YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Anayasa Mahkemesi birilerinin cephaneliği
Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Yrd. Doç. Dr. Emir Kaya: AYM'de özgür insan neredeyse yok ama ülkedeki özgürlükler onlara emanet. Güven vermeyen bu yapıdan çıkacak hiçbir karar hukuken ciddiye alınmamalı
Anayasa Mahkemesi birilerinin cephaneliği
20 Ekim 2014 / 20:19 Güncelleme: 20 Ekim 2014 / 20:34

22 Temmuz operasyonunda tutuklanan polislerin başvurusunu önümüzdeki günlerde görüşecek olan Anayasa Mahkemesi (AYM), geçtiğimiz günlerde sürpriz bir şekilde Sulh Ceza Hakimlikleri ile ilgili şikayetleri hızlı bir şekilde gündemine almasıyla birlikte yine tartışma konusu oldu. "Paralel yapı 10 yıldır Anayasa Mahkemesi'nde kadrolaşıyor, mahkeme bu yapının kontrolüne girdi" diyen AYM eski Raportörü Yrd. Doç. Dr. Emir Kaya ile yargıdaki son gelişmeleri konuştuk.

HSYK seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

HSYK seçim sonuçlarını ahlaki bir boyutta değerlendiriyorum, sevindirici buluyorum:

Oyunbazlık ağır bir darbe aldı. Eğer aksi olsaydı önümüzdeki 4 yıl yine yoğun bir şekilde ayrımcılık, manipülasyon, dejenerasyona gömülecekti HSYK; bizler de saf yerine konmaya devam edecektik.

Yeni HSYK ile sizce yargıda neler değişecek? (...)

En temelde hukuka, yargıya, devlete, topluma, insana dair köhnemiş algılar gözden geçirilmeli. Bu yapılmadıkça köklü bir iyileşme olmayacaktır. Birçok mesleki kodlama sorunlu, sorgulanmalı.

Demokrasi kültürü zayıf, güçlenmeli.

Şeffaflık yok, sağlanmalı. Liyakat kriterleri belli değil, oluşturulmalı. Bu değişimleri yeni HSYK'nın çoğulcu yapısının doğal olarak gerçekleştireceğini ümit ediyorum. Ortak hassasiyetlerde buluşan üyeler, sağlıklı bir müzakere ortamı kuracaktır.

İlginç kararlar çıkartabilirler

HSYK seçimlerinden sonra gözler yine AYM'ye çevrildi. Buradaki paralel yapılanma gerçekten karar verici mekanizmalarda etkili mi? Anayasa Mahkemesi'nde cemaatin asli, diğer aktörlerin tali olduğunu vurgulamak istiyorum.

Üyelerin son aşamada farklı refleksler verebilmesine ve bu gerçeği saklama işlevi gören kararların çıkabilmesine aldanmamak gerek. Ortada esasen adalet gibi bir derdi olan, iç bütünlüğe sahip bir kurum yok; birilerinin, paralel yapılanmanın inhisarına giren bir siyasi cephanelik var.

Üyelerin çoğu Haşim Kılıç'a, Haşim Kılıç ise farklı etkenlere kapılmış durumda. Bundan bir vatandaş ve hukukçu olarak utanç duyuyorum.

Gönüllü-gönülsüz tutsaklıklar görüyorum.

Öğrenilmiş çaresizlikler görüyorum.

Şahsiyetli çıkışlar, tavizsiz dirençler pek göremiyorum.

Siz bu yapıya karşı çıktığınız için görevden alındınız. Diğer raportörlerin durumu nasıl?

Yozlaşmaya karşı çıkan raportörlerin bir kısmı gönderildi. Son durumda AYM'de dışsal ve içsel anlamda özgür insan neredeyse yok ve ülkedeki özgürlükler onlara emanet!

Hakkı dile getiremeyenler hak dağıtacak!

Haktan başkasına kendisini borçlu hissedenlere, adaletten başka kaygıları önceleyenlere, koltuklara yapışanlara yazıklar olsun. Son birkaç yüz yıldır bu ülkedeki hemen her sosyal ve siyasal musibet, hastalıklı bir maslahat düşüncesinin ürünüdür. Cemaate gübre olmaya devam etsin susanlar.

AYM önümüzdeki günlerde 22 Temmuz süreci ile birlikte tutuklanan polislerin ve Sulh Ceza hakimliklerinin durumunu değerlendirecek. Nasıl bir karar bekliyorsunuz?

Dosya özelinde konuşamam fakat genel gözlemim mahkemenin politik ve stratejik hareket ettiğidir. Mahkemede hukukun ne olduğuna dair olgun bir kavrayış yok, bu yönde kendini geliştirme niyeti de yok.

Böyle bir yapıdan hukuki bir karar çıkar mı? Anayasa Mahkemesi'ndeki idari ve hukuki keyfiliklere isyan ediyorum ben. Güven vermeyen bu yapıdan çıkacak hiçbir karar hukuken ciddiye alınmamalı. Siz ne umuyorsunuz?

HSYK'da çöküş yaşayan paralel yapının ağırlığını AYM'ye vereceği konuşuluyor.

Başka ne yapabilirler? Kendilerine moral ve stratejik destek oluşturacak bir dizi şey...

Örneğin Fethullah Gülen'in hakarete uğradığı fakat yasal süreçlerin işletilmediği yönünde bireysel başvuruları var. Bu başvurularda ortaya konan içtihat değiştirilebilir. Bu sırada "paralel yapı" gibi ifadelerin mahkemece reddedilmesi, hatta nefret suçu sayılması da gündeme gelebilir. Ya da bireysel başvurulardan kanun iptalini talep edenlere ağırlık verebilirler.

Örneğin, seçim barajının hak ihlali oluşturduğunu iddia eden bir başvuruya...

Muvazaalı bireysel başvuru ihtimali de düşünülmeli.

Çok karanlık bir tablo bu. Ne yapılabilir sizce?

AYM lağvedilme derecesinde yenilenmedikçe bir süre sonra tekrar entrikalarla anılmaya, devletin bütünlüğünü sarsmaya devam edecektir. Şeffaf ve adaletten başka derdi olmayan insanlar sayesinde kurum, hukuk temelinde tekrar hayat kazanmalı.

 

SABAH

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler