29 Mart 2017 Çarşamba
  • Altın147,216
  • BIST90.182
  • Dolar3,6478
  • Euro3,9515
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5552
  • İstanbul7 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir5 °C
  • Konya0 °C
  • Adana10 °C
  • Antalya10 °C
  • Diyarbakır5 °C
  • Bursa2 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli-2 °C
  • Şanlıurfa10 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Aynısını Özal'a da yapmışlardı
Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adaylığını açıklamasının ardından "Başbakan istifa etsin" sesleri meğer yıllar önce merhum Turgut Özal için de söylenmiş...
Aynısını Özal'a da yapmışlardı
07 Temmuz 2014 / 15:20 Güncelleme: 07 Temmuz 2014 / 15:34

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Abdulkadir Selvi, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına adaylığını koymasından itaberen, sol kesimlerden yükselen 'Başbakan istifa etsin' seslerini zamanında Turgut Özal için de çıkardıklarını yazdı.

İşte Selvi'nin o yazısı...

Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığının ilan edildiği gün, CHP şapkasından hangi tavşanı çıkaracak diye merak etmiştim.

Çok bekletmediler. 'Erdoğan Başbakanlık'tan istifa etsin' kampanyası başlattılar.

Devlet Bahçeli de bir kez daha CHP trenine, vagon oldu.

Özal'ın cumhurbaşkanı adaylığı sürecini izlemiş biri olarak bu durum beni şaşırtmadı.

Bunların derdi sadece Erdoğan'la değil. Bunlar sivil, milli ve milletin olanına karşılar. Demirel'in, Sezer'in adaylığını desteklediler ama Özal'a ve Erdoğan'a bir türlü alışamadılar. Menderes'i içlerine sindiremedikleri gibi.

Özal'a karşı kampanya sertti ama Özal rahattı. Öyle ki, Cumhurbaşkanı seçilmesine rağmen, 'Alışamadım' diye kampanya düzenleyen azgın azınlığa karşı bile, 'Alışırlar, alışırlar' demişti.

Eğer Özal cesaretli olmasa zor Cumhurbaşkanı olurdu.

Çünkü Özal'ın şahsında değişimle statükonun savaşı yaşanıyordu. İlk raundu Özal kazandı, ama onun ölümüyle statüko Türkiye'yi teslim aldı.

Özal'a ilk muhalefet, partisinden gelmişti. Özal'ın elinden tutup Meclis Başkanı yaptığı Necmettin Karaduman, 'Özal'ın adaylığı uygunsuz' demişti. Kendisini bir kez de Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı'nı engellemek için İsmail Hakkı Karadayı'ların yer aldığı Encümen-i Daniş'le görmüştük.

Özal'a muhalefet odaklarından biri SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'ydü. 26 Eylül tarihli gazeteler, 'İnönü, Özal'ı tanımayacak' manşetiyle çıktı.

Özal'a en sert muhalefeti Demirel yaptı.

'Özal beni kullanıp başbakan oldu' dedi. Hızını alamadı. 'Kargadan bülbül, Özal'dan cumhurbaşkanı olmaz' diye konuştu. Ama hiçbirisi daha sonra Ertuğrul Özkök'e ilham kaynağı olacak kadar öngörülü(!) değildi.

Başbakan Erdoğan, 28 Şubat'ta hapis cezasına çarptırılınca, Ertuğrul Özkök bugün bile savunduğu, 'Muhtar bile olamaz' haberini yapmıştı ya, meğer o sözün patenti Demirel'e aitmiş.

22 Eylül 1989 tarihli açıklamasında Demirel, 'Özal muhtar bile olamaz' diyordu. Özal, Cumhurbaşkanı oldu.

Peki Özal ne yapıyordu? O da lafın altında kalmıyordu. Demirel'e, 'İnsafın kurusun. Hırsından çatlayabilir' karşılığını verdi.

Bir de Özal seçilirse, sine-i millete dönme tartışması vardı. Demirel başlatmış ama çark etmişti. Erdal İnönü sine-i millet isteyen SHP milletvekillerine, 'Biz ve DYP, Meclis'i boşaltırsak askeri darbe olur' diye baştan kapıyı kapattı. Fakat, DYP'li Murat Sökmenoğlu sözünün arkasında durdu, Özal'ın seçildiği gün milletvekilliğinden istifa etti.

O zaman da ters köşe vardı. Özal aday olacak mı olmayacak mı tartışması epey uzun sürmüştü. Hatta İspanya dönüşü uçakta yaptığı açıklamalar, 'Çankaya'dan çark' olarak anlaşılmıştı. Necip Türk basını 'Özal çark etti mi etmedi mi?' tartışmasını yürütürken 18 Ekim günü Özal, ANAP grubunda kürsüye çıkıyor ve 'Ben size emanetim' diyordu.

Özal aday olmakla birlikte zaten ilk raundu kazanmış oluyordu. Çünkü Özal'ı korkutarak aday olmasını engellemeye çalışan statüko cephesi ilk bozgunu yaşıyordu. Meclis'teki oylama sırasında DYP ve SHP Genel Kurul salonuna girmedi. Deniz Baykal, 'Özal, sivil diktatör' diyordu. Demirel, 'Tahta çıkar gibi Çankaya'ya çıkılmaz' diye tepki göstermişti.

Özal hepsinin bileğini bükerek Cumhurbaşkanı oldu. Yemin töreni için Meclis'e geldi. Muhalefet bu kez yemin töreninde Meclis'e girmedi.

Önce, 'Tanımıyoruz' kampanyası başlattılar. Bir teğmen Kızılay Postanesi'nden, 'Tanımıyoruz' telgrafı çekmişti.

1991 seçimlerine geldik. Demirel miting meydanlarında, içi boş dosyaları sallayarak, 'Koskotas dosyaları elimizde. Özal'ı indireceğiz' diyordu. Muhalefet Özal'ı indirmeye yemin etmişti. Hem de onursuzca indireceğiz diyorlardı. Partisi ANAP ise Özal'ın arkasında durmuyordu.

O günlerde Demirel'i izliyordum. Demirel'e, 'Seçimleri kazanırsanız görev almak için Çankaya'ya çıkacak mısınız?' diye sorduk. 'Çankaya'ya çıkacağıma dağa çıkarım' dedi.

1991 seçimlerine gidildi, Demirel yüzde 27 ile birinci parti olarak çıktı. Demirel ile İnönü anlaştı. Ancak hükümeti kurmak için Cumhurbaşkanı'nın Demirel'e görevi vermesi gerekiyordu. Demirel, Cumhurbaşkanı tarafından davet edildi. Biz Çankaya'nın kapısında bekliyoruz. Geldi, ağzı kulaklarında. Nasıl olmasın. 12 Eylül'de devrilmiş, şimdi hükümeti kurma vazifesini üstlenmiş.

Genç gazeteciler, yılların kurdu Demirel'i madara edeceğiz ya, 'Çankaya'ya çıkacağıma dağa çıkarım dediniz. Ama Çankaya'ya çıktınız' diye sorduk.

'Devletin tepesinde küslük olmaz canım' karşılığını verdi. Öyle kala kaldık.

Boş durmadılar. Mesut Yılmaz'ın da desteğiyle Çankaya'yı Özal'a dar ettiler. O yüzden Erdoğan'dan sonra AK Parti'nin güçlü kalması ve Cumhurbaşkanı'nın hukukunu koruması gerekiyor.

Özal Cumhurbaşkanı oldu, sivil cumhurbaşkanlığı yolunu açtı. Eğer Özal o yolu açmasa ona en fazla muhalefet eden Demirel Cumhurbaşkanı olmaya cesaret edemezdi.

Bakarsınız Erdoğan da yeni bir yol açar...

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler