25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul5 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana11 °C
  • Antalya7 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa0 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan'a destek verdiler
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın terör örgütü PKK'nın yöneticileri ile ilgili yaptığı açıklamada, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplam örgütleri tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.
Başbakan'a destek verdiler
24 Kasım 2012 / 12:59 Güncelleme: 24 Kasım 2012 / 13:07

Pakistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan'ın  "Silahların susturulması çözüm değil, silahın bırakılması lazım. Silah teröristin elinde duruyorsa bu çözüm değildir. Vakti saati geldiğinde silahlar yeniden patlayabilir. 'Biz farklı ülkelere gidebiliriz' derlerse olabilir. Örgütün önemli bir kısmı Kandil ve Mahmur'da bulunuyor. Bunlar farklı ülkelere gitmek isterse gidebilir" sözlerini AA muhabirine değerlendiren Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Kemal Burkay, parti olarak öteden beri PKK'nın silah bırakmasından yana oldukları söyledi.

Bu konuda atılması gereken ilk adımın silahların karşılıklı susturulması olduğunu belirten Burkay, ''Gerçekçi olan budur. Çünkü bir taraf silah kullanır ya da operasyon yaparken diğer taraf en azından kendisini savunmak durumunda kalır. Silahların karşılıklı susmasının ardından başlayacak diyalog süreci ve atılacak güven verici adımlarla birlikte PKK'nın tümden silah bırakması sağlanabilir. Kürt halkının talepleri yönünde yeni adımların atılması silah bırakmayı kolaylaştırır. Silah bırakanlara siyasetin yolunun açılması da söz konusu güven verici adımlar arasındadır'' dedi.

Gazeteci - Yazar Orhan Miroğlu da, Başbakan Erdoğan'ın açıklamasının sanki açlık grevi başlayan diyaloğun devam ettiğini gösterdiğini, Oslo sürecinden farklı bir durum ile karşı karşıya kalınabilineceğini, onun da Kandil değil ama Öcalan'ın pozisyon aldığı bir süreç anlamına gelebileceğini söyledi.

Bu durumda Öcalan'ın 1999 yılında Türkiye'ye getirildikten sonra Türkiye'deki silahlı örgüt mensuplarına ülkeyi terk etme çağrısına benzer bir sonuç çıkabileceğini vurgulayan Miroğlu, şöyle konuştu:

''Fakat Suriye'de Özgür Suriye Ordusu ile PYD güçleri arasındaki çatışmaları ve her geçen gün artan çatışmaları hatırlamakta fayda var. O dönem ülkeyi terk etme çağrısı Kuzey Irak gibi görünüyordu. Ama koşulları nasıl olur, nasıl gerçekleşir şimdiden bunu söylemek erken ama böyle bir çağrının muhtemelen cevap bulacağı yerin Suriye olabileceği ihtimal dahilindedir. Bu çağrının siyasi manada yerini bulması için hükümetin bir af tasarısı üzerinde de durması gerekir. Çünkü hem içerdeki tutukluların hem de normalleşme halinde Türkiye'ye yurt dışından yeniden dönmesi beklenen binlerce PKK mensubunun durumunda ve siyasi sürece normal yurttaşlar gibi katılmasında ciddi problemler belirsizlikler varken, Öcalan'ın böyle bir çağrı yapmasını beklemenin çok gerçekçi olacağına inanmamak gerekir.''

Şırnak Barosu Başkanı Nuşirivan Elçi ise, daha önceki müzakerelerde de bu hususun konuşulup tartışıldığını anlatarak, ''Olayın çözümüne ilişkin olumlu detaydır. Önemli olan olaya yönelik ciddi ve somutların atılmasıdır. Ciddi bir müzakere olursa bu detaylar da taraflar arasında konuşulur orta yol bulunur'' diye konuştu.


-''Bu acının sona ermesi gerekiyor''-


Mardin Barosu Başkanı Azat Yıldırım, Mardin Barosu olarak sürekli ateşkes ve barışın sağlanması için çalıştığını belirtti.

Kimseyi suçlamak istemediklerini fakat kan dökülürken, kan akarken, bazı evlerde yas olurken daha çok çaba sarf etmek gerektiğini ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:

''Başbakan'ın bu açıklamasını çok olumlu buluyoruz. Nerede olursa olsun takip ederiz, bitiririz anlayışından vazgeçilmiş olması anlamlı ve önemlidir. Bölge çok hassas. Ceylanpınar'ın durumu ortada, ekonomik olarak bölgede ciddi sıkıntılar başladı. Askeri harcamalara ne kadar dayanır onu bilmiyoruz. İnat uğruna yapılan şeylerden vazgeçilerek Kürtlerin hakları tanındığı zaman ciddi adımlar atılacağını düşünüyorum. Pratik daha önemidir, pratikte atılacak birkaç adım bu süreci hızlandırabilir. Barış için diğer ülkelerde hangi yöntem kullanılmışsa aynı yöntemin kullanılması ülke bütünlüğü içinde herkesin kardeşçe yaşayabileceği bir hak adalet getirildiği zaman bu sorunun kökten kapanacağını düşünüyorum. Kürtler hala bu ülkede kendilerini ülke vatandaşı olarak görüyor, herkes bu sınırlar içerisinde mutlu olacağı bir sistem arayışında. Gerek asker, gerek gerillalar olsun bu çocuklar öldüğü müddetçe bu sorunun aklı selim bir şekilde çözüleceğini düşünmüyorum. Aileleri bazen kapı komşusu oluyorlar. Bazen farklı şehirlerde oldukları halde aynı acıyı hissediyorlar. Biran önce bu acının sona ermesi gerektiğini düşünüyorum.'' aa

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler