YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'tan CHP'ye: Lütfen duygu sömürüsü yapmayın!
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Ellerindeki kalemi iktidarları düşürmek adına değil iktidarları boğmak ve yok etmek adına kullananlar ve bunu yaparken de bir takım suçları işleyenleri yargıdan kurtaracak bir formül yok" dedi.
Arınç'tan CHP'ye: Lütfen duygu sömürüsü yapmayın!
24 Temmuz 2013 / 16:45 Güncelleme: 24 Temmuz 2013 / 16:47

Arınç,MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak ve beraberindeki heyeti kabulünde, başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken derneğin Türkiye'nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi, temel insan hakları konularında çok özgün raporlar hazırladığını, kitaplar bastığını söyledi.

MÜSİAD'ın Türkiye için büyük şans olduğunu ifade eden Arınç, derneğin hazırladığı raporların önemine işaret etti. Arınç, MÜSİAD ve benzeri kuruluşların bir ülke için olmazsa olmaz değer taşıdığına inandığını belirtti.

Mısır'da yaşanan olaylara değinen Arınç, şöyle konuştu:

"Yıllar sonra bir demokrasiye geçiş provası yapılmıştı, seçimler yapılmıştı ve Cumhurbaşkanı Mursi halk oyuyla seçilmiş, daha sonra da seçimlere gidilecek ve tam demokrasiye doğru önemli adımlar atılacaktı. Ama beklenmeyen olaylar ortaya çıktı ve sonunda darbeyle halkın seçtiği cumhurbaşkanı görevden uzaklaştırıldı, şu anda gözaltında tutuluyor ve onunla birlikte bütün çalışma arkadaşları da siyasetten men edilmiş durumda.

Mısır'da bu olayların yaşanması, bazı geçmişte yaşanan süreçler itibarıyla eksiklerin olduğunu gösteriyor. Bu demokrasi tecrübelerinde bir eksiklik olabilir, hükümet kurma ve hükümet yönetme konularında bir eksiklik olabilir. Sivil asker ilişkilerinin henüz Batı ölçeğinde olduğu kadar yerleşmemiş olmasının da bir etkisi olabilir ama eminim ki Mısır'ın en büyük eksiklerinden birisi de MÜSİAD benzeri ekonomi ve iş alanında önemli, ciddi kuruluşlarının bulunmamış olmasıdır."

Arınç, alanındaki çalışmalarla birlikte toplumdaki birlikteliği, hedeflere yönelmeyi, kültürü, tarihi, medeniyeti içerisine alan çalışmalar yapan ve güçlü ticari birlikteliklere öncülük eden MÜSİAD gibi kuruluşların Mısır ve benzeri ülkelerde henüz ciddi biçimde kurulmamasının büyük eksiklik olduğunu vurguladı.

Ticari, ekonomik alanda güçlü ülkelerde demokrasinin çok daha yayılabildiğini ve güçlenebildiğini dile getiren Arınç, "Geçmişte bir tarif yapılırdı, 'ne kadar milli gelir o kadar demokrasi' diye. Yani bin dolarlık milli gelirde onun ölçeğinde bir demokrasi ama 25 bin dolarlık milli gelirde onun ölçeğinde bir demokrasi, herhalde yanlış bir benzetme veya karşılaştırma olmaz" dedi.

Henüz demokrasiye çok fazla adım atmamış ülkelerde ilk yapılacak işlerden birinin de sivil toplum kuruluşlarının güçlü şekilde organize hale gelmesi olduğunu vurgulayan Arınç, örgütlü toplumun, güçlü toplum anlamına geldiğini söyledi.

Yeni anayasa çalışmaları

Ekim 2011'den bu yana yeni anayasa yapma çalışması olduğuna işaret eden Arınç, şunları söyledi:

"Bildiğiniz gibi her partiden eşit üyelerle, 3 üyeyle Sayın Meclis Başkanımız bir anayasa yapım komisyonu veya yazım komisyonu kurdu. 1,5 yılı geçti, maalesef sadece 48 maddede anlaşılabildiğini görüyoruz. O 48 madde de iyi niyet beyanlarından ibaret. Bugün hava ne kadar güzel sözlerine benziyor. Temel hakların tarif edildiği 48 madde ama yasama, yürütme, yargı yok ve önemli kurumlar henüz anayasada yer almamış. Bundan sonra yapabilir mi, ümit ederiz ki yapabilir. Yani partiler daha ciddi çalışırlarsa, daha feragatlı ve daha sabırlı olurlarsa zannediyorum ki bütün bir anayasayı, bütüncül bir anlayışla yapmak mümkün olabilir. Ümidimiz ne kadardır, onu milletin takdirine bırakıyorum. 1,5 yılda gelinen noktayla bundan sonra gelinebilecek noktayı herkes rahatlıkla değerlendirebilir.

Sayın Başbakanımızın 'hiç olmazsa yeni bir anayasa yapımı konusunda ümitlerimiz zayıflamışsa şu 48 maddeyi gelin birlikte çıkaralım' önerisine bile partiler henüz sıcak bakmadığına göre, anayasanın tamamını yapmak nasıl mümkün olabilecek onu gelinen süreçte göreceğiz."

"Yeni anayasa yapımı için adaylarımdan biri MÜSİAD"

MÜSİAD'a Türkiye'ye yeni, çağdaş, sivil, demokratik anayasa yapma görevi verilse veya derneğin böyle bir çalışması esas alınarak yeni anayasa gündeme getirilse 1,5 seneye de ihtiyaç olmayacağını, MÜSİAD'ın birkaç ayda bu çalışmayı yapabilecek güçte olduğunu anlatan Arınç, "MÜSİAD bugüne kadar yaptığı çalışmalarla kendisini o kadar güçlü ispatladı ki 'yeni bir anayasa kim yapacak' diye sorulacaksa, benim adaylarımdan bir tanesi MÜSİAD'dır. Bunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü bu partiler bir araya geldiler ama başka şeyleri konuştular, tartıştılar. Özellikle CHP'nin verdiği üyeler, günlük tartışmaların dışına çıkamadı. Diğer partiler de bu konuda etkisiz kalınca, AK Parti'nin çabaları yeni bir anayasa yapmaya bizi maalesef götüremedi" ifadelerini kullandı.

24 Temmuz Basın Bayramı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 24 Temmuz Basın Bayramı'na da değinerek, anayasaların temel maddelerinden birisinin de basının hür olması ve sansür edilememesi olduğunu vurguladı.

Buna yürekten inandıklarına işaret eden Arınç, şöyle devam etti:

"Ancak ülkemizde son günlerde, haftalarda, aylarda yaşanan gelişmelerde, maalesef dışarıdan da desteklenen bir algıyla içeride çok sayıda tutuklu ve hükümlü gazeteci var sözünü çok fazla duymaya başladık. Bunun üzerinden duygu sömürüsü yapanlar, bunun üzerinden Türkiye'yi dışarıya jurnallemeye çalışanlar var. Dışarıda da buna teşne bir takım kuruluşlar var. Basından sorumlu bir bakan olarak elbette hiçbir gazetecinin, gazetecilik mesleğini yaparken bir suç ve ceza tehdidiyle karşı karşıya gelmesini arzu etmeyiz. Emin olun ki hiçbir gazetecinin bu şerefli ve onurlu mesleğini ifa ederken bir zorlukla karşılaşması, hatta hürriyetinden mahrum kalması, örselenmesi, dövülmesi, ayaklar altında kalması, gözaltına alınması kesinlikle hiçbir zaman arzu etmediğimiz bir keyfiyettir. Ancak sayıları bazen 100'ün, bazen 60'ın, bazı 70'in üzerinde verilen, sorulduğu zaman mesleğinin gazeteci olduğunu ifade eden kişilerin nelerle suçlandığını 76 milyon insanın bilmesi lazım."

Her insanın, mesleği ne olursa olsun bir olay karşısında suç veya kabahat işleyebileceğine dikkati çeken Arınç, "Profesör de milletvekili de avukat da gazeteci de olsa bunu yapabilir. Yani banka soymaya kalkarsa bu suçtur. Gaspla meşgul olursa bu suçtur. Trafikte birisinin ölümüne sebebiyet vermişse, taksirle işlenmiş bir fiildir. Burada sıfatın bir önemi yok. Herkes bir adi suç yani ceza kanunlarının kabul ettiği bir suçu işleyebilir ve bunun sanığı, şüphelisi olabilir. Ama gazeteci olursa kesinlikle suçlanmamalı. Böyle bir şey olabilir mi  İşte bu içerde olduğu söylenen muhteremlerden bir kısmı, adi suç işledikleri için haklarında tutuklanma ve hüküm kararı alınan kişilerdir" diye konuştu.

Türkiye'de Terörle Mücadele Kanunu'nun bulunduğunu ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kanun gereğince de haklarında soruşturma açılmış birtakım gazeteciler var. Terörle Mücadele Kanunu varsa ve Türkiye'de adalet, yargıda bulunacaksa savcıların, hakimlerin ellerindeki davalarda kişinin görevinin 'gazeteci' olarak yazması onlara bir masumiyet sağlamıyor. Terör örgütüne yardım ve yataklık yapmışsa, terör örgütünün propagandasını işlemişse, örgütün bir üyesi olarak faaliyette bulunmuşsa, mesleğinin karşısında üç tane de gazeteci yazsa yine yargılanması mümkün. Yine bazı gazeteci bilinen kişiler, adli soruşturmayı engellemeye teşebbüs, soruşturmanın gizliliğini engellemek veya ifşa etmek gibi buna benzer suçlamalarla yargılanıyorsa, mesleklerinin karşısında gazeteci yazması, onları yargılamadan kurtarmıyor. Şuna dikkat etmemiz lazım, hangi gazeteci yazdığı yazıdan, çizdiği karikatürden, yazdığı kitaptan dolayı yargılanıyor ve hüküm altına alınıyor. Bunların sayısı emin olun ki yine başka suçlarla bağlantılı olduğu iddia edilse dahi üçü geçmiyor.

Dolayısıyla bir dezonformasyon karşılığında, örgütsel eylemde bulunması, silah bulundurması ve temin etmesi, gaspa teşebbüs etmesi ve adam öldürmesi iddiasıyla yargılananların dışında mesleği gazeteci bile olsa, çünkü 'ben gazeteciyim' demek Türkiye'de çok kolay, herhangi bir adı sanı duyulmamış bir yerde çalışıyor olmanızı söyleyebilirsiniz, basın kartı olması mecburiyeti yok, çünkü önemli olan o işi yapmaktır. Ama Türkiye'de hiç kimseye suç işleme imtiyazı tanınmamıştır."

Türkiye'de herkesin işlediği suçun karşılığını yargıda görmek zorunda olduğuna işaret eden Arınç, "Bu karikatürü çizdi diye hapse mahkum edilmiş bir insan gösteremezsiniz ki o karikatürlerin içerisinde hayvan kılığında resmedilen başbakan ve bakanların bulunduğunu bile bile söylüyorum. En rezil biçimde çizilmiş olanlara bile sadece hukuki anlamda maddi tazminat davası açılabilmektedir. Onun karşılığı da 3 bin, 5 bin lira maddi tazminat. Ver 5 bini bir daha çiz. Adeta bu şekilde ödüllendirilen gazeteci, karikatürist arkadaşlarımız bulunmaktadır. Onları çok sevdiğimiz için böyle söylüyorum. Köşelerinde zehir zemberek eleştiri değil en ağır hakaretleri işleyen kişilere karşı hiçbir ceza tehdidi bulunmamaktadır. Türkiye bu anlamda en özgür ülkelerden birisidir. Sadece hukuki anlamda maddi tazminat davası açarsanız, en fazla 7 bin lirayı takdir ediyorlar. Ver 7 bini bir daha yaz" şeklinde konuştu.

Türkiye'de gazetecilik mesleğini, mesleğin onuruyla yapmak isteyenlerin gününü kutladığını ve onlara teşekkür ettiğini dile getiren Arınç, onlarla Türkiye'nin daha da güçlendiğini, muhalefetiyle iktidarıyla tam demokrat bir ülke olma noktasına hızla evrildiğini düşündüğünü bildirdi.

Arınç, "Ellerindeki kalemi iktidarları düşürmek adına değil iktidarları boğmak ve yok etmek adına kullananlar ve bunu yaparken de bir takım suçları işleyenleri yargıdan kurtaracak bir formül yok, buna niyetimiz de yok. Yargı bağımsızdır, yargı suç işleyenlere karşı görevini mutlaka yapacaktır" dedi.

CHP'nin tutuklu gazeteciler raporu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na da bir sözü olduğunu dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Yanınızdakiler bir rapor hazırlamış olabilirler. Onlara baktığım zaman böyle bir rapor yazacak kabiliyette olmadıklarını da biliyorum. Mutlaka birileri yazmış ve böyle bir raporu CHP'nin milletvekilleri raporu olarak ortaya koymuş olabilirler. Okuyacağım, inceleyeceğim, şimdilik sadece karıştırdım. Lütfen duygu sömürüsü yapmayın. Bu söylediğim konular çerçevesinde yazısından, karikatüründen, kitabından, romanından dolayı Türk Ceza Kanunu'nun veya Terörle Mücadele Kanunu'nun herhangi bir maddesini ihlal etmemiş olmasına rağmen yargılanan ve hüküm giyen bir insan varsa, bana gösterin, hem onun gidip elini öpeceğim hem de ondan özür dileyeceğim. Yoksa örgütsel bağlantıları veya Türkiye'nin bölünmesi tehdidi karşısında alabildiğine suç işleyenleri savunmak bir anamuhalefet liderine düşmez."

"CHP'ye bir teklifim var"

"O zaman samimi olmanız açısından size tek bir teklifim var" diyen Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu 60, 70 kişinin en az 40, 45 tanesi Terörle Mücadele Kanunu'ndan dolayı yargılanıyor. Şu anda bu kanun yürürlüktedir. Bazı maddelerini değiştirsek dahi. Siz CHP adına bu Terörle Mücadele Kanunu tamamen kalksın diyebiliyor musunuz  Tamamen kalkarsa bunlar yargılanmamış olacak ve haklarında hüküm verilmemiş olacak. Bunu açıkça söylüyorsanız bilelim ve bununla ilgili kanun teklifinizi bekleyelim. Türk Ceza Kanunu'nun bazı maddelerinden dolayı gazeteciler yargılanıyor, bazıları hüküm giyiyor. O zaman siz şunu söyleyebiliyor musunuz  Türk Ceza Kanunu'nun bu hükümleri tamamen kalksın, bu gazeteciler ne yaparsa, ne yazarsa yargılanmasınlar. Bu da bir siyasi görüştür. Onu da söylerseniz sizin samimi olduğunuza inanırız ve teklifinizi bekleriz. Ama bu şu anlama gelebilir. Birisi 'ben gazeteciyim' dedikten sonra hiçkimse ondan hesap soramaz, o her istediğini yapar, her istediğinden dolayı da sorumsuz olur. Böylesine bir sorumsuzluk dünyanın neresinde var onu da lütfen bize gösterin. Siz iktidar olduğunuz zaman Terörle Mücadele Kanunu'nun, Türk Ceza Kanunu'nun olmadığı, hiçbir cezai müeyyideyle karşılaşılmadığı bir Türkiye mi vaat ediyorsunuz. Yani gazetecilerin veya gazeteci olarak kendisini ifade edenlerin her istediklerini yapabilecekleri bir anarşi ve kaos ortamını mı Türkiye'ye getireceksiniz  Bunların cevabını, mümkünse bayramdan sonra kendisinden almak üzere."

MÜSİAD Genel Başkanı Olpak

Arınç'a derneğin hazırladığı raporları sunan MÜSİAD Genel Başkanı Olpak da "İstikrar ama pozitif istikrar diyoruz. Bunun önemli bir kavram olduğu kanaatindeyim. Çünkü öyle ülkeler var ki hem siyasi istikrar var hem negatif istikrar var" diye konuştu.

Tek başına istikrarın yeterli olmadığını ifade eden Olpak, "Baskıcı bir rejimi de bir istikrar olarak adlandırabiliyoruz ya da ekonomik anlamda sürekli başaşağı giden bir sistem de belki kendi açısından bir istikrar sahibi" diye konuştu.

Olpak, Türkiye'nin son dönemde yakaladığı tarzdaki istikrarı ise pozitif istikrar olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler