23 Ocak 2017 Pazartesi
  • Altın146,538
  • BIST83.067
  • Dolar3,7912
  • Euro4,0490
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6673
  • İstanbul3 °C
  • Ankara-3 °C
  • İzmir-2 °C
  • Konya-6 °C
  • Adana-1 °C
  • Antalya3 °C
  • Diyarbakır-6 °C
  • Bursa0 °C
  • Kayseri-10 °C
  • Kocaeli-5 °C
  • Şanlıurfa4 °C
  • Gaziantep-3 °C
  • İçel5 °C
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Aynı toprakların dilini konuşuyoruz
Başbakan Erdoğan bugün Diyabakır'daydı. Hedefinde ise hem CHP hem de BDP vardı.
Aynı toprakların dilini konuşuyoruz
02 Haziran 2012 / 17:45 Güncelleme: 02 Haziran 2012 / 21:15

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti çatısı altında ülkesine, memleketine, bölgesine, iline, ilçesine hizmet dışında hiçbir amacı olmayan bu kardeşlerimizin kaçırılması, öldürülmesi bizim mücadele azmimizi daha da perçinledi. Bu cesur teşkilat, bu saldırıların hiçbirine bugüne kadar boyun eğmedi, bundan sonra da eğmeyecek. Bu teşkilat, tehditlerin hiçbirine bugüne kadar boyun eğmediği gibi sevgi dilini konuşmaya devam edecek'' dedi.

Erdoğan, Diyarbakır Seyrantepe Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Diyarbakır 4. İl Kongresi'nde, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından yaptığı konuşmada, Diyarbakır'ın ilçelerini sayarak, Allah'tan kongrenin başta Diyarbakır olmak üzere Türkiye'ye, millete ve demokrasiye hayırlar getirmesini diledi.

Kongreyi muhteşem olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan, kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti İl yönetimiyle kadın ve gençlik kollarına teşekkür etti.

Diyarbakır'ın, AK Parti'nin kuruluş aşamasında da destek ve katkı verdiğini ifade eden Erdoğan, ''AK Parti'nin kuruluş aşamasında ülkemizin dört bir yanında dolaşıp, halkımızın hissiyatını öğrenmeye çalıştığımız da en güçlü, en anlamlı mesajları aldığımız şehirlerin başında Diyarbakır geliyordu'' diye konuştu.


-''Diyarbakır bizim önümüze kırmızı çizgiler koydu''-


AK Parti'nin fikriyatının oluşumunda, parti programının şekillenmesinde, siyaset tasavvurunun gelişiminde Diyarbakır ve Diyarbakırlıların çok önemli etkisi ve katkısı olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Diyarbakır bizim önümüze kırmızı çizgiler koydu. 'Etnik milliyetçilik yapmayacaksın, dinsel milliyetçilik yapmayacaksın, bölgesel milliyetçilik yapmayacaksın' dedi. Diyarbakır bizim önümüze, kardeşlik hukukunu yüceltmeyi, bir ve beraber olmayı koydu. 'Kimseyi hor görmeyeceksin, kimseyi dışlamayacaksın, her zaman kardeşliği, birliği, bütünleşmeyi savunacaksın' dedi. Diyarbakır, bizim önümüze ileri demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü koydu. Hak ve özgürlükleri herkes için en geniş manada geliştireceksin dedi. Diyarbakır, bizim önümüze adaleti koydu, kalkınmayı koydu, onun için Adalet ve Kalkınma Partisi olduk. İstikrarı koydu, güveni koydu, 'hem ülkeyi hem bölgeyi geliştireceksin' dedi.

Diyarbakır halkından aldığımız ilhamla, Diyarbakır'ın mert dürüst, fedakar insanlarından aldığımız mesajlarla yola koyulduk. Hamdolsun geride bıraktığımız 10 yılda Türkiye'yi daha fazla büyüttük, daha fazla özgürleştirdik, daha fazla kalkındırdık. Biz, hiçbir zaman Diyarbakır halkının hissiyatını, efkarını yani fikirlerini aklımızdan çıkarmadık. Her zaman milletimizin iradesini rehber edindik. İlk günden beri bize kucak açan Diyarbakır bizi hiç yalnız bırakmadı, bizi hiç mahcup etmedi. Biz de Diyarbakır'a mahcup olmamak için gecemizi, gündüzümüze kattık, gerektiğinde hayatımızı ortaya koymaktan çekinmeden, cansiperane millete hizmet davasına sahip çıktık.''


-''Türkiye'yi bölgesel bir güç haline getirdik''-


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, millet iradesine kast eden odakların AK Parti'yi hedef aldıklarını, kirli oyunlarla AK Parti'yi saf dışı bırakmaya çalıştıklarını belirterek, siyasetin zorluklarını, sıkıntılarını, risklerini göze alarak millete hizmet için yola çıktıklarını söyledi.

Karanlık odakların, terör örgütlerinin, yerli-yabancı menfaat şebekelerinin, mafyanın ve darbecilerin sadece AK Parti'yi değil milletin iradesini, demokrasiyi, Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü kardeşliği hedef aldıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türlü türlü oyunlar, saldırılar, provokasyonlar yaptılar. Çok şükür milletimizin desteği ve hayır duasıyla bütün girişimleri alt ettik. Türkiye'yi bölgesel bir güç haline getirdik. AK Parti'ye karşı hasmane duygular içerisine giren çevreler ellerinden geleni arkalarına koymadılar. Karşısındakileri siyasi muhatap değil düşman zanneden zihniyet AK Parti'ye destek olan, AK Parti bünyesinde faaliyet gösteren benim Kürt kökenli kardeşlerime karşı olmadık zulümler yaptılar, yapıyorlar.

Diyarbakır teşkilatımız gerçekten de kurulduğu günden itibaren çok zor şartlar altında çalıştı, çalışmaya devam ediyorlar. Daha 4 gün önce il başkanlığımızın önünde ses bombaları patlattılar. İl başkanlığımız, ilçe başkanlıklarımız, seçim bürolarımız defalarca saldırıya uğradı. Teşkilatımızın mensupları kaçırıldı, yakınları kaçırıldı, milletvekillerimiz tehdit edildi. 13 Mayıs'ta Kulp İlçe Başkanımız Veysel Çelik kardeşimiz bir taziye ziyareti için gitti Muş'tan dönüşünde terör örgütü tarafından kaçırıldı. Şırnak İl Başkan Yardımcımız Ali Kılıç kardeşimiz 16 Mayıs'ta alçakça, haince bir saldırı sonunda şehit edildi. AK Parti çatısı altında ülkesine, memleketine, bölgesine, iline, ilçesine hizmet dışında hiçbir amacı olmayan bu kardeşlerimizin kaçırılması, öldürülmesi bizim mücadele azmimizi daha da perçinledi. İşte bu salondaki bu cesur teşkilat, bu saldırıların hiçbirine bugüne kadar boyun eğmedi, bundan sonra da eğmeyecek. Bu teşkilat, tehditlerin hiçbirine bugüne kadar boyun eğmediği gibi sevgi dilini konuşmaya devam edecek.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Partinin çözüm ürettiği için var güçleriyle AK Parti'ye saldırdıklarını belirterek, ''AK Parti, gönül diliyle konuştuğu için, AK Parti'nin Genel Başkanı, Başbakan gönül diliyle konuştuğu için bunlar milletimin Başbakanıyla kucaklaşmasını önlemeye çalışıyor'' dedi.

Erdoğan, Diyarbakır Seyrantepe Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Diyarbakır 4. İl Kongresi'nde, İl Teşkilatı'nın, Diyarbakır sevdasıyla, hizmet aşkıyla, muhabbetle, heyecanla çalışmaya devam ettiğini söyledi.

Diyarbakır Teşkilatı'nın kenti büyütmek, sorunlara çözüm üretmek, Türkiye'yi büyütmek için kahramanca mücadele verdiğini kaydeden Erdoğan, ''İşte onun için her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Her birinizi yürekten kutluyor, Allah yolunuzu her daim açık etsin, Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum'' dedi.

Diyarbakır'a başbakan olarak 12. ziyaretini gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, ''Diyarbakır benim Başbakan olarak en fazla ziyaret ettiğim şehirlerden biri. Çünkü biz Diyarbakır'a aşığız, biz Diyarbakır'a sevdalıyız, biz Diyarbakır'ın asla ve asla efendisi değil, biz Diyarbakır'ın hizmetkarıyız'' diye konuştu.


-''Diyarbekir'de olmanın heyecanıyla, hassasiyetiyle konuşuyorum''


Diyarbakır'a her geldiğinde samimiyetin diliyle, gönül diliyle konuştuğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Neden biliyor musunuz  Çünkü ben Diyarbakır'da sadece Diyarbakırlı kardeşlerimin huzurunda konuşmuyorum. Ben Diyarbakır'da Şücaettin Hazretleri'nin, Maliki Ejder Hazretleri'nin, Abdurrahman Hazretleri'nin, Mir Seyyid Hazretleri'nin onlar gibi Diyarbakır'da kabri bulunan 41 Sahabe-i Kiram'ın huzurlarında konuşuyorum. Ben Diyarbakır'da Diyarbakır'ın fatihi İyaz Bin Ganim Hazretleri'nin, Halid Bin Velid Hazretleri'nin de huzurunda konuşuyorum. Burada Mekke'den, Medine'den Kudüs'ten sonra İslam dünyasının en önemli merkezlerinden biri olan, en mübarek topraklardan biri olan Diyarbakır'da olmanın, Diyarbekir'de olmanın heyecanıyla, hassasiyetiyle konuşuyorum.

Diyarbakır'daki her konuşmamı işte bu hassasiyetle yaptım. Her zaman ama her zaman gönül diliyle, kalp diliyle, samimiyetle, hasbilikle, içtenlikle konuştum. Bugüne kadar Diyarbakır'da bir Başbakan olmanın, bir genel başkan olmanın, bir siyasetçi olmanın ötesinde sizlerin bir kardeşiniz, sizlerden biri olarak konuştum.''


-''Biz birbirimizi Allah için seviyoruz''-


Önceki ziyaretlerinde olduğu gibi bugün de Diyarbakırlıların bir kardeşi olarak geldiğini ve konuştuğunu dile getiren Erdoğan, ''Bugün de sizinle siyasetin diline başvurmadan, devletin diline başvurmadan, iktidarın diline başvurmadan, bunların hiçbirine prim vermeden sadece ve sadece bir kardeşiniz olarak konuşuyorum'' dedi.

Erdoğan şunları kaydetti:

''Sevgili Diyarbakırlılar, bizim aracılara ihtiyacımız yok. Bizim iletişim kurmak için araçlara ihtiyacımız yok. Biz birbirimizle medya üzerinden iletişim kuranlardan değiliz. Biz birbiriyle siyaset diliyle iletişim kuranlardan değiliz. Biz propagandanın diliyle, dedikodunun diliyle konuşarak birbiriyle anlaşanlardan değiliz. Bizim ilişkimiz, uzaktan kumandayla talimatlarla belirlenmiyor. Bizim sevgimiz siyasetten, particilikten, örgütçülükten gelmiyor. Biz birbirimizi Allah için seviyoruz. Gönülden seviyoruz. Türkçe de konuşsak, Kürtçe de konuşsak, Zazaca da konuşsak biz aynı toprakların dilini konuşuyor, birbirimizle gönül diliyle muhabbet ediyor, kalp diliyle iletişim kuruyoruz.''

''Diyarbakır ile bizim aramıza hiç kimse giremez'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Birileri çıkmış 'Diyarbakır'dan Başbakan'ın beklentisi yok' diyor. Çıkmış, 'Başbakan Amed'e gelemez' diyor. Çıkmış, 'Kürtler sokağa çıkmasın' diyor. Bu ne demek  Sen kimsin, kim oluyorsun  Kim oluyorsun  Kusura bakmasınlar ben buraya kardeşlerimle kucaklaşmaya geldim. Ben buraya milletimle aracısız kucaklaşmaya geldim. Ben simsarlarla değil, aracısız kardeşlerimle konuşmaya geldim. Dün, çıkmış diyor ki bir tanesi adeta tehdit edercesine 'AK Parti'nin kongresine kimse gitmesin'. Siz burada yapılacak olan demokratik bir kongreden neden bu kadar çok korkuyorsunuz  Hani siz özgürlükten yanaydınız, demokrasiden yanaydınız  Niye bu kadar korkuyorsunuz  Siz fikirden, düşünceden neden bu kadar korkuyorsunuz  Benim Diyarbakırlı kardeşlerim işte bunların söyleyecek sözü yok. Onun için şiddeti özendiriyorlar. Bunlar kendileri üretmez, kendileri hizmet etmez, kendileri ortaya bir şey koymaz, üreteni, ortaya hizmet koyanı da engellemeye, tehdide çalışırlar. Dikkat edin sevgili kardeşlerim, bunlar şu anda hedef olarak sadece AK Parti'yi görüyorlar. Neden  Çünkü AK Parti çözüyor, çözüm üretiyor. AK Parti çözüm ürettiği için var güçleriyle AK Parti'ye saldırıyorlar. AK Parti, gönül diliyle konuştuğu için, AK Parti'nin Genel Başkanı, Başbakan gönül diliyle konuştuğu için bunlar milletimin Başbakanıyla kucaklaşmasını önlemeye çalışıyor sevgili kardeşlerim.''


-''Biz aynı gökkubbe altında biriz, birlikteyiz, beraberiz, kardeşiz''


Kendilerinin her fırsatta yürekle, kalple, gönülle iletişim kuracaklarını bildiren Erdoğan, ''Size burada şunu samimiyetle ifade etmek istiyorum. Biz hep birlikte ne kadar Fatih Sultan Mehmet'in yol arkadaşıysak işte o kadar Selahaddin Eyyubi'nin, İyaz Bin Ganim'in Halid Bin Velid'in de yol arkadaşlarıyız. Ben yasak koyanların yol arkadaşlarının kimler olduğunu bilmiyorum. Bizim yol arkadaşımız bunlar.

Ulu Camii'nin, Behram Paşa Camisi'nin, Hazreti Süleyman Camisi'nin minareleri hangi göğe yükseliyorsa Fatih Camisi'nin, Süleymaniye Camisi'nin, Sultan Ahmet Camisi'nin minareleri de aynı göğe yükseliyor. Biz aynı gökkubbe altında biriz, birlikteyiz, beraberiz, kardeşiz'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da Ben-u Sen neyse İstanbul'da Kasımpaşa'nın o olduğunu belirterek, ''Ben ne kadar Kasımpaşa'nın evladıysam o kadar Ben-u Sen'in evladıyım. Ben ne kadar İstanbullu, ne kadar Rizeliysem, o kadar Diyarbakırlıyım, Batmanlıyım, o kadar Siirtliyim, Şırnaklıyım'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır Seyrantepe Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Diyarbakır 4. İl Kongresi'nde, kendisinin bu yola Kasımpaşa'dan çıktığını söyledi.

Diyarbakır'da Ben-u Sen neyse İstanbul'da Kasımpaşa'nın o olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Ben ne kadar Kasımpaşa'nın evladıysam o kadar Ben-u Sen'in evladıyım. Ben ne kadar İstanbullu, ne kadar Rizeliysem, o kadar Diyarbakırlıyım, Batmanlıyım, o kadar Siirtliyim, Şırnaklıyım. Ben 14 Ağustos 2001'de neredeysem, 2005'te neredeysem, 2009'da neredeysem tam bir yıl önce geldiğim 1 Haziran 2011'de Diyarbakır'da neredeysem, Allah'a hamdolsun ki bugün de aynı yerdeyim'' diye konuştu.

Bir yıl önce Diyarbakır mitinglerinde Selahaddin Eyyubi'nin vasiyetini hatırlattığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Şarkın sevgili sultanı Selahaddin'in kefenini, vasiyeti gereği bir sırığa bağlayıp Şam sokaklarında dolaştırdılar ve şöyle bağırdılar 'Ey ahali, bunca beldeler fethetmiş, krallara diz çöktürmüş Sultan Selahaddin'in son haline bakın ve ibret alın. İşte Selahaddin'in son serveti, sadece bir kefenle dünyadan gidiyor.' Şarkın, Doğu'nun o büyük sultanı, dünyadan sadece bir kefenle göçtü gitti. Biz böyle ulu insanların, böyle mübarek insanların, Kudüs yoluna baş koymuş olanların takipçileriyiz. Dicle kenarında yavrusunu yitirmiş koyunun hesabı bizim üzerimizdedir, biz bunun idrakındayız. Biz bu hassasiyetle, bu mirasla, bu büyük emanetle işte bu mübarek yolda yürüyoruz. Bizim için söz senettir. Bizim siyasetimizde söz senettir.''

Parti programlarında, 2005'te Diyarbakır'da söylediklerinin bire bir arkasında olduklarını vurgulayan Erdoğan, ''9,5 yıldır Kürt meselesini, Güneydoğu meselesini, terör meselesini çözmek için hangi adımı attıysak çok ama çok büyük engellerle karşılaştık. Bu engellerin bir kısmını sizler zaten bizzat gördünüz, bizzat şahit oldunuz'' dedi.


-''Anayasa paketini hazırlarken Meclis'te oylamalardan kaçtı''-


''Bizim Rabbimiz ve halkımızdan başka kimseye verilecek hesabımız yoktur'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Benim Kürt kökenli vatandaşlarımın, kardeşlerimin hakkını savunduğunu iddia eden bir parti var biliyorsunuz. Anayasa paketini hazırlarken Meclis'te sürekli oylamalardan kaçtı. Meclis'te durmadı, her zaman dediler ki 'Partiler devamlı kapatılıyor.' Biz de partilerin kapatılmasını engelleyecek bir madde de koyduk oraya. Partilerin kapatılmasını engelleyecek maddede bile bu parti Meclis'i terk etti, gitti. Halbuki Meclis'i terk etmeseydiler şu anda Türkiye'de partilerin kapatılması adeta mümkün olmayacaktı. Şimdi yine hala sıkılmadan çıkıyorlar, diyorlar ki işte 'Bizim partimiz kapatılacakmış.' Sen zaten partinin kapatılmasını engelleyecek anayasa düzenlemesinde Meclis'i terk eden değil misin  Maalesef bizim içimizden de üç dört tane çıktı, onlarla beraber aynı safta duran, böylece 330'un altına düştüğümüzden dolayı anayasa paketine o maddeyi koyamadık. Eğer koyabilseydik bugün o da bir anayasa maddesi olarak gerçekleşecekti. Bunlar dürüst değil, bunlar samimi değil. Onun için bu oyunu milletçe hep beraber bozmaya devam edeceğiz.''

CHP'nin de BDP'den bir farkı olmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Onlar da aynı şekilde bunların çözülmemesi için, bu adımların atılmaması için hep aynı oyunu oynadılar. Hem Meclis'te hem Türkiye genelinde. Terör örgütünün bu mesele çözülmesin diyerek şiddeti nasıl tırmandırdığını, girişimleri nasıl sabote ettiğini, tehditleri ne boyutlara yükselttiğini en çok, en yakından benim Diyarbakırlı kardeşlerim biliyor. Neden AK Parti teşkilatlarına saldırı, niçin  Ama bu kadar değil. Bir de sizin görmedikleriniz var, bir de sizin haberdar olmadıklarınız var, bir de size farklı şekilde anlatılanlar, farklı şekilde yansıtılanlar var. Bu kanlı meselenin içinde sadece terör örgütü yok, bu meselenin içinde kandan siyaset devşirenler var, bu meselenin içinde Türkiye düşmanı çevreler, Türkiye'nin hasmı odaklar, Türkiye'nin büyümesinden rahatsız olan ülkeler var. Biz çözüm için ne kadar yoğun mücadele ediyorsak, onlar çözümsüzlük için işte o kadar yoğun mücadele veriyor. Biz Allah'ın izniyle bunların o mücadelesini boşa çıkaracağız. Yeter ki siz bugün olduğu gibi yanımızda olun. Yeter ki siz hayır dualarınızı eksik etmeyin.''


-''AK Parti'nin başarı haritasında Türkiye'nin tamamı var''-


Diyarbakır'ın 3 Kasım'da, 22 Temmuz'da, 12 Haziran'da hep yanlarında olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Sadece Diyarbakır değil İstanbul'da, Ankara'da, Çankırı'da, Trabzon'da, Van, Batman, Bitlis, Bingöl de hep bizim yanımızda oldu. 81 vilayetin 81'inden oy aldık. 78 vilayetten biz milletvekili çıkardık'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran'da 7 coğrafi bölgenin 7'sinde, AK Parti'nin birinci parti olduğunu vurgulayarak, ''Siz bu partinin mensuplarısınız. Siz birliğin temsilcisisiniz. Siz beraberliğin temsilcisisiniz. Siz bütünleşmenin temsilcisisiniz. Sizin kitabınızda ayrılık yok, bölücülük yok, bir ve beraber olmak var. Hep beraber Türkiyeyiz diyoruz'' diye konuştu.

AK Parti'nin, Türklerden, Kürtlerden, Lazlardan, Çerkezlerden, Romanlardan, akla gelen herkesten oy aldığını ve hepsi nezdinde birinci parti olduğunu dile getiren Erdoğan, AK Parti'nin başarı haritasında Türkiye haritasının tamamı olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Sadece Akdeniz'de değil, sadece Ege'de değil, sadece Doğu'da, Güneydoğu'da değil, Türkiye'nin tamamında biz varız. Türkiye'nin tamamında var olamayan, tamamının hissiyatını, iradesini kucaklayamayan, milletin umumi desteğini alamayan hiçbir hareket başarılı olamaz. Ülkenin meselelerini çözemez. Hizipçilik yapan, örgütçülük yapan, ırkçılık yapan, mezhepçilik yapan, bölgecilik yapan hiçbir hareket başarılı olamaz. Türkiye'nin kronik meselelerini hal yoluna koyamaz. Korkudan, şiddetten, terörden medet umanlar, hiçbir zaman milletin güvenini kazanamazlar. Etnik milliyetçilik çizgisinde yürüyenler, terör bataklığında debelenenler, hiçbir zaman benim Kürt kökenli kardeşlerimi temsil edemezler. Onların da iradelerine ipotek koyamazlar.

Bir şey karıştırılıyor. Türkiye'de terör sorunu, PKK sorunu vardır. Kürt kökenli kardeşlerimin nezdinde birinci parti AK Parti'dir. Yani biziz. Neden  Çünkü biz kardeşlerimizi seviyoruz, kardeşlerimiz de bizleri seviyor, olay budur.''


-''Vesayetçi anlayışla mücadele ederken tribünden seyrettiler''-


Bu emanetin sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiklerini ve getirmeye devam ettiklerini belirten Erdoğan, ''Biz omuzumuzdaki emanetin farkındayız. Biz bu dünyadan bir tek kefenle göçüp gideceğimizi biliyor, işte onun için her daim kendimize... Yani Endülüs'te olduğu gibi. Ne yazıyor orada, 'La galibe illallah', 'Allah'tan başka zafer sahibi yoktur.' Kibir, gurur, böbürlenme, tepeden bakma bize hiçbir zaman musallat olamadı. Bundan sonra da Allah'ın izniyle de olamayacak. Konuştuğumuz zaman hep milletin diliyle konuştuk. Öfkemiz de sevdamız da milletimizin hissiyatıydı. Bundan sonra da aynen böyle devam edecek. Bugüne kadar çözüm için biz bu yola yüreğimizi, kalbimizi, hatta bütün gövdemizi koyduk'' diye konuştu.

 ''Biz demokratikleşme mücadelesinde, hak ve özgürlükleri geliştirme mücadelesinde hep yalnız kaldık, hepsinden de önemlisi hep kösteklendik, hep engellendik'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Sadece Kürtlük üzerinden siyaset yapanlar, biz Kürt kardeşim için Kürtçe televizyon kurarken, 24 saat Kürtçe yayına geçerken onlar dudak büktüler, 'Yapamazlar' dediler. Yaptık mı, yaptık. Biz üniversitelerde Kürtçe enstitüler kurarken alay ettiler, 'Yapamazlar' dediler. Kürtçe'nin öğretilmesinin, kurslar açılmasının yolunu açmamıza alaycı nazarlarla baktılar. Biz 100 yıldır hayal olarak gösterilen, talep edilen alanlarda tarihi adımlar atarken ya yok saydılar ya küçümsediler ya da engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Biz çetelerle, karanlık odalarla, vesayetçi anlayışla mücadele ederken tribünden seyrettiler, avuçlarını ovuşturdular hatta bizi taşlamaktan geri durmadılar. Anneler evlatlarıyla cezaevlerinde Kürtçe konuşamazken yayınladığım genelgeyle onun önünü açan ben oldum. Bugüne kadar gelenler bunu niye yapmadı  Biz statükoyu yıkarken, biz sessiz devrimler gerçekleştirirken, biz inkarcı anlayışı yerle bir ederken onlar dönüp bize düşmanlık yaptılar. Statükonun ekmeğine yağ sürdüler. Hani siz Kürtleri düşünüyordunuz  Bugüne kadar Kürtler için ne yaptınız  Hangi hayırlı adımı attınız. Atılan hangi hayırlı adıma destek oldunuz  Bunların tek bildiği istismar, tehdit, hakaret, toplumu ajite etmek.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 12 Eylül halk oylaması öncesinde BDP ile CHP'nin aynı safta buluştuklarını belirterek, ''İkisinin ortak yanı şu; CHP Kürt meselesinin kaynağı, BDP Kürt meselesinin istismarcısı. Bunlar bu bölgeye de bu ülkeye de hiçbir şey kazandırma niyetinde değiller. CHP nasıl olsa sık sık kurultay yapıyor. Bazen iki gün üst üste kurultay yapıyor. Bir kurultay daha yapsınlar, BDP ile birleşsinler. Nasıl olsa BDP bu coğrafyanın CHP'si olmak için emin adımlarla ilerliyor. Birleşsinler ikisi de özlerine dönsün'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır Seyrantepe Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Diyarbakır 4. İl Kongresi'nde, her şeyi çözdüklerini iddia etmediklerini, eksikliklerin farkında olduklarını ve daha yapılacak çok şey bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, batının, kuzeyin, güneyin ve doğunun da sorunları olduğuna dikkati çekerek, ''Aynı şekilde tabii ki Kürt kardeşimin, Türk kardeşimin, Boşnak, Arnavut'un, Laz'ın, Romanın hepsinin kendine göre sorunları var. Bunları biliyoruz ve hepsini tek tek çözüyoruz. Asla ve asla bu sorunları inkar etmiyoruz. Bütün sorunları çözdüğümüz, artık her meselenin kapandığı gibi bir iddiamız yok'' dedi.

Doğu ve Güneydoğu'ya, eski rakamla 25 katrilyonu bulan yatırım gerçekleştirdiklerini  hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kardeşlerim, eğer bugün bölünmüş yollarla eğer Diyarbakır'ın içerisinde 3 katlı kavşaklarla, dal-çıklarla eğer Diyarbakır farklı bir hale bürünüyorsa, şehirlerarası asfaltlar gayet modern hale geliyorsa, hastanelerimiz, okullarımız Diyarbakır'da artıyorsa, tarıma yönelik destekler en üst seviyeye çıkabiliyorsa bu Diyarbakır'a olan, Diyarbakırlı kardeşlerimize olan sevdamızdandır. Ayrım asla yapamayız. Bizi kıskandılar, ama biz maşallah deyip yolumuza devam ettik. Bizi tehdit ettiler, ama yılmadan hizmete devam ettik. Bizi engellemek istediler. Engellere takılmadan düşmeden yatırımlara devam ettik.''

Erdoğan, terör örgütü ve yandaşların bölgeye yapılacak yatırımları engellemek için çalıştıklarını, ancak başarılı olamadıklarını dile getirerek, ''Bu terör örgütü ve avanesi yatırımlarımızı yaparken müteahhit firmaların iş makinalarını yaktılar. Biz yenilerini getirdik. Onlar tahrip ettiler, biz daha iyilerini yaptık. Onlar hastaneye karşı çıktı, biz daha fazla hastane yaptık. Onlar okula karşı çıktı. Biz daha fazla derslik, daha fazla yurt, daha fazla üniversite yaptık. Onlar yolları kapattılar, yolları kestiler, yolları yıktılar, biz duble yollar inşa ettik'' diye konuştu.


-Biz daha fazla demokratikleşme reformu yaptık-


Protesto etmelerine karşın inadına hava alanı yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, ''Düşünebiliyor musunuz  Hakkari'nin Yüksekovası'nda havaalanı yapacağız. Havaalanının temel atma törenini engellemeye çalıştılar. Şırnak Havaalanı'nı yapacağız, temel atma törenini engellemeye kalktılar. Aynı şeyi Iğdır'da yaptılar. Hani siz vatanseverdiniz, hani siz benim Kürt kardeşimi seviyordunuz. Oraya uçağın gelmesini, havaalanının gelmesini niçin istemiyorsunuz '' diye sordu.

Erdoğan, Diyarbakır havaalanının yeni pist ve terminal binalarının ihalesinin yapıldığını ifade ederek, havaalanının çok daha modern olacağını söyledi.

Birilerinin 'Artık biz Başbakandan müjde beklemiyoruz' dediklerini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ben zaten size müjde vermek için gelmiyorum. Diyarbakır'daki kardeşlerime müjde için geliyorum. Kaldı ki biz sipariş üzerine iş yapmayız. Biz görevimizi biliyoruz. Görevimizin gereği neyse onu yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Onlar çözümü engellemek için daha fazla şiddete başvurdular, biz daha fazla demokratikleşme reformu yaptık. Onların yasakladıklarını biz özgürlüğe kavuşturduk. Onlar şiddeti tırmandırdılar, biz güvenlikte hakkı, hukuku, demokrasiyi, insan haklarını daha da güçlendirdik. Onlar, yani terör örgütü ve uzantısı, maalesef malum parti BDP bu coğrafyanın CHP'si olmak için ellerinden geleni yaptılar. Biz CHP'nin baskılarını da bunların baskısını da tek tek ortadan kaldırdık.''

Erdoğan, son 5 yıl içerisinde 197 sivilin, bu işlerle alakası olmayan vatandaşın terörden hayatını kaybettiğini hatırlatarak, ''Bunlardan 12 tanesi kadın. Bunlardan 6 tanesi çocuk ve bebek. Sadece son 5 yıl içerisinde bin 265 sivil  masum vatandaşımız yaralandı. Bir kısmı sakat kaldı. Ankara Ulus'ta canlı bomba eyleminde evinde gitmek için otobüs bekleyen, alışveriş yapan 9 masum insanımız hayatını kaybetti. Diyarbakır'da dershane önünde bomba patlattılar. Çoğu öğrenci 7 yavrumuz vefat etti. Sason'da bir minibüsün içinde 4 vatandaşımızı kaybettik. İstanbul Güngören'de 17, Ankara Kumrular Sokak'ta 5 kardeşimizi yitirdik'' dedi.

Siirt'te bir araba içinde 4 kadının üzerinden 100'den fazla mermi çıktığını anımsatan Erdoğan, ''Batman'da hamile Mizgin Doru'yu hayalleriyle, karnında doğmamış bebeğiyle katlettiler. Bingöl'de yavrusunun elinden tutmuş alışveriş yapan Hatice Belgin kardeşimizin canlı bombanın üzerine kapaklanarak can verdiğini biliyoruz. Belki de o anda onlarca canı kurtardı Hatice kardeşimiz'' ifadelerini kullandı.

CHP Kürt meselesinin kaynağı, BDP Kürt meselesinin istismarcısı

Erdoğan, terör örgütünün kendi yöneticilerini de acımasızca katlettiğini ve daha sonra da adlarını bir yere verdiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürü:

''Kız demeden, kadın demeden, çocuk demeden, ellerine silah verdikleri teröristleri, sonra kendi elleriyle infaz ettiler. Bu mudur hak mücadelesi  Bu mudur özgürlük mücadelesi  Terör benim Kürt kardeşime acıdan, gözyaşından, ağıttan başka ne verdi  Benim Kürt kardeşimden oy aldılar. Ama karşılığında Meclis'te olsun, belediyelerde olsun ne verdiler  İşte Diyarbakır ortada. Diyarbakır'ın belediye olarak verdiği hizmeti sizler benden çok daha iyi biliyorsunuz.

Ben belediyle başkanlığından gelmiş bir insanım. Bir belediye başkanın neler yapması gerektiğini gayet iyi bilirim. Bütün bu meselelerde çözümün bir parçası olmak yerine gittiler, şiddeti özendirdiler, şiddeti teşvik ettiler. Adeta kanı yücelten bir tavır izlediler.''

12 Eylül halk oylaması öncesinde BDP ile CHP'nin aynı safta buluştuğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, ''İkisinin ortak yanı şu; CHP Kürt meselesinin kaynağı, BDP Kürt meselesinin istismarcısı. Bunlar bu bölgeye de bu ülkeye de hiçbir şey kazandırma niyetinde değiller. CHP nasıl olsa sık sık kurultay yapıyor. Bazen iki gün üst üste kurultay yapıyor. Bir kurultay daha yapsınlar, BDP ile birleşsinler. Nasıl olsa BDP bu coğrafyanın CHP'si olmak için emin adımlarla ilerliyor. Birleşsinler ikisi de özlerine dönsün'' diye konuştu.

''Arkadaşlarıma 'verin randevuyu gelsinler, görüşelim' dedim''

Başbakan Erdoğan, CHP'nin 10 madde ile terör sorunun çözeceğini iddia ettiğini ve kendisinden de randevu talebinde bulunduklarını kaydederek, ''Arkadaşlarıma 'verin randevuyu gelsinler, görüşelim' dedim. Siz daha önce neredeydiniz  Biz sizin kapınızı çaldığımızda, arkadaşlarım ziyarete geldiğinde neredeydiniz  Gelin şu meseleyi hep birlikte çözelim dediğimizde neredeydiniz. Biz bugün de bu meselenin çözümü için ortak hareket etmekten kaçınmayız. Ama CHP'nin genel başkanı önce gitsin, güneydoğu illerinin hangileri olduğunu öğrensin'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na haritaya bakması ve Mersin'in nerede olduğunu öğrenmesi tavsiyesinde bulunan Erdoğan, ''Hazreti Ali Keremallahu Veche diyeceği yerde, İmam Hazreti Ali diyeceği yerde, 'büyük İslam düşünürü Ali' diyenle hangi yola çıkılır. Ne çözülür  Soruyorum sizlere '' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, idare-i maslahata sığınmadıklarına dikkati çekerek, ''Böyle gelmiş, böyle gider demedik. Arı kovanına çomak soktuk. Tıkır tıkır işleyen terör sistemine uyuşturucu pazarına, can alınıp can satılan insan pazarına biz çomak soktuk. Dicle ile Fırat nasıl birbirine akıyorsa, anaların gözyaşı da bizim yüreğimize, ciğerimize akıyor'' değerlendirmesinde bulundu.

Her şeyi çözdükleri iddiasında olmadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, sorunların hala var olduğunu bildiklerini söyledi.

''Zihinlerinize ipotek konulmasına asla izin vermeyin''

Görevde oldukları süre içerisinde pek çok sorunu birlikte çözdüklerini bildiren Erdoğan, ''Birbirimize inandığımız, güvendiğimiz sürece de hangi engeli çıkarırlarsa çıkarsınlar yine birlikte çözmeye devam edeceğiz. 10 yıl önce hayal olanlar bugün gerçeğe dönüştü. Bugün hayal gibi görünenler de Allah'ın izniyle 10 yıl sonra gerçeğe dönüşecek'' dedi.

Süreçte kimin samimi, kimin yapay olduğuna halkın karar vereceğine vurgu yapan Erdoğan, ''Kimin istismar peşinde, kimin çözüm peşinde olduğuna siz karar vereceksiniz. Bu çözüm mücadelesinde biz varız. Zihinlerinize ipotek konulmasına asla izin vermeyin. İstismar siyasetine ve istismarcı siyasetçilere asla pirim vermeyin. Dağdaki gençleri teşvik eden, dağa çıkmayı teşvik eden, adeta gençlerin kanı üzerinden istismar siyaseti yapanlara, onların propagandasına aldanmayın'' uyarısında bulundu. 

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Benim Kürt kökenli kardeşlerim üzerinden operasyon yapmaya çalışanlara, aldatmaya, kandırmaya, yanıltmaya çalışanlara lütfen aldanmayın, inanmayın. Şunu da burada altını çizerek özellikle söylüyorum. Bizim dönemimizde hiçbir şey karanlıkta kalmaz, kalmayacak. Biz zihinlerde şüphe, tereddüt bırakmadık, bırakmayacağız. Biz hiçbir şeyin üzerini örtmeyiz, örtülmesine de izin vermeyiz. Dedikoduların, yalan yanlış haberlerin, özellikle de istismar siyasetinin aramıza girmesine müsaade etmeyin. Bunlar çözüm sürecini sabote etme girişimleridir. Bunlar başladığımız kararlılıkla yürüdüğümüz yolda bizi engelleme çabalarıdır. Bu ulusal ve uluslararası komplolara asla aldanmayın.'' 

Türkiye'nin artık kaybetmeye tahammülü olmadığını söyleyen Erdoğan, ''Benim Kürt kökenli kardeşimin kaybetmeye tahammülü yok. Güneydoğu'da işsizlik fazla değil mi  En büyük teşviki bu bölgeye verdik neden, yatırım yapılsın diye. Şiddetin egemen olmasına, istismarcıların kazanmasına hep birlikte karşı çıkacağız, çözümü sabote etmek isteyenlere hep birlikte karşı duracağız. Bir tek geri adım atmadan, sürekli ileri gidecek, Allah'ın izniyle birlikte çok daha güzel günler göreceğiz'' dedi.
(AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler