27 Mayıs 2017 Cumartesi
  • Altın145,745
  • BIST97.533
  • Dolar3,5801
  • Euro4,0019
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5827
  • İstanbul16 °C
  • Ankara10 °C
  • İzmir14 °C
  • Konya7 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır13 °C
  • Bursa14 °C
  • Kayseri7 °C
  • Kocaeli12 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep11 °C
  • İçel19 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Alevi açılımının amacı ne?
Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, Alevi açılımını değerlendirdi. Alevilerin acil olarak ihtiyaçlarını sıralayan Boztuğ,öncelikle bu maddelerin halledilmesi gerektiğini belirtti.
Alevi açılımının amacı ne?
08 Kasım 2014 / 07:30 Güncelleme: 08 Kasım 2014 / 08:51

Kanal A'da yayınlanan, Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan'ın moderatörlüğünde, daimi konuklar Celal Kazdağlı, Tamer Korkmaz ve Orhan Miroğlu'nun bulunduğu 'Sivil Düşünce' programının bu haftaki diğer konuğu, Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ idi.

İlk olarak CHP'nin Alevi açılımı önerilerinin hatırlatıldığı programda, Cumhuriyet tarihini dönemlere ayıran ve son dönemde masaya yatırılan Alevi sorununu ele alan Prof. Dr. Boztuğ şöyle konuştu:

Cumhuriyetimizi dört bölüme ayırarak inceliyorum. Birinci bölüm 1923-1950, devletçi ekonomi, tek parti, devletin yeni kurulma dönemi, ulus yaratma çabalarının  olduğu dönem.

İkinci evre, 1950-1983. Tek partili rejimden çok partili rejimine geçiş. Devletçi ekonomiden karma ekonomi sistemine geçiş ve yavaş yavaş gelişme evresi. 2. Dünya Savaş'ından sonra ortaya çıkan dünyada, demokratik, hür parlamenter sistemin olduğu blokla entegre olmuş bir Türkiye.

Üçüncü evre, merhum Özal ile başlayan, hayatın her alanında dışa açılma, uluslararasılaşma, dünyalılaşma, refahın, gelirin artması, ekonomi, demokrasi, insan hakları ve hukukun ilerlemesi.

Türkiye'nin rüyası var, bazıları anlayamıyor

Dördüncü dönem ise, 2002'den günümüze kadar olan süre. Başta ekonomi olmak üzere, rahmetli Özal'dan alınan sistemin daha üst düzeylere çıkarılması, hukuk, insan hakları ve demokrasinin evrenselleşmesi, küreselleşmesi. Kelimenin tam anlamıyla en üst lige çıkmak için aday olma.

2002'den beri gelen hükümetlerle birlikte, Türkiye hayallerini tanımladı, hedefini tanımladı. 2002'den sonra Türkiye'nin rüyası var. Bazıları anlayamıyor.

Bu öneriler bir çırpıda halledilecek öneriler değil. Türkçe'de güzel bir laf var. 'Akıl var izan var' deriz. Oradaki izan kelimesi çok önemli. Bu örneği veren arkadaşlarımız, 'Zorunlu din dersi kalksın' diyorlar.

Allah adı yok. E 50 bin dolar GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla) var. Bizlerde GSMH 50 bin dolar olursa belki o zaman kalkacak.

"Diyanete ihtiyaç var"

'Efendim, Diyanet kaldırılsın, Almanya'da yok' diyorlar. GSMH'mız ne kadar? Bunun n belirleyici unsuru ekonomidir. Eğer siz insanlarınıza yıllık geliri 40-50 bin dolar olan bir devlet, ortam veriyorsanız, zenginse sizin insanlarınız, cemaat kendi kendini idare eder. Başka şeye ihtiyaç olmaz. Almanya'daki gibi yapar. Ama geliri düşük olan toplumlarda bunlar maalesef kavgaya, fitne, fesada dönüştürülebilir.

"Alevi kardeşlerimiz için çok acil üç konu var"

Benim gördüğüm kadarıyla, alevi kardeşlerimiz için çok acil üç konu var.

1- Cemevlerinin durumu. Bir şekilde statüsünün tanımlanması lazım. Artık ne denilecekse...

2-Cemevlerinde çalışan personelin, dede, zakir, Alevi inanç müziğini seslendiren kişiler, aşçı, işçilerin maaşlarının bir şekilde devlet tarafından finanse edilmesi, özlük haklarının sağlanması gerekir.

3- Zorunlu din derslerinde bizim çocuklarımız, kendi mezhebini, meşrebini de öğrensin.

Ondan sonra Alevilerin sorunlarını saysanız elli tane daha çıkar.

"Alevi açılımında son noktayı bu hükümet koyacak"

Telefonla canlı yayına bağlanan Gazeteci Yalçın Özdemir ise şöyle konuştu:

CHP'nin getirdiği öneri, Mescid-i Aksa'ya bugün yapılan olayın arkasından hemen yeni bir olayı başlatıp provoke etmektir. Yani, Ahmet Davutoğlu Başbakanlığında kurulan yni hükümetin, Sayın Cumhurbaşkanı'nın 2007'de başlattığı Alevi açılımının tanışma, ötekilerin yan yana gelmesi, yeni bir kültür oluşturmaları, hazinelerini yan yana getirme, hem hal olma diye özetlersek, Ahmet Davutoğlu Başbakanlığında kurulan yeni hükümet Alevi açılımında asıl noktayı koyacak olan süreçtir.

"Kimse Cemevlerine ibadethane diyemez"

İçinde bulunduğumuz yas matem döneminde sayın Başbakanın Alevi açılımı ile son on gündür dillendirmiş olduğu meseleler üzerine CHP, yarın sayın Başbakan'ın Hacı Bektaş-ı Veli aşure törenlerine katılması öncesinde, ambulansın arkasına takılan hızlı taksi akla gelmektedir.

Bu meselenin temel çözümü 13 Aralık 1925'te dergahlar, tekkeler, zaviyeler ile ilgili devrim kanunları değişmeksizin, hiçbir hükümette hiçbir iktidar Cemevlerine ibadethane diyemez. Bunu hatırlatmak isterim. Yeni kavgaların, yeni tartışmaların tetikleyicisi olur.

"CHP korktu"

CHP, buna rağmen tekke ve zaviyelerin kaldırılmasını öngören kanunu istemez. Çünkü, Ak Parti hükümeti ile başlayan son on yıllık kalkınma hamlesi ve kendi iç meselesine ilişkin özgür ve hür ortamda alternatif getirmesi, kendi inisiyatifi ile kendi politikalarını oluşturmaya engel olma gayesi var. Türkiye ilk defa Ak Parti döneminde meselelerini masaya yatırmıştır. Bunlardan bir tanesi Alevi sorunu, bir tanesi Kürt meselesi sorunudur.

90 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca ötekileştirilen tüm kesim ve katmanlar yan yana getirilerek bir tartışma kültürü oluşturmuştur. Bu tartışma kültüründen dahi CHP korkmuştur.

İki sene önce Türkiye Gazetesi'nde manşet yapılmıştı. O zaman aynen şunu aktarmıştım; "Tuzluçayır'da temeli atılmaya çalışılan cami ve cemevi projesinin arkasında uluslararası dinamitler başta olmak üzere, yeni bir dinamit konuşmaktadır. İyi niyetli olsa bile cami ve cemevi projesi yan yana yürüyemeyecek. Yeni bir çatışmanın başlangıç sürecidir. Yeni bir provokasyondur" demiştim.

"Hükümetin cemevine ibadethane statüsü verme yetkisi olamaz"            

Cemevine statü vermek herhangi bir iktidarın işi değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin çözmesi gereken sorun temel sorun Alevi sorununun çözümünde. Tüm inanç gruplarının meselesinde dergah, tekke ve zaviye yasağının anayasa hükmünde kaldırılmasıdır. Bu olmaksızın CHP böyle bir şeyi hiçbir zaman getiremeyecektir, getirmeyecektir de.

Cemevlerini bir meşale yapıp, dayatma unsuru haline getirip, Türkiye'ye birlik düzenlik meselesinin çözümlenmemesi için cemevleri bir meşale yapılmıştır. Cemevleri konusunda bugünkü hükümetin veya ileride gelecek herhangi bir hükümetin bu konuda ibadethane verme yetkisi, hakkı olamaz. Bir defa islami ritüeller geleneği, inanç gereği olamaz.

"Aleviliğin kültüründe hiçbir zaman cemevi diye bir ibadethane olmamıştır"

Anadolu Aleviliğinin, Anadolu kızıl başlılığının, ne teolojik ne kültürel ne sosyal arka planında cemevi diye bir ibadethane hiçbir zaman olmamıştır.

Örnek vereyim, Şah Ulu Sultan Dergahı 580 yıllık dergahtır. Abdal Musa'nın Dergahı 800 yıllık dergahtır. Hacı Bektaş-i Dergahı en basitinden. Müze yapıldığı için Aleviler bugün dergahlarına bilet alarak giriyorlar. Müze yapılarak Alevi inancının, kültürünün üzeri örtülmek istenmiştir. Biletle Aleviler oraya giriyordur, bu bir züldür.

"Anadolu'da İslam'ı Aleviler üzerinden Protestanlaştırma fikri var"

Bugün Sayın Başbakan'ın Bursa konuşmasında şunu beklerdim, belki yarın yineleyecektir. Mescid-i Aksa bize bir emanettir. Hz. Ömer'in emaneti diye başlayıp Osman Gazi'nin emaneti diye bitirdiği söylevi, Ehli Beyt'in de emanetidir, İmam Ali'nin de emanetidir. Bugünkü coğrafyamızda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne emanet edilmiştir. Onun için Türkiye Ortadoğu'da Mescid-i Aksa'ya yapılan her türlü saldırıda inisiyatif koyup, beyan koyup, bu konuyla ilgili mücadeleyi geliştirmek durumundadır.

Evanjelizm ve Siyonizm'in tek bir hedefi vardır; 100 yıllık Türkiye coğrafyasında Anadolu'da İslam'ı Aleviler üzerinden protestanlaştırma fikridir. Bunun da temel dayanağı cemevlerini meşale yapmak, Almaya'da beslenen bu fikri yapılanmayı Türkiye'ye yaymak ve kurumsallaştırmaktır.

"Kılıçdaroğlu önce aynaya baksın, kendi partisinin hesabını versin"

Telefonla canlı yayına bağlanan bir diğer konuk Türkmen Alevi-Bektaşi Derneği Başkanı Özdemir Özdemir ise, Kılıçdaroğlu'nun Alevilere yönelik açıklamalarını eleştirdi ve şunları söyledi:

CHP'nin Alevi açılımı ile ilgili olarak yaptığı açıklama bizleri üzdü. 91 yıllık cumhuriyetin bir Reis-i Cumhur'u bizi ihtişamlı bir sarayda misafir etti. 3 buçuk saat bizi konuk etti. Bir ağabey gibi bizim yanımıza oturdu, dertlerimizi dinledi.

(Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'ın davetine giden Alevilere yönelik açıklamasına cevaben)

Biz Anadolu'da yaşayan Türkmen Aleviler olarak haramı ve helali bilmeyecek kadar maneviyattan uzak, sözde kendini 'lider' olarak gören ve haset ile CHP'nin başına gelen zat-ı muhterem bize haram sofraya oturmamayı öğretemez. Önce kendi mensubu olduğu CHP'nin Sayıştay'a yaptığı harcamanın hesabını veremedi.

Oysa biz Anadolu'nun bağrından gelen Türkmen Alevilerin başkanıyız. Bugüne kadar 70 bin aileye yardım ettik. Yani o ihtişamlı saray, Ortadoğu ve Müslüman aleminin misafir edileceği bir konukevidir. Kılıçdaroğlu önce kendi partisinin hesabını versin. Milli Şef döneminde Azeri Alevileri, İsmet İnönü Ruslar'a teslim etmiştir. Önce bunun hesabını versin. Ondan sonra bize dil uzatsınlar.

Kılıçdaroğlu Alevileri incitiyor

Cumhurbaşkanı'nın bizi orada lider olarak dinlemesi son derece memnun etti. O günden beri bize binlerce Alevi dedesi geldi. Binlerce vatandaş tebrik etmeye geldi.

Hz. Muhammed'in (SAV) göz nuru Hz. Hüseyin Efendimiz'in bu yaslı gününde Mescid-i Aksa'da Müslümanlara bu zulmü yapan, Siyonistlerle işbirliği yapan CHP'nin Genel Başkanı önce aynaya baksın! Biz Anadolu çocuğuyuz. Kılıçdaroğlu Anadolu Alevileri'ne dil uzatmasın. Bunlar bizi incitiyor. Biz haram lokma yemedik. Yarın avukat arkadaşlarımızla birlikte Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunacağız.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler