YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Askeri savcılık darbe delillerine nasıl ulaşamadı
Başyurt: Askeri savcılar Özkök'e "Darbe girişimlerini önlediniz mi?" diye neden sormadı?
Askeri savcılık darbe delillerine nasıl ulaşamadı
30 Nisan 2009 / 17:32 Güncelleme: 30 Nisan 2009 / 00:00

Genelkurmay Başkanı Org.İlker Başbuğ'un merakla beklenen haftalık 'İletişim Toplantısı'dün gerçekleşti.


Başbuğ, birçok gazetecinin  çağrıldığı toplantıda gündemi meşgul eden konulara açıklık getirdi.  Ergenekon soruşturmasında bulunan silah ve mühimmatlardan, GATA'ya yapılan sevklere en önemlisi de 'darbe' konusuyla ilgili soruları cevaplandırdı. "TSK bünyesinde demokrasiye muhalif kimse faaliyette bulunamaz ve barınamaz" diyen Başbuğ'a, Bugün Gazetesi'nden Erhan Başyurt önemli bir hatırlatmada bulundu.


İşte Erhan Başyurt'un bugünkü köşesinde kaleme aldığı o yazı...


Türkiye havanda su dövmüş!          


Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un haftalar önce ilan edilen "İletişim Toplantısı" dün gerçekleşti.


İki buçuk saat süren ve televizyonların canlı yayınladığı toplantıda Başbuğ'un en can alıcı açıklaması "darbe" konusunda oldu.


"Oramiral Özden Örnek'e ait darbe günlüklerinden hareketle veya başka nedenlerle TSK içerisinde bir darbe soruşturması açıldı mı?" sorusuna Başbuğ, şok bir cevap verdi.


Türk medyası ve aydınlarının Nokta dergisinin günlükleri kapağına taşıdığı süreçten bu yana iki yıldır "havanda su dövdüğü"nü ortaya koydu.


"TSK bünyesinde mevcut demokratik muhalif kimse faaliyette bulunamaz ve barınamaz" diyen Genelkurmay Başkanı, "TSK bünyesinde böyle bir sorun yok. Bu soruna yönelik araştırma ve inceleme ihtiyacı da yok" dedi.


Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, 12 Nisan 2007'de günlüklerle ilgili söylediği, "Elimizde bu konuya ilişkin hiçbir belge yok" sözlerini tekrarladı.


Oysa Örnek Paşa'nın günlüklerinin gerçek olduğu, Nokta'ya açtığı davayı kaybetmesi ile tescil edilmişti.


Yine Ergenekon sanıkları emekli Orgeneral Şener Eruygur ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'de darbe çalışmalarını gösteren notlar ve slaytlar ele geçirildi.


Bunlara son olarak gazeteci Mustafa Balbay'ın da günlüğü eklendi...


Bu dört ayrı delil de birbirleriyle çelişmiyor. Aksine birbirini ve süreci teyit ediyor.


Ergenekon savcılarının dışarıdan ulaşabildikleri bütün bu bilgi ve belgelere, askeri savcıların kurum içerisinde ulaşamamış olması şaşırtıcı.          


Yine Başbuğ konuşmasında Ergenekon savcılarının söz konusu darbe girişimi ile ilgili bulguları İkinci İddianame'de belirtildiği gibi "tefrik" ederek kendilerine göndereceğini, sabırla beklediklerini kaydetti.


Ama Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök'ün Ergenekon savcıları tarafından geçtiğimiz hafta tanık olarak dinlenmesine "tefrik edileceği söylenen bir konuda soruşturmanın derinleştirilmesi" nedeniyle sitem etti.


Peki Ergenekon savcıları ile görüşmek için bile askeri adli makamlardan görüş alan Orgeneral Özkök'e, askeri savcılar neden bu güne kadar "Neler yaşandı? Gerçekten darbe girişimini önlediniz mi?" diye sorma gereği duymadı...


"Belge yok" açıklaması, demokrasiye saygı ve hukukun üstünlüğüne bu kadar çok vurgunun yapıldığı bir basın toplantısına hiç yakışmadı.


Türkiye iki yıldır boşu boşuna "sözde" darbe girişimini tartışmış!


11 sorunun dördüne cevap


Orgeneral Başbuğ, dün bu köşeden yönelttiğim 11 sorunun dördüne cevap verdi.


Darbe ile ilgili olanı gazeteciler yöneltti, diğer üç tanesini de bizzat kendi kendine sorup cevapladı.


Ergenekon kapsamında ortaya çıkan "mühimmat" sınıfı LAW silahları ve el bombalarının tespiti için çalıştıklarını, ama bunların tek tek numaralandırılmadıkları için nereden alındığının tespitinin zor olduğunu söyledi.


Cephaneliğin kime ait olduğunun tespiti için üzerlerindeki kafile seri numaralarından kimler için üretildiğinin belirlenmesi gerekiyor. Mesela, Ümraniye'de ele geçirilen el bombaları "kafile" halinde Kara Kuvvetleri için MKE tarafından üretilmişti.


Yine Ergenekon sanığı emekli Albay Fikret Emek, ordu malı mühimmatı çalmaktan, askeri yargı tarafından 1 yıl 9 ay cezaya çarptırıldı...


Başbuğ, son dönem bulunan mühimmatın aynılarından Emniyet'e de verildiğini ve yurt dışına satıldığını da söyledi. Ama söz konusu mühimmatın kafile numaralarından Türk Silahlı Kuvvetleri kayıtlarında var mı açıklık getirmedi.


Başbuğ, Ergenekon cephanelikleri ile ilgili açıklaması gibi, GATA ile ilgili soruyu da kendi kendine sordu.


GATA'ya sevklerde bir usulsüzlük olmadığını, sevklerin Adalet Bakanlığı gözetiminde gerçekleştiğini söyledi. GATA'nın "tahliye kapısı" olarak kullanıldığını da reddetti.


Konuşması zaman zaman askeri uzmanlık alanlarını aşıp, medyanın "duayen" isimlerine habercilik derslerine dönüştü.


Cihan muhabirinin dağ başında bırakılması konusunu da, "Sorarsınız diye bekledim" diyerek kendisi cevapladı. Başbuğ, "teröristi bile helikoptere alırız" diyerek bir ayrımın söz konusu olmadığını ileri sürdü.


Kendisine ulaşan bilgilere göre cevap verdiğini belirterek, farklı bir bilgisi olan varsa kendisine ulaştırılması halinde araştıracağını söyledi.


Cihan haber ajansı yetkilileri de, "dağda akreditasyona" yönelik bilgileri İlker Paşa'ya ileteceklerini açıkladı.


Genelkurmay Başkanı bir adım daha atarak, "Olanak olsa da akreditasyonu daha da genişletsek" dedi.


Ancak mevcut uygulamada kullandıkları kriterleri yine ifade etmedi. 


Başbuğ'un çok tartışılacak Ergenekon açıklamalarını ise ayrı bir yazıda değerlendirmek dileğiyle...

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler