18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul18 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir12 °C
  • Konya9 °C
  • Adana19 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır17 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri5 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel20 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'tan Libya açıklaması
Bülent Arınç, Libya'nın toprak bütünlüğünden yana olduklarını söyledi...
Arınç'tan Libya açıklaması
26 Mart 2011 / 11:02 Güncelleme: 26 Mart 2011 / 11:04

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Libya'nın bölünmesini daha uygun gördüğünü söyleyen ülkelerin de bulunduğuna dikkati çekerek, ''Halbuki biz Libya'nın toprak bütünlüğünden yanayız ve Libya'nın sahip olduğu zenginliklerin Libya halkına ait olduğunu söylüyoruz. Biz Irak'ta da aynı şeyleri söyledik'' dedi.

Arınç, Samanyolu Haber'de katıldığı canlı yayında Libya'daki olayları değerlendirirken, Libya'nın Kuzey Afrika'da gelişen olayların bir parçası, ancak diğer ülkelerden farklı bir noktada olduğunu ifade etti.

Kaddafi'nin kendi halkına karşı bir yıldırma operasyonuna giriştiğini belirten Arınç, muhaliflerin denetiminde olan bazı şehir ve kasabalara güç gösterdiğini söyledi.

Türkiye'nin Libya'nın toprak bütünlüğü ve istikrarından yana olduğunu vurgulayan Arınç, ''Değişim ve dönüşümün bütün bu ülkelerde kaçınılmaz olduğunu görüyoruz ancak bunun barışçı yöntemlerle gerçekleşmesini istiyoruz'' dedi.

Türkiye'nin Libya'daki istikrar ve güvenliğin yeniden tesisi için Kaddafi ve oğluyla, muhalif güçlerle görüşmelerini devam ettirdiğini belirten Arınç, ''Çünkü Türkiye'nin devlet ve hükümet olarak bu ülkeler nezdinde büyük bir saygınlığı var. Başkalarını dinlemiyorlar belki ama Türkiye'ye karşı bir güven duyuyorlar'' diye konuştu.

Libya'ya ilişkin Birleşmiş Milletler'in (BM) kararını anımsatan Arınç, bu karara Fransa'nın bir kaç ülke ile sahip çıktığını belirterek, böylece Libya'ya yönelik müdahaleye başlandığını ifade etti.

Bu duruma Türkiye başta olmak üzere Almanya ve başka ülkelerin de itiraz ettiğini anımsatan Arınç, sonunda Türkiye'nin de taleplerinin kabul edilerek NATO'nun komutasında harekatın yapılabileceği ve bunda amacın da istikrar ve güvenliğin yeniden tesisi ve silah ambargosunun denetlenmesi yönünde bir kararın alındığını anlattı.

Bülent Arınç, asker gönderilmesine ilişkin TBMM Genel Kurulunda kabul edilen tezkerenin de çok büyük muhalefet olmadan yalnızca bazı konularda öneri ve tespitler yapılarak desteklendiğini söyledi.

Fransa'nın bundan sonra yeniden tek başına hareket edemeyeceğini vurgulayan Arınç, NATO'nun yaptığı toplantılarda Fransa'nın ağır şekilde eleştirildiğini ve Türkiye'nin tezlerinin kabul edildiğini anlattı.

''İNSANİ AMAÇLARLA GİDİYORUZ''

Türkiye'nin bölgeye insani amaçlı gideceğini belirten Arınç, ''Silah ambargosunu denetlemek üzere ve sivil halka karşı yapılan bu operasyonların durdurulması amacıyla, Kaddafi'nin gözünü korkutmak, eylem yapamaz hale getirmek ve Libya'da da sukuneti, huzuru tekrar tesis etmek suretiyle bir değişim ve dönüşüme fırsat vermek. Amaç bu'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olaylar ilk çıktığında ''NATO'nun ne işi var Libya'da '' açıklamasını yaptığının belirtilerek, ''O dönemde Türkiye farklı mı düşünüyordu '' sorusu üzerine Arınç, o zaman BM'nin kararının bulunduğunu, bu kararın uygulanmasının tek başına Fransa'ya verilmediğini, ''oldu bitti ile'' işe başlandığını ifade etti.

Fransa'nın bu tavrına karşı NATO'nun harekete geçirilmesi ihtiyacının doğduğunu ifade eden Arınç, ''Yani birinci planda, biz de, sayın Başbakan da, dışişleri bakanı da Libya'daki olaylarla NATO'nun hangi görevi olur diye itiraz etmiştik. Ama Fransa'nın kendiliğinden durumdan vazife çıkarması ve burada Fransa'nın menfaatlerine yönelik bir eylem olduğunu farketmemiz üzerine ortak bir karar almak amacıyla sadece NATO'yu devreye sokabilirdik, amacımız buydu'' dedi.

''LİBYA'YA YÖNELİK KAYGILARIM VAR''

''Libya'nın ileriki süreçlerde yeni bir Darfur olması yolunda ilerlediğine yönelik kaygılarınız var mı '' sorusu üzerine de Arınç, ''Kaygılarım var tabii. Çünkü Libya'nın  bölünmesini daha uygun gördüğünü söyleyen ülkeler de var maalesef. Halbuki biz Libya'nın toprak bütünlüğünden yanayız ve Libya'nın sahip olduğu zenginliklerin Libya halkına ait olduğunu söylüyoruz. Biz Irak'ta da aynı şeyleri söyledik'' diye konuştu.

Libya'nın en kaliteli petrole sahip olduğunu anlatan Arınç, ''Bugünkü bombardımanların belki altında yatan da bu zenginliklere bir şekilde sahip olabilmek ve ihtiyaçlarını Libya petrollerinden karşılamak amacına belki matuf olabilir. Dolayısıyla Libya'yı bölmeden, Libya'nın kendi içindeki dönüşümünü takip etmemiz lazım'' dedi.

Burada önemli görevlerin Kaddafi'ye düştüğünün altını çizen Arınç, şunları söyledi:

 ''Kendi halkının ölmesini, kendi halkının parçalanmasını, zenginliklerinin elinden alınmasını istemediğini düşünüyoruz. Eğer böyle olacaksa, süratle bu operasyonları sonlandırmalı, halkından özür dilemeli. Kaddafi kendini bir devrim lideri olarak görüyor, bir cumhurbaşkanı olarak bir devlet başkanı olarak görmüyordu. (Tamam, ben yine devrim lideri olarak kalayım ama bu ülkeyi yönetmek üzere de bir devlet başkanı, bir cumhurbaşkanı seçilsin ve halk buna ortak karar versin) diyebilse, bugün Libya'da sorununun büyük ölçüde çözüleceğini düşünüyorum. Gelişmelerin ben o yönde olmasını istiyorum. Aksi takdirde Libya Allah saklasın bölünebilir. Bu bölünmeden, Irak daha sorunlarını halletmemişken yeni bir Irak olayı ile karşı karşıya kalabiliriz.''

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER

Suriye'deki olaylara da değinen Arınç, sorunların 48 yıldır olağanüstü hal ile yönetilen bir bölgeden kaynaklandığını ifade ederek, halkın artık özgürlük istediğini belirtti.

Arınç, ''Bunu anlamak lazım. Ben Beşar Esad'ın bunu anladığını, anlayacağını ve barışçı yöntemlerle ülkede bazı reformlar yapacağına inanıyorum. Suriye halkının refahı, mutluluğu, özgürlüğü için sayın Esad'ın reformlar yapmasını diliyoruz'' diye konuştu.

SİVİL İTAATSİZLİK TARTIŞMALARI

Seçim öncesinde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ''sivil itaatsizlik'' adı altında yapılan eylemlerle ilgili görüşünün sorulması üzerine Arınç, sivil itaatsizliğin demokratik bir yöntem olduğunu ifade etti.

Ancak bunu yapacağını belirten partinin Barış ve Demokrasi Partisi olduğunu belirten Arınç, sivil itaatsizliğin bir siyasi partinin işi olmadığını, siyasi partilerin yerinin siyasal alan, sivil alan olduğunu kaydederek, ''Size düşen kanunun öngördüğü her imkanı siyasal alanda kullanmaktır'' dedi.

Nevruz kutlamaları sırasında yaşanan olaylara değinen Arınç, ''Bir bayan milletvekili görevini yapan emniyet amirine karşı suratına tokat vurabiliyor. O polis memuruna teşekkür etmemiz lazım. Böyle bir hakaret karşısında elini kaldırsaydı Türkiye'nin hali ne olacaktı  Bir kadına, bir milletvekiline el kaldırmış olacaktı. Bir kadını tokatlamış olduğu için de Türkiye'de ve dünyada mahkum edilmiş olacaktı'' diye konuştu.

Arınç, konuyla ilgili değerlendirmesine şöyle devam etti:

''Şunu söylemek istiyorum. Yani onu tokatlarken, buna taş atarken (şimdi sivil itaatsizlikte bulunacağız) demesine şükretmek lazım. Yani o halden bu hale geldikleri için. Ama yaptıkları doğru mu  Hayır kesinlikle yanlış. Hele 4 tane talepleri var. Bunlar da karşılanmazsa oturmalara devam edeceklermiş. İstedikleri kadar otursunlar ama bu taleplerin hiç birinin hükümetle, yürütmeyle ilgisi yok. (KCK operasyonlarında içeride olanlar dışarıya çıkarılsın) Buna hükümet mi karar veriyor  Yargıyı hedef alarak böyle bir talepte bulunabilir mi  Bu yargıyı etkilemeye teşebbüs değil midir  Ana dilde eğitim hakkı. Anayasal engel var. Bunu nasıl talep edebilirsiniz . Bunu Meclis kürsüsünden ancak söyleyebilirsiniz. Teklif verseniz, anayasal engel sebebiyle şu an işleme alınmaz. Çok sayıda milletvekiliniz olur, anayasayı değiştirecek güce gelirsiniz o zaman bir imkan bulabilirsiniz. Yani ben bunları seçime giderken bir siyasi manevra, bir mağduriyet yaratmak ve bunlara oy verecek kitle üzerinde (Ne cesur, ne kahraman milletvekillerimiz varmış) algısını meydana getirmek. Bütün amaç bu olarak görüyorum. Ama bunların neticesinde göreceksiniz o bölgenin insanları da bütün Türkiye'de nerede yaşarsa yaşasın Kürt yurttaşlarımızın kardeşlerimizin çok büyük bir ekseriyeti onlara siyasal alanda oy vermeyecek.'' (AA)

Hala anlamadınız mı?
 // Davut
Lafla peynir ekmek gemisi yürümez! Ülkenin teknolojik her türlü gelişmesi acil tamamlanıp güçlü bir devlet haline gelmesi ve artık dünyada sözü geçer bir ülke olması şarttır. Savunma sanayi bunda 1.derecede önemlidir. Bütün araçları, iş aletlerini, otomotiv ve makine sanayini kurup üretime geçmeliyiz. Önce en iyisini kendimize yapmalıyız. Lafların içini dolduran, ülkenin sahip olduğu vurucu güçtür. Yoksa çözüme öyle şıp diye ulaşamazsınız maalesef! S...
26 Mart 2011 16:49
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler