26 Mayıs 2017 Cuma
  • Altın143,932
  • BIST97.713
  • Dolar3,5669
  • Euro4,0007
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6158
  • İstanbul16 °C
  • Ankara12 °C
  • İzmir14 °C
  • Konya8 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır12 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri12 °C
  • Kocaeli11 °C
  • Şanlıurfa17 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel19 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'tan sert çıkış!
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Suriye'deki olaylarla ilgili sert konuştu. Muhalefete gönderme yaptı, İran'a neden sesin çıkmıyor diye sordu. Arınç'ın gündeminde sadece Suriye değil, CHP'li iki vekilin katsayı kararını mahkemeye taşıması da vardı...
Arınç'tan sert çıkış!
06 Şubat 2012 / 07:51 Güncelleme: 06 Şubat 2012 / 07:57

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Suriye'deki olaylarla ilgili ne gerekiyorsa yapacaklarını ancak askeri müdahalenin Türkiye için bir seçenek olmadığını belirterek, ''Suriye'de yaşananlara karşı milletlerarası, Birleşmiş Milletler'in alacağı kararların ve Arap Birliğinin alacağı kararların uygulanması lazım. Birileri zaten dış müdahale bekliyor. Suriye'deki yönetim de halkını bununla aldatıyor'' dedi.

Arınç, Bursa'da yayın yapan Line TV'de konuk olduğu bir canlı yayın programında, Suriye'de hemen hemen bir yıldan beri büyük bir vahşet yaşandığını, masum insanlara silah doğrultulduğunu söyledi.

En son Mevlit Kandili akşamında Humus'ta resmi kayıtlara göre 337 ölü, bin 500'e yakın yaralı olduğunu belirten Arınç, bir şehrin kuşatıldığını, akşam ezanında minarelerden sala verilirken bombalandığını, kadınlar, çocuklar, gençler ve erkeklerin öldüğünü bildirdi.

Arınç, bunun belki son yüzyılda yaşanan büyük katliamlardan birisi olduğunu ifade ederek, ''Bunun sorumlusu Esad ve onun ordusu. Bu çok açık. Böyle bir vahşetin yaşanacağını baştan tahmin ediyorduk. Çünkü Lazkiye de ramazan günü bombalanmıştı, denizden bombaladılar Lazkiye'yi. Bunun dışında Hama kuşatıldı, sokaklarda insanlar vuruldu ama böylesine büyük sayıda toplu katliam yaşanmamıştı'' diye konuştu.

Bu yüzden bir yıla yakın zamandır Suriye'yi anlayacağı dil ne ise o kanaldan ikaz ettiklerini kaydeden Arınç, ''Yeri geliyor tehdit ediyoruz, yeri geliyor 'yapmayın, etmeyin, halkın taleplerini dinleyin, seçime gidin, belki siz seçilirsiniz ama demokrasiyle bu işten kurtulacaksınız, vatandaşla karşı karşıya gelip ona zulmetmek sizi abat etmez' diyoruz. Onlar bize kızıyorlar'' diye konuştu.

Arınç, muhalefetten de tepki geldiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

''İşin kötüsü CHP de bize kızıyor, MHP de bize kızıyor. 'Siz ne karışıyorsunuz Suriye'ye, bu Suriye'nin iç meselesi' diyorlar. Suriye'nin iç meselesi olduğu kadar bizim de meselemiz. Aynı coğrafyada yaşıyoruz, iki taraftan akrabalarımız var. En azından insan hakları ihlallerine karşı Türkiye sesini yükseltmesin mi  Bu Suriye'de değil de başka bir ülkede olsaydı sessiz mi kalacaktık  Ama burayla sınırız, 800 kilometre sınırımız var. Suriye'nin güvenliği aynı zamanda bizim güvenliğimiz. Her açıdan bizim güvenliğimiz. Dolayısıyla oradaki yönetimi doğru yola çekmek için çaba sarf eden hükümetimize karşı CHP kendi içinden heyetler gönderdi, neredeyse Esad ile samimi pozlar verdiler, Türkiye'ye döndüler 'Siz ne hakla Suriye'ye laf söylüyorsunuz' diye bize çattılar. MHP aynı şekilde, en son bütçe konuşmamız içinde sayın Şandır, Suriye konusunda bizi suçladı.''

Bu katliamın üzerinden iki gün geçtiğine dikkati çeken Arınç, şunları kaydetti:

''Basın danışmanıma sordum 'Kılıçdaroğlu'ndan bir açıklama var mı  Bu olaydan duyduğu üzüntüyü ifade eden basit bir cümle duydun mu ' dedim. 'Şu ana kadar duymadım' dedi. 'Sayın Bahçeli'den iki günden bu yana Suriye'de yaşanan bu vahşet için oradaki halkla dayanışmasını gösteren bir cümle duydun mu ' dedim. 'Duymadım' dedi. Biz ne kadar haklıymışız meğerse. Suriye yönetimine karşı görevimizi yaparken bir taraftan bu şantaj değil, baskı değil, 'yanlış yapıyorsun, halkına silah çekme.' Sniperler var, tek tek adam öldürüyor, toplar var şehirleri bombalıyor. Bu bir vahşettir. 

Bütün dünya buna duyarsız diyeceğim, değil. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Suriye'ye karşı yaptırımları öngören ve Esad'a 'çekil' mesajı verecek karar tasarısı oy birliğiyle çıkıyor ama Rusya ve Çin veto ediyor. Bu da ayrı bir ayıp. Rusya ve Çin'in Suriye'de yaşanan bu olaylar karşısında kılı bile kıpırdamıyor. 'Peki, Rusya ve Çin Müslüman değiller, onlar çok da uzakta, 'onlara ne Suriye'de yaşananlardan' diyebilirsiniz. İran'dan ses çıkmıyor, adı İran İslam Cumhuriyeti. Bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl Müslüman kardeşliği. Sen orada korunmasız insanların öldürülmesi karşısında bir söz söylemeyecek misin  İran'daki Maliki bir söz söylemeyecek misin  Lübnan'daki Mitaki sen bir şey söylemeyecek misin kardeşim  Aralarında başka türlü bir dayanışma var. Bu İslam'da olmayan bir şeydir. Türkiye her zaman mazlumdan yana olduğunu bir kez daha gösterdi ve şu anda Suriye'de yaşananlara karşı sadece sesini yükselten ve mazlumlarla dayanışma içinde olduğunu gösteren Türkiye var, bundan dolayı herkes iftihar etmeli.''

''Mezhepsel deyince Kılıçdaroğlu huylanıyor''

Arınç, bu durumun mezhepsel farklılıklardan kaynaklanabilme ihtimalinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

''İşte 'başka bir beraberlik var' dedim. 'Mezhepsel' deyince sayın Kılıçdaroğlu bundan da huylanıyor. Yani o kelimeyi de ağzıma almak istemiyorum. 'Bu bir mezhep dayanışması değildir' diyorlar. O zaman 'başka türlü, bizim anlayamadığımız bir dayanışma var' denilebilir. Ama bakın misal veriyorum, ses çıkmıyor. Ses çıkmaması ya bu işin onaylandığı anlamına gelir ki hiçbir vicdan bunu tasvip etmez, onlardan da bunu beklemem veya duyarsızlıktır. Duyarsız olmayacağız. Hayvan hakları için ortalığı birbirine katanlar, elbette hayvan haklarını koruyalım ama 337 kişiden bahsediyoruz. Bunların hepsi bir dünya, hepsi bir hayat, hepsinin bir başarı öyküsü var. Bunlara karşı duyarsız kalmak çok kötü. Hamdolsun biz o safta değiliz.''

Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Türkiye'nin tavrı bundan sonra ne olur, askeri müdahale olabilir mi '' sorusuna ise ''Ne gerekiyorsa yapacağız. Hayır, askeri müdahale bizim için bir seçenek değil'' yanıtını verdi.

Arınç, TBMM başkanı olduğu dönemde Suriye'ye yaptığı bir ziyareti hatırlatarak, şunları kaydetti:

''Müslüman Türkiye Irak'a müdahale edilmesine karşı çıktı, işte o meclisin başkanı, seni alkışlıyoruz dediler, beni milli kahraman ilan ettiler orada. 1 Mart tezkeresinde TBMM geçit vermediği için. Şimdi böyle bir Suriye'de yani halk olarak en güzel yakınlık kurduğumuz bir Suriye'de insan kanı dökülüyor. Tam 30 yıl evvel bugünkü Esad'ın babası Hama'yı bombalamıştı, orada da 20 bin kişi ölmüştü. Bu katliamlar durmalı. Dolayısıyla 1 Mart tezkeresinde, daha sonrasını söylüyor sayın Başbakanımız ikinci bir tezkere çıktı ama Irak halkı istemediği için müdahalede bulunmadık. Dolayısıyla Suriye'de yaşananlara karşı milletlerarası, Birleşmiş Milletler'in alacağı kararların ve Arap Birliği'nin alacağı kararların uygulanması lazım. Birileri zaten dış müdahale bekliyor. Suriye'deki yönetim de halkını bununla aldatıyor. 'Dış müdahale yapacaklar, onun için bana karşı çıkıyorlar' diyor ama bir müdahalenin dışında insani amaçlarla da siyasi amaçlarla da ne yapılması gerekiyorsa emin olun sonuna kadar onu yapacağız.''

KATSAYIYI KALDIRMAYI İPTAL DAVASI

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP'den iki milletvekilinin YÖK'ün katsayıyı kaldırma kararına karşı dava açmasıyla ilgili olarak, ''Bu açtıkları davada da sonuç alacaklarını düşünmüyorum, ama yapılan şey çirkindir ve yanlıştır'' dedi.

Arınç, Bursa'da yayın yapan Line TV'de konuk olduğu bir canlı yayın programında, ''katsayı farklılığının, 28 Şubat sürecinde, 1999 üniversite öğretim yılı için Kemal Gürüz'ün YÖK Başkanı olduğu dönemde, kanuna dayalı olarak değil, Çevik Bir'in emriyle uygulandığını'' söyledi.

O yazının ellerinde olduğunu belirten Arınç, ''İki satırlık yazı yazıyor, 'kanun çıkarmak zor iş, siz bu talimatımızla katsayı uygulayacaksınız, meslek liseleri mezunları üniversiteye kolay giremeyecekler' diyor. Karşı taraf da 'baş üstüne' diyor. Bu 10 sene uygulandı, hatta 10 seneyi de geçti. Tabi bu büyük bir haksızlıktır. Sadece İmam Hatip Liseleri için değil, bütün Meslek Liseleri için bu büyük bir haksızlıktır'' diye konuştu.

Arınç, bunu her zaman gidermeye çalıştıklarını, ancak önlerine Danıştay'ın çıktığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

''Her defasında YÖK karar verdi, Danıştay iptal etti. Sonunda artık neredeyse eski hale dönecek biçime gelince Danıştay bir oy farkıyla 'Hadi böyle olsun' deyiverdi. Şimdi bu uygulama bir sene oldu. Bu sene de YÖK, yılın hemen hemen başında 'Ben kaldırdım' dedi. Şimdi 'ben kaldırdım' deyince herkes rahatladı. Hatta bütün siyasi partiler rahatlamıştır, çünkü bu yıllardır büyük bir haksızlık olarak cereyan ediyor. Ama CHP'den hem de iki bayan milletvekili, kadın milletvekili diyeyim affedersiniz, onlar kadın denilmesini istiyorlar. İki kadın milletvekili dava açtı, birisi çok meşhur ve malum Profesör Nur Sertel, meşhurluğu ve malumiyeti nereden  Üniversitede başörtülü kız öğrenciler için ikna odaları kurmasından. Öbür bayanı tanımıyorum, kadın milletvekilini. Şimdi Danıştay'a dava açıyorlar. Bunun üzerine sayın Başbakanımız, 'Siz hani tekrar dava açtınız' dedi. Kılıçdaroğlu cevap veriyor, 'Ben parti olarak açmadım, milletvekilleri kişisel olarak açtı' diyor. Halbuki o milletvekillerinin partiden izin almaksızın böyle bir dava açması mümkün değil.''

''Kılıçdaroğlu ve Baykal taraftarlarının meydan muharebesi gibi de olabilir''

Bir milletvekilinin kanun teklifi vereceği zaman da hukuki bir yola başvuracağı zaman da grubundan izin istemesi gerektiğini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

''Bunu çok iyi bildiklerini zannediyorum veya bu CHP içindeki kamplaşmaların kutuplaşmaların Kılıçdaroğlu ve Baykal taraftarlarının meydan muharebesi gibi de olabilir. Her ne ise, iki tane kadın milletvekili bunun iptali için dava açtı. Bu çok acı bir şey. Eskiden CHP meclisten geçen her kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürürdü. Hatırlarsınız 367 ile ilgili biz saat 17.00'da kapattık meclisi, CHP 18.25'te Anayasa Mahkemesi'ne koştu, günlerden Cuma, Anayasa Mahkemesi de hazır bekliyormuş, Cumartesi Pazar çalıştı pazartesi günü kararını verdi ve biz Cumhurbaşkanını seçemedik. Şimdi bu acı olaylar yaşandı. Ama Türkiye'de müthiş bir reform oldu, milletimizin kabul ettiği Anayasa değişikliği ile yüksek yargının da içeriği ve çatısı değişti. Dolayısıyla CHP eskisi 'ben dilekçemi göndereyim de oradan kararı alıp döneyim' diyemiyor. Bu açtıkları davada da sonuç alacaklarını düşünmüyorum, ama yapılan şey çirkindir ve yanlıştır. İnşallah bu katsayı farklılığı olmadan herkesin sınava eşit olarak girmesi ve kazandığı puanla sonuç alması hepimizin beklediği konudur.''

Arınç, anayasa değişikliği çalışmalarının iyi gittiğini, ancak daha tartışma ve yazım aşamasına Nisan veya Mayıs ayında geçileceğini sözlerine ekledi.  (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler