de büyük Türkiye hapishanesi içinde, öz vatanında parya muamelesi gördü. Hiç bir zaman elimize silah almayı aklımızın ucundan bile geçirmedik. Sokağa çıkıp anarşi üretmeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik. İllegalite yoluna sapmayı aklımızın ucundan bile geçirmedik. Çünkü biz düşüncelerimize inandık, inançlarımızı güvendik, en önemlisi de biz, aziz milletin her bir ferdiyle, bizimle aynı safta olduğuna yürekten iman ettik. Onlar vurdu biz büyüdük; onlar vurdu biz güçlendik. Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğunu aklımızdan hiç bir zaman çıkarmadık. Sabrettik, direndik, mücadele ettik ve işte bugünlere ulaştık. AK Parti'nin, bizim neslimizin uzun soluklu mücadelesi dünyanın en haklı hareketleri için aslında en güzel örnektir. Düşüncesine güvenen inancına güvenen, milletine güvenen her hareket sabırla, sağduyuyla, sebatla, azimle er ya da geç mutlaka zafere ulaşacaktır. Ama bunun karşısında şiddet ve terör kesinlikle ve kesinlikle çıkmaz sokaktır.''
 
 
''Yapayalnız da kalsak, bu yolda geri adım atmadık''
 
 
Başbakan Erdoğan, şiddetin ve terörün hiç bir meşruiyetinin olamayacağını söyledi.
 
''Şiddet fikrine, inancına davasının haklılığına inanlar için asla bir yöntem olamaz'' diyen Erdoğan, şiddetin bu ülkede elde edebileceği hiç bir kazanım olmadığını ve olamayacağını kaydetti. Erdoğan, şiddet ve terörün bu ülkeye acıdan başka hiç bir şey vermediğini, kan ve gözyaşından başka bir şey getirmediğini bildirdi.
 
Erdoğan, ''İşte biz bugün bir kez daha inatla, sabırla işte bu şiddeti, terörü sona erdirmenin samimi gayreti içindeyiz'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
''İnanın tek bir gayemiz var. Bugün o gayeyi tekraren ve ısrarla söylüyorum; o da annelerin gözyaşını dindirmektir. Yasal dairede kalarak, meşru çizgide kalarak, milletin değerlerini gözeterek hangi yöntemle olursa olsun, biz bu gözyaşını mutlaka ama mutlaka dindirmek istiyoruz. Onun için milli birlik ve kardeşlik projesi diyoruz. Bakın bunu unutmayın, milli birlik, bundan daha güzel ne olabilir  Bu milli birliğin içerisinde her etnik unsur var, tek çatıda toplanacağız. Nedir o  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ve kardeşlik. Kardeşlikten daha güzel ne olabilir   Kardeşlik denilen aynı anneden, babadan olmak anlamına gelmez. o bizim kültürümüzde karındaştır, kardeşlik ise aynı inancı paylaşanların bir araya gelmesidir. Daha en başında bu sorunu çözmek için yola çıktığımızda nasıl bir sürece adım attığımızı biliyorduk. Sabrımızın nasıl zorlanacağını, sinirlerimizin nasıl test edileceğini, bu süreçte nasıl yalnız bırakılacağımızı çok iyi biliyorduk. Ama biz yılmadık, yapayalnız da kalsak, bu yolda geri adım atmadık, atmayacağız. 10 yıllık süreçte yapılan bütün tahriklere, bütün provokasyonlara, tüm alçakça saldırılara rağmen umudumuzu bir an olsun yitirmedik. Bugün de bu yeni süreçte de umutluyuz. Ne olursa olsun umudumuzu kaybetmiyoruz. Temkinliyiz, dikkatliyiz ama umutluyuz. Kan ile gözyaşı ile terörist cesedi ve şehit cenazeleri ile varlık gösterebilenlerin tahrikkar söylemlerine, onların bu şekildeki bizlere tahrik unsurlarını kullanmalarına rağmen umutluyum. Kandan ve ölümden beslenenlere rağmen biz umutluyuz. Bütün siyasi beklentisini gençlerin ölümü üzerine bina edenlere rağmen umutluyuz. Allah'ın izniyle, milletimizin desteği ve hayır duasıyla tüm provokasyon ve sabotajları aşıp inşallah süreci sonuna ulaştıracağız.''
 
 
 
 
''İki partinin oyu her şeye yeter''
 
 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüşmesine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
''İşte ziyaretlerini kabul ettik, kendilerini kabul etmeyen diğer iki siyasi parti, geldiler, oturduk, konuştuk ve 'Diğerleri randevu vermiyorsa illa onların randevu vermesini beklemeniz şart değil. Biz iki partinin oy itibarıyla sayısı her şeye yeter, anayasayı bile değiştirebiliriz. Siz Anayasayı değiştirecek bir sıkıntı var diyorsanız, gelin 3 arkadaşınız yanınızda, benim de 3 arkadaşım burada, hemen görevlendirelim, bu arkadaşlarımız hemen çalışmaya başlasınlar. Bu arkadaşlarımız çalışmalarını bitirdikten sonra bize getirsinler, oturalım nihai kararı verelim. Anayasa değişikliyse Anayasa değişikliği yapalım, yasa değişikliğiyse yasa değişikliği yapalım. Atılması gereken adımlar neyse bunları AK Parti atmıyorsa gidin bizi o zaman halka anlatın.' Sen daha bu konuyla ilgili bana dönüş yapmadın. Her zaman çağrımı tazeliyorum ama sen her gittiğin yerde hala dürüst davranmıyorsun, doğru konuşmuyorsun. Böyle bir anlayış olabilir mi Allah aşkına  Ben bunu CHP'ye gönül vermiş kardeşlerime özellikle anlatıyorum, şikayet ediyorum. Bakın böyle bir insanının peşinden gidiyorsunuz. Bu insan kimdir anlayın, tanıyın. Açık, net söylüyorum terörle mücadeleye yönelik bize bir önerisi varsa, bir öneri paketi varsa  bizim kapımız sonuna kadar açıktır. En ufak bir önyargımız yoktur. Ekibimiz hazırdır. Kaldı ki bizim proje paketimiz de hazırdır. Hemen sunarız. Çünkü biz her an bunu çalışıyoruz. Biz dersini sürekli çalışan bir partiyiz, sipariş üzerine çalışan parti değiliz. Ama bunlar hazır değil. Öneri dediler karşımıza teşhisle çıktılar. Gazete kupürleri...'' 
 
 
AA
  
 

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler