22 Mayıs 2017 Pazartesi
  • Altın144,256
  • BIST96.400
  • Dolar3,5616
  • Euro4,0009
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6274
  • İstanbul18 °C
  • Ankara9 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya11 °C
  • Adana17 °C
  • Antalya15 °C
  • Diyarbakır18 °C
  • Bursa12 °C
  • Kayseri11 °C
  • Kocaeli13 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep15 °C
  • İçel18 °C
ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK?
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Başbakan Davutoğlu merak edilen soruyu cevapladı
Başbakan Davutoğlu, "Sayın Türkeş, MHP'nin milletvekili olarak anayasanın gerektirdiği bir vazifeyi yapmak üzere 'evet' dedi, AK Parti'ye geçmek üzere 'evet' demedi. Türkeş'e mektup yazıp gönderene kadar hiçbir temasım olmadı" dedi.
Başbakan Davutoğlu merak edilen soruyu cevapladı
29 Ağustos 2015 / 09:38 Güncelleme: 29 Ağustos 2015 / 10:05

Başbakan Ahmet Davutoğlu, yeni kabinedeki isimleri açıkladıktan sonra canlı yayında Habertürk'e konuk olarak gündemi değerlendirdi.

İşte Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları;

Anayasal zorunluluğu olan bir hükümet kurduk

Kabinede daha fazla hanımın olmasını istiyordum, üzerinde düşündüğümüz isimler oldu ancak, şartlar ve dağılım itibariyle çok elimizin serbest olduğu bir kabine değil bu. Anayasal zorunluluğu olan bir hükümet kurduk. Anayasa'ya riayet etmek birinci önemli husustu. Partilerin tamamı evet demiş olsaydı daha büyük bir taplo ortaya çıkacaktı. Belli kuralların işletilmesi gereken, bağımsız olması gereken ya da partili olduğunda şu özellikleri bulunması gereken şu sayılarda olması gereken bir tablo.

Ancak, açıkçası bu görevi aldıktan sonra herhangi bir önyargı olmadan öncelikle belli kriterleri zihnimde tasavvur ettim bunu da paylaştım; ehliyet, liyakat, uyum...

"Koalisyon kurmuş olsaydık takdir ya Kılıçdaroğlu'nun ya da Bahçeli'nin olacaktı"

Birincisi önemli husus; anayasal zorunluluk. Yani Anayasal zorunluluğu olan bir hükümet kurduk. Tamamıyla tercih hakkının benim elimde olmadığı ve benim sadece özellikle TBMM'de grubu olan partilerin dağılımı itibariyle Meclis Başkanı'nın bildirdiği belli sayılar içinde hareketin olduğu bir tablo. Dolayısıyla anayasa zorunluluğuna riayet etmek birinci husustu.

Buna riayeti esas aldığım için de malum CHP'den, MHP'den ve HDP'den 5+3+3 oranında isimler tespit ettim. Bunun tespiti anayasal bir zorunluluktu. Fakat bu isimleri tespit ederken hep şunu da göz önünde bulundurdum; temsil kabiliyeti olsun ve birlikte diyelim CHP ile ya da MHP ile koalisyon kurmuş olsaydık, tabi o zaman takdir sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin olacaktı kimlerin gireceği ile ilgili ama, onların da tercih edebileceği isimler muhtemelen bunlar olurdu diye düşünerek devlet tecrübesine sahip olan, belli alanlarda uzmanlığına benim de başka bir partide olmakla birlikte hürmet ettiğim isimleri öne çıkarmaya çalıştım.

"Türkiye'nin tesmi buraya yansısın istedim"

Bu anayasal zorunluluğu 3 üye evet dedi, bir isim MHP'den ikisi HDP'den. Ve anayasal zorunluluk bu anlamda yerine getirilmiş oldu. O aşama ortaya çıkınca bu sefer madem ki ben tam olarak bu tabloyu gerçekleştiremedim ama Türkiye'nin resmi buraya yansısın dedim. Herkesin olduğu bir resim olsun istedim. Belli tercihleri buna göre yapmayı tercih ettim.

Türkiye’den her rengin temsil edildiği, Kürt, Türk, Alevi, Zaza, MHP’li, gençliğinde birbirleriyle karşı karşıya durmuş iyi bir kabine kurduğumuz düşüncesindeyim. Sonucunun da hayırlı olacağı düşüncesindeyim.

AK Parti'den 13 bakanlığı 11'e düşürdük, bu bir zorunluluktu. Kimse 'Bu isim ne arıyor' demesin diye uzmanlığa baktım.

"Türkeş AK Parti'ye geçmek için 'evet' demedi"

Sayın Türkeş'e ben mektup yazıp gönderene kadar hiçbir temasım olmadı.  Aile geçmişini de bildiğim için verdiği cevaba hiç şaşırmadım. Türkeş ile daha önce görüşmem olmadı. Sayın Türkeş, Milliyetçi Hareket Partisi'nin milletvekili olarak anayasanın gerektirdiği bir vazifeyi yapmak üzere 'evet' dedi, AK Parti'ye geçmek üzere 'evet' demedi. Onun için sormadım, konuşmadık. 'Siz partiden ihraç edilirseniz ne olur' diye düşünmem ben. Çünkü o zaten böyle bir ihtimali göz önüne alarak, dirayetli, cesur bir karar almış. Alternatifini düşünerek o kararı almamış.

Bu bir devlet görevidir. Devlet görevi üstlenenlerin, devlet görevi yaparken; görev başladığında o anda bütün herkes benim gözümde vatandaş olarak eşittir. Devlet için diğer partilerle bir araya gelmekten kaçınmadım. Türkeş'in şu an bunu yapmazsam ileride bunu yapamam’ dediğini düşünüyorum.

İlk Bakanlar Kurulu ne zaman?

Bakanlar Kurulu toplantısı Pazartesi ya da Salı günü olur. Başbakan Yardımcısı arkadaşlarım benim dava arkadaşlarımdır. AK Parti içinde yerleri ayrıdır. Fakat Bakanlar Kurulu'nda hiçbir arkadaşımın birbirinden farkı yoktur.

"Avrupa Birliği Bakanlığı hepimiz için yüzleşme Bakanlığı olacak"

Avrupa Birliği Bakanlığı yapan arkadaşımız, bu zeminde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temsilcisi olarak Avrupa'da bulunacak. Ve bunu açıkça ifade ediyorum, bu temsili unutmamaası gerekir. Seçerken anayasal zorunluluk var ama yürütürken bu hükümetin iç disiplini ve uyumuna özen gösterecek.

Dolayısıyla ben Ali Haydar Bey'in herhangir bir şekilde yurt dışıdna temsil anlamında bir zaaf oluşturmayacağını umud ediyorum. Brüksel'e gittiğinde bölücü terör örgütünün eylemlerini savunamaz. Ve o savunmadığı için de HDP'liler onu eleştiremez. Ya da Türkiye'deki anayasal düzen yerine şu düzen gelmelidir gibi bir fikri ortaya koyamaz.

Bunlar tabi tecrübe ile beraber göreceğiz. Avrupa Birliği Bakanlığı bu açıdan hepimiz için bir yüzleşme bakanlığıdır. Avrupa Birliği tarafından da böyle. Türkiye'de özgürlüklerin olmadığını iddia eden bazı bakanlar karşılarında HDP'li bir bakanla temas kuracaklar.Avrupa Birliği açısından da bir sınamadır bu. Acaba Avrupa Birliği kendi ülkelerinin hangisinde bug görüşleri olan bir siyasal hareket bir temsil makamına getirilmiştir?
Türkiye'deki demokrasinin düzey ve seviyesini de Avrupalılar görmüş olacak. Ben onu görmek istiyorum.

HDP'li Kalkınma Bakanı bakalım ne yapacak?

Kalkınma Bakanı, sivil toplum hareketi içinde gelen değerli bir vekil. Bakalım barajlara yapılan saldırıları, kalkınma için yapılan o büyük projeler konusunda HDP nasıl bir tutum takınacak? Kendilerinden çıkan bir bakanın kalkınma projelerine verilen desteğin yanında mı duracak, yoksa bütün bu barajları, askeri baraj diyen Demirtaş ve benzerlerinin zihniyeti ile mi hareket edecekler?

Biz 12-13 yıl içinde Türkiye'nin her yerine kalkınma hamleleri yaptık. Onlar ise TIR'ları yaktılar, şantiyeleri bastılar, barajları yıkmaya kalktılar. Oraya yatırımla gelen işadamlarını korkutup kaçırdılar. Orada yatırım yapan işadamlarına haraç alıp onları oradan sürmeye kalktılar. Şimdi kalkınma projeleri, ve kalkınma ile ilgili hedefler onların bir arkadaşında.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler