YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Aydınlar TRT 6’yı Kanalahaber’e değerlendirdi
Aydınlar TRT 6’yı Kanalahaber’e değerlendirdi
Aydınlar TRT 6’yı Kanalahaber’e değerlendirdi
31 Aralık 2008 / 13:07 Güncelleme: 31 Aralık 2008 / 00:00

Mehmet Toprak/kanalahaber.com


TRT’nin Kürtçe kanalı TRT 6 test yayınlarına devam ediyor. Bu yayınlara gelen tepkilerin genelde olumlu olması sevindirici. 1 Ocak’ta “resmi” yayına başlayacak TRT 6’nın bölgedeki farklı kesimlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılayacak “sivil” bir yayın yapması dileği ile kanal yetkililerine ve çalışanlarına başarılar diliyoruz.


TRT 6’nın bölge insanı tarafından inandırıcı bulunabilmesi için nasıl bir yayın politikası izlemesi gerektiğine dair farklı kesimlerden aydınlardan alınan görüşlerin yer aldığı “TRT KÜRT” dosyasının son bölümünü sunuyoruz.


“KABUL GÖRECEĞİM MANTIĞIYLA BÖLÜCÜ TALEPLERE YER VERİLMEMELİ”


Muhsin Yazıcıoğlu


Bu yayınlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne vurgu yaparak bu konuda birlik ve beraberliği sağlayacak yayınlara önem vermeli. Mutlaka ülkemizin farklı kültür normlarına, folklorik farklılıklarına yer vererek kültür geçişkenliğine imkân sağlamalı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgemizdeki ekonomik, sosyal sorunlara önem vermeli. Bölgede belgesel filmlere öncelik tanımalı. Özellikle yerel sorunların yerinde tespitine ve çözüm taleplerine mutlaka yer vermeli. Vatandaşlarımızın yaşamış olduğu sorunların yerinde tespit edilerek katılımcı bir anlayışla halkın sorunlara yönelik talebine yer verilmeli. Ayrılıkçılığa, bölücülüğe, teröre karşı milli birlik ve bütünlüğe önem atfetmelidir. Sadece kabul göreceğim mantığı içerisinde bölücü taleplere yer vermek mecburiyetinde değildir. Türkiye’nin en önemli sorunu olan güvenlik sorunu bu çerçevede terör çok önemli bir problemdir. İşsizlik, yoksullaşma, eğitimsizlik çok önemli sorunlardır. Bu sorunların sebeplerini ortaya koyacak çalışmalar yapmalı. Bunları yerinde tespit, yerinde çözüm açısından da halkın mutlaka katılımını sağlamalıdır.


“YAPILAN YANLIŞLIKLAR USTURUPLU BİR DİLLE ELEŞTİRİLMELİ”
Yusuf Kaplan


Böyle bir kanal, her şeyden önce, bu topraklarda bin yıldır kardeş olduğumuzu, iyi günde kötü günde, kederde, tasada, kıvançta kader birliği ettiğimizi vurgulayan, bu köklü kardeşlik fikrini örneklerle açımlayan, kardeşlik fikrini ihmal ettiğimiz zamanları ve durumlara da dikkat çekerek özeleştiri yapmaktan kaçınmayan bir ilke üzerinden yayıncılık yaptığı zaman amacına ulaşmış, ülkemizin dirliğini, birliğini pekiştirmiş olur.

Böyle bir televizyonun izlemesi gereken yayın politikasını maddeler hâlinde şöyle özetleyebiliriz:

1-İslâmî duyarlıklar pekiştirilmeli, İslâm kardeşliği fikri kitlelerde derinlemesine kök salacak şekilde işlenmelidir bütün program türlerinde.

2-Etnik kimliklere, etnik dillere, ifade biçimlere hor ve hakir bir gözle bakılmamalı; insanların farklılıkları bastırılmamalı, bu farklılıkların Müslüman bir toplumda zenginlik olduğu işlenmelidir.

3-Yapılan yanlışlıklar, mutlaka usturuplu bir dille eleştirilmeli, özeleştiriden kaçınılmamalıdır.

4-Etnik kimliklerin Batılı emperyalist güçlerce kışkırtıldığı mutlaka işlenmelidir.

5-Etnik kimlikler üzerinden Türkiye'nin balkanlaştırılması istendiği, Türkiye'nin parçalanmasının bölgedeki bütün farklı etnik kökenden halkların ilerde birbirleriyle kapıştırılmasından başka bir işe yaramayacağı hatırlatılmalıdır.

6-Bölgedeki siyasî ve zihnî sınırların sömürgeciler tarafından çizildiği, bu sınırların ancak medeniyet fikri ile aşılabileceği, bu fikri Osmanlı tecrübesi gibi muazzam bir medeniyet tecrübenin mirasçısı olan Türkiye'nin hayata geçirebilecek bir tarihî derinliğe, kültürel ve siyasî tecrübeye ve psikolojiye sahip olduğu işlenmelidir.

7-En önemlisi de, bölgemizde bölge dışı güçlerin hükümranlığına ve bu güçlerin ektiği düşmanlık tohumlarına ancak medeniyet fikri etrafında yeniden toplanıldığı zaman bölgemizin dünyanın en önemli barış, huzur, sükûn ve kardeşlik bölgesi hâline getirilebileceği tekrar tekrar hatırlatılmalıdır. Hele de küresel seküler-kapitalist sistemin dünyayı büyük felaketlerin ve çatışmaların eşiğine getirip bırakmaktan başka bir şey yapamadığı ve yapamayacağı açıkça görülmüşken, medeniyet fikrinin her zamankinden daha fazla hayatî bir önem arzettiği çeşitli program türlerinde ayrıntılı olarak gözler önüne serilmelidir.


“BÜROKRATLAR ELİYLE YAPILACAK BİR YAYIN NETİCE VERMEZ”


Abdülmelik Fırat


Bu kanal kurulurken bölgedeki kanaat önderleriyle bir fikir alış-verişinde bulunulmamıştır. Devlet kendi bürokratlarıyla konuşup, bu işleri halletmek istiyor. Bu kanalda Kürt tarihi, kültürü ve bölgeyi bilenler inisiyatif sahibi olurlarsa elbette başarılı olur. Ama bildiğim kadarıyla devlet yine kendi bürokratlarıyla bu işi halletmek istiyor.


 


“BÖLGEYE ÜSTTEN DEĞİL, İÇERİDEN BİR BAKIŞ GELİŞTİRMELİ”


Selahattin Yusuf


Bence çözüm sorunun içinde gizli. “Her şeyden önce acaba bu inandırıcı olacak mı” sorusuyla başlarsak, bu mesele inandırıcılığını baştan itibaren şüphe altında bırakmış olur. İnandırıcı olacak-olmayacak şüphelerinden bağımsız bir doğallıkla başlamak gerekiyor.. Ne kadar inandırıcı olur, nasıl inandırıcı olur meselesinden önce bence şöyle bir yöntem takip edilmesi gerekir. Şimdiye kadar Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu meselelerine -Türkiye’nin aslında bütün yerel kültürlerine- üsten bir bakış değil de, içeriden bir bakış geliştirebilirse TRT bu işin maksadına ulaşacaktır. Bu nasıl olacak? Bölgeye uzaktan ve üstten bakmak yerine bölgenin kendi özel, otantik, geleneksel değerlerine, motiflerine, kültürel öğelerine, renklerine ve niteliklerine yaklaşmakla, empati kurmakla gelişebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Bunun yolu da elbette ki daha çok bölgesel, kültürel unsurlarla temas etmekten geçiyor. Örneğin Şivan Perwer ile konuşulmuştu. Ben bunun ümidvar bir gelişme olarak görüyorum. Oradaki yerel müzik gurupları olsun, kültürel guruplar olsun, sosyal unsurlar olsun onların olabildiğince daha çok gündeme getirilmesi, onlarla daha içeriden, daha sıcak, daha ailevi ortamda bağlar kurulması gerektiğini düşünüyorum.


“TRT 6’DA KÜRT HALKI KENDİNİ GÖREBİLMELİ”


Hasip Kaplan


TRT’de Kürtçe yayın yapılması için önerge veren bir milletvekiliyim. Bunun üzerinde konuşan, sert tartışmalar içinde yer alan bir kişiyim. Doğru yayıncılık, objektif ve gerçekten Kürt kimliği ve kültürü ile ilgili halkın beklentilerini karşılayacak bir yayın politikası şart. Halk, televizyonda kendini görmek ister. Ancak dün TRT 6’nın test yayınları izlediğim kadarıyla şaşırttı beni. Hukuki, teknik, sanatsal altyapısı zayıftı. Çünkü AKP, TRT 6’ya kendi televizyonu olarak görüyor. Seçim öncesinde propaganda amaçlı kullanmak istiyor. Bunun için de bölgede en güçlü parti olan bizimle hiçbir şekilde görüşmediler. Ayşe Şan’ın şarkısını dinledim. Oysa Ayşe Şan’ın mezarını yaptıran bir yurttaşımıza Nisan 2008’de 15 ay hapis cezası verilmişti. Mihemedo şarkısını dinledim. Bu şarkının sahibi Şivan Perwer 30 senedir sürgünde. Bu şarkıya yer veren Diyarbakır’ın özel bir televizyonu kapatıldı. Yani traji-komik bir durum da var. W, X harfleri evet yer alıyor. Uydudan yayın yapan diğer Kürt kanalları Roj Tv, Kürdistan Tv, Kürt Sat gibi kanalların tecrübelerinden epeyce yararlandıkları görünüyor. Çünkü formatlara bakıldığında çoğu benzeşiyor. İçeriğin es geçildiği, yüzeysel yayınlar veriliyor.. Turistik yayın izlenimi veriyor. Oysaki bir kanalın, bir kanal olabilmesi için Kürtçe olsun, diğer dillerde olsun siyasi, ekonomik, sağlık, eğitim, her alanıyla, her boyutuyla halkın sorunlarını dile getirebilen ve dillendirebilen bir kanal olması gerekiyor ki halk onu bağrına bassın. Biz iki-üç ay bu yayınları izleyeceğiz. Halkla ne kadar bütünleşeceklerini takip edeceğiz. Üç ayın sonunda bölgede bir anket araştırması yapılmalı. Böylece hangi Kürtçe kanalın daha çok izlendiği ortaya çıkacak. TRT, Ortadoğu’daki en büyük Kürt coğrafyasına, en çok Kürtçe konuşan insanların olduğu ülkede yayın yapıyor. O açıdan insan, tarih, kültür kaynağı olarak İran, Irak, Suriye göre çok daha güçlü potansiyel ve altyapıya sahip. Bunu ne kadar değerlendirecek göreceğiz. Biz de siyasetçi olarak açık oturumlarda –umarım- kendimizi hiçbir sansüre tabi tutulmadan ifade edebiliriz. Çünkü Kürtçe, Mecliste hala “bilinmeyen dil” olarak geçiyor. W, X vb. harfler yazımda geçmiyor. İçişleri Bakanlığını üç ayda bir Kürtçe yayın yapanları jurnalleyen, fişleyen çalışmaları hala devam ediyor. Bir hükümet hem Kürtçe yayın yapacak, hem de yasakçı takip uygularsa inandırıcı olmaz. Bir tarafı susturup, bir tarafı kendi çıkarı için kullanır bir durum yaratırsa bunun sonuç vermeyeceğini biliyoruz. Saddam’ında Kürtçe televizyonu vardı. İran’da da Kürtçe yayın yapılıyor. Bölgede Dicle’nin Sesi adında bir radyo hala yayın yapıyor. Halk bu radyoya JİTEM’in Sesi olarak adlandırmıştı. Umarım TRT böyle bir hataya düşmez. Devletin resmi, statükocu, ideolojisi doğrultusunda değil de, gerçek, objektif bir yayıncılık yapar.


"TRT KÜRT DOSYASI" 1. BÖLÜM İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ


"TRT KÜRT DOSYASI" 2. BÖLÜM İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ


"TRT KÜRT DOSYASI" 3. BÖLÜM İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ


"TRT KÜRT DOSYASI" 4. BÖLÜM İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ


 


kanalahaber.com

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler