YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Alper Tan'dan çarpıcı Çözüm Süreci analizi
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, PKK'ya yapılan silah bırakma çağrısı sonrasında açıklama yapan Cemil Bayık'ın sözlerinin, "Silahı tamamen bırakmak zamana yayılabilir" şeklinde de anlaşılabileceğini söyledi.
Alper Tan'dan çarpıcı Çözüm Süreci analizi
07 Mart 2015 / 05:31 Güncelleme: 07 Mart 2015 / 06:13

Kanal A'da yayınlanan ve Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan'ın moderatörlüğünde gerçekleşen 'Sivil Düşünce' programında Alper Tan, Çözüm Süreci kapsamında PKK'ya yapılan silah bırakma çağrısının Kandil cephesinde ne derece ve nasıl etkili olduğunu açıkladı. Tan, çağrı sonrası açıklama yapan Cemil Bayık'ın sözlerinin, "Silahı tamamen bırakmak zamana yayılabilir" şeklinde de algılanabileceğini belirtti.

Tan ayrıca, çözüm sürecinde bazı kesimlerin tahrikleri devam ettireceğini söyledi ve Selahattin Demirtaş'ın tavrını da değerlendirdi.

"Cemil Bayık'ın sözleri "silahı tamamen bırakmak zamana yayılabilir" şeklinde de anlaşılabilir"

"Belki Cemil Bayık'ın konuşmasını şöyle de anlamak mümkün olabilir. hani PKK'nın silah bırakması denildiğinde, bazıları şöyle anlayabilir... "Bütün silahları meydana getirip yığıp, işte bütün silahlar burada teslim ettik. Teslim oluyoruz. Bundan sonra sizinle uğraşmayacağız" demesi şeklinde bekliyor olabilirler. Ben şahsen böyle beklemiyorum. Yani ilk günde zaten ona dikkat çekmeye çalıştık... Türkiye'ye karşı silah kullanmama şeklinde anlamak daha doğru olabilir. Çünkü bunlar şunu söyleyebilirler; "Bakın Kobani'de Kürtler tehdit altındalar IŞİD'in tehdidi altında. Musul'da Erbil'de, Süleymaniye'de, Kerkük'te tehdit altındayız. Hatta IŞİD Mahmur kampına kadar gelmişti yazın tekrar gelebilir. O nedenle bizim bunlara karşı, silahlı ve savunma yapabileceğimiz imkanlara sahip olmamız lazım. O nedenle silahları bırakmıyoruz ama Türkiye'ye karşı kullanmayacağız" şeklinde de anlayabiliriz. Tabii bunlar her ne kadar terör örgütü olsalar da aslında, silahlı olarak siyaset yapıyorlar. Dolayısıyla silah dışında, işin siyasi boyutunda da bayağı bir tecrübeleri var.  Politika yapıyorlar yani. Kendi tabanlarına karşı da bunu yapıyorlar. Bunu meşrulaştırma anlamında söylemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Kendi tabanlarında da niye silah bırakıyoruz? Ne aldık ki diyenlere, "Bırakmadık ki biz Türkiye'ye karşı silah kullanmayacağımızı açıkladık. Silahlarımız bizde duruyor. Kaybedecek bir şey yok" diyerek zamana yayarak, silahı  tamamen bırakma süreci şeklinde de anlamak söz konusu olabilir Cemil Bayık'ı..."

"Bunu da şöyle anlamamak lazım. Türkiye'deki belli kesimlerin beklentileri açısından... "İşte bak görüyor musun? Bırakacağız dediler bırakmadılar. Bunlar Türkiye'yi kandırıyorlar. Hükümeti kandırıyorlar. Hükümet aldatılıyor." şeklinden yorumlayabilirler. Yoruma açık bir şey olduğu için söylüyorum. Dolayısıyla buraya çok ta takılmamak gerektiğini düşünüyorum. Ne zamana kadar? Türkiye'ye karşı silah kullanmaya kalkışırlarsa, o zaman bunun cevabı da misliyle verilecektir. Ve verilmelidir zaten."

TSK, Peşmerge ve PKK aynı cephede bulunabilir

"Şimdi yakın coğrafyadaki gelişmelere bakarsak, belki hatırlarsınız geçen Haziran ayından itibaren bir kaç defa ben konuştuğumuzu hatırlıyorum. Özellikle IŞİD'in ortaya çıkmasıyla birlikte yaşanan süreçler, Kürt, Arap, Türk birlikteliğini zorunlu hale getiriyor. Denilebilir ki IŞİD'te Arap değil mi? Elbette Arap yani. IŞİD'i olmasa bile IŞİD'in tabanını da içine alan bir birliktelikten bahsediyorum. Irak'taki Sunni Arapları da dahil ederek düşündüğüm için öylr söylüyorum. Ortak tehditlere karşı, Türklerin, Kürtlerin ve Arapların birlikte mücadele edecekleri bir sürece doğru gidiyoruz. Öyle gidiyor. Bugüne kadar, silahlı kuvvetlerle PKK hep çatıştı ama bundan sonraki süreç ortak tehdide karşı, PKK'nında, Peşmerge'ninde TSK'nında aynı cephede savunma veya taarruz noktasına gelme durumunu ortaya koyuyor. Ortak mücadele noktasına gittiğimizi gösteriyor. Kobani'de bunu yaşadık. İşte Işid Kobani'ye saldırınca, Türkiye ÖSO'nun oraya gitmesini sağladı. Peşmerge'nin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçmesini sağladı. Ben öyle zannediyorum ki başka destekleri de olmuş olabilir. Bunun gibi daha büyük desteklerinde yapılmış olması muhtemel. Bunu nereden anlayabiliriz* Önceki hafta yapılan Şah-Fırat Operasyonunda silahlı kuvvetler, personelini ve aracını Kobani'nin içerisinden geçirdi. Orada da PYD'liler ve YPG'liler buna imkan sağladı. Bu kötü bir şey değil. Bazıları bunu kötü bir şeymiş gibi gösterdi. Ben bunun Türkiye'deki çözüm sürecine de yumuşatan ve enerji katan bir şey olduğunu düşünüyorum."

"Bugünlerde tartıştığımız Musul'a baktığımızda Esad ve taraftarlarına karşı TSK'nın Peşmergenin, ÖSO'nun, YPG'nin, PKK'nın ortak bir cephesi gibi de düşünebiliriz. Zorlama gibi gelebilir ama ben zorlama olarak görmüyorum. Musul'daki hadisede TSK Bağdat'a destek verirken, Peşmerge'de destek veriyor. Burada PKK'da yer alabilir. Ne oldu o zaman? senedir çarpışan, TSK ve PKK ortak tehdide karşı ortak bir tavır koyabilir. Bu ilk başta rahatsız edici gibi görünüyor ama ben bunun rahatsız edici görülmemesi gerektiğini düşünüyorum. ABD ve Küba ilişkileri buna örnek olabilir. Dünya üzerindeki ittifaklar ve düşmanlıklar yeniden belirleniyor. Bizim de ona göre hareket etmemiz lazım."

"Çözüm sürecinde tahrikler aratacak gibi görünüyor"

" Cumhuriyet Gazetesinin bugün birinci sayfasında bir karikatür vardı. Bu çözüm, barış ve kardeşlik sürecini birileri nasıl gösteriyorlar. Bir el güvercin'in tüylerini yoluyor. Ve kuyruğundan kopardığı bir parça ile çözüm sürecini gerçekleştirmeye çalışıyor. Yani bu çözüm süreci, güvercin'in öldürülmesi gibi gösteriliyor. Enteresan bir şekilde. Burada örtülü bir tahrik var veya açı bir tahrik... PKK'ya diyorki "Bunlar çözüm üretmeyecekler" Ben o eli Tayyip Erdoğan'ın eli gibi anladım. Bu devleti de temsil ediyor olabilir. Dolayısıyla bu tür tahrikler önümüzdeki dönem de artacakmış gibi görünüyor."

"Öcalan Demirtaş'tan fazla Sırrı Süreyya Önder'e güveniyor"

"Ben şahsen şunu düşünüyorum. Öcalan'ın her geçen gün, Selahattin Demirtaş ve o zihniyetteki çözüm karşıtı grupları hem PKK içerisinden hem de HDP içerisinden hızla refüze edeceğini düşünüyorum. Onlarda bunu bildikleri için direnerek çekiliyorlar gibi anlıyorum. Selahattin Demitaş 27 aylık süreçte bir defa Öcalan'la görüştü ve fotoğraf çektirdi. Leyla Zana şu an öne çıktı. Onun dışında Sırrı Süreyya Önder her  seferinde gidiyor. Ben şunu anlıyorum ki Öcalan, Sırrı Süreyya Önder'e Selahattin Demirtaş'tan bin kez daha fazla güveniyor. Selahattin Demirtaş'ı sembolik olarak çağırdı. Geçen haftaki mektubu da HDP'nin lideri olarak Selahattin Demirtaş'ın okuması gerekirdi. Ama Sırrı Süreyya Önder okudu. Selahattin Demirtaş'ta başkası okuyunca o mektubu, evet ama olmaz demeye getirdi. Bundan sonra ki süreçte bu ayrılıklar artacak gibi."

 

 

KANALAHABER / ÖZEL İÇERİK

 

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler