YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'tan CHP ile ilgili şok iddia
Arınç'tan CHP ile ilgili şok iddia
16 Aralık 2012 16:28
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP'nin bazı marjinal grupları da içlerine alarak iktidarı yıpratmak için gösteriler yaptığını belirterek, ''Bunların hiçbiri bize bir fiske kadar zarar vermez. Keşke yapsalar, bol bol yapsalar millet bunlardan daha çok n

TOBB tarafından düzenlenen ''Yeni Yüzyılda Medya ve İletişim Arama Konferansı''na katılmak üzere Bolu'da bulunan Arınç, Kanaltürk Ankara Temsilcisi Faruk Mercan'ın sunduğu ''Ankara'nın Nabzı'' programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Taraf Gazetesi'ndeki istifalara ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, gazeteyi çıktığı günden beri takip ettiğini ve beğendiğini söyledi.

Kendisinden Taraf gazetesini bir cümleyle tanımlaması istendiğinde söylediği ''Bitaraf olan bertaraf olur, ben tarafım'' sözlerini hatırlatan Arınç, ''Son zamanlarda bazı yazıları, başlıkları, manşetleri sebebiyle doğrusu hayal kırıklığına uğradım'' diye konuştu.

Bu konuyu gazetenin Ankara temsilcisi ve bazı yazarlarıyla da konuştuğunu dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

''Toplumda veya medya camiasında 'eksen kayması mı var Taraf'ta' diye eleştiriler de oldu. Onlar da 'Altan'ın şahsından kaynaklanan birtakım şeyler olduğunu, ama gazetenin çizgisinin, doğrultusunun değişmediğini ifade ettiler. Başbakanımızla ilgili yazılanlar, AK Parti hükümetleriyle alay eder tarzda veyahutta bazı icraatlar sebebiyle çok acımazsızca, üslup çok önemli burada. Eleştirilere her zaman açığız, ama insanı veya bir partiyi, kuruluşu, bir görevliyi yok edecek tarzda manşet atılması, onu toplumun gözünde nefret edilecek birisi haline getirilmesi bence gazetecilik de değil. Çok aşırılığa gittiler. Bu sebeple bazı eleştirilerimi bazı yazarlar üzerinden yaptım, ama Sayın Altan ile bunu konuşmadım. Onun yazılarını önceleri o kadar çok beğenirdim, bunları her zaman internetten elde etmek de mümkün, ama sanki kessem de saklasam ve yeri geldiğinde sadece bu konuşları bir yerde okusam diye aklımdan geçerdi. Şimdi hala da çok güzel yazıyor ama eleştirilerinde, acımasızlığında da sınır tanımıyor.''

-''Benim dünyamda fırtınalar kopardı''-

''Türkiye'nin demokratikleşmesinde, Türkiye'de taşların yerine oturmasında, sivil-asker ilişkilerinin normal batılı tarzda yerine getirilmesinde ve terörle mücadelenin yanlışlarının veya zaaflarının belli olmasında Taraf'ın çok faydası oldu'' diyen Arınç, şöyle devam etti:

''Hepimiz dışarıdan baktığımız zaman şunu düşünüyoruz. Teröristler saldırdılar 4 askerimiz şehit oldu. Bu bir karakol olabilir, yoldaki devriye ya da arazideki tim olabilir. Şöyle bir haber çıktı, 'El bombası attılar 4 askerimiz şehit oldu'. Hepimiz üzüldük, cenaze namazları kılındı, halkımız teröre karşı, terörist eylemlere karşı her zamanki tepkisini verdi. Ama Taraf bir haber neşretti, aslında bu teröristlerin attığı bir el bombası değil, bir teğmenin görevinde uyuyan diyelim, bir askeri cezalandırmak amacıyla pimini veya fünyesini çektiği bir bombayı eline vermesi. Çocukcağız elinde her an patlamaya hazır el bombasıyla oradan oraya koştu. Sonunda üç arkadaşının yanına geldi bomba orada patladı, 4'ü birden vefat ettiler.

Önce inanamadım. Bu herhalde bir ajitasyondur veya bir yalan haberdir, böyle bir şey olamaz diye düşündüm. Ama haberin gerçek olduğu yargılama neticesinde belli oldu. Teğmen bunu yaptığını ifade etti, şahitler bunu söylediler. 9 küsur sene ceza verildi, biraz cezası da az oldu belki, ama dört askerimizin terörist eylem sonucu değil de bir teğmenin yapmaması gereken bir eyleminden dolayı askerlerimizin şehit olduğu ortaya çıktı.

Günün birinde bir karakolda yine mayın patlaması sonucu askerlerin mayın patlaması sonucu öldüğü yazıldı, çizildi. Sonra bir ses kaydı düştü ortaya. Tuğgeneral Zeki Es bir başka üstüne haber verirken, 'Bu mayınları aslında biz döşemiştik' diye bir itirafta bulundu. Dava açıldı, sonuçlandı mı bilmiyorum, ama sonra öğrendik ki karakolun çevresine döşenen mayınlar bizim askerimizin döşediği mayınlardır, mayınlara basarak ölen, vefat eden askerler de bizim askerlerimizdir. Bu benim dünyamda fırtınalar kopardı. Olamaz, bu nasıl bir mücadele? Kendi elimizle kendi askerlerimizin hayatına son verecek bir yanlışlık bir başıbozukluk olabilir mi?''

-''TSK, 700-800 bin kişilik muhteşem bir güç''-

2009'da Van'da söylediği, ''Biz bunlarla savaşa iyi ki girmemişiz'' sözünü anımsatan Arınç, şunları kaydetti:

''Bu TSK'nın şahsı manevisine ilişkin değildir. Yanlış yapan birkaç kişinin rütbesi ne olursa olsun yanlışlıklarına ilişkindir. Çünkü 'Balyoz' davasında bir başka davada da hükümeti devirmek için hangi planları yaptıklarını, hangi senaryoyu uyguladıklarını artık iddianamelerden öğrenebiliyoruz. Bu iddianamelerin içinde geçenlere baktığınız zaman bizzat bu işin başında, ortasında veya emir komuta zinciri içinde bulunanlar kendi görevlerini bırakmışlar başka işlerle meşgul olmuşlar. O anlamda söyledim. Yoksa TSK 700-800 bin kişilik muhteşem bir güç ve TSK'ya karşı olmak, düşman olmak, onu yok etmeye çalışmak bizim işimiz değil, Allah sakındırsın. Ordu bizim için çok değerlidir, çok kıymetlidir ama yanlış yapanlarını eleştirmek de bizim görevimiz. Dolayısıyla bu iki münferit olaydaki yanlışlık artık bizim dünyamızda farklı neticeler meydana getirdi.

Terörle mücadelenin yöntemlerinin de sorgulanmasına yol açtı. Taraf gazetesinin bence yaptığı çok hayırlı hizmetlerden birisi bu yanlışlıkları ortaya koymasıdır. Çok kayıtlar yayımlandı, çok belgeler yayımlandı. Dolayısıyla ben bu dönemin tarihe yani çok önemli yazılarla geçecek bir yayıncılık başarısı olarak, bir gazetecilik, yayıncılık faaliyeti olarak Türkiye demokrasisinde yeni ufuklar açılmasını, yanlışlıkların terk edilmesini yol açan bir hayırlı çalışma olarak Taraf gazetesini gördüm. Bu kanaatim o döneme ait hiç değişmedi. Onu, o çalışmalarından dolayı birilerini çok üzmüş olsa bile Türkiye için çok faydalı görüyorum. Ama sonradan sanki bu işleri bıraktılar AK Parti iktidarını hedef alan, onun nefes almasını, su, kahve içmesini bile eleştiren, eleştiri olabilir, ama yok etmeye çalışan bir hale geldiler. Dolayısıyla bizim hüsnü zannımız giderek örselendi. Şimdi ben, Taraf'ın yayın hayatında bulunmasını arzu ederim, bana göre bu yanlışlıklarını düzeltmek suretiyle. Ama yayın hayatına son verilecekse buna fevkalade üzülürüm, çünkü Taraf veya Taraf gibi bir gazete Türkiye yayıncılığında, gazeteciliğinde mutlaka bulunmalı.''

-''Karşısında dirençli, dirayetli, kararlı bir AK Parti'yi buldular''-

AK Parti'nin siyasette etkili olmaya başladığı, kırılma noktası olayın ne olduğuna yönelik soru üzerine Arınç, parti olarak manevi ölçülere çok dikkat ettiklerini söyledi.

27 Nisan muhtırasının oylarını artırıp artırmadığının sorulması üzerine Arınç, ''Muhtıradan ziyade, muhtıraya verdiğimiz cevap'' yanıtını verdi. Cesur olmanın, şeref ve izzeti muhafaza etmenin önemine değinen Arınç, 27 Nisan muhtırasının benzerlerine, müdahalelere daha önceki iktidarların da karşılaştığını belirtti.

O dönemlerde başbakanların, hükümetlerin cesur ve kararlı tavır alamadığını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

''Yüzde 100 onları cesaretsiz, korkak diye suçlamıyorum. Bulundukları şartlar da buna çok müsait değildi. Zaman zaman Demirel dedi ki 'Başbakanını idam etmiş bir ülkede ondan sonra gelen başbakanlardan siz hangi cesareti bekliyorsunuz?' Evet, idam sehpasında bir başbakanın sallandığını görse bile Türkiye, Tayyip Bey gibi 'Benim iki tane gömleğim var biri idamlık, biri bayramlık' diyebilmeliydi. Biz yola çıkarken söz verdik, cesur, kararlı olacağız milletin emanetini yol üzerinde bırakmayacağız. Yemin ederek bu sözü verdik biz. O yüzden top da patlatsalar, bomba da patlatsalar hiç umurumuzda değil.

27 Nisan'dan önce de MGK'da olmuştur, Şura da olmuştur, başka yerde olmuştur. Ben Meclis Başkanı olarak bunların çoğuna vakıfım. Ama Başbakan çıkmıştır, bakanlarımız çıkmıştır, parti grubu çıkmıştır meydan okumuştur. Meydan okumaya alışmamış bir güçle karşı karşıyayız. O güne kadar 'Biz ne dersek öyle olur, bizden korkarlar, cesaretsizdir bunlar, bunlar her şeyi bozar biz gelir tamir ederiz' diyen zihniyet karşısında dirençli, dirayetli, kararlı bir AK Parti'yi buldular. İşte onların kırılma noktası odur. Bu ilk kez AK Parti döneminde oldu.''

Hükümete karşı Anayasa Mahkemesi'nde açılan davayı da hatırlatan Arınç, ''İlerde tarihçiler bu davanın gerçek sebebini, gerçek aktörlerini ve niçin birilerine talimat verildiğini yazacaklar. O insanlar şimdiden sokağa bile çıkmaktan çekinir haldeler. Çünkü çok rezil, çok ayıp, çok kötü işler yaptılar. Bizim hiçbir suçumuz yok. Gazetelerden, kenardan köşelerden internet sitelerinden, kırpılmış, kesilmiş, yapıştırılmış 400 haber bile denilmeyecek ahlaksızca iftiraları, bir iddianameyi esas kabul ettiler'' dedi.

''Tek başına iktidarda olan bir parti gazete kupürleriyle suçlandı'' diyen Arınç, bu sürecin Türkiye'ye maddi açıdan zarar verdiğini ve ülkeye köstek olduğunu söyledi.

Arınç, ''Onun perde arkası ve öncesi tarihçilerin işi. Başbakan da zaten hatıralarını yazıyor hepimiz oradan gerçekte yaşananları öğreneceğiz ben de katkı sağlayacağım bir taraftan'' dedi.

-''Şimdi aynı şeyi yapmak istiyorlar ben 'keşke' diyorum içimden''-

27 Nisan'da yaşananların hükümetin yapacağının görülmesi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Arınç, ''Hükümetin ne yapacağını da 28 Nisan sabahında gördük. Millet onu görünce başka partilerden yönünün çevirdi seçimde AK Parti'ye döndü. Millet cesareti özlemişti. Bizim dürüst ve namuslu olduğumuzu biliyordu, ama cesaretli olup kararlı olacağımızı bir iş vesilesiyle görmek istiyordu'' diye konuştu.

Arınç, iki seçmenden birinin oyunu alacak duruma gelmelerinde cesaretli, kararlı, ilkeli siyaset yapmalarının etkili olduğunu dile getirdi.

Danıştay saldırılarının yaşanan bazı olayların ve Cumhuriyet mitinglerinin de o dönemde olduğunun hatırlatılması üzerine şunları ifade etti:

''Seçime yakındı onlar. Manisa'da seçime giriyorum, evimin önünde öyle de ilan ettiler 'Meclis Başkanının evinin önünde' Cumhuriyet mitingi yapacaklar. Cumhuriyet mitingleriyle CHP o kadar özdeş hale gelmişti ki kaldı ki o mitinge katılanların içinde asker de vardı sivil de vardı. Yani mitingi destekleyenlerin içinde eşleriyle çocuklarıyla bile kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Evimin karşısında 'Laiklik düşmanı Meclis Başkanı' filan diye bağırdılar, Allah bin kere razı olsun oyumu artırdılar Manisa'da. Yani biz yüzde 50'ye yaklaşan oyu aldık. Cumhuriyet mitingleri o kadar başarısız olmuştur ki halk bu kadrodan o kadar zarar görmüş veyahutta şikayetini ortaya koymuştur ki şimdi aynı şeyi yapmak istiyorlar ben 'keşke' diyorum içimden. Keşke yine o mitinglere benzer CHP gitse bazı illerde...''

''Ergenekon davalarında yaptıklarını mı kastediyorsunuz'' denilmesi üzerine Arınç, şöyle konuştu:

''Silivri'de yaptıkları gibi, Silivri'de yaptıklarının benzerlerini başka yerlerde de yapabilirler. İşte Meclis'in önünde 29 Ekim'de yaptıkları gibi, 10 Kasım'da bir başka yerde yaptıkları gibi. Yani Türkiye Gençlik Birliği ile el ele, birtakım marjinal grupları CHP'nin içerisine koymak suretiyle bir Cumhuriyet mitingi benzeri iktidarı yıpratmak amacıyla gösteri yapıyorlar. Bunların hiçbiri bize bir fiske kadar zarar vermez. Keşke yapsalar, bol bol yapsalar millet bunlardan daha çok nefret etse.''

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler