YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan Eyalet Sistemi'ni işaret etti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Dünyada gelişmiş güçlü ülkelere bakarsanız, bunların hiçbirinde eyalet korkusu diye, eyalet endişesi diye bir şey yoktur. Bu, güçlenme alametidir'' dedi.
Başbakan Eyalet Sistemi'ni işaret etti
29 Mart 2013 / 23:11 Güncelleme: 30 Mart 2013 / 08:33

Başbakan Erdoğan, canlı yayınlanan CNN Türk-Kanal D ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

''Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın silah bırakın çağrısının nereden çıktığına'' ilişkin soru üzerine, Erdoğan şöyle konuştu:

''Şimdi kimsenin hidayetinin kapalı olduğunu hiç kimse söyleyemez. Radyo meselesi mesela çok basit bir konu. Biliyorsun 11-11,5 metrekarelik bir odası var. Ama orada aklımda kaldığı kadarı ile 40 metrekarelik bir avluları var. Bu radyo meselesi karşısında ben Adalet Bakanıma dedim ki; 'Niye radyo  Biz artık bunu televizyona dönüştürelim.' Kendilerine 12 kanallı bir televizyonu verdik. Aslında onu biz bir yerde de hayata dahil ettik. Orada hem kendi takımını da izliyor, hem Türkiye'de ne oluyor, ne bitiyor onu da çok daha yakından görüyor.''

Erdoğan, Öcalan'ın haftanın 3 günü olan jimnastik iznini her gün bir saat olarak değiştirdiklerini ve arkadaşlarıyla günaşırı bir saat görüşme hakkı verdiklerini belirterek, şöyle devam etti:

''Oradaki bir insan için yaşam koşullarını değiştirmesi açısından çok farklı bir şey. Benim verdiğim ve verebileceğim şey budur. Benim bir yetkim yok. Bu insan zaten orada mahkum şu anda. Yani bunu Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi 'masanın bir ucunda o, bir ucunda başbakan' ifadesi tabii çok çirkin bir ifade. Yenilir yutulur bir ifade değil. Ama o bundan kendine bir rant elde ettiğini zannediyor. Edemeyecek. Çünkü dünyanın neresine giderseniz gidin istihbarat teşkilatları biliyorsunuz, biraz kaba bir ifade ama ajan olarak anılır. O ajanları eliyle onlar her kesimle irtibatlarını kurarlar. Her kesimle de bir çözüm arayışı içindelerse onlarla birlikte onu çözerler.''

CHP'nin süreçte PKK'yı bir kenara koyarken, DHKP-C terör örgütüyle adeta el ele, koyun koyuna, omuz omuza dolaştığını dile getiren Erdoğan, ''Avukatlar olayında'' ise bu partinin genel başkanı ve genel başkan yardımcısının onları savunan açıklamalarda bulunduğunu söyledi. Erdoğan, ''Benim güvenlik gücüm oraya girdiği zaman 11 tane çelik kapıyı kırmak suretiyle giriyor. 'Hayır yoktur, moktur' dediler. Hepsi resimleriyle beraber ortaya konuldu. Sonraya oraya itfaiye getiriliyor ve dışarıdan girmek suretiyle giriliyor. Bu sefer içeriden bütün DVD'ler, kasetler, belgelerin yakıldığı görülüyor. Şu anda bizim kimlerle neyin, nasıl mücadelesini verdiğimiz ortada. Ben şahsen DHKP-C terör örgütü gibi bir örgütü, kalkıp da bunların hakikaten savunmasını anlamış değilim, anlamakta zorlanıyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'ne ve Adalet Bakanlığı'na yapılan saldırıların ardından Kılıçdaroğlu'nun geçmiş olsun telefonu açmadığına, MHP ile CHP'nin bunun ''Senaryo'' olduğunu söylediklerine değinerek, ''Kimlerle siyaset yapıldığı Türkiye'de ortada'' dedi.


-Yeni anayasa çalışmaları-


Yeni anayasa çalışmaları açısından muhalefet partilerine verilen sürenin 1 Nisan'da dolup dolmadığına ilişkin soruya karşılık Erdoğan, ''Doluyor. Bunu Meclis Başkanımız açıkladı zaten, 'Mart sonu itibarıyla' diye. Mart ayı sonu itibarıyla yeni anayasa çalışması ki artık, şurada 2-3 gün içinde vermiş olacağına ihtimal vermiyorum. Zira, 100 küsur zaten maddeyi görüşebildiler. Bunların içinde mutabık kaldıkları madde sayısı 30 küsur. Yani bu kadar'' ifadesini kullandı.

Süre sonunda Meclis Başkanı'nın, ''Bu iş olmuyor'' diyeceğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

''Biliyorsunuz tarih aslında 2012 sonuydu. 2012'nin sonunda ziyaret ettiler. 'Peki' dedik. Bizim kendi kanaatimizi kendilerine bildirdik. Diğerleri bildirdiler. Onlar 'Ucu açık.' dediler. Ucu açık olduğu zaman bu, iş sulandırmadır. Eğer hakikaten samimiyseniz, kararlıysanız tarih verirsiniz. Dersiniz ki 'Şu kadar zamanda bu işi bitireceğiz.' Eğer tarih vermiyorsanız, bu işi sulandırıyorsunuz demektir. Hazırlığınız yok. 'Burada oyalanalım.' Benim milletvekillerimin de işi var, partimin de işi var. İnanıyorum ki Meclis Başkanımın da işi var. Dolayısıyla oldu oldu, olmadığı takdirde alternatiflerin peşinde koşalım.''

Erdoğan, ''Yeni sürecin sonunda AK Parti'nin alabileceği oy ile Parlamentoda istediği gibi bir anayasa yapabileceği bir ortamın oluşup oluşmayacağı''na yönelik soruya, ''Şimdi seçimlerin atmosferi çok çok farklıdır. Ama şu anda Türkiye çok farklı bir seçim atmosferini yaşıyor. Bir defa yerel seçimlerle malum genel seçimleri birbirine karıştırmayacağız. Çünkü genel seçimlerdeki atmosfer, yerel seçimlerdeki atmosferden çok farklı'' yanıtını verdi.

Genel seçimlerin daha belirleyici olduğuna, yerel seçimlerde ise adayların ön plana çıktığına işaret eden Erdoğan, seçmenlerin yerel seçimlerde adaya, genel seçimlerde ise partiye oy verdiğini vurguladı. Partisinin kamuoyu anketlerini yoğun olarak yaptırdığını ifade eden Erdoğan, bazı yerlerde AK Parti'nin adayın, bazı yerlerde ise adayın partinin önünde olduğuna dikkati çekti.

Her parti için bu durumun geçerli olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Biz burada son yerel seçimde 39,4 gibi bir oy almıştık. Ama genel seçimlere gelince 50'ye çıktık. 11 puan gibi bir fark oldu. Bu, oradan kaynaklanıyor. Burada da yapmamız gereken aday tespitlerinde çok dikkatli olacağız'' değerlendirmesinde bulundu.


-Bakanların büyükşehirlerde aday yapılması-


Erdoğan, ''Yerel seçimlerde başarılı bazı bakanlar büyükşehir belediye başkanlığına aday gösterilecek mi '' yönündeki bir soruyu şöyle yanıtladı:

''(Olmaz) demem. Yani olabilir.  Ama şu anda en önemli şey büyükşehirlerle ilgili sormanız isabetli oldu. Gerek anamuhalefet gerekse gerekse MHP'nin yeni büyükşehirler yasasıyla ilgili yaptığı açıklamaları gerçekten ben ülkemin geleceği için çok karartıcı buluyorum. Çünkü büyükşehirler yasasını ülkemin geleceği açısından adeta modernleşme sürecinin, Gazi Mustafa Kemal'in ifadesi 'Muasır medeniyet seviyesine ulaşma' adımlarının bana göre imar planlaması olarak görüyorum. Gelecek planlaması olarak görüyorum. Ben büyükşehirleri çevrenin adeta merkezileşmesi veya merkeze yaklaşması olarak görüyorum. Buradaki o sosyolojik algıyı, maalesef onlar bulamıyorlar, yakalayamıyorlar. Şimdi bunu bir defa yakalamak lazım, anlamak lazım.''

Başbakan Erdoğan, geçmişte ihtiyaçları yıllarca il özel idarelerce giderilen köylerde su, yol ve altyapı bulunmadığını belirterek, ''Ama şimdi İstanbul ve Kocaeli'de, biz bunu yaşadık. Buralarda büyükşehirler köylere öyle uzandılar ki, altyapısından asfaltına varıncaya kadar oralardaki düzenlemelerine varıncaya kadar her şeyi başardılar'' dedi.

Antalya gibi güzel bir şehirde sahillerin mevcut duruma göre büyük oranlarda beldelerde olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Bir suç duyurusu gibi olmasın ama vakıa bu. Ufak tefek bazı belediyenin çıkarları karşılığında umulmadık imar müsaadeleri veriyorlar. Ne oluyor o denizler. Kirlenmesine varıncaya kadar her şey oluyor. Biz bütün bunlara Kültür ve Turizm Bakanlığı ile müdahale ettik ki oralarda mavi bayrağı daha fazla dalgalandıralım diye. Yoksa eskiden durum çok kötüydü. Ama buralar, yanında mimar çalıştıramayacak, çevre mühendisi çalıştıramayacak, mühendis doğru dürüst çalıştıramayacak belde belediyesinin işi değil ki bunlar. Ancak bunları mülki sınırları Antalya belediyesinin kapsamına aldığın zaman ne yapacak. O zaman Antalya belediyesinin su ve kanalizasyon idaresi bütün oralara müdahale etme imkanını bulacak. Oraları kolektör altına alacak. Dolayısıyla denizlerimizin kirlenmesi ortadan kalkacağı gibi şehircilik açısından da bir plan bütünlüğü gelecek. Yani 100 binlik, 50 binlik, 25 binlik, 5 binlik nazım imar planı, ardından da ilçelere binlik uygulama planını verecek. Şehirlerimiz böyle güzelleşecek. Böyle muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacak. Yoksa biz hala köy mantığıyla gideriz ki bu, olacak iş değil.''

Erdoğan, Ordu'nun da dahil olmasıyla büyükşehirlerin sayısının 30'a çıktığını, nüfusun yüzde 85'inin bu şehirlerde yaşadığını ve bu yasayla Türkiye'nin bakışının değişeceğini belirtti.

Büyükşehir belediye başkanlarını ismen düşünmeye başlayıp başlamadığının sorulmasına karşılık Erdoğan, ''Başlamaz olur muyuz  Onu teşkilatımız, halkımız olsun, orada yaşayanlarla düşünmek zorundayız. Ama öyle netleşme falan daha yok'' dedi.


-Eyalet sistemi-

 

Erdoğan, partisinin Akdeniz Bölgesi milletvekilleriyle yaptığı toplantıda eyalet sistemiyle ilgili sözlerine muhalefetin tepki gösterdiğinin anımsatılması üzerine, şöyle konuştu:

''Bunlar, tarihi filan bilmiyorlar. Bunların tarih bilinci yok. Şimdi 'cumhuriyete savaş açmak' derken, bir defa dünyaya şöyle bir bakalım. Dünyada gelişmiş güçlü ülkelere bakarsanız, bunların hiçbirinde eyalet korkusu diye, eyalet endişesi diye bir şey yoktur. Tam aksine eyalet yapılanmaları o güçlü ülkelerde çok daha süratle kalkınmayı getirir ve demokraside özellikle siyasi rekabeti getirir. Bu, güçlenme alametidir. Gelelim bizim kendi tarihimize. Osmanlı'ya baktığımız zaman, o güçlü Osmanlı'da mesela çok daha enteresan Lazistan eyaleti var, Kürdistan Eyaleti var. İniyoruz güneye yine aynı şekilde eyalet sistemleri var. Niye Osmanlı güçlü ve oralarda hiç çekinmeden rahatlıkla bunları vermiş. Şimdi ben MHP'ye endişeyle bakıyorum. Haydi CHP'yi bu konuda farklı düşünürüm de. Ama MHP bir taraftan 'Osmanlı'nın devamıyız' diyecek veya 'Osmanlı'yız' diyecek. Öbür taraftan Osmanlı'nın bu devlet yapısındaki yaklaşım tarzını görmezlikten gelecek.''  

MHP'nin farklı bir etnik unsurun büyükşehir belediyesi kazanmasından korktuğunu dile getiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

''Güçlen, gir, kazan. Eğer sen demokrasiden bu kadar çekiniyorsan o zaman zaten Türkiye'de hiç seçime girmemen lazım. Niye  Her yeri kaybedebilirsin. Niye  Sen de etnik mücadele veriyorsun, siyasi mücadele vermiyorsun. Ama bizim böyle bir endişemiz yok. Niye  Biz 81 vilayetin 78'inde milletvekili çıkarmışız. 81'in 81'inde de belediye başkanlıklarımız var. Niye  Kucaklıyoruz hepsini. Demek ki kucakladığımız zaman oluyor. Eyaletlerde de böyle bir endişenin içine girmeye gerek yok. Bu konuda benim söylediğim şu: 'Güçlü bir Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalıdır.' Üniter yapı noktasındaki yaklaşım tarzı aslında bununla alakalı bir şey değil. Siz eyalet sisteminde de üniter yapıyı muhafaza edebilirsiniz. Tamamıyla bunu atıp götürme diye bir şey yok. 'Federal yapı' diyoruz. Federal yapı nedir  Orada geliyor toplanıyor zaten.''

Erdoğan, Rusya ve İran'dakine benzer bir yapıdan mı bahsettiğinin sorulması üzerine, ''Benim söylediğim, demokraside ve özellikle ekonomik kalkınmada güçlü bir Türkiye'den bahsediyorum, bu bir. İki, bunlara biz Osmanlı'daki yaklaşımı da ilave edebiliriz. Şunu da çok açık söylüyorum: Bakın biz Osmanlı'da özellikle azınlıklar konusunda, eyaletler sistemi konusunda o hoşgörüyü biz hala yakalayabilmiş değiliz. Bunu da çok açık net ortaya koymamız lazım'' ifadesini kullandı.

''Seçilmiş vali'' düşünüp düşünmeyeceği sorusuna ise Erdoğan, ''Bunlar 2023'ün konusu. Öyle bir sistemin içerisinde belediyeyi kabul ediyorsun da seçilmiş valiyi niye kabul etmiyorsun'' yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan, eyalet sisteminin bölünme riski oluşturup oluşturmayacağına dair soruyu ise şöyle yanıtladı:

''Osmanlı 'Kürdistan, Lazistan' demiş. Bizim 'Kürdistan, Lazistan' dememize gerek yok. Bizim nasıl coğrafi bölgelerimiz var. Bu bölgeler sistemi içerisinde olayı değerlendirebiliriz. Öyle de yapılabilir. Şu anda Almanya'daki sisteme baktığımız zaman, coğrafi bölge olarak eyaletin adını koyuyor. Amerika'ya bakıyoruz, coğrafi. 'Teksas eyaleti' diyor, 'Florida eyaleti' diyor. Bu şekilde ortaya koyuyor.''  

Kendilerinin de olaya bu şekilde yaklaşabileceklerinin altını çizen Erdoğan, şu anda ''böyle olsun noktasında olmadıklarını'' ancak kendisine cevap vermeye gayret edenlerin incelemeden konuştuklarını söyledi.

Erdoğan, böyle bir yaklaşım tarzının güçlü bir Türkiye için faydalı olabileceğine dikkati çekerek, ''Şu an için söylemiyorum. Şu an için bize tam aksine şu andaki yapı gereklidir. Çünkü bizde şu andaki kontrol mekanizmaları çok önemli. Eğer kontrol mekanizmalarını iyi götüremezsek sıkıntı olur'' diye konuştu.

İl özel idarelerine gönderdikleri paraların valiler tarafından kaymakamlara verilmemesi gibi durumlarla karşılaştıklarını dile getiren Erdoğan, KÖYDES'le ilgili paraları bundan sonra kaymakamlığa direkt göndereceklerini, harcamaların da orada yapılacağını belirtti.

Başbakan Erdoğan, çok sevdiği, başarılı valiler bulunduğunu ifade ederek, ''Bazıları da alıyor parayı bankaya koyuyor, orada sanki turşusunu kuracak. Ya kardeşim biz bu parayı sana niye gönderiyoruz  Şu okulu bir an önce bitir diye gönderiyoruz. Şurada yollar, şunlar bunlar, vesaireye desteğini ver. Hastanelerde gerekli olan destekleri ver. Bunun için gönderildi sana bunlar. Onun için şimdi bu bütçelerde de çok daha farklı bir planlama içerisine girdik. Çünkü finansmanı iyi yönetmemiz lazım'' değerlendirmesinde bulundu.

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler