18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul15 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir11 °C
  • Konya6 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır9 °C
  • Bursa8 °C
  • Kayseri1 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep13 °C
  • İçel17 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'tan CHP'ye eleştiri
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in 'Herkesle koalisyon kurabiliriz" sözlerini eleştirdi... Arınç, bu sözlerin şimdiden başarısızlığın garantisi olduğunu dile getirdi...
Arınç'tan CHP'ye eleştiri
26 Ocak 2011 / 14:01 Güncelleme: 26 Ocak 2011 / 14:05

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Bir siyasi parti kiminle koalisyon kuracağına göre değil, tek başına iktidara geleceğine göre hareket etmelidir. Eğer bir parti 'Ben hepsiyle koalisyon kurarım' diyorsa ve bu anamuhalefet partisiyse şimdiden başarısızlığa mahkumdur. AK Parti'nin 3. dönem iktidarını kısmet olursa 6 ay sonra göreceğiz''dedi.

Arınç, basın kartı sahibi gazetecilere damgalı (gri) pasaport verilmesi dolayısıyla, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, ''CHP'nin AK Parti ile koalisyon kurabileceği yönündeki iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine, Arınç, koalisyon lafını ilk kez ortaya atan kişinin CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin olduğunu, ancak partisinden tepki aldığını belirtti.

Arınç, '' Geçmiş seçimlerde konuşulanlar CHP-MHP koalisyonu idi. Hedef AK Parti'nin iktidardan uzaklaştırılmasıydı. Bir siyasi parti kiminle koalisyon kuracağına göre değil, tek başına iktidara geleceğine göre hareket etmelidir. Eğer bir parti 'Ben hepsiyle koalisyon kurarım' diyorsa ve bu anamuhalefet partisiyse şimdiden başarısızlığa mahkumdur. AK Parti'nin 3. dönem iktidarını kısmet olursa 6 ay sonra göreceğiz'' diye konuştu.

Arınç, içki ve seks meselesiyle ilgili sözlerine ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı;

''Bu kadar üzerinde durulmamalı, bunun için can yakıcı yorumlar yapılmamalı. Alkol alan, kullanan insanlar olabilir ama her şey onların arzuları istikametinde, ellerini uzatabileceği her yerde alkole ulaşmak gibi bir düzenlemeyi getirmez. Dünyanın her yerinde alkol bağımlığı, alkole başlama yaşı dikkate alınır. Gençliğin ve ailenin korunması için mutlaka tedbirler alınır. Türkiye'de bazı kesimlerde, bunların kim olduğunu bağırmalarından anlayabiliyoruz. 'Her yerde alkol olmalı, herkes elini uzattığında alkole ulaşabilmeli. Her şey alkolden ibaret' anlayışı var. Ben bunu hedef alarak söyledim. Bazı gazeteler, televizyonlar, magazinimiz, her şeyimiz seks ve alkolle ilgili ve bunun üzerine yapılan yorumlarla ilgili. Ama hayat bunlardan ibaret değil. Küçük bir kısmında bunlar yer alsa bile büyük kısmında farklı duygular, inanç, ahlaki düzen, aile düzeni, sadakat ve diğer insani duygular da var. Şüphesiz alkolü kullananlar için bir yasaklama getirilmediği gibi, 'Her yerde bulunmuyor' diye bunları eleştirenleri insafa davet etmek için söyledim.

Hayat alkolden ibaret değildir, seks kısmını bırakalım çünkü her şey alkolün üzerinde odaklandı. Sayın Umut Oran diye birisi de bana cevap vermiş. Cevabını tercüme ederseniz 'Her şey alkol ve seksten ibaret' diyor. Allah akıl fikir versin. Ben kendi düşüncemde ısrar edeceğim.''

RTÜK Kanunu'yla ilgili soruya Arınç, TBMM'deki kanun görüşmelerinin şubat ayının ilk haftasında tamamlanacağı karşılığını verdi.

''HERKESİ ÇİVİ GİBİ GÖRMEYE BAŞLAMIŞSINIZ''

''CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, AK Parti ile Hizbullah arasında bir bağ olduğu yönünde iddiaları oldu. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?'' sorusu üzerine Arınç, ''basın mensuplarına verilecek hizmet pasaportlarının haberlerde değerlendirilmesi koşuluyla'' diye espri yaptı.

Arınç, Kılıçdaroğlu'nun bir partinin genel başkanı olduğunu ve düzenlediği toplantının Kılıçdaroğlu'nun eleştirilmesi için uygun bir zemin olmadığını belirtti. Arınç, ''Ancak bir tavrı var ve bu tavrının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bir siyasetçiye hele hele ana muhalefet partisinin, Türkiye'nin en köklü siyasi kuruluşunun genel başkanına bir şeyi ortaya atıp ondan sonra onun tartışılmasını sağlamak, bu arada da bazı kişilerin ve kurumların yıpranmasını temin etmek düşüncesi yakışmıyor'' dedi.

Bütçe görüşmeleri sırasında, Başbakan Erdoğan ile yan yana oturduğunu ve Kılıçdaroğlu'nun çok büyük bir olay açıklayacakmış edasıyla Kayseri'de bir olaydan bahsettiğini anlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''O sırada (bu isim kimdir) diye garip garip sorular sordu. Şimdi (bu isimler kimdir?) diye sorması uygun değil, kendisi biliyorsa kim olduklarını da açıklaması gerekir. Sorulardan bir tanesi (Sayın Başbakan bilmiyorsa yanındakine sorsun) deyince ben de söz aldım. Evet böyle bir isim tanıyorum da bunun bu anlattığınız olayla ilgisi nedir? Benimle ilgisi nedir? Sizin burada anlattığınız olay bir yolsuzluk konusu ise bu yolsuzlukta bu kişinin payı nedir? Bunları siz söyleyeceksiniz. Ortaya atan sizsiniz.

Yani Agatha Christie'nin korku romanları gibi 'Şu kimdir' diye ortaya bir şey atıp, arkasından bunların tartışılmasını temin etmek fevkalade yanlış olur. Kim ise, siz söyleyeceksiniz. Yani elinizde bir çekiç var. Herkesi çivi gibi görmeye başlamışsınız. Siz Kayseri'de bir olaydan hem de çok büyük bir olaydan bahsediyorsunuz. Çünkü bütçe konuşmanızın içine yerleştirdiniz. Bu yolsuzluk olayı nedir diye ortaya bir şey koymadınız. Arkasından sayın Başbakan kalktı, elindeki bilgilerle bunun bizimle hiçbir ilgisinin olmadığını, bu iddiaları, bu iftiraları ortaya atan kişinin de 6 küsur seneye mahkum olup cezaevinde bulunduğunu açıkladı.

Sonunda bir tartışma oldu, sizin aklınızda bu tartışmadan kalan bir sonuç var mı? Yani nedir bunun sonucu?. 'Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı ne yapmış da büyük bir yolsuzluk olmuş' bunu anlayabildiniz mi? Ben şahsen anlayamadım.''

''KOLAY YUTULACAK BİR İDDİA DEĞİL''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kılıçdaroğlu'nun geçmişten beri bu yoldaki tutumlarını devam ettirdiğini, şimdi de Hizbullah ile AK Parti arasında bir ilişki kurmaya çalıştığını söyledi.

Arınç, ''Bu çok müthiş bir iddia. Böyle bir iddianın delilleri varsa somut olarak, bu bir partiyi iktidardan da al aşağı edebilir, halk nezdinde de itibarını fevkalade düşürebilir. 'Duvara çamur at, tutmasa da izi kalsın' düşüncesi, bir siyasetçiye yakışmaz. Hele hele bir genel başkana yakışmaz. İktidar veya hükümet ne yapmış da Hizbullah denen terör örgütü ile bir araya getirilmiş?'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın olması gereken şekliyle iftirayı kesinlikle kabul etmeyerek, bunu söyleyen kişiye ağır sözlerle cevap verdiğini hatırlatan Arınç, konuşmasına şöyle devam etti:

''Çünkü bu iddia kolay yutulacak bir iddia değil. Onun karşılığında Kılıçdaroğlu ne yaptı? 'Gitsin halka sorsun' dedi. Bu topu taca atmaktır. Bu iddiayı ortaya atan sensin. Elindeki tüm delillere sahip olman gerekir, bunu konuşman için. Elinde delil yoksa 'Git halka sor'...

Biz halka sorarak mı siyaset yapıyoruz? Halka sorduğumuz şey, Hükümet ne yapmalıdır? Talepleriniz nedir? Hizmet nasıl artacaktır? Sizin daha mutlu daha huzurlu yaşamanız için bizden istediğiniz nedir? Biz halka bunu soruyoruz. Halka bunları sorduğumuz için de her seçimde yüzde 47 alacak kadar oyumuzu arttırıyoruz.

Ama Hizbullah ile AK Parti arasındaki ilişkinin halka sorulacak nesi var? Sen halka sordun da mı bunu söylüyorsun? Üçüncü aşamasında da Batman ve Van'da AK Partili milletvekillerinin Hizbullah derneklerini ziyaret ettiği söylendi. İçişleri Bakanımız da açıklayabilir, biz de biliyoruz ki, Hizbullah adını taşıyan hiç bir dernek, bir sivil toplum kuruluşu, bir meslek kuruluşu Türkiye'de yok. Hizbullah Türk yargısınca mahkum edilmiş.''

''HAKİM KARARIYLA DIŞARI ÇIKTILAR''

Hizbullah'ın bir örgüt olarak faaliyet gösterdiğini, masum insanları katlettiğini ve bunların toprak altından çıkarıldığını hatırlatan Arınç, bunların sorumlularının da cezaevlerinde yattığını belirterek, şunları söyledi:

''Ne gariptir ki 5-10 senedir haklarında kesin hüküm verilmediği için de ellerini kollarını sallayarak hakim kararıyla dışarı çıktılar. Nedir iddia? Milletvekilleri gitmiş bunların derneklerini ziyaret etmiş. O zaman bir daha soralım. Hangi milletvekilidir bunlar ve hangi Hizbullah derneklerini ziyaret etmişlerdir? Hizbullah dernekleri gibi bir dernek Türkiye'de mevcut olmadığına göre mağaralarda, bazı kuruluşları mı ziyaret etmiş bunlar? Yeraltında bazı örgütlere mi ziyarette bulunmuş? Bu konuda elinizde bir delil mi var? Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz? Eminim ki ellerinde hiç bir şey yok. Kulaklarına Batman veya Van'da kendi partililerince fısıldanan bazı dedikoduları gelip Meclis kürsüsünde söyleyebilecek kadar ciddiyetten uzak bir davranış göstermiştir. Eğer Hizbullah dernekleri diye bir şey gösteremiyorsanız ama isimleri farklı pek çok sivil toplum kuruluşunun bir milletvekili tarafından ziyaret edilmiş olmasını, CHP milletvekilleri tarafından da ziyaret edilmişse o dernekler ve örgütler, bunu nasıl suç haline getirebilirsiniz?

Mesela adı Adaleti Arayanlar Derneği olsa, sizin düşüncenize göre bu kişiler faraza söylüyorum Hizbullah'la bağlantılı kişiler midir? Siz Emniyet Genel Müdürü müsünüz? Siz MİT Başkanı mısınız? Ne biliyorsunuz? Bugüne kadar elinize tutuşturulan dosyada adını verdiğiniz her şeyin boş olduğu ortaya çıktı. Bunlarla prim yapacağınızı mı zannediyorsunuz? Bu işin kolayına kaçmaktır. CHP'li bir milletvekili yanlış bir şey söylediği zaman genel sekreter de genel başkan da olsa, 'O onun kişisel düşüncesidir, bizi bağlamaz' diye kıvırtıp kaçanlar var.

Manisa kendi seçim bölgem. Gitmediğim yer, görüşmediğim sivil toplum kuruluşu yok. Kalplerini yarıp mı bakacağız biz? İsimlerine bakarak gidiyoruz. Bunların hepsi Türkiye'de, Manisa'da, başka seçim bölgelerinde takdir edilen, davranışlarıyla çalışmalarıyla müspet çalışmalar yaptığına inanılan kuruluşlar.''

1995 seçimlerinde Tansu Çiller'in Refah Partisi için ''Bunlar PKK'dan daha tehlikeli'' dediğini, ancak 6 ay sonra Refah Partisi ile koalisyon hükümeti kurduğunu ifade eden Arınç, ''Siyasetçilere böyle iddialı sözler, iftiralar atmak hiç bir zaman yakışmadı. Şu anda sayın Çiller siyaset dışında kaldı. Bir partiye davet edilmiş olmasına rağmen gitmedi, çünkü 'Bu iş Türkiye'de artık bitti' dedi. Sayın Kılıçdaroğlu da aynı davranışı gösterirse, aynı akıbete uğrayacaktır. AK Parti, milletin iki seçmeninden birisinin güvenine mazhar olmuş bir siyasi partidir. Kılıçdaroğlu'nun bağırıp çağırmalarıyla onu lekelemek mümkün değildir. Lütfen bu tavrından vazgeçsin. Böylesine gerilimli, böylesine hakaret dolu, böylesine iftiralarla süslenmiş bir siyaset anlayışı fevkalade yanlış olur ve emin olun biz bunlara ancak 6 ay sabrederiz. 6 ay sonra da sayın Kılıçdaroğlu siyasetten elini çekmiş olur'' (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler