YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"AKP ve darbeciler aynı taraftadır"
BDP Eşbaşkan Adayı Gülten Kışanak, "DTP'nin kapatılması AK Parti hükümetinin Kürt demokratik siyasetini tasfiye etme çabasıdır" diye konuştu
"AKP ve darbeciler aynı taraftadır"
01 Şubat 2010 / 14:53 Güncelleme: 01 Şubat 2010 / 14:59

Barış ve Demokrasi Partisinin Eşbaşkan Adayı Diyarbakır Milletvekili Gülten Kışanak, DTP'nin kapatılmasında AK Partiyi sorumlu tuttu. Kışanak, "Kimse bunu emniyetin ve yargının uygulaması olarak sunmaya kalkmasın. Açık bir şekilde AKP hükümetinin kürt demokratik siyasetini tasviye etme çabasıdır" dedi.

Kapatılan DTP'nin siyasi parti olarak devamı olan BDP'nin 1. Olağanüstü Kongresi Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda yapılıyor. Kongrede, yeniden aday olmayacağını açıklayan BDP Genel Başkanı Demir Çelik, bir konuşma yaptı.Demokratik açılımı eleştiren Çelik, "Açılım, manipülasyon, aldatmaca ve tasviyedir" ifadesini kullandı. Çelik'in konuşmasının ardından Dİvan Başkanlığına eşbaşkan adayı olarak Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak'ın isimleri geldi. Eşbaşkan adayı olarak bir konuşma yapan Kışanak, hükümeti eleştirdi. Hükümetin AB üyelik sürecinin zorunlu kıldığı reformları yapmadığını tam tersine 2005-2006 yılında çıkarttığı yasalarla hak ve özgürlükleri iyice cendere altına aldığını savunan Kışanak, "Tek taraflı ateşkes ve eylemsizlik kararlarına karşı askeri ve siyasi operasyonlarda ısrar etti. Kürt sorununun çözümü için adım atmadı. Tersine gerginliği tırmandırmak için elinden geleni yaptı ve Türkiye'yi yeniden bir çatışma sürecinin kıyısına getirdi. Son bir yılda başta demokratik kürt siyaseti olmak üzere tüm toplumsal kesimler olağanüstü hal ve sıkı yönetim dönemlerini aratan bir baskı dalgasıyla karşı karşıya kaldı" dedi. KCK operasyonu kapsamında belediye başkanları ve partililerin tutuklanmasını eleştiren Kışanak, AK Parti hükümetinin DTP'nin kapatılması için kampanya başlattığını savundu. Kışanak, "AKP yöneticileri günlerce DTP'nin kapatılması gerektiği yönünde propoganda yaptı. AKP'nin demokratik kürt siyasetine yönelik bu operasyonu Türkiye tarihinde bir ilktir. Şimdiye kadar hiçbir siyasi parti böylesine büyük bir baskı dalgasıyla karşı karşıya kalmamıştır. Kimse bunu emniyetin ve yargının bir uygulaması olarak sunmaya kalkmasın. Bu çok açık bir şekilde AKP hükümetinin kürt demokratik siyasetini tasviye etme çabasıdır. ama nafile çok ağır bedeller ödeyerek bugünlere getirilen özgürlük mücadelesinin temelleri öylesine güçlü atılmıştır ki bu temelleri sarsmaya AKP'nin de gücü yetmeyecektir" diye konuştu.

"HALKIMIZ AKP'Yİ TABELA PARTİSİ DURUMUNA DÜŞÜRECEKTİR"

Kürtleri demokratik siyasetin dışına atmayan çalışan partilerin hepsini halkın ya kapattığını ya da tabela partisi haline getirdiğini kaydeden Kışanak, "Halkımız AKP'yi de tabela partisi durumuna düşürecektir. Bundan hiç süpheniz olmasın" dedi. AK Partinin kendisini mağduriyet ve kutuplaşma siyaseti ile var ettiğini belirten Kışanak, AK Partinin şimdi de balyoz darbe planı üzerinden hem mağduriyet hem de karşıtlık siyasetini piyasaya sürdüğünü savundu. Kışanak, "Bugün darbecilerle AKP aynı taraftadır. Darbecilerin toplumsal muhalefeti susturma, demokratik kürt siyasetini tasviye etme planlarını hayata geçiren AKP hükümetinin ta kendisidir" dedi. Türkiye'de kürt sorununun çözülmeden derin devletin tasviye edilemeyeceğini kaydeden Kışanak, "Kirli işler yasal-meşru devlet kurumları tarafından yürütülemez. AKP'nin de inkar ve imnha siyasetinden vazgeçmek kürt sorunun demokratik yöntemlerle çözmek gibi bir niyeti yok. Kürtlere karşı kurulan kirli ittifak ne yazık ki hala devam ediyor. Bugün bu kirli ittifakın bir tarafında AKP diğer tarafında da derin devlet bulunuyor" dedi. Türkiyelileşme söylemine de değinen Kışanak şöyle konuştu: "Bizim için Türkiyelileşmek ne Türkleşmektir ne de düzen partileri ile aynı çizgiye gelmektir. Türkiye, farklı kimliklerin, kültürlerin inançların biraraya geldiği bir zenginliktir. Bizim için Türkiyelileşmek tüm farklılıklarımızı koruyarak eşit yurttaşlık hukuku içerisinde birbirimizin hak ve özgürlüklerine saygı göstererek ortak bir gelecek inşa etmektir"

Yıllardan beri bölünme fobisinin yaşandığını kaydeden Kışanak, bunun anlamsız olduğunun ortaya çıktığını kaydetti. Kürtlerin devletli bir çözüm peşinde olmadıklarını net bir dille ifade ettiklerini kaydeden Kışanak, kürtlerin en temel beklentisinin ana dillerini özgürce konuşabilmek geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak olduğunu söyledi. Kışanak, kürtlerin ana dillerinde eğitim görmek ve dillerini kamusal alanda kullanmak istediklerini söyledi. Konuşmasında terörist başından da bahseden Kışanak, "Hem Türktiye gerçekliğini hem kürt gerçekliğini irdeleyen ve sürekli çözüm önerileri geliştiren Sayın Öcalan hepimizin özlemi olan barışın sağlanmasında önemli bir misyona sahip bunun misyonun kaynağı kürt halkı ve PKK üzerindeki etki gücüdür. Öcalanın barış için önerği çözüm yöntemlerinin kürt toplumunda kabul görmesi önemlidir. Analar ağlamasın deniliyorsa bunun tek yolu barışı sağlamaktır" dedi.

Bu arada, Kışanak'ın konuşması sırasında partililerin bulunduğu bölümde yüzleri maskeli bir grup tarafından terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri açıldı. Salondakiler de terör örgütü elebaşı Öcalan lehine Kürtçe slogan attı.

Kongrede konuşan BDP Genel Başkan Adayı Selahattin Demirtaş ise ''Artık AKP'nin kendiliğinden çözüm üreteceğini bekleyen herkes sadece büyük hayal kırıklıkları ve kandırılmışlık duygusu yaşamaya devam edecektir'' dedi.

Demirtaş, BDP'nin Ahmet Taner Kışlalı Salonu'dan gerçekleştirilen 1. Olağanüstü Kongresi'nde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin 2002 yılında halkın önemli ölçüde desteğini alarak iktidar olduğunu hatırlattı. Demirtaş, aradan geçen süreye rağmen AK Parti'nin yeni bir anayasa yapmak yerine ''cunta anayasasına'' herkesten daha fazla biat eder hale geldiğini öne sürdü.

Demirtaş, AK Parti'nin ''demokrasicilik'' adına dayattığı şeyin gerçekte statükoyu allayıp pullayarak yeniden üretmekten başka bir şey olmadığını iddia etti.

''Artık AKP'nin kendiliğinden çözüm üreteceğini bekleyen herkes sadece büyük hayal kırıklıkları ve kandırılmışlık duygusu yaşamaya devam edecektir'' diyen Demirtaş, şöyle konuştu:

''Hükümet önce 'Kürt sorununu düşünmezseniz yoktur' dedi. Sonra 'Kürt sorunu benim de sorunumdur' dedi. En sonunda 'Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır' dedi. Önce 'vatandaşlar düşüncelerini açıklarken hiçbir şeyden korkmamalıdır' dedi, sonra yürüyüş yaparak düşüncelerini açıklayanlara kadın da olsa çocuk da olsa 'gereğini yap' dedi. 'TRT-Şeş bı xer be' dedi, anadilde konuşan Sayın Ahmet Türk'ü 'Meclis'ten atın' dedi. 'Bu vatanın 780 bin kilometre karesi bütün farklılıklarımızla hepimizindir' dedi, sonra da 'beğenmeyen çeksin gitsin' dedi. Önce 'Kürtçe açılım' dedi, sonra 'demokratikleşme', sonrasında 'Milli Birlik' en sonunda da 'tasfiye projesi' dedi. Bütün bunları aynı başbakan aynı parti gerçekleştirdi. Gerçek durum budur işte. Şimdi burada AKP ne yapmaya çalışıyor deyip, durum artık anlaşılmazmış gibi davranmak yerine bizler ne yapıyoruz deyip kendi tutumumuzu netleştirmemiz gerekiyor.''

Demirtaş, ''parti olarak yeni dönemin temel politikasının halkı AKP'den kurtarmak olacağını'' ifade ederek, ''Halkımızın önünde söz veriyoruz, elimizi vurulan kelepçeleri çıkarıp AKP zihniyetinin boynuna takacağız. Bu kongremiz AKP'yi Türkiye genelinde yola getirme, güçlü olduğumuz bölgelerde ise silme kongresi olacaktır'' diye konuştu.

Konuşmasında, ''katletme'' iddiasını dile getiren Demirtaş, şöyle devam etti:

''Onlarca yıl cezalar verdiğiniz, hapislere attığınız küçük çocuklarımızın hakkı için yemin ediyoruz ki bunun bedelini size ödeteceğiz.

Bu vesile ile bütün halkımıza buradan çağrı yapıyoruz, bu aldatma, kandırma, imha siyasetine son vermek için size dayatılan onursuzluğu, yoksulluğu, imhayı kırabilmek için AKP'nin, CHP'nin teşkilatlarından topluca ayrılın. Tarihin bu kritik döneminde halkımızın yanında yer alın. Halka yönelik bu saldırıların en önemli dayanağı olarak sizleri kullandıklarını unutmayın. Gelin kendi birliğimizi güçlendirelim, her türlü farklılığımızı koruyarak temel ilkeler etrafında mücadele birliğimizi kuralım.''

Demirtaş, ''AK Parti hükümetinin asimilasyon sürecini en fazla hızlandıran ve sonuç alıcı hale getiren hükümet olduğunu'' iddia etti.

Türkiye'de herkesin kendi anadilinde bilimsel ve ücretsiz eğitim hakkının olması gerektiğini savunduklarını dile getiren Demirtaş, ''Kürtçe için değil, bütün ana diller için özgürlük istediklerini'' söyledi. Demirtaş, ''Devlet eğer çocukların sokaklarda taş atmasını engellemek istiyorsa cezaevlerine atmak ya da balon, şeker dağıtmak yerine bu çocukların anadillerinde bilimsel ve ücretsiz eğitim yapabilecekleri donanımlı okullar açmalıdır. Bunun başka çaresi yoktur. Ya Türkiye'deki bütün taşları toplayacaksınız ya da çocukların anadillerinde eğitimlerinin önünü açacaksınız'' diye konuştu.

''SANATÇI ERDOĞAN VE KIRMIZIGÜL'DEN ANA DİLDE FİLM İSTEĞİ''

Selahattin Demirtaş, sanatçıların da kendi anadillerinde sanat eserleri üretmeye ağırlık vermesi gerektiğini belirterek, sanatçı Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül'den ''kendi anadillerinde sinema filmleri ve sanat eserleri üretmelerini'' istedi. Demirtaş, Erdoğan ve Kırmızıgül'e yönelik, ''Anadilinizin bu şekilde göz göre göre erimesine seyirci kalmamalısınız. Bu asimilasyon sürecini durdurmanın başka yolu yoktur'' diye konuştu.

Öğretmenlerden, öğretim görevlilerinden, esnaftan ve tüccarlardan da her yerde anadillerini kullanmalarını isteyen Demirtaş, doktorların doğup büyüdükleri yerlerde görev yapmaları, iş adamlarının da memleketlerine yatırım götürmeleri gerektiğini söyledi.

Kanal A Haber - İHA- A.A.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler