25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya7 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa4 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli1 °C
  • Şanlıurfa2 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel11 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Askerler, siyasiler, işadamları tutuklandı; peki
Askerler, siyasiler, işadamları tutuklandı; peki
Askerler, siyasiler, işadamları  tutuklandı; peki
08 Eylül 2008 / 08:18 Güncelleme: 08 Eylül 2008 / 00:00

Organize suç örgütleri ile bağlantılı polis ve askerler, Susurluk döneminden beri tartışılıyor. Ergenekon operasyonlarında çok sayıda emekli asker cezaevine gönderilirken, 'örgütün polis ayağı yok mu?' sorusu gündeme geldi.


Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Aytaç, bu sorunun haklılığına dikkat çekiyor. Suç örgütlerinin palazlanabilmesi için polisle kontak kurmasının kaçınılmaz olduğunu belirtirken, Ergenekon bağlantılı polis şeflerinin de ortaya çıkarılması gerektiğine işaret ediyor. Rant sağlayan karanlık ilişkilerde asker, polis, hakim, savcı, işadamı, gazeteci ve öğretim üyelerinin rol almasının normal olduğunu vurgulayan Aytaç, Ergenekon'un yargı ayağına da bakılmasını istiyor. Buna Veli Küçük ile üst düzey Adalet Bakanlığı görevlisinin telefon konuşmasını örnek gösteriyor.


Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Aytaç, Ergenekon'un bağlantıları konusunda şu görüşleri dile getiriyor: "Susurluk ve Ergenekon ile irtibatlı emekli askerler ortaya çıkmaya devam ediyor. Muvazzaflar var mıdır? İnşallah yoktur. Poliste ve yargıda var mıdır? İnşallah yoktur. Ancak İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne baskın yapılması emrini kim verdiyse onun da Ergenekon ile irtibatına bakılmasında fayda buluyorum."


Önder Aytaç, ayrıca, çetelerle mücadelede Türkiye'de herkesin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi kararlı durması gerektiğini anlatıyor. Emniyet teşkilatında herkesin birbirini tanıdığını ve kirli işlere bulaşmış olanların kurum içinde rahatlıkla bilinebileceğini söyleyen Aytaç, "Emniyet'teki bu hafızayı silemezsiniz. Bilgisayarın hafızası gibi... 1988 yılında işte birileri hakkında homoseksüel diye rapor tutmuş olan birisi varsa 2008 yılında yine birileri hakkında homoseksüel diye rapor yazılıyorsa emniyetteki herkes 'Evet bunu yazanla 1988'dekini yazan aynı insan.' der. Bu çerçevede Emniyet'teki organize suç örgtleri ile irtibatlı olanlar ortaya çıkarılsın mahkeme tarafından aklansın ya da cezalandırılsın deniyorsa çok rahat yapılabilir. Bunlar hem Emniyet'te idareci olanlar açısından hem tabanda polis olanlar açısından net olarak biliniyor. Kesinlikle çıkarılabilir. Bence şu anda da ortaya çıkıyor." diye konuşuyor.


Faili meçhul cinayet yoktur


Önder Aytaç, Emniyet açısından bakıldığında Türkiye'de işlenmiş faili meçhul cinayet olmadığını da kaydetti. Polisin, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı gibi tanınmış isimlere yönelik düzenlenen bombalı saldırı olaylarının dosyalarını "faili meçhul kutusuna" koymadığını açıklayan Aytaç, "Türkiye'de 240 civarında bomba imha uzmanına kurs verdim. Onların anlatımına göre bazı eylemlerde kullanılan bombalar aynı tür. O bombayı Türkiye'de kim kullanır polis çok iyi biliyor. Eğer siyasi irade yeteri kadar ağırlığını koyarsa, iktidar olmakta gerçekten muktedir olursa pek çok olay aydınlatılabilir." açıklamasında bulunuyor.


Türkiye eski Türkiye değil


Aytaç'a göre 1960, 1970 ve 1980'den farklı bir Türkiye söz konusu. Anadolu'da öğretmen, memur, işçi, köylü olan insanların artık "bu devlet benim" diyerek çocuklarını siyasal, hukuk, iktisat, harbiye gibi eğitim kurumlarına gönderdiğini kaydeden Aytaç, şunları söylüyor: "Bu Anadolu insanı olan kişilerin çocukları hakim, savcı, emniyet müdürü, yarbay, albay olmaya başladı. Ve görmüş oldukları yanlışlarda da demokrasiden yana tavır alıyorlar. Kirli işlere bir bilgi ve belge varsa ve o bilgi ve belgenin sizden çıktığı belli olmayacaksa bunun kamuoyu ile paylaşılması taraftarıyım. Zaten bugün YouTube'un çıkması, küçük ses kayıt cihazlarının var olması insanların hukuk dışı işlere daha az bulaşmalarına neden oluyor. Ayrıca 28 Şubat ve 1960 darbe sürecindeki medyadaki tek tip yapı da yok. Çok fazla bilgi ve belgeye kavuşuluyorsa bundan gocunmamak lazım. Medya içerisinde de Ergenekon ile irtibatlı köşe yazarları veya köşe olmuş yazarlar var. Bundan sonraki dönemle medya ile ilgili başka adımlar olabilir. Bu iyi ile kötünün, aydınlık ile karanlığın mücadelesidir. Hazreti İbrahim'i ateşe attıklarında su taşıyan karıncaya sormuşlar 'Bu kadarcık su ile ateş söner mi?' diye. O da 'Hiç olmazsa yerimi belli ederim.' demiş. Bu ayrıca yurttaşlık borcu. Atatürk'ün dediği gibi, 'Ufku görmek yetmez, ufkun ötesini görmek gerekir.''


Dizi filmler toplumu bilinçlendirdi


Doç. Dr. Önder Aytaç, Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye, Pars Narkoterör gibi dizi filmlerin, insanların bilinçlenmesine katkı sağladığını anlatıyor: "Artık sıradan insanlar herhangi bir yerde bomba patladığında, bir insan öldürüldüğünde, herhangi bir yerde Türk bayrağı çiğnenmeye kalkışıldığında ve herhangi bir yerde bir cemaat lideri insanları devletin kurumlarına karşı galeyana getirmeye kalktığında hemen görünene inanmıyor. 'Acaba bunun arkasında başka bir iş var mı? Bu işte bir bit yeniği var mı?' diyor." ZAMAN

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler