YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Arınç: "Başbakanımız aday olursa..."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç "Başbakanımız Cumhurbaşkanlığına adaylığını koymak isterse, Cumhurbaşkanımız da adaylığını destekleyecektir" dedi.
Arınç: "Başbakanımız aday olursa..."
19 Nisan 2014 / 12:58 Güncelleme: 19 Nisan 2014 / 13:35

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Biz inanıyor ve biliyoruz ki; Sayın Başbakanımız istişarelerinin sonucunda Cumhurbaşkanlığına adaylığını koymak isterse, Sayın Cumhurbaşkanımız da bundan büyük bir onur duyacak ve onun adaylığını destekleyecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül'ün Cumhurbaşkanlığı dönemini büyük bir başarıyla geçirmiş, anayasada tanınan görevleri başarıyla yapmış, herkesin takdir ettiği, çok saygın bir isim olduğunu ifade eden Arınç, "Vereceği kararı hapimiz saygıyla takip edeceğiz. Sayın Başbakanımızla bir araya mutlaka gelecekler ve önemli bir karar verecekler. Biz bu söylediklerinden farklı bir anlam çıkarmıyoruz" diye konuştu.

Türkiye için gerekli seçim sisteminin ne olduğuna karar vereceklerini ve seçimlerden önce bunu mutlaka gerçekleştireceklerini belirten Arınç, şunları kaydetti:

"Kısa süre içinde daraltılmış bölge veya dar bölge sistemini kendi içimizde tartışarak süratle bu kanunu çıkaracağız yoksa yine yüzde 10'luk barajların hakim olduğu mevcut seçim sistemiyle seçimlere gitmek gerekebilecek." 

Kuru kavga peşindeyiz 

Sabah gazetelerin birinci sayfalarına baktığını, her zamanki malum haberler ve bu haberler üzerine yazılmış yorumları okuduğunu ifade eden Arınç, şöyle devam etti: 

"İşi köpürtmek, başka noktalara çekmek, akla zarar yorumlar yapmak. Şöyle bir bakarım. Biraz sonra da onların (gazeteciler) huzurunda imtihan olacağız. Bu neden böyle konuştu, bu neyi amaçladı, bu sözün altında ne var, bunun sonu nereye varır, ağustosta ne olacak, eylülde ne ile karşılaşacağız? Borsa nasıl olacak, endeks nereye vuracak? Bunların kavgası var. Herkes bir yere gelmek, bir yerden gitmek, kendisine bir şeyler hazırlamak kavgasıyla meşgul.

Evlerde bu kavga var. İş yerlerinde, sokakta bu kavga var. Kuru kavga peşindeyiz, hani sekülerlik kötü bir şey değil ama her şeyimiz çok dünyevileşti. Bütün hesaplar bunun üzerine. Oysa Hazreti Üftade ve benzerlerinin yaşadığı hayattan alacağımız çok örnekler var. İnsanların edepli olmaya çok ihtiyacı var, haya sahibi olmak çok büyük bir nimet, iffet sahibi olmak çok büyük bir zenginlik.

Bunları bize hatırlatacak güzel örneklere ihtiyacımız var. 'Kaba softalık', merhum Necip Fazıl'ın deyimiyle, 'kaba Müslümanlık', 'kaba önderlik' bize yakışmıyor. Bir estetik olmalı, bir edep olmalı, edipler edepli olmalı. Her şey nezaket içinde olmalı ve gönüllere hitap edilmeli, sadece ceplere değil veya mevkiler makamlar üzerine kavgalara değil."

Arınç, insanların ellerinden bilgisayarları düşürmediklerini, cep telefonlarından vazgeçmediklerini ifade ederek, mecbur kalmadıkça cep telefonunu yanında da taşımadığını, sadece açma kapama işlemini bildiğini, ancak 4 yaşındaki torununun bütün işlemlerini bildiğini anlattı.

Celvetiye, Şazeliyye, Kadirilik, Halvetilik gibi tarikatların, izlerinin Balkanlarda hala yaşadığını belirten Arınç, bu coğrafyalarda yaşanan acılara rağmen, bu tarikatların varlıklarını sürdürdüğünü belirtti. 

"Bu kadar dünyevileşmek kötü"

Arınç, "Sesini yükseltme, sözünü yükselt" diye bir söz olduğunu, hiçbir şeyin bağırmakla çağırmakla olmadığını, sözün güçlü olması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti: 

"Toprağı işleyen yağmur sağanaktan daha bereketlidir. İnce ince yağar toprağı işler, bereket verir. Öbürü sel olur gelir, toprağı da alır götürür. Bizde şu anda sesini yükseltenler revaçta. Ne kadar çok bağırırsa, ne kadar gözleri çakmak çakmak olursa, gözlerinin damarları kırmızı kırmızı fırlarsa, boyunlarından damarlar fışkıracak hale gelirse iş yaptığını zannediyor ama söz yok. Yani sözün içinde hikmet olmalı. Sözün içinde bilgelik olmalı, o yok. Hepsini topla elliyle çarp, hiç. Hiçbir etkisi yok.

Bence büyüklerin halleri, hareketleri, güzel sözlerinin bize faydası var. Bu kadar dünyevileşmek kötü. Uhrevileşelim mi? Hayır, iki taraflı dünyadayız. Elbette, mana alemini de ebedi hayatın da büyüklerimizin, önderlerimizin, şüphesiz Cenab-ı Hakkın bize emirleri, Kur'an-ı Kerim'i, Peygamberimizin sünnetleri, hadisleri, büyüklerin gösterdiği mürşitlerin büyük izleri bizler için çok önemli. O yüzden şu kadar büyük gürültü içinde Bursa'da Hazreti Üftade'yi tekrar hatırlamak anmak, hatta mümkünse bazen gözyaşı dökebilmek için bir araya gelmiş böyle güzel insanlar varsa bugün Bursa çok kazançlı."

''Kedicikler, bilmem necikler bunlar da birşey yaptıklarını zannediyorlar''

Bu camia içinde "Biz de ehl-i tarik"iz canım, biz de biraz Üftadeleri filan da biliriz" diye ortaya çıkanların olduğunu anlatan Arınç, "O, işin daha da feci bir tarafı. Onlar da kendilerini bu tür işlerle bilgili ve görevli zannediyorlar. Necip Fazıl dedi ki; zorluklar büyük buz dağları gibiydi. Biz ağzımızdan hoh hoh hohlayarak bunları erittik. Buz dağları erittik ama şimdi ortalık çamur oldu, çamurdan geçilmiyor'' ifadesini kullandı. 

''Şimdi de tarikat var. Şimdi de bize yol gösterenler var. Şimdi de işte saçıyla, sakalıyla, üstündeki kıyafetiyle çevresine topladığı 3-5 tane insanla bu işi yaptığını söyleyenler var'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''İyilerinden Allah razı olsun ama çok bozukları var, çok yanlışları da var. Onlar da bu yolu bir ticaret yolu gibi kabul etmişler. Bazen televizyonlardan izliyoruz çevresindekilerle haha hihi, inşallah, maşallah başka birşey yok. Kedicikler, bilmem necikler bunlar da birşey yaptıklarını zannediyorlar. İslam, iman, Kur'an, edep, fazilet, namus, ar, haya adına hiç bir şey bulamıyorsunuz. Adam 'ben de Kadiriyim" diyor, bir başkası ''ben de şuyum'' diyor.

Kendine bu yaftaları takanlar, bununla anılmak isteyenler var ama çabaları ne için, ticaretlerini daha çok artırmak, nüfuslarını çok daha genişletmek için. Belki de buradan siyasi bir amaca ulaşmak isteyenler de var. Şöhret yapmak isteyenler var. Önce tencere, tava işinden başlayan bir adam vardı. Sonunda geldiği noktayı maalesef acıyla görüyoruz. Bazı şeyler söylersem hemen de isim koyacaksınız, 'filandan bahsediyor' diye. Korkmam lazım. Bunlar da İslam'a çok zarar veriyor, bu yola çok zarar veriyor.

Çocuklarını, eşlerini, servetlerini kaybedenler var bunların içinde biliyor musunuz? Kötü örnekleri göstererek bizzat şahit oldukları hayatın içinde 'Müslümanlık buysa ben kaçıyorum' diyenler var. O yüzden güzel örneklere gitmemiz, güzel insanlarla bir arada olmamız elbette onlardan duyduklarımızı, gördüklerimizi şeriata, imana, Kur'an'a, sünnete ölçü olarak uymamız lazım.

Herkesin ağzından çıkanı elbette bir kuyumcu titizliğiyle ayarına bakmamız lazım. 'Bu adam söylüyor a ne kadar güzel' Bizim nefsimize de hoş geliyor. Hadi biz de böyle bir yol tutalım. Ortalık biraz da çamur oldu arkadaşlar, ayaklarımız çamura batıyor ve bu örnekler her gün maalesef bir yerden bir skandala da imza atıyor. Bu yüzden biz bunlarla yola gitmek yerine, bunlardan ne kadar uzak olsak Hakka o kadar yakın olacağız diye biz düşünüyoruz.'' 

''Müslümanlık çok güzel bir şey ama Müslümanlık ne kadar güzel derken herhalde örneğimiz IŞİD, El Nusra veya El Kaide değil'' ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti: 

''Müslümanlık bu değil çünkü. Müslümanlık edebiyle, irfanıyla, gönül lisanıyla, okuduklarıyla, amel etmesiyle, çevreye güzel örnek olmasıyla, insanlara zarar vermemekle, insanların elinden, dilinden emin olduğu insanlar olarak hayatta yaşamakla ve inşallah, bugün, yarın bunların hepsi konuşulacak. Yolumuzu böyle bulmalıyız.

Önce dostlarımızı, sonra yolumuzu çok iyi seçmeliyiz diye düşünüyorum. Bunları düşünmeye fırsat verdiği için bile Hazreti Üftade Sempozyumunu 3 defa alkışlamamız lazım. Allah onlardan razı olsun. Güzel bir örnek etrafında bizleri buluşturuyor. Bizlere hiç olmazsa bir uhrevi hayatın da bir güzellikler dünyasının da kapılarını açıyor. Onların da dünyevi hayatı vardı ama örnekti.''      

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler