YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etti
Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etti
Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etti
05 Haziran 2008 / 17:58 Güncelleme: 05 Haziran 2008 / 00:00


Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin “iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması” istemiyle açılan dava bugün görüşüldü. Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etti.


Anayasa Mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin “iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması” istemiyle açılan davanın görüşmesini tamamladı. Davayı, 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağladı.


Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etti. Anayasa Mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu.


Anayasa Mahkemesi, CHP ve DSP milletvekillerinin başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin “iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması” istemiyle açtığı davanın sonucunu yazılı açıklamayla duyurdu.


Açıklamada, şöyle denildi:


“9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 1. ve 2. maddeleri, Anayasa'nın 2, 4. ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur.”


İŞTE MAHKEMENİN GEREKÇE GÖSTERDİĞİ MADDELER!


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası


MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.


MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.


MADDE 148. – Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.


Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez.


Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.


Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.


Yüce Divan kararları kesindir.


Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.


(Değişik: 9.2.2008-5735/1 md.)


Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.


(Ek fıkra: 9.2.2008-5735/2 md.)


Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.


Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.


Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.


Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.


HANGİ MADDELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMIŞTI?


Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği değişiklikle Anayasa'nın, “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinin son fıkrasına, “... ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmişti.


Bu değişiklikle madde, “Devlet organları ve idari makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” haline gelmişti.


Anayasa'nın, “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesine ise “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir” şeklinde yeni bir fıkra eklenmişti.


GÖRÜŞME GÜN BOYU SÜRDÜ


Anayasa Mahkemesi bugünkü toplantısında ilk olarak çeşitli mahkemelerden gelen 6 başvurunun ilk incelemesini yaptı. Gündemde, ayrıca CHP'nin 5761 sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı hükümlerinin iptali istemiyle açılan davanın ilk incelemesi de yer aldı.


Yüksek Mahkeme heyeti, bu incelemelerin ardından başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin “iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması” istemiyle açılan davayı görüştü.


MİLLETİN VEKİLLERİ REKOR OYLA KABUL ETMİŞTİ


Başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılmasını içeren Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 411 gibi rekor bir oyla kabul edilmesinin ardından yasa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmıştı.


Bunun üzerine YÖK Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan da üniversitelere bir yazı göndererek başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılmasını öngören değişikliklerin yapıldığı Anayasanın 10. ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını açıklamış ve rektörlerden başörtülü öğrencileri üniversiteye almalarını istemişti.


Söz konusu Anayasa değişikliğinin, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Özcan, şöyle devam etmişti: "Söz konusu Anayasa Değişikliği göz önünde bulundurulmak suretiyle uygulama yapılması, kamu görevi ifa eden yükseköğretim kurumlarının yöneticilerinin görev, yetki ve sorumluluğunda olduğu izahtan varestedir. Ayrıca belirtilmelidir ki, Anayasanın 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmamaktadır. Çünkü halen yürürlükte olan kanunlarda da hangi kıyafetlerin toplumsal ortamda giyilemeyeceğine dair açık düzenlemeler yer almaktadır.”


Ancak Danıştay 8. Dairesi, YÖK Başkanı Prof. Özcan tarafından üniversitelere gönderilen yazıyı genelge kabul edilerek uygulamanın iptaline karar vermişti.


CHP VE DSP ANAYASA MAHKEMESİ'NE GİTMİŞTİ


CHP ve DSP, 5735 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması” istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.


RAPORTÖR DAVANIN REDDİNİ İSTEMİŞTİ


Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can'ın, üniversitelerde başörtüsü serbestliği tanıyan anayasa değişikliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açılan davanın reddi yönünde görüş bildirmişti.


Raporda Anayasa'nın Anayasa Mahkemesi'ne anayasa değişikliklerini esas yönünden denetim yetkisi vermediği ifade edilmişti. "Anayasa'nın 10 ve 42. maddelerinde yapılan değişiklik, 148. maddenin 2. fıkrasında düzenlenen şekil şartlarına uymaktadır." denilen raporda, bu çerçevede, rapor, esas denetemi yapılamayacağından CHP ve DSP'nin anayasa değişikliğinin iptal edilmesi talebinin yetkisizlik nedeniyle reddedilmesi görüşü savunulmuştu.


Raportör Can raporunda, anayasa değişikliklerinin denetiminin nasıl yapılacağını tartıştı. Şekil denetiminin sınırlarına ve esas denetiminin yapılıp yapılamayacağıyla ilgili Anayasa Mahkemesi'nin içtihatlarına değindi. Şekil denetimi konusunda mahkeme içtihatlarına dikkat çekti. Anayasa değişikliklerinin yargısal denetimi konusunda Avrupa'daki Anayasa Mahkemeleri'nin kararlarından örnekler verilirken, anayasa değişiklikleri üzerinde yargısal denetimin örneklerinin sınırlı olduğu hatırlatıldı.


GEÇMİŞ KARARLARA ATIF


Raportör Can, 1982 anayasasından önce Anayasa Mahkemesi'nin şekil görünümü altında esas denetimi yapan 1970 ve 1975 tarihli kararlarını hatırlattı. Ancak Yüksek Mahkeme'nin bu kararlarından sonra 1982 Anayasası'nda anayasa değişiklerinin denetiminin şekille sınırlı tutan şartlarını belirten 148. maddenin yürürlüğe girdiği ve bundan sonra esas denetiminin yapılamadığı vurguladı. Raporda, anayasa değişikliğinin ilk üç maddedeki değiştirilemez maddelere aykırılığına karar verilmesi halinde kurucu iktidar yetkisinin Anayasa Mahkemesi'nin takdirine kalmış olacağını vurgulandı. Yine, Anayasa Mahkemesi'nin 1982 Anayasası'nın yürürlüğe girmesinin ardından, esas denetimi içeren karar vermediği, esas denetimi talep edilen iptal istemlerinin yetkisizlik nedeniyle reddedildiği vurgulandı.


Anayasa Mahkemesi'nin 5678 sayılı kanunla 'milletvekili genel seçimlerinin 4 yılda bir yapılmasını, cumhurbaşkanının halk oyuyla ve 5 artı 5 sistemiyle seçilmesini ve toplantı yeter sayısının 184 olduğuna ilişkin' anayasa değişiklinin iptali talebiyle açtığı davada verdiği karara da atıf yapıldı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP'lilerin açtığı davada Yüksek Mahkeme, 148. maddenin anayasa değişikliklerini şekil denetimiyle sınırlı tuttuğunu, esas yönünde denetim yapması imkanı vermediğini belirterek, yetkisizlik kararıyla iptal talebini reddetmişti. Raporda, Yüksek Mahkeme'nin halkoyuna sunulan anayasa paketinden geçici 18 ve 19. maddelerin çıkarılmasıyla ilgili CHP'nin açtığı ve şekil yönünden 'yok' sayılması yönündeki talebi reddettiği de kaydedildi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler