YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç müjdeyi verdi
İngizlice öğrenmenin önemine dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TRT İngilizce haber kanalının hazırlıkları içinde oldukların söyledi.
Arınç müjdeyi verdi
03 Aralık 2011 / 19:47 Güncelleme: 03 Aralık 2011 / 20:51

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Türkçe'nin zenginleşmesi ve konuşulması için ne kadar çok çaba gösteriyorsak ki; bu bizim ulusal bir meselemizdir ama İngilizce de bir gerçek. Onu çok iyi bilmek ve konuşmak zorundayız'' dedi.

Arınç, Anadolu Üniversitesi (AÜ), TRT ve Cambridge Üniversity Press ile yapılan işbirliğiyle hazırlanan, ''Uzaktan İngilizce Dil Eğitim Programı''nın açılışı ve tanıtımı amacıyla AÜ Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen törende, başarılarını iyi bildiği, binlerce öğrencisi bulunan ve açıköğretim ile diğer öğretim yoluyla Türkiye'ye çok önemli hizmet sunan AÜ'yü yerinde görmenin büyük mutluluk olduğunu söyledi.

Salonda bulunan değerli bilim adamı, efsane eğitimci ve eski milli eğitim bakanlarından Prof. Dr. Orhan Oğuz ile bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Arınç, ''Orhan Oğuz Bey, maşallah 88 yaşında ama hepimiz kadar dinç ve hala eğitimden kopmamış. Bu güzellikleri görmek için şu anda aramızda bulunuyor. Prof. Dr. Oğuz Bey'e saygılarımızı sunuyorum. Geçmişten bu yana tüm eğitim hayatına yaptığı saygın katkılardan dolayı kendilerine en kalbi şükranlarımı sunuyorum'' dedi.


-''TRT İngilizce haber kanalının hazırlıkları içindeyiz''-


Arınç, TRT'yle ilgili Başbakan Yardımcısı olduğunu, genelde görev alanında medya ve basın kurumları bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''TRT önemli bir kuruluş. Kamu yayıncılığı yapıyor. Sürekli bir gelişim içinde. Yayın politikasıyla da 14 kanalıyla da sadece Türkiye'de değil hemen hemen bütün dünyada izlenebilir bir televizyon kurumu. Dün siyah-beyaz ve tek kanallı TRT bugün farklı alanlarda eğitici, eğlendirici, insanların beğenisini kazanabilecek orijinal programlarıyla büyük başarı gösteriyor. 14 kanalı var. En son kanalımız olarak da TRT İngilizce haber kanalının hazırlıkları içindeyiz. Buna ihtiyacımız var. Türkiye ve dünya bizden bunu bekliyor.''

TRT kanalları içinde en başarılı olanlardan birinin de hiç şüphesiz ''TRT Okul'' kanalı olduğunu vurgulayan Arınç, şunları söyledi:

''Geçmişte çok monoton programlarıyla izlenmeyen bir kanal olarak adeta hemen zaplanan bir konuma sahipti. Ama Anadolu Üniversitemizin rektörü bu konuda çağdaş, bilimsel yöntemlerle izlenebilir ve faydalı olabilecek adeta bir yaşam kanalı, 7'den 77'ye herkesin ilgiyle takip edebileceği bir kanal kurmayı teklif etti. Biz bunu çok yararlı gördük ve TRT ile AÜ işbirliği hemen hemen 1 yıl önce başladı. Şu ana kadar devam eden çalışmaları takdirlerimizin üzerindedir. Dolayısıyla bu işbirliğimiz devam edecektir. Beraberliğimiz içinde de Cambridge Üniversity Press ile uzaktan yabancı dil öğretiminin yani İngilizce öğretiminin başlayacak olmasına fevkalade seviniyoruz. Özellikle böylesine prestijli bir üniversitenin uzaktan dil eğitiminde bize katkı sağlayacak olması bizi çok mutlu etti. Dolayısıyla Cambridge Üniversitesinin aramızda bulunan çok değerli yetkililerine, bu işbirliğine katkı sağladıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.

TRT aynı zamanda farklı dillerde yayın da yapıyor. Mesela TRT Avaz kanalımız 8 dilde yayın yapıyor. TRT Arapça kanalımız Arapça yayın yapıyor. TRT'nin 30 dilden fazla yayın yapar radyosu var. 30 dilden fazla web sayfamız var. Farklı dillerde haberlerimizi, yayınlarımızı geçiyoruz. TRT bu atılımıyla dünyada hem İngilizce'nin bir haber ve yaşam dili olarak konuşulmasına katkıda bulunuyor hem de Türkçe'si ile de bütün dünyaya Türkçe'yi Türkçe haberleri de sunmuş oluyor. TRT'nin farklı dillerde yayın yapmasının elbette bir prestij olduğunu söylemeliyim.''


-Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğünün katkısı-


Başbakan Yardımcısı Arınç, Bakanlığına bağlı diğer kurumların da bu konuda katkıları olduğunu belirterek, ''Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü de özellike İngilizce ve Arapça haber yayınıyla bu katkıyı sağlıyor. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğümüz de 10 farklı dilde dünyaya haber geçiyor. Bunlar yeterli mi elbette tartışılır. Ama geçmişten bu yana yükselen bir çizgi içinde dünya ile entegre bir durumda haber akışını sağlamaya çalışıyoruz. Türkiye'den dünyaya, dünyadan Türkiye'ye...'' diye konuştu.

''Farklı diller şüphesiz var. Bizim inancımız da bir lisan bir insan. Yani bir dili öğrendiğiniz zaman bir insan daha kazanmış oluyorsunuz'' diyen Arınç, şöyle konuştu:

''O lisan, o insanın kimliğidir. Onu bildiğiniz zaman rahat ediyorsunuz. İletişim, ilişki kuruyorsunuz. Bu çok faydalı bir şey. Eskiden bizim zamanımızda İngilizce, Almanca ve Fransızca vardı. Almanca ve Fransızca biraz değerlerini yitirdiler. İngilizce artık global bir lisan haline geldi. Dünyanın neresine gitseniz İngilizce'yi rahatlıkla konuşan insanlarla karşılaşıyorsunuz. Arap ülkelerine gittiniz diyelim, Arapça bilmeniz gerekiyor. Arapça bilmeseniz, İngilizce bilseniz bile onlarla iyi bir iletişim kurabiliyorsunuz. Uganda'ya gitmiştim. Afrika'nın yarısından fazlası da Fransız bölgesi hariç İngilizce'yi çok iyi konuşuyor. Asya ülkelerine gitmiştim, İngilizce'yi fevkalade iyi konuşuyorlar. Suudi Arabistan veliaht prensinin cenaze törenine hükümet adına ben katılmıştım. Şüphesiz orada Araplarla bir arada olacağımı düşünerek, yani pratik birkaç Arapça cümle öğrendim. Yanımdakiler biraz yaşlı olmalarına rağmen benimle Arapça konuşmak yerine İngilizce'yi tercih ettiler. Şaşırmıştım. Yani 70 yaşın üzerindeki insanlar, şeyhler, prensler veya kraliyet ailesi fevkalade güzel İngilizce konuşabiliyor.

Artık dünyada İngilizce'yi konuşmalıyız. Türkçe'nin zenginleşmesi ve konuşulması için ne kadar çok çaba gösteriyorsak ki; bu bizim ulusal bir meselemizdir ama İngilizce de bir gerçek. Onu çok iyi bilmek ve konuşmak zorundayız. Böyle bir beraberliğin herkese İngilizce'nin iyi, doğru yöntemlerle öğretilmesi konusu bence çok önemli. Bu beraberliği ben şahsen alkışlıyorum.''

Başbakan Yardımcısı Arınç, ortaokuldayken İngilizce öğretmeni sayesinde bu dile ilgi gösterdiğini ve sevdiğini belirterek, şöyle dedi:

''Buradan ismini de söyleyeceğim. Belki, hayattaysa, yıllar sonra onun nerede olduğunu öğrenebilirim. O da benim kendisinden bahsettiğimi duyunca herhalde çok mutlu olur. Gülümay İpekçioğlu isminde çok genç bir İngilizce bayan öğretmenimiz vardı. Ortaokulda bize İngilizce'yi o sevdirmişti. Elimizdeki o küçük İngilizce kitaplarından İngilizce öğrenmeye başladık. Biz o dili biraz kapmaya başladık. İngilizce'de başarılı oldum ortaokul ve lisede. Bu benim işime şöyle yaradı; Ankara Hukuk Fakültesini bitirmiştim. 1972'ye doğru avukatlık stajıma başladım, param, pulum yok. Dediler ki 'Muradiye Ortaokulunda İngilizce dersleri boş. Saat başına 12.5 liraya bu dersi verir misin'. Ben de 'hemen gelirim' dedim ve İngilizce dersini vermeye başladım o küçük kitaplardan öğrendiğim kadarıyla. İngilizce öğrenmenin en pratik yolu onu konuşmaktır. Bizde konuşmak yok. Yani bir parçayı tercüme edebiliyordum, bu konuda başarılıydım. Yavaş konuşurlarsa konuşulanları da iyi anlıyordum ama bunlara cevap vermek konusunda hem cesaretim yoktu hem de yeterli donanıma sahip değildim. Hukuk fakültesine geldik. 'Filan yerde İngilizce kursu var' dediler. Yarısına gittik, yarısına gitmedik. Mecburi değildi ve zaten çok ciddi bir eğitim de verilmiyordu. Avukatlık hayatımda taşrada İngilizce öğrenme imkanımız olmadı, bunu geliştiremedik.''


-''Maalesef lisanı konuşmazsanız unutuyorsunuz''-


Ankara'ya milletvekili olarak 1995 yılında geldiğini anımsatan Arınç, ''Bizi biraz gözlerine kestirdiler herhalde ulusal, uluslararası toplantılara tartışmacı olarak katılmaya başladım. İşte o zaman İngilizce'nin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu keşfettim'' dedi.

Arınç, dışarıda toplantılara gittiğinde herkesin birbiriyle gayet güzel konuştuğuna tanık olduğuna değinerek, şözlerini şöyle sürdürdü:

''Söz sırası geldiğinde gerektiğinde İngilizce konuşuyorlardı ama biz mutlaka bir tercümana ihtiyaç duyuyorduk. Mahcup olmuş, utanmıştım, sıkılmıştım. 'Bu dili ben de bilseydim onlarla ne kadar rahat konuşurdum' diye düşünüyordum. Ama felaket ondan sonra başladı. Meclis Başkanı oldum. 5 yıllık Meclis Başkanlığı dönemimde 40'dan fazla ülkeye gittim, o kadar da bana gelenler oldu. Devlet başkanları, hükümet başkanları, meclis başkanları ile bir araya geldim. Ziyaret ettim, onlar da beni ziyaret ettiler. İçim cız ediyor. Ben bu dili konuşsaydım onlarla neler neler konuşurdum. Çünkü resmi konuşmaların dışında gerçek ilişki kurmak ve netice almak onlarla aynı dili konuşmakla mümkün. O zaman espri yapacaktım, o zaman onlara özel hayatlarını soracaktım, onlardaki politik gelişmeleri kendilerinden dinleyecektim, fikirlerimi söyleyecektim, anlatacaktım. Onlar da anlatacaktı. Simultane tercüme yapanlara mecbur kalmayacaktım. Veya yanı başımda kulağıma ses fısıldayanlarla ikili anlatarak, söyleyerek, tercüme ederek konuşma ihtiyacım kalmayacaktı. Çok üzüldüm.''

Parlamenter diplomasi konusunda beş yıl boyunca çok önemli adımlar attıklarını belirten Arınç, ''Türkiye'ye hiç gelmeyenler vardı, geldiler. Avrupa parlamento başkanları, bizim dönemimizde Türkiye'ye gelip Mecliste konuşma yaptılar. O zaman 'bir fırsat bulduğumda şu İngilizce'yi çok daha iyi öğreneceğim' dedim'' diye konuştu.

Arınç, Meclis Başkanlığı görevi sona erdiğinde. ''Ben artık milletvekiliyim bana 2 sene dokunmayın. Bu sürede ben İngilizce öğreneceğim'' dediğini ifade ederek, ''Hanımım ve 9 milletvekili arkadaşımla Kızılay'da bir İngilizce kursuna kayıt yaptırdık. 7 ay kadar orada çok pratik ders veren bir arkadaşımız sayesinde çok keyifli zaman geçirdik. Çok iyi öğrendik ama sonra yine başımıza hükümette bir görev verdiler. Oradan ayrıldım. Maalesef konuşmazsanız unutuyorsunuz. TRT Okul'da yayımlanmaya başlayacak bu program ile İngilizce konusunda önemli bir adım atılmış oldu. Katkı verenleri kutluyorum'' dedi. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler