YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç'tan Bakanlar Kurulu sonrası açıklamalar
Bakanlar Kurulu'nun sona ermesinin ardından Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç açıklama yaptı.
Arınç'tan Bakanlar Kurulu sonrası açıklamalar
21 Mayıs 2014 / 22:00 Güncelleme: 22 Mayıs 2014 / 12:03

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Soma'daki maden faciasına ilişkin, "Adli soruşturma başladı, bu konu yargının işi. Kimse kendini savcı yerine koyup iddianame tanzim etmeye kalkmasın. Savcı yanlış yaptıysa mahkeme düzeltir. Adli yargılamayı etkilemeye kimse teşebbüs etmesin, yargı görüyor" dedi.

Arınç, Başbakanlık Merkez Bina'da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Soma'daki maden faciasının sonuçlarının değerlendirildiğini ve madencilik sektörü üzerindeki görüşmelerin ağırlıklı olarak ele alındığını söyledi.

Soma'daki maden faciasına ilişkin sadece adli yönden soruşturmayla sınırlı kalmayacaklarını, idari yönden de soruşturma başlatıldığını anımsatan Arınç, "Şüphesiz sadece oradaki işveren, işverenin aldığı ihmaller, kusurlar, kabahatler söz konusu değil, bunlar adli yargının alanı içinde kalacaktır. Ancak bazı kurumların da eksikleri, hataları, ihmalleri söz konusuysa kişiler ve kurumlar bazında da bir idari soruşturma yapılmaktadır" dedi.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma başlattığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da 3 ayrı denetim heyeti oluşturduğuna değinen Arınç, bu kapsamda görevlendirilen müfettişlere kazanın oluşumu, nedenleri, maden ocağında çalışanların iş kanunundan oluşan çalışma süreleri, hakları, komşu ocaklardaki iş sağlığı, güvenliği ve varsa taşeron firma konularında kapsamlı bir inceleme ve denetim yapılması talimatları verildiğini söyledi.

Arınç, Başbakanlığın gerekli gördüğü takdirde başka denetim mekanizmalarını, idari soruşturma mekanizmalarını da harekete geçireceğini bildirdi. 

Madenlerle ilgili 2010 yılında TBMM'de sektörü ilgilendiren bir araştırma komisyonu kurularak raporunu verdiğini, Devlet Denetleme Kurulunun da kapsamlı inceleme yaparak bazı tavsiyelerde bulunduğunu dile getiren Arınç, bu soruşturmalar sırasında o konulardaki inceleme sonuçlarının da dikkate alınacağını aktardı.

Başbakan Yardımcısı Arınç, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bir gazetecinin, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına yapılacak yardımlar ve ölenlerin şehit statüsünde kabul edilmesine ilişkin yasal hazırlığın nasıl olacağına dair sorusu üzerine Arınç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın konuyla ilgili bir taslağı paylaştığını, maden kazasında vefat edenlerin doğrudan şehit sayılması veya şehitlere tanınan haklardan istifade etmesinin konuşulduğunu ancak bu konuda verilmiş bir karar bulunmadığını belirtti. 

"Bir kişinin ölümü bile yüreklerimizi dağlarken, bir olayda 301 kardeşimiz vefat etmiştir, yani acımız 301 kat fazladır" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Bu insanlar genç insanlardır, hepsi erkektir. Kimisi evlenmemiş, kimisi yeni evlenmiş. Bugün görüyoruz ki birisinin çocuğu bugün dünyaya gelmiştir. Hepsi ya evlattır ya eştir. Bu arkadaşlarımızın ailelerini düşünüyoruz, çocuklarını, doğmamış çocuklarını düşünüyoruz. Kendilerinin büyük bir mesai harcayarak gün yüzü görmeden toprağın 400 metre altında çok zor şartlar altında ekmek parası peşinde koşarken vefat ettiğini biliyoruz. Ölenleri geri getirme imkanımız yok. Peki bunların ailelerine ve hak sahiplerine, aileler derken kapsamı genişletmek istiyorum, devlet olarak biz ne yapacağız? Madeni işleten şirketle ilgili ceza davası da olabilir, tazminat davaları da olabilir. Dava hazırlıklarının da süratle ilerlediğini biliyoruz, bu bizi ilgilendirmez, bu yargının konusudur. Biz devlet olarak hükümet olarak bir iş kazasında hayatını kaybetmiş insanlara ne yapabiliriz, bunu düşünüyoruz."

Hayatını kaybedenlerin yakınlarına yapılacak yardımlar

Arınç, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda iş kazaları sonucunda vefat edenlerle ilgili özel hükümler bulunduğunu, bunlardan birisinin "ölüm geliri"nin bağlanması olduğunu ifade ederek burada prim ödeme gün sayısının önemi bulunmadığını, işe başladığı gün iş kazasının mağduru olan insanlara "ölüm geliri" bağlandığını, aynı zamanda prim gün ödeme gün sayısı ve yıla bakılarak "ölüm aylığı" da bağlandığını ifade etti.

Bir işçinin hem "ölüm geliri" hem de "ölüm aylığı"ndan istifade edebileceğini anlatan Arınç, bu konularda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının SGK İl Müdürlüğünce olay anından itibaren takip edildiğini, gerekenlerin yapıldığını kaydetti.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada kanunen şehit sayılmalarından ziyade belki şehitlerimize kanunla tanınan hakları burada vefat etmiş insanımız için de uygulayabilir miyiz? Bugün için bir karara varmadık, çünkü mevcut yasa zaten bu imkanları veriyor ancak bizim benzer olayları da dikkate alarak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu içerisine yeni bazı hükümler koymak suretiyle hak sahiplerinin alabileceği imkanı devlet olarak biz verebilir miyiz? Bu konuda çalışmalar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Maliye Bakanlığımız tarafından, süratle neticelendirilecek ve inşallah hak sahiplerini memnun edebilecek, acılarını hafifletebilecek, çocuklarının istikbalini garanti altına alabilecek bir düzenlemeyi umarım ki yakın zamanda sizlere açıklama fırsatımız olacak."

Hayatını kaybedenlerin resmi nikahlı olmayan eşlerinin mağduriyetlerinin giderilmesinin nasıl olacağı sorusuna da Arınç, "Benim bildiğim kadarıyla hak sahipliği kavramı medeni nikahla bağlı değildir. Bunu hak sahipliği içerisine alamıyorsak bir mahrumiyet söz konusuysa çözeriz" yanıtını verdi. 

Bülent Arınç, toplantıda Maden Yasası'nın gündeme gelip gelmediği ve madenlerin kapatılmasının söz konusu olup olmayacağı sorusunu da "Çok tehlikeli iş kolu içerisinde maden iş kolunu gösterebiliriz, kanun da bunu gösteriyor. 'Tehlikeli' var 'çok tehlikeli' var, büyük bir risk taşıyan iş kolundan bahsediyoruz, buna yönelik tedbirlerin de o ölçüde ağır ve ciddi olması lazım" diye yanıtladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın mevcut Maden Kanunu'nun 7 maddesinde değişiklik öngören bir taslağı sunduğunu ama meseleye daha kapsamlı baktıklarını anlatan Arınç, şunları söyledi:

"Bu iş kazalarını minimize edecek, hayatı çok daha iyi bir noktaya çıkarabilecek, bunun için alınması gereken tedbirlerle devlet tarafından alınması gereken denetim tedbirlerinin neler olması gerektiği... Yüksek teknoloji kullanan ülkeler var. ABD, Rusya, Çin bunlardan birisi, Avustralya bunlardan birisi. Biz kendimize göre yeterli tedbirler aldığımızı düşündük, buna uygun düzenlemeler yaptık. Ne zaman? 2010'da çıkan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunuyla. Bu kanuna baktığınız zaman ileri düzeyde alınması gereken tüm tedbirler yazılmış oraya.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının müfettişleri, denetimcileri zaman zaman rutin zaman zaman da şikayet üzerine gittikleri bu yerlerde inceleme yapıyorlar. Peki onlar gittikten sonra ne olacak. Kanun onu da düşünmüş. Madenin kendi içinde çalışan, denetçiler koymuş, mühendisler koymuş, bunların çalıştırılması mecburiyeti getirmiş, onlara işi durdurma, işi kapatma yetkisini de tanımış ama bu kaza da olmuş. Adli soruşturma içerisinde bilirkişi incelemeleriyle şahit ifadeleriyle sonradan elde edilen delillerle biz bu iş kazasının sebebini mutlaka öğreneceğiz. İyi ama 301 kişi ölmüş, buna yol açan sebep nedir? Ben de bir hukukçu olarak bunu düşünüyorum. Bir bağ olmalı. 'Şuradan başladı, şurada genişledi, şu tedbirler olmadığı için kaza meydana çıktı.' İşveren bunu düşünmüyor olabilir ama ben hükümetim, ülkeyi yönetiyorum ve benim kurumlarım bu kazaların olmaması için kendisinde bir sorumluluk taşıyor. O yüzden kenar-ı Dicle'de bir kurt bir koyunu aşırsa veya kapsa onun sorulacağı makam olarak Başbakanlık veya hükümet makamındaki kişi diyor ki: Bunu sonuna kadar araştırın, bu idari soruşturmada kurumlara düşen sorumluluklar varsa bunun da tedbirini alalım, suçluları cezalandıralım."

Bülent Arınç, yapılacak işlemlerin sadece Maden Kanunu'nda değişiklikle sınırlı olmadığını, ileri teknoloji kullanılan yerlerdeki yeni gelişmeleri de dikkate alarak bunları da işletmelerin içinde var ve çalışır hale getirmenin bir görev alarak ilgili bakanlıklara verildiğini aktardı. 

Madenleri kapatılması teklifi

Arınç, madenlerin kapatılması konusunun geçmişte de gündeme geldiğini anımsatarak, "Biz, bunu gerçekçi bulmuyoruz. Türkiye için özellikle gerçekçi bulmuyoruz. Mesele ekonomi açısıyla sürdürülmesi gereken bir iştir. Niçin? 15 milyar ton rezervi bulunan Türkiye'de her şeyi ithal yoluyla ikame etmeye kalksanız cari açığımız bugünkünden 100 misli daha fazla olur ve bu dünyanın hiçbir yerinde ekonomik karşılanmaz" değerlendirmesini yaptı.

Bülent Arınç, "Madenlere sahipsek bu madenlerimizi biz bulmalıyız, çıkarmalıyız ve değerlendirmeliyiz bu bir ekonomik faaliyettir ama kesinlikle buradan çıkaracağımız 15 milyar tonluk kömür rezervi bir kişinin canının bedeli değildir. Bizim bütün bunlar çalışıyor haldeyken bu kazaları önleyecek tüm tedbirleri de almamız gerekir. Bu tedbirleri alamıyorsak biz her zaman 301 kişinin ölümüyle değil 10 kişinin, 20 kişinin, 30 kişinin göçüktü, grizu patlamasıydı, metan gazıydı bunlarla karşılaşacaksak o zaman madenleri kapatmaktan bahsedebiliriz" dedi.

"Bu şartlar altında üretim devam etmemeli"

Her sektörün kendi içinde riskler barındırdığına dikkati çeken Arınç, "Bir insan olarak şunu söylemeliyim: Evet bu şartlar altında bu üretim devam etmemeli, alınan bütün tedbirlere rağmen yetersizse bir yerde ortaya çıkacak sebepse böyle basit şekilde önlenemiyorsa ölüm mukadderse o zaman bizim kapatmayı ve bunun dışındaki tedbirleri düşünmemiz lazım" ifadesini kullandı. 

Maden çıkarmada vahşi bir şekilde üretim yapan ülkeler bulunurken, insan unsurunu asgariye indirmiş, daha çok tekniğe yönelmiş ülkelerin de var olduğunu vurgulayan Arınç, bunlardan örnekler alınarak yapılacak madenleri hemen hemen her gün, her saat denetleyecek bir mekanizmanın kurulmasını gerçekleştirebileceklerini kaydetti. 

"Sayın Başbakanımız kimseye yumruk atmadı"

Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Soma'da markette tokat attığı iddiasına ilişkin, "Sayın Başbakanımız kimseye yumruk atmadı. Kendisine yumruk atıldığını söyleyen kişi de dördüncü defa ifadesini değiştirdi. Bulunduğum yerden Başbakanımızın yumruk attığını görmedim. Bir başbakanının yumruk atacağını nasıl düşünebilirsiniz" şeklinde konuştu.

Arınç, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in Soma'da vatandaşı tekmelemesine ilişkin ise şöyle konuştu: "Görüntüleri izledim. Olayı görmedim. Çıplak gözle baktığım zaman bu fotoğrafta yerde birisi var, iki özel haraketçı onu etkisiz hale getirmişler, isminden bahsettiğiniz kişi onu tekmeliyor. Bu çok feci bir olay. Doğrudur, yerindedir diyecek değilim. Zaten bu adam bir eylem yapmış, yerde olan bir insana niçin tekme atılır"

 

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler