YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Alevîler camiyi ateşe verdi' deyip katliam yapacaklardı
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği Ergenekon iddianamesinde, örgütün Erzincan'da Alevi-Sünni çatışması planladığına dikkat çekiliyor.
'Alevîler camiyi ateşe verdi' deyip katliam yapacaklardı
05 Mart 2010 / 07:51 Güncelleme: 05 Mart 2010 / 08:52

Kentte 4 yıl önce yaşananlar ise iddianamede sözü edilen plana uygun şekilde bazı olayların devreye sokulduğunu gözler önüne seriyor. Edinilen bilgiye göre, 2006'da tıpkı 1980'deki Çorum olayları gibi 'Aleviler camiyi ateşe verdi' iddiası ile halk kışkırtıldı. Birkaç saat içinde 4 bin kişi Cumhuriyet Meydanı'nda birikti. Toplanan kalabalıkla, Alevi vatandaşların yaşadıkları mahalleler basılmak istendi. Bu sırada askerî birliklerin de kent merkezine geldiği görüldü. Güvenlik tedbirine rağmen başlayan kavga, Cumhuriyet Meydanı'ndan Fevzipaşa Caddesi'ne taştı. Polisin zamanında müdahalesiyle muhtemel bir facianın önüne geçildi. 3 gün diken üstünde duran kentte kanaat önderlerinin devreye girmesiyle sükûnet sağlandı.

KANLI SENARYOYU DEFALARCA UYGULADILAR

1978'deki Maraş katliamı ile 1980'deki Çorum olaylarını hatırlatan tezgah, Erzincan'da Mayıs 2006'da kuruldu. Edinilen bilgiye göre Erzincan Gençlik Derneği mensubu 15 kişilik bir grup, 8 Mayıs'ta kent merkezinde cezaevlerindeki tecridi protesto eden bir eylem yaptı. Ellerinde pankartlarla slogan atan grup üyeleri, polisin uyarısına rağmen dağılmamakta ısrar etti. Bu sırada protesto eylemine tepki gösteren bir grup vatandaşla göstericiler arasında arbede yaşandı. İki grup arasındaki kavga, polisin müdahalesiyle önlenebildi. Arbedenin ardından göstericilerden dördü gözaltına alınırken, grubun diğer üyeleri dağıldı.

Erzincan'daki bu olay bir sonraki gün çok daha farklı bir yere çekilmeye çalışıldı. Bu sefer önceki gün meydana gelen olayları protesto etmek üzere 300 kişilik bir sol grup meydanda toplandı. Grubun toplanması üzerine Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı özel hareket ve diğer şubelerden ekipler ve panzerlerle tedbir alındı. Sol görüşe sahip oldukları ileri sürülen gruptakilerin slogan atmalarının ardından toplanan vatandaşlar da gruptakilere karşı slogan attı. Grupların söz dalaşı, alınan güvenlik tedbirine rağmen kavgaya dönüştü. Kavgayı önlemeye çalışan Çevik Kuvvet şubesi ekipleri, eylemci grup tarafından taşa tutuldu. Bunun üzerine vatandaşlarla gruptakiler birbirine girdi. Cumhuriyet Meydanı'nda başlayan ve Fevzipaşa Caddesi'ne taşan kavga, polis panzerinden su sıkılmasıyla önlendi. Kavga sonrasında Cumhuriyet Meydanı'na gelen grup, İstiklal Marşı okuyarak dağıldı.

Ancak olaylar bunlarla da bitmedi. İddialara göre internet üzerinden gönderilen mesajlarla vatandaşlar Cumhuriyet Meydanı'nda toplanmaya çağrıldı. "Aleviler camiyi ateşe verdi" yalanı kente bir fısıltı halinde duyuruldu. Birkaç saat içinde 4 bin kişi Cumhuriyet Meydanı'nda birikti. Emniyet güçleri olayları önlemek için tedbir aldı. Bu sırada askeri birliklerin de kent merkezine geldiği görüldü. Meydanda toplanan kalabalık Alevi vatandaşların yoğun olarak yaşadığı mahallelere yöneldi. Kentin bir katliamın eşiğine geldiği olaylar emniyetin yoğun tedbirleri ile güçlükle durdurulabildi. Erzincan'ı geren olaylar üzerine kentin önde gelen Alevi, ülkücü ve sağ görüşlü önderleri bir araya geldi. Kanaat önderlerinin telkini ile olaylar durdu. Söz konusu olayların Türkiye genelinde linç hadiselerinin birbiri ardına yaşandığı döneme denk gelmesi de dikkat çekiyor.

 Kahramanmaraş olayları (19-26 Aralık 1978): 105 kişi öldü sıkıyönetimin yolu açıldı

12 Eylül darbesinin kilometre taşların biri Kahramanmaraş olaylarıydı. İlde önce Alevi-Sünni gerginliği had safhaya çıkarıldı. Olayların fitilini 19 Aralık'ta milliyetçiliğin konu edinildiği Güneş Ne Zaman Doğacak filminin gösterime girdiği Çiçek Sineması'nın bombalanması çekti. Eylemin sol görüşlü kişiler tarafından yapıldığını ileri süren bir grup, CHP il merkezine, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırdı. Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı. 21 Aralık'ta iki sol görüşlü öğretmen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Dönemin valisi Abdülkadir Aksu, kente askeri güç gönderilmesini istedi ancak bu talebi uygun görülmedi. 22 Aralık'ta camiye getirilen öğretmenlerin cenaze namazları sağcıların engellemesi sonucu kılınamadı. Kalabalığın dağılması ile cenazeler ortada kaldı. Güvenlik güçlerinin müdahalesi ile karşılaşmayan grup, şehir merkezine yürüyerek Alevilerle ve Sünnilerle çatışmaya girdi. Çatışmada üç vatandaş hayatını kaybetti.

 

22 Aralık gecesi Sünni mahallelerinde Alevilerin ertesi gün silahlı saldırı yapacağı propagandası yapıldı ve insanların kitlesel biçimde silahlanması sağlandı. Aleviler ise silahlanmış ve çıkan olaylara cevap niteliğinde saldırılara hazırlanıyorlardı. Ve 23 Aralık'ta Kahramanmaraş'taki olaylar tarafların karşılıklı çatışmasına dönüştü.

24 Aralık'ta saldırıların polis kuvvetlerine yönelmesi üzerine, polis ile halk arasında çatışmayı önlemek amacı ile kentteki bütün polisler görev dışı bırakıldı. Durum kontrolden çıktı ve il genelinde kaos ortamı yaşandı. Günlerce süren karşılıklı saldırıları önlemek amacı ile Kayseri ve Gaziantep'ten askeri birlikler gönderildi. Olaylar sebebi ile 26 Aralık 1978'de İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Saldırılar sonucunda resmi verilere göre 105 kişi öldü, 176 kişi yaralandı, 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan beyanlara göre 500'ün üzerinde insan hayatını kaybetti.

Maraş olayları patlak verdiğinde CHP iktidar, Bülent Ecevit ise başbakandı. Ecevit, olayların kendisinin uzun süre direndiği sıkıyönetim talebine zorlamak için kontrgerilla tarafından çıkarıldığını açıklayacaktı.

ÇORUM OLAYLARI (27 Mayıs-10 Temmuz 1980): 'Komünistler cami yaktı' yalanıyla halk kışkırtıldı

Kahramanmaraş'ta istediklerini alan karanlık güçler, bu kez kanlı oyunu Çorum'da sahneye koydu. Olaylardan hemen önce emniyet müdürü, milli eğitim müdürü ve vali değiştirildi. 40'a yakın polis memuru başka illere atandı. Şehirde ajanlarla tırmandırılan gerginlik MHP'nin önde gelen isimlerinden Gümrük Bakanı Gün Sazak'ın 27 Mayıs 1980'de Dev-Sol adlı devrimci terörist örgüt tarafından öldürülmesiyle sokaklara taştı. Suikastı protesto etmek için ülkenin farklı yerlerinde eylemler şiddet olaylarına dönüştü.

28 Mayıs'ta Çorum'un en işlek caddesinde, çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan bir grup, intikam sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Yürüyüşte cadde üstündeki çok sayıda dükkân zarar gördü. 29 Mayıs'ta yapılan gösteriler sırasında da çok sayıda ev ve işyeri ateşe verildi. Gösterilerde TÖB-DER üyesi bir öğretmen öldürüldü. Kentin çevre il ve ilçelerle bağlantıları göstericiler tarafından kesildi. Karşılık veren Aleviler şehirde barikatlar kurdu. Çatışmaların alevlenmesi üzerine askeri birlikler müdahale etti. Ancak olaylar askeri müdahaleye rağmen devam etti. 30 Haziran'da bir otomobilden sivillerin üzerine ateş açıldı.

1 Temmuz sabahı, bazı mahallelerde ve SSK çevresinde halkı "cihada" çağıran bildiriler dağıtıldı. Aynı günün akşamında Alevi mahallelerinde halkın üzerine ateş açıldı ve evler kundaklandı. Olaylar sırasında 4 kişi öldü. 4 Temmuz'da şiddet had safhaya çıktı. Cuma namazı çıkışında cemaat, "Komünistler Alaaddin Camii'ni ateşe verdiler" haberiyle kışkırtıldı. Halk, sokaklara dökülünce, olayın hazırlayıcıları eyleme geçerek evlere, işyerlerine saldırdılar. Sünniler ile Aleviler arasında sokak çatışmaları başladı. Alevilerin konutları, işyerleri kundaklanarak yakıldı. Olaylar ancak 10 Temmuz'da yatıştırılabildi. Mayıs sonlarında başlayıp 10 Temmuz'da biten olaylarda toplam 57 kişi öldü, iki yüzü aşkın kişi yaralandı. Üç yüze yakın bina tahrip edildi. 600 kadar aile başka yerlere göç etmek zorunda kaldı.

 

SİVAS KATLİAMI (2 Temmuz 1993): Gösterilere 7 saat boyunca müdahale edilmedi

1990'lı yıllardaki şiddet halkalarından en önemlisini 37 insanın öldüğü Sivas katliamı oluşturuyor. Aydınlara yönelik siyasi suikastlarla ülkeyi karıştırmak isteyen karanlık eller, 2 Temmuz 1993'te Türkiye'nin yumuşak karnı Sivas'ı hedef seçti. Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir adamı dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak kente geldi. Bir süre sonra konuşmacılardan Aziz Nesin'in dine hakaret ettiği söylentisi yayıldı. Ardından namaz esnasında müzik çalınarak Müslümanlarla dalga geçildiği kulaktan kulağa fısıldandı. İlk olarak Kültür Merkezi içinde karşıt gruplar arasında çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden önlendi.

Protestocular, Kültür Merkezi'nden yeniden Hükümet Meydanı'na geldi. Hükümet Konağı'nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce otel önündeki araçları ateşe verdi, ardından oteli taşladı. Öğle saatlerinde başlayan kuşatmaya güvenlik güçlerinin müdahale etmemesi dikkat çekerken, göstericiler saat 20.00 sularında oteli ateşe verdi. Perdeler, alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 33 konuk, 2 otel görevlisi ve gösterici toplam 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak hayatını kaybetti. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdiven trabzanındaki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı.

Sanatçı Arif Sağ ise bitişik binadaki BBP'lilerin yardımıyla kurtuldu. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen "2 günlük sokağa çıkma yasağı"nın ardından güvenlik güçleri şehirde hakimiyeti sağladı.

Gazi olayları (12 Mart 1995): Alevîlere ait 3 kahvehane tarandı

Alevilere yönelik büyük provokasyonlardan biri de 1995'te gerçekleşti. 12 Mart akşamı İstanbul Gazi Mahallesi'nde Alevilere ait üç kahvehane kar maskeli kimliği belirsiz insanlarca tarandı; olayda 1 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Fitil ateşlenmişti. Bölgede gösteriler başladı. TV'ler canlı yayına geçti, Alevilerin bölgede toplandığı anbean duyuruldu.

Saldırganların olay yerinden uzaklaştıktan sonra gasp ettikleri taksinin şoförünü öldürdükleri ve taksiyi ateşe vererek kaçtıkları anlaşıldı. Olayların ardından çok sayıda Alevi vatandaş, Gazi Mahallesi'nde toplandı, emniyet kuvvetlerinin olaya geç müdahale ettiklerini öne sürerek polis karakoluna yürüdü. Olaylar sırasında Mehmet Gündüz adlı bir vatandaş hayatını kaybetti, birçok kişi yaralandı.

13 Mart günü olayı protesto etmek için İstanbul'un dört bir yanından gelen yaklaşık 15 bin kişi polis karakoluna tekrar yürüyüşe geçti. Kalabalık Çevik Kuvvet ve özel timlerle desteklenen polisle çatıştı. Çatışmalar sonunda 15 kişi hayatını kaybederken, aralarında gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda insan yaralandı. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede daha sokağa çıkma yasağı ilan etti. Gazi Mahallesi'ne giriş ve çıkışlar polis kontrolüne alındı. 14 Mart günü, Gazi Mahallesi'nde konulan sokağa çıkma yasağına rağmen olayların bir türlü yatıştırılamaması üzerine bölgeye askeri birlikler sevk edildi. 15 Mart'ta olaylar Ümraniye'ye sıçradı. Mustafa Kemal Mahallesi'nde çıkan olaylarda 5 kişinin ölmesi ve 20'den fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Kahvehaneyi tarayan saldırganlar bulunamazken, olayın kontrgerilla işi olduğu iddiası her geçen gün güç kazandı. 2004 yılında Emniyet'in gerçekleştirdiği Kelebek Operasyonu fezlekesinde yer verilen bir telefon dökümünde gözaltına alınan organize suç örgütü lideri Sedat Peker, konuştuğu gazeteciye şunları söylüyordu: "Bunlar cahil, kahve falan tarattırırlar, on sene evveline dön, o zaman aklı başında adamlar vardı olayların içinde, devlet ve hükümet kararı vardı."

Zaman

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler