YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Avrupalılara şok çıkış: "Bu sorunu sen yarattın"
Noam Chomsky ve Yaşar Kemal’in de aralarında olduğu dünyaca ünlü aydınların çağrısıyla Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleşen 10. Kürt Konferansı’nda, AB’nin ve uluslararası camianın müzakere sürecine katkı yapması istendi.
Avrupalılara şok çıkış: "Bu sorunu sen yarattın"
07 Aralık 2013 / 14:53 Güncelleme: 07 Aralık 2013 / 15:30

Ertuğrul Kürkçü, Hasan Cemal, Leyla Zana, Gültan Kışanak, Doğu Ergil gibi isimlerin konuşma yaptığı konferansa PKK'ya yakınlığıyla bilinen Özgür Gündem gazetesi yazarı Günay Aslan'ın sözleri damga vurdu.

Sorunu Avrupa yarattı

Öcalan’a komplonun bir NATO operasyonu olduğunu kaydeden gazeteci yazar Günay Aslan, Kürt sorunu konusunda Avrupa’nın rolünün hep olumsuz olduğunu vurguladı.

Aslan, “Barış süreci başladığı zaman Avrupa’da bir cinayet işlendi. Üç Kürt kadın öldürüldü. Bu cinayetin işlenmesine Avrupa onay verdi. Avrupa ile artık açık konuşmamız gerekiyor. Bu sorunu sen yarattın. Bu sorunu çözmüyorsan, çözümünden yana politika izlemiyorsan uzak dur, köstek olma demeliyiz” dedi.

Hasan Cemal - Leyla Zana çelişkisi

Akşam Gazetesi yazarı Kurtuluş Tayiz, 10. Kürt Konferansı’nda konuşma yapan Hasan Cemal ve Leyla Zana'nın sözlerini kaleme alan bir yazı yayınladı.

Zana'nın, başından geçen birçok olumsuz hadiseye rağmen çözüm sürecine destek veren bir konuşma yaptığını belirten Tayiz,  AK Parti zihniyetinin çözüme giden yolu tıkadığını söyleyen ve Kürt hareketine de bunu empoze etmeye çalışan Hasan Cemal'i ise sert bir dille eleştirdi.

İşte Kurtuluş Tayiz'in o yazısı:

Avrupa Parlamentosu çatısı altında önceki gün yapılan Kürt konferansına çok sayıda önemli isim katıldı. Leyla Zana ve Hasan Cemal’'in konferansta yaptıkları konuşma dikkatimi çekti. Önce Zana’'ya kulak verelim.

Leyla Zana: “Ankara çözüm açısından yaşamsal nitelikteki bazı temel meselelere ne yazık ki bugün hâlâ el atamıyor. Bu konuda, anlaşılan, AK Parti iktidarının siyasal iradesi yok. Bu konuda, anlaşılan o ki, AK Parti'’ye hâkim muhafazakâr-milliyetçi zihniyet, Kürt sorununda bugün hâlâ çözüme giden yolu tıkıyor. Bu konuda, yani Kürt sorununda, öyle anlaşılıyor ki, Tayyip Erdoğan milliyetçiliği de, Türkiye’'de sorunu 1920’'lerden itibaren tarih sahnesine çıkaran Kemalist-milliyetçilik ile bir yerde benzeşiyor. Bunun içindir ki, AK Parti iktidarı ya da Tayyip Erdoğan bunca yıldır yeni ve demokratik bir anayasa yapamadı. Kritik konulara, demin de belirttiğim gibi, damardan giremediği için havlu attı.”
***
Hasan Cemal: “Çözüm Süreci, Türkiye’'de pek çok ezberi bozdu ve statükoyu sarstı. Üç dönemdir iktidarda olan AKP yavaş, aksak ve eksik de olsa cumhuriyet tarihi boyunca Kürt meselesinin çözümü yolunda en cesur adımları atmakta ve diyalog mekanizmalarını işletmektedir. Hükümet, muhataplık meselesini gerçekçi bir şekilde ele aldı. İmralı ve Kürt Özgürlük Hareketi ile eşzamanlı diyalog mekanizmasını işletmesi anlamlı ve gelecek için umut vericidir. Ancak PKK’'nın sosyal ve siyasal hayata dâhil edilmesi, Öcalan'’ın koşulları gibi ana başlıklarda gerçekçi adımlar atılmaması sürecin ciddiyetinin sorgulanması anlamına gelecektir.”
***
Avrupa Parlamentosu'’ndaki konferansı takip edenler ya da bu iki ismi yakından bilenler konuşma metinlerini karıştırdığımı söyleyecektir. Doğru, konuşma metinlerini karıştırdım. İsimlerin yerini değiştirdim. İlk sıradaki konuşma aslında Hasan Cemal'’e ait. Diğeri de Zana’'ya. Bunu neden yaptığım sanırım anlaşılmıştır. Hayatın olağan akışına sanki böyle daha uygun olurdu.

Kürt siyasetinin sembol isimlerinden, Kürt davasının engebeli yollarında devletin büyük zulmüne uğrayan Leyla Zana, çözüm sürecinin ezberleri bozduğunu ve statükoyu sarstığını düşünüyor. AK Parti Hükümeti’'nin Kürt meselesinde Cumhuriyet tarihinin en cesur adımları attığını savunuyor. Zana eksikliklere de işaret ediyor. Sürecin bitmediğini, hükümetin daha atması gereken pek çok adım olduğunu eklemeyi de ihmal etmiyor. Bunun başında da PKK’nın sosyal ve siyasi hayata kazandırılması geliyor.

Leyla Zana’'nın aslında bu düşüncelerinin tam aksi yönde görüş belirtmesi de beni hiç şaşırtmazdı. Onu anlardım. Çocukluğu hapishane kapılarında geçti. Belediye başkanı olan eşi 12 Eylül’'de tutuklandı. Kendisi de milletvekili yemini sırasında anadilinde de iki üç kelime söylediği için polis tarafından Meclis'’ten yaka paça alınıp cezaevine atıldı. İşkence gördü. 10 yıl hapis yatan Zana'’nın cezaevi arkadaşları daha sonra KCK davasından tutuklandı. Zana’'nın yaşadıklarını burada birkaç satıra sığdırabilmek mümkün değil. 

***

Hayatı boyunca devlet baskısını bu kadar derinden yaşayan bir kadın siyasetçinin hükümete güvenmesi için ben ortada bir neden göremiyorum. Deyim yerindeyse TC hükümetleri ağzıyla kuş tutsa dahi, görmüş geçirmiş biri olarak Zana, değerlendirmelerini geçmişin karamsar bulutları altında yapar ve dolayısıyla “iyi şeyler” olabileceğine inanmazdı.

Hasan Cemal gibi “AKP’'ye hâkim olan muhafazakar-milliyetçi zihniyetin, Kürt meselesinde çözüme giden yolu tıkadığını” savunabilir, Erdoğan'’ın “Kemalist milliyetçilikle benzeştiğini” ve bu yüzden havlu attığını, artık umut vermediğini söyleyebilirdi. Bence Zana, bu durumda da anlaşılırdı. Kimsenin onun düşüncelerini yargılamaya, sorgulamaya hakkı olmazdı.

Peki ya Hasan Cemal'’in?

AK Parti zihniyetinin çözüme giden yolu tıkadığını söyleyen ve Kürt hareketine de bunu empoze etmeye çalışan Hasan Cemal için ne demeli?

Benim söyleyeceğim çok şey var ancak okurun takdirine bırakıyorum.

 

Kanalahaber.com

Şapka düşünce, kel görünmez mi?
 // Mühr-ü Süleyman
Tayız kardeş, durum apaçık, şaşırmaya alıştık artık. Ilımlı bildiğimiz bir çok ismin, düğmelerine basıldığında, hep birlikte saldırganlaşması, aslında iyiye bile işaret. Çünkü, uyutulmuş (embedded) beslemelerin kullanılmaya başlanmış olması, dış tezgahlarda malların tükendiğini, artık son kurşunların atılmaya başlandığını gösteriyor.
Yazdıklarım Almanca, Fransızca, İngilizce olmasa da, anlayan anladı, değil mi Tayız kardeş? Anlamadılarsa da, uyandırılmışların işi ne, bi' zahmet çeviriversinler...
08 Aralık 2013 Pazar 00:23
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler