YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Atılan imzanın altında kalırlar"
"Atılan imzanın altında kalırlar"
12 Temmuz 2011 20:50
CHP lideri Kılıçdaroğlu canlı yayında yemin sürecine ve imzalanan mutabakatla ilgili sorular yanıtladı. AK Parti'nin metni imzalamaması durumunda kendini dünyaya anlatamayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu "Sorunun çözülmesi için çığır açtık"dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekillerinin TBMM'de yemin etmemesi ve ardından yaşanan sürece ilişkin ''Biz sorunun çözülmesi için bir çığır açtık. Pencereyi açtık, pencere bu. Göreceksiniz demokrasi Türkiye'de rayına oturacak ve 'onu yapan, onu gerçekleştiren, kararlı tavrını takınan CHP' diye tarih yazacak. Bugün suçlanabiliriz ama gelecekte 'CHP, Türkiye'de bir demokrasi ayıbını ortadan kaldırmak için kararlı bir mücadele yaptı ve bir iradenin ortaya konmasına yol açtı' denilecek'' ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, NTV'nin canlı yayınına katılarak CHP milletvekillerinin TBMM'de yemin etmemesi süreci ve ardından AK Parti ve CHP yetkilileri arasında imzalanan mutabakat metnine ilişkin soruları yanıtladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri Ergenekon davası tutuklu sanıkları Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın, TBMM'de yemin edememesinin önündeki engelin hukuki değil sadece takdir yetkisinden kaynaklandığını ve yemin etmeyerek kendilerinin buna dikkati çekmek istediklerini belirtti.

CHP'li tüm milletvekillerinin TBMM'de yemin etmemenin ''kendilerinin de hoşuna gitmeyen bir durum'' olduğunu ancak demokratik tepkilerini ortaya koymalarının gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, imzalanan mutabakat metninin tutuklu vekillerin yemin etmelerinin önünü açacak nitelikte olduğunu kaydetti.

Mutabakat metnine ''tutuklu'' ibaresinin girip girmemesi konusunda bir tartışmanın yaşandığı iddialarını da doğrulayan Kılıçdaroğlu, metinde ''tüm milletvekilleri'' ifadesinin yer aldığını tutuklu vekillerin de bu tanımının içinde olduğunu aktardı.

Kılıçdaroğlu, metnin çok açık olduğunu, okuyup anlamamanın mümkün olamayacağını belirterek, ''Hukuk, özgürlükleri genişletecek şekilde yorumlanır, kısıtlayacak şekilde değil'' dedi.

Metnin imzalanması ve CHP'li milletvekillerinin yemin etmesinin ardından CHP olarak normal bir sürecin başlamasını beklediklerini ve ayrıntıları kamuoyuyla paylaşmadıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaların ardından yaptığı açıklamaları eleştirdi. Kılıçdaroğlu, ''Bunun altına atılan imzalar, imzayı atanların namusudur. Bunun gereğini yapmak zorundadırlar, gereğini yapmazlarsa bu imzaların altında kalırlar. Demokrasi diyorsanız demokrasinin özü, verilen sözlerin tutulmasında yatar. İnsanların düzgün, namuslu, dik durmaları lazım, verdikleri sözün arkasında durmaları lazım. Biz en başından itibaren ne söylediysek bir milim geri de atmadık, ileri de gitmedik. Ne söylediysek sözümüzün arkasında durduk. Çıkıp ikide bir konuşmadık, buna özen gösterdik çünkü bizim amacımız bir demokrasi ayıbını bitirmek istiyoruz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, metnin imzalanmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sergilediği tavrı kendisinden beklemediğini de ifade ederek, kendilerinin bir demokrasi ayıbının son bulması için katkı veren herkese teşekkür ettiklerini söyledi.

Metnin, iki partinin imza attığı bir belge olarak dikkati çektiğinin ancak sonrasında yapılan açıklamaların ilerideki işbirliklerinin önünde engel olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, ''Engel değil. Bunlar çok basit ayak oyunları aslında'' dedi. Metnin, bir partinin diğerine teslim olduğu bir belge olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Altında imzası olan altı arkadaş, kendi çocuklarına önemli bir demokrasi belgesi armağan ettiler'' dedi.

''AKP KENDİSİNİ DÜNYAYA ANLATAMAZDI''

Kılıçdaroğlu, yemin edilmemesi sürecinde Antalya Milletvekili ve eski Genel Başkan Deniz Baykal ile yaptığı görüşmeye ilişkin soruyu yanıtlarken de konuya ilişkin partisinin milletvekilleriyle beşerli gruplar halinde görüşmeler yaptığını ancak uzun yıllar Genel Başkanlık yapan Baykal'la böyle bir görüşme yapmayı şık ve uygun bulmadığını, kendisine duyduğu saygı gereği ikili bir görüşme yaptıklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, Baykal'la görüşmesinin farklı bir gündemi olmadığını da bildirdi.  

Bir başka soruyu yanıtlarken de Kılıçdaroğlu, CHP'nin yemin etmemesinin asla TBMM'yi boykot anlamı taşımadığını, böyle bir şey yapmalarının söz konusu olmadığını belirtti. Bir grup medyanın bu algıyı yaratmak için çabaladığını ileri süren Kılıçdaroğlu, yemin etmemelerinin nedenlerinin, sivil toplum örgütleri ve üniverisitelerce tartışılmamasını, buna ilişkin görüş belirtmemelerini eleştirdi. Tutuklu milletvekillerinin yemin edememesini, dünyaya anlatmanın mümkün olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, ''AKP neden bunu imzaladı biliyor musunuz  Kendisini dünyada anlatamazdı '' ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, tutuklu vekillerin yemin etmemesi konusunda ''herkesin aynı şeyi düşündüğünü ancak sorunu çözmediğini'' belirterek, ''Biz sorunun çözülmesi için bir çığır açtık. Pencereyi açtık, pencere bu. Göreceksiniz demokrasi Türkiye'de rayına oturacak ve 'onu yapan, onu gerçekleştiren, kararlı tavrını takınan CHP' diye tarih yazacak. Bugün suçlanabiliriz ama gelecekte 'CHP, Türkiye'de bir demokrasi ayıbını ortadan kaldırmak için kararlı bir mücadele yaptı ve bir iradenin ortaya konmasına yol açtı' denilecek'' şeklinde konuştu.

CHP Mersin Milletvekili İsa Gök'ün yemin edilmesi kararının aceleyle alındığı eleştirisinin hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, kararın aceleyle alınmadığını ancak istedikleri irade beyanı ortaya çıktıktan sonra da beklemenin gereksiz olduğunu kaydetti. 

"ÇİÇEK, KÜRT SORUNUYLA İLGİLİ GRUPLARI BİR ARAYA GETİREBİLİR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Kürt sorununun çözümüyle ilgili olarak Sayın Çiçek grupları bir araya getirebilir, sorun gruplarda biraz daha net ortaya konulabilir. Bu konuda gerekirse akil adamlar, uzun yıllar yazı yazan, araştırma yapan çevreler, kişiler, akademisyenler olabilir, bunları bir araya getirebilir, sorunun çözümüne katkı verebilir, ben buna inanıyorum'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''Kürt sorununu TBMM'ye taşıyacaksınız. Öcalan'dan Barış Konseyi kurma kararı açıklaması geldi. Sivil toplum örgütlerinde de akil adamlar önerisi gündeme getirildi. Sorunun çözümü için bunlar yol haritası niteliği taşıyabilir mi '' sorusuna şu karşılığı verdi:

''Önce sağlıklı bir karar vermemiz için şunu öğrenmemiz lazım: Hükümetle İmralı arasında yapılan görüşmeler nedir  Biz bunu bilmiyoruz. Avukatların yaptığı açıklamalarda 'protokoller yapıldı, imza aşamasına gelindi' deniliyor ama dün Erdoğan, görüşmelerin olduğunu söyledi. Demek ki görüşmeler var ama o görüşmeler nedir onu bilmiyoruz. Biz bu sorunun çözülmesini isteriz. Her yerde de söyledik, sorun çözülmelidir. Sorunun çözümü için güvenlik güçlerine bunun ihale edilmesinin yanlış olduğunu da söyledim. Sorunun çözüm yeri siyasi otoritedir, yani siyaset kurumudur. Siyaset kurumu bu sorunu sağlıklı çözmek zorundadır. Nasıl olacak  Uzlaşmayla çözülebilir mi  Evet çözülebilir ama tarafların sağlıklı bilgilendirilmesi lazım. Önce bu... Hükümetin önce bu görevi yerine getirmesi gerekir.''

Kılıçdaroğlu, ''BDP'nin tutumuyla taban tabana zıt bir tutum sergilediniz. Bunu da defalarca dile getirdiniz. Şimdi yeni anayasanın ve belki de Kürt politikalarının tartışıldığı bir dönemde BDP'nin Meclis'e gelmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz '' sorusunu yanıtlarken de ''Tabii onların beklentileri nedir samimi söylüyorum onu bilmiyorum ama onlar da Sayın Çiçek'in yaptığı açıklamaya göre, AKP yetkilileriyle bir araya gelecekler. Nasıl bir görüşme yaparlar, tarafların beklentileri nedir onu da bilmiyorum ama halkın oylarıyla seçilmiş her milletvekilinin parlamentoya gelip görev yapmasını isterim'' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in ''yemin krizinin çözümü'' konusunda önemli adımları olduğu ve sonunda da uzlaştırıcı bir noktaya gelindiği ifade edilerek, ''Şimdi Cemil Çiçek BDP ile aynı etkin konumu sergiler mi '' sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, Çiçek'in olumlu tutum sergilemesini yürekten istediğini, var olan sorunları çözerek eş güdümü sağlamanın da Çiçek'in sorumluluğunda olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Kürt sorununun çözümüyle ilgili olarak Sayın Çiçek grupları bir araya getirebilir, sorun gruplarda biraz daha net ortaya konulabilir. Bu konuda gerekirse akil adamlar, uzun yıllar yazı yazan, araştırma yapan çevreler, kişiler, akademisyenler olabilir, bunları bir araya getirebilir, sorunun çözümüne katkı verebilir, ben buna inanıyorum'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, ''MHP'ye yönelik bir eleştiriniz olmuştu, 'biz arkadaşlarımızı satmadık' demiştiniz, dün yemin ettikten sonra kuliste muhtemeldir ki karşılaştınız, buzlar eridi mi aranızda '' sorusuna karşılık şunları söyledi:

''Ben MHP'ye yönelik böyle bir ifade kullanmadım. 'Biz arkadaşlarımızı satmayız' dedim, doğru ama bizim arkadaşlarımız oradayken tutukluyken onları görmezlikten gelemeyiz. O bir demokrasi ayıbı olurdu. Biz sadece kendi arkadaşlarımız için yapmadık bunu, parlamentodaki 8 milletvekili için... Çünkü var olan 8 milletvekili için de bir hükümlülük söz konusu değil, bir mahkumiyet söz konusu değil, 8'i de tutuklu. Bir iddia dolayısıyla tutuklu. İddia o olur, iddia bu olur ama tutuklu bunlar. Bunların gelip yemin etmelerinin ve parlamentoda görev yapmalarının önünde hiçbir hukuki engel yok. Ne ulusal ne de uluslararası arenada hiçbir engel yok.''

CHP'nin seçimlerde başarılı olup olmadığı yönünde bir araştırma yaptırdığının anımsatılması üzerine de Kemal Kılıçdaroğlu, yüzde 26 oy oranının bir başarı olarak kabul edilemeyeceğini ancak ''hezimet olduğunu'' söylemenin de haksızlık olacağını ifade etti. Kılıçdaroğlu, ''Dün Sayın Erdoğan diyor ki 'biz yükseliyoruz, büyüyoruz, onlar küçülüyorlar'. E insaf, insaf... Oyumuzu yüzde 20'den 26'ya çıkarmışız, biz küçülüyoruz, kendileri yüzde 47'den 49'a çıkarmışlar, onlar büyüyor. Elbette biz hiçbir zaman 'onlar küçülüyor' demedik, onların oylarının artışının daha zor olduğunu, bizim oyumuzun daha fazla artması gerektiğini biz de biliyoruz ama bir şeyi konuşacaksak önce doğru konuşacağız. Doğru verilerden yola çıkacağız, konuşacağız'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partiyi daha demokratik niteliklere kavuşturmak için üye yapısıyla ilgili de yeni kararlar alacaklarını belirterek, ''Ayda 1 lira ödemeyen bir partilimiz seçme hakkını kullanamayacak ve o partimizin sempatizanı olarak kalacak. Bundan sonra ön seçim dediğimiz bir mekanizmayı biz bu seçimde 29 ilde yapmıştık. Önümüzdeki seçimlerde çok daha kapsamlı, bütün illerde yapmayı düşünüyoruz'' şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, olağanüstü kurultay talebini gayet demokratik bir talep olarak nitelendirdiklerini, bu girişimi engellemek adına da hiçbir telkininin olmadığını kaydetti.

UZLAŞMA METNİ

Kılıçdaroğlu, uzlaşma metni imzalandıktan sonra konuşmamaya özen gösterdiğini ifade ederek, ''Ama Sayın Erdoğan sözünde durmadı, çıktı, konuştu. Bir daha konuştu, üçüncü kez konuşunca bana da konuşmak farz oldu. Yoksa ben yine konuşmayacaktım'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Siz peki konuşacak mısınız yoksa uzlaşma metnine sadık mı kalacaksınız '' sorusuna da, ''Konuşsam da konuşmasam da uzlaşma metnine sadık kalacağız. Bunun altındaki imzalar AKP ve CHP'nin namusudur. Çünkü iki lider buna onay vermiştir. Hiçbir lider bundan vazgeçemez. Bunun gereklerinin yerine getirilmesi lazım'' karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu, ''Anayasa ve Kürt sorunu da dahil Sayın Başbakan ile de bir araya gelmeniz gerekecek. Belki hükümetle de bir araya gelmeniz gerekecek'' sözleri üzerine şunları söyledi:

''Anayasa değişikliği konusunda hükümetten, Anayasa'da neyi hedefliyorlar ben hiçbir şey duymadım. Sadece özgürlük, demokrasi, o kadar. Özgürlük, demokrasi diyorsunuz da peki bu tutuklu milletvekillerinden, Anayasa'nın 90. maddesi dururken 'biz düşüncelerimizi daha seçim öncesi açıkladık, Anayasa'da nelerin değiştirilmesi gerektiğini söyledik, ben dün parlamentoda yaptığım konuşmada da belli konulara satır başları itibarıyla değindim. Sayın Başbakan'ın yanıtı, 'efendim, siz bunları söylediniz, olayı kilitlediniz' diyor. Kim olayı kilitliyor  Biz değil... Ama ben adım gibi eminim, olayı onlar kilitleyecekler.''

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler