YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Balyoz davasının başlama tarihi
Balyoz davasının başlama tarihi
11 Aralık 2010 11:10
Balyoz Planı Dvası 16 Aralık'ta başlayacak...

''Balyoz Planı'' iddialarına ilişkin hazırlanan iddianamede, ''Balyoz'' yapılanmasının, askeri bir müdahale için öncelikle ülkeyi günden güne kaos ve kargaşa ortamına çekerek ortamı şekillendirmeyi planladığı, bu amaçla ''Oraj'', ''Suga'', ''Çarşaf'' ve ''Sakal'' eylem planlarının hazırlandığı öne sürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 968 sayfalık iddianamenin ''Sonuç, değerlendirme ve talepler'' bölümünde, ''Balyoz Sıkıyönetim Komutanlığı'' isimli yapılanmanın nihai amacının devletin kontrolünü ele geçirmek olduğu belirtiliyor.

Bunun aşamalardan oluştuğu ifade edilen iddianamede, birinci aşamada istihbarat faaliyetlerinin yer aldığı, ikinci aşamanın askeri müdahale için zemin hazırlama süreci olduğu öne sürülüyor.

İddianamede, şu görüşlere yer veriliyor:

''Balyoz yapılanmasının, askeri bir müdahale için öncelikle ülkeyi günden güne kaos ve kargaşa ortamına çekerek ortamı şekillendirmeyi planladığı, bu amaçla 'Oraj', 'Suga', 'Çarşaf' ve 'Sakal' eylem planlarını hazırladığı görülmektedir. Eylem planlarının haricinde hem ortam şekillendirmesine katkı sağlayacak nitelikte, hem de bir sonraki süreçte darbe karşıtı fikirler beyan edeceği tahmin edilen aydın, gazeteci, yazar ve akademisyenleri engellemeye yönelik planların hazırlandığı da görülmüştür. Balyoz yapılanması tarafından belirlenen temaların yoğun bir şekilde kullanılmasıyla kamuoyunun yönlendirilmesi ve halkın askeri bir müdahalenin zaruri olduğunu düşünür hale gelmesini sağlamanın da planların birer parçası olduğu görülmektedir.''

ASKERİ MÜDAHALE ÜÇÜNCÜ AŞAMA

İddianamede, üçüncü aşamanın askeri müdahale olduğu belirtilerek, ikinci aşamada belirtilen ortam şekillendirme faaliyetlerinin askeri bir müdahaleye zemin oluşturacak hale gelmesinin ardından 1. Ordu Komutanlığı komutasındaki yapılanmanın, önce olağanüstü hal ve ardından sıkıyönetim ilan ederek, askeri bir müdahale ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetini iktidardan zorla uzaklaştırmayı planladığı kaydedildi.

Daha sonra öncelikle kilit noktalara belirlenen Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin getirileceği, kamu kurumları, sağlık, gıda, ulaşım ve benzeri her türlü ihtiyaç kaynaklarının kontrol altına alınacağı, önceden belirlenen kişilerin teşkil edilecek birimlerce gözaltına alınacakları ve tutuklanacakları vurgulanan iddianamede, kapatılmak üzere belirlenen basın ve yayın kuruluşları, vakıf, dernek gibi yerlerin faaliyetlerine son verileceği, belirlenen şahısların, kurumların mal varlıklarına ve devlet ekonomisine el koyacaklarının görüldüğü anlatılıyor.

Dördüncü aşamada yürütme görevinin ''Milli Mutabakat Hükümeti''ne bırakılacağı, bu hükümetin de ''cunta'' tarafından belirlenen hükümet programını uygulayacağı dile getirilen iddianamede, beşinci aşamanın ise seçim olduğu kaydediliyor.

İddianamede, 3 Kasım 2002 seçimlerinde mecliste çoğunluğu sağlayan ve hükümeti kuran partinin kimliği, kadroları ve yönetim tarzından rahatsızlık duyan dönemin 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan tarafından ''28 Şubat sürecinde elde edilen kazanımlardan istifade edilememesi ve 2002 seçimlerinde AK Partinin tek parti olarak iktidara gelmesi ile beraber ülkede hızlı bir zemin kayması yaşanması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin laiklik karşıtı ve irticai unsurların etkisine girmeye başladığı ve bu nedenle Balyoz Komutanlığının İç Hizmet Kanunu'nun kendisine verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevinin gereği olarak bu harekat planının hazırlandığı'' öne sürülüyor.

Konuya ilişkin l. Ordu sorumluluk sahası içinde bulunan dönemin Harp Akademileri Komutanı İbrahim Fırtına ve Donanma Komutanı Özden Örnek ile temas kurulduğu ve anlaşma sağlandığı, ardından yine aynı saha içerisinde bulunan İstanbul ve Bursa jandarma bölge komutanları ile de temas ve anlaşmanın sağlandığı belirtilen iddianamede, şu ifadelere yer veriliyor:

''Eldeki mevcut delillere göre, dönemin Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının dahil olmadıkları anlaşılan, şüphelilerin ordu bünyesindeki askeri hiyerarşi dışında bu amaçla bir yapılanma oluşturdukları, kurulan bu suç örgütünün darbe yaparak hükümeti yıkmaya yönelik, öncelikle Balyoz Güvenlik Harekat Planı adı altında demokratik yollardan iş başına gelmiş hükümeti antidemokratik yollarla yönetimden uzaklaştırma amacıyla çok kapsamlı ve ayrıntılı bir plan hazırladığı, bu planda hükümet ile işbirliği içerisinde olduğu vurgusu yapılan ve irticai olarak nitelenen grupların da tek ferdi kalmayacak şekilde ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görülmektedir.''

''BİR ANDA YAPILMIŞ BİR PLAN DEĞİL''

'Balyoz Güvenlik Harekat Planı''nın bir anda yapılmış bir plan olmadığı belirtilen iddianamede, AK Partinin hükümeti kurmasından sonra çalışmaların yönünün değiştirildiği, önce ''Olasılığı en yüksek tehlikeli senaryo'' oluşturulduğu, akabinde bu senaryonun yürürlüğe konulması için çalışmalar başlatıldığı öne sürülüyor.

Bu çalışmalara göre, ülkenin yönetiminin ele alınmasının planlandığının anlaşıldığı belirtilen iddianamede, 1. Ordu Komutanlığının bölgesinde yer alan deniz kuvvetlerine bağlı birliğin yaptığı ''Suga Planı'', 1. Ordu bölgesinde yer alan hava kuvvetlerine bağlı birliğinin yaptığı ''Oraj Planı'' ve 1. Ordu bölgesinde yer alan jandarma birliklerinin yaptığı ''Sakal'' ve ''Çarşaf'' planlarının bu mahiyette olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, 5-7 Mart 2003 tarihlerinde l. Ordu Komutanlığında sadece 162 kişinin katılımı ile jenerik şekilde gerçekleşen seminerin, ''Balyoz Harekat Planı''nda öngörülen ve bir nevi darbenin tatbikatı olan seminer olduğu anlatılıyor.

Dava konusu seminerde, şüpheli Çetin Doğan'ın 1980 askeri müdahalesinden de örnekler verdiği belirtilen iddianamede, bu defa çalışmaların daha sıkı tutulup, kurumlara yerleştirilecek askeri personelin seçimi, görevlendirilmesi, atandığı kurumda kalıcı olabilmesi için görevlendirme konusunda detaylı çalışmalar gerektiğini, aksi takdirde işlerin planlandığı şekilde yürümeyeceğini vurguladığına yer veriliyor.

''Balyoz'', ''Suga'', ''Oraj'', ''Sakal'' ve ''Çarşaf'' adlı eylem planlarında sonuç olarak görevlerin belirlendiği kaydedilen iddianamede, somut olaylarda yapılan planların senaryodan ibaret olmadığının anlaşılacağı vurgulanıyor.

Planda ''Görevlendirilecek Kategoriler'' başlıklı eke bakıldığında da bu kategorilerin hiç birisinin barış zamanında ve olağanüstü hal zamanında TSK'nın görev alanına girmediği vurgulanan iddianamede, bunun planın icrası aşamasına geldiğini, dolayısıyla suçun icra hareketlerine başlandığını gösterdiği öne sürülüyor.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler