18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın155,771
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1428
  • İstanbul8 °C
  • Ankara9 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya7 °C
  • Adana11 °C
  • Antalya15 °C
  • Diyarbakır6 °C
  • Bursa10 °C
  • Kayseri1 °C
  • Kocaeli11 °C
  • Şanlıurfa8 °C
  • Gaziantep8 °C
  • İçel14 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan'a tam 500 bin dilekçe!
Memurların çalışırken aldıkları maaş ile emekli maaşları arasında büyük bir uçurumun olduğunu söyleyen Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan, Başbakan Erdoğan'a 500 bin dilekçe yazdıklarını söyledi.
Başbakan'a tam 500 bin dilekçe!
17 Nisan 2013 / 07:55 Güncelleme: 17 Nisan 2013 / 07:58

Memurların çalışırken aldıkları maaş ile emekli maaşları arasında büyük bir uçurumun olduğunu söyleyen Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan, “Biz işçilerimizin emekli maaşlarının ve kıdem tazminatlarının yüksekliğini değil, memurlarımızın emekli maaşı ve ikramiyelerinin düşüklüğünü ve yaşanan adaletsizliği dile getiriyoruz” dedi.

Sirkeci'deki Büyük Postane önünde toplanan Türkiye Kamu-Sen İstanbul Şubesi üyesi yaklaşık 30 kişilik grup, memurların çalışırken aldıkları maaş ile emeklilik maaşları arasındaki fark nedeniyle oluşan adaletsizliğin giderilmesi için eylem yaptı. Grup adına basın açıklaması yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Türkiye’de ekonomik alanda görülen haksızlıkların başında memur emeklilerinin yaşadığı dram geldiğini söyledi. Devlet memurlarının çalışırken aldıkları maaş ile emeklilik maaşları arasında çok büyük farklılıklar olduğunu söyleyen Bostan, “Memurlara çalışırken döner sermaye, ek ödeme, ek ders, fazla çalışma ücreti gibi ödemeler yapılırken; bu tür ödemeler prime esas kazançtan sayılmamakta ve emekliliklerinde de bu ödemeler emekli maaşlarına dahil edilmemektedir. Yapılan bu tür ödemelerin emeklilik maaşlarına yansımaması, memurların çalışırken aldıkları maaş ile emekli maaşları arasında büyük bir uçurumun oluşmasına neden olmaktadır. Bir memur çalışırken aldığı maaşın ancak yarısı kadar emekli maaşına hak kazanabilmektedir. Bu nedenle devlete yıllarca hizmet etmiş memurların emekliliklerinde yoksulluk sınırının altında maaş almaları acı bir kader haline gelmektedir. 2008 yılında yapılan sözde Sosyal Güvenlik Reformu, işçiler ile memurlar arasında sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı bakımından eşitlik getirmek amacıyla çıkarılmıştı. Kanun, memurların bütün haklarını budadı ama memur emeklilerinin içler acısı haline ve insan haklarına dahi aykırı olan bu haksızlığın sürmesine göz yumdu. Hükümet, memur emeklilerine adeta zulmetmeyi tercih etti. Bizler, bugün burada adalet istemek için toplandık. Hiçbir memurun emekliliği sefalete dönüşmesin diye toplandık. Çalışırken brüt maaşları ve çalışma süreleri aynı olan bir memur ile işçinin emekli olması durumunda, işçi emeklisinin maaşı memur emeklisinden yüzde 15 ile yüzde 60 oranında daha fazla. İşçilerin çalıştıkları sürelerin tamamı kıdem tazminatına sayılıyor ama memurlara ‘30 yıldan fazla süre çalışırsan, ikramiye vermem’ deniliyor. Oysa emeklilikte yaş sınırı 65’e çıkarıldı ve bir memurun emekli olabilmesi için en az 40-45 yıl çalışması gerekiyor. Böylece memurların en az 10-15 yılı, emekli ikramiyesi hesabında iç ediliyor. Sonuçta bir memur aynı şartlardaki bir işçiye nazaran yarı yarıya daha az emekli maaşı alıyor. Soruyorum sizlere memur emeklilerine uygulanan bu haksızlık hangi vicdana, hangi adalet anlayışına sığar? Biz işçilerimizin emekli maaşlarının ve kıdem tazminatlarının yüksekliğini değil, memurlarımızın emekli maaşı ve ikramiyelerinin düşüklüğünü ve yaşanan adaletsizliği dile getiriyoruz. Biz, hak yerini bulsun, nimette de, külfette de adalet ve eşitlik olsun istiyoruz. Memurun emekli olmasıyla birlikte gelirinde yaşanan bu düşüş, memurlar için emekliliği bir kabusa dönüştürmektedir” diye konuştu.

Memurların mutlu bir emeklilik hayali kuramadığını, emekli olanların ise geçimini sağlamak için ikinci bir iş aradığını belirten Bostan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıllarca devlete hizmet ettikten sonra emekli olan 2 milyona yaklaşan memur emeklisi ve gelecekte emekli olacak memurlarımız, bu zulmü hak etmemektedir. Daha çocuğunun üniversite masrafları bitmeden, oğlunu evlendirmeden emekli olmak istemeyen kamu çalışanını bu tablo karşısında kim haksız bulabilir? Çalışanları arasında ücret adaletsizliğini gidermek zorunda olan hükümet, işçi-memur ayrımında yaşanan bu adaletsizliği görmelidir. Biz de Türkiye Kamu-Sen olarak yaşanan adaletsizliği gözler önüne sermek ve bu haksızlığa dur demek için tüm Türkiye çapında dilekçe kampanyası gerçekleştirdik. Memurlarımız hazırlanan dilekçelerle yaşadıkları adaletsizliği dile getirdiler ve bu haksızlığın giderilmesini iktidardan talep etiler. Kampanyamız ülke genelinde büyük ses getirdi. Öyle ki, başka sendikaların yöneticileri dahi konfederasyonumuzu telefon ve faks yağmuruna tutarak kampanyamıza destek verdiler. Kısa zamanda yüz binlere ulaşan dilekçe sayısı, bugün itibarı ile ülke genelinde 500 bini aşmış durumdadır. Sadece İstanbul’da toplanmış olan gördüğünüz bu dilekçeler, basit bir hak talebinin ötesinde bir feryat, bir haykırıştır. Şu an her ilimizde toplanan dilekçeler, il temsilcilerimiz tarafından ayrı ayrı bir eylemle Başbakanlığa gönderilmektedir. Emekliliği kabusa dönüşecek 2,5 milyon memurun ve 2 milyon dolayındaki memur emeklisinin gönülden dileğini ve yasal hakkını dile getiren bu dilekçeler ile memurlarımız ‘emeklilikte sefalet kaderimiz olmasın’ diye haykırmaktadır. Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır memurlarımızın ve memur emeklilerinin kanayan yarası haline gelmiş olan bu soruna parmak basıyor ve iktidardan adalet istiyoruz. Memurlarımız bu adaletsizliği ve bu zulmü hak etmemektedir. Bugün Türkiye’nin dört bir yanından, 81 ilinden memurlarımız feryatlarını kağıda döktüler, Başbakan’a gönderiyorlar. Yetkililer, milyonların feryadına kulak tıkayarak, sorunu yok sayamazlar. Sorunlara kulaklarını tıkayanlara, 500 bin dilekçe ile sesimizi duyuracak, adalet isteğimizi ileteceğiz. İktidarın görevi adaleti sağlamaktır. Memur emeklilerine yapılan bu zulüm de son bulmalı, adalet sağlanmalıdır. Bilinmelidir ki, bu sorun sürdüğü müddetçe, milyonların feryadı, milyonların ahına dönüşecek ve sorumluların yakasına yapışacaktır.”

'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' şeklinde slogan atan Kamu-Sen üyeleri, basın açıklamasının ardından çuvallar içerisinde getirdikleri dilekçeleri Sirkeci Büyük Postane'den Başbakan Recep Tayyib Erdoğan’a gönderdi.

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler