YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Atanan öğretmenlerin eğitimi başladı
Atanan öğretmenlerin eğitimi başladı
06 Eylül 2011 13:06
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bu yıl ilk defa yeni atanan öğretmenlere yönelik düzenlenen uyum eğitimini başlattı...

Bakan Dinçer, 81 ildeki göreve yeni başlayacak öğretmenlere video konferans yöntemiyle bağlanarak seslendi. Oryantasyon eğitimine, 26 Ağustos'ta ataması yapılan 11 bin 475 öğretmen katılıyor.

MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Bilişim Hizmetleri Daire Başkanlığının konferans salonunda kurulan teknik donanım ile öğretmenlere seslenen Dinçer, konuşmasına ''Saygıdeğer öğretmenler hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sizler eğitim ailemize katıldınız. Aramıza hoş geldiniz. Sizleri bu vesileyle tebrik ediyorum, yeni görevinizde başarılar diliyorum'' diyerek başladı.

Dinçer, ''Siz görevinize başlarken birçok hayal kurdunuz. Mesleğinizle alakalı, şahsi geleceğinizle alakalı hayaller oluşturdunuz. Bu hayallerinizin ne kadar gerçekleşeceğine dair birtakım kesin tahminlerde bulunmak zor. Ancak umarım bu hayallerinizi gerçekleştirme konusunda başarılı olursunuz ve biz de elimizden geleni bu alanda destek olarak sizlere sağlarız'' diye konuştu.

Aday öğretmenlerin göreve başladıklarında kurdukları hayallerden farklı şartlarla, durumlarla karşı karşıya kalabileceklerine değinen Dinçer, şöyle konuştu:

''Göreve başladığınız yerlerde, ilde, ilçede, beldede veya herhangi bir yerde hayal ettiğiniz fiziki şartları, eğitim ortamını veya çalışma şartlarını göremeyebilirsiniz. İşte bizim eğitim sistemimizin belki de pek çok sorununu birden bire görmek, onlarla yüzleşiyor olmak sizlerde bir sıkıntı yaratabilir, endişe doğurabilir. Sizlere şunu söylemeliyim, dünyanın hiçbir yerinde insanların kendi hayal ettiği şartlarda ve değerlerde bir çalışma ortamı bulması da öyle çok kolay olmaz, olmayacaktır da. Mesela gittiğiniz yerlerde kalabalık sınıflar görebilirsiniz.''

Türkiye'de uluslararası standartlarla karşılaştırıldığında derslik başına düşen öğrenci sayısının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Dinçer, Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde bu sayının 20-22 civarında olduğunu, bu sayının Türkiye'de 30'un üzerinde olduğunu söyledi. Dinçer, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ise Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde 14-15 öğrenci olduğunu, Türkiye'de ise bu oranın 28-30 civarında bulunduğunu belirtti.


-''EĞİTİM YOKSA SAĞLIKLI YAŞAM İMKANLARI YOKTUR''-


Bakan Dinçer, ''Gittiğiniz yerlerde fiziki şartları gördüğünüz zaman da sıkıntı duyacaksınız ama daha da önemlisi görev yaptığınız özellikle Doğu, Güneydoğu Anadolu bölgesi ve Orta Anadolu gibi birçok ilimizde yaşam şartlarının, ekonomik gelişmişliğin, insanların gelir düzeyinin verdiği sıkıntıları görüp bunlardan dolayı da üzüntü duyabilirsiniz. Şunu söylemek istiyorum, bütün bunlara rağmen biz bu kaderi yenmeye yönelik çalışmayı yapacak yegane ekibiz. Eğer siz yoksulluktan kurtulmak istiyorsanız eğitimden başka şansımız yok'' diye konuştu.

Türkiye'de gelir dağlımını dengeleyecek, eşitliği sağlayacak bir çaba ortaya konulacaksa bunun için en önemli, en etkin mücadelenin eğitimi geliştirmek olduğunun altını çizen Dinçer, bir insanın yaşam kalitesinin geliştirilmesinde de eğitimin önemli olduğunu vurguladı.

Sağlıklı yaşamanın, istihdam edilmenin, kişisel beklentileri gerçekleştirmenin tek yolunun eğitim olduğunu ifade eden Dinçer, ''Eğitim yoksa, istihdam edilme imkanları düşüktür, zayıftır. Eğitim yoksa sağlıklı yaşam imkanları yoktur. Eğitim yoksa sağlıklı bir çocuk yetiştirme imkanı da bulunmamaktadır. Öyleyse gittiğiniz yerdeki yaşam kalitesinin düşük olmasının yine yegane çözüm yolunun eğitimden geçtiğini bilmelisiniz'' diye konuştu.


-''O KENTTEKİ İNSANLARIN EĞİTİLMESİNDEN BAŞKA BU SORUNUN ÇÖZÜMÜ YOKTUR''-


Milli Eğitim Bakanı Dinçer, şunları kaydetti:

''Bulunduğunuz yerde çocuklarımızı eğitirken oranın yaşam şartlarını geliştirmek, kalitesini artırmak, insanların gelir düzeyini yükseltmek gibi bir çaba ortaya koymayı düşünüyorsak işte onun bu çocukların eğitiminden geçtiğinin farkında olarak yapmalısınız. Bu sebeple şayet sadece kişisel yaşam kalitesi değil, bir kentin yaşam kalitesinden bahsediyorsanız, gittiğiniz yerde, bir eğlence yeri yoksa, sosyal aktivite yapma yerleri yetersizse sizin sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmayla ilgili imkanlarınız sınırlı ise bilin ki o kentteki insanların eğitilmesinden başka bu sorunun çözümü yoktur. Yoksulluğu önlemenin yegane çaresi de yine eğitimden geçmektedir. Daha da önemlisi ulusal düzeyde büyümenin, kalkınmanın zemini eğitimle alakalıdır.''

Bu ülkede insanların eğitim ortalamalarının lise düzeyinin üzerinde olması halinde bugünkü gayri safi milli hasılanın belki en az yarısı kadar daha fazla bir büyüklüğe sahip olunabileceğini belirten Dinçer, şöyle devam etti:

''ABD'de yapılan bir çalışma şunu söylüyor, 'ABD'de lise mezunu bir öğrencinin sahip olduğu beceriler, Kanada, Japonya, Güney Kore ve Finlandiya'daki öğrencilerin sahip olduğu beceriler kadar iyi olsaydı, ABD'nin gayri safi milli hasılası yüzde 9-16 oranında daha büyük olacaktır' diyor. Bu açıdan bakıldığında gittiğiniz yerlerdeki şartlar değil, o şartların sizin üzerinizde olumsuz etkileri değil, tam tersi o şartların sizin üzerinizdeki olumlu etki yaratmasını, o makus talihi yenecek olan yegane gücün kendiniz olduğunu bilerek hareket etmenizi öneriyorum.

ABD'de yapılan yine bir araştırmanın hizmet veren kurumların, örgütlerin başarılarının yegane faktörünün insan olduğunu ortaya koyduğunu anlatan Dinçer, ''Öncelikle sizler işinizi iyi yapar, çocuklarımıza sahip çıkar, emanet olarak ortaya koyduğumuz çocukların eğitimi ve geliştirilmesi ile ilgili konularda kendinizi feda ederseniz inanın biz bu zor şartları çok daha kolay aşacak bir noktada olacağız'' dedi. (AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler