YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ahmet Taşgetiren'den çarpıcı açıklamalar
Stra Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, Fethullah Gülen'in ortaya çıkan ses kaydıyla ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
Ahmet Taşgetiren'den çarpıcı açıklamalar
16 Ocak 2014 / 23:38 Güncelleme: 16 Ocak 2014 / 23:43

İşte Taşgetiren'in o yazısı:

Sevgili arkadaşlar,

O telefon konuşmalarının kaydedilmesinin hukuksuz olduğunu ifade ediyorsunuz. Haklısınız. Ama kabul edin ki, bu noktada geçmiş örneklerine baktığımızda sizin de elleriniz temiz değil. Geçmiş birçok davada kullanılan delillerin, dinlemelere dayandığını siz de biliyorsunuz. Onun için, hukuksuz dinleme itirazınız, sadece savunma psikolojisi içinde değerlendiriliyor ve samimi bulunmuyor.

Sevgili arkadaşlar,

Bu arada bu konuşmaların gerçek olduğunu kabul ediyor, içeriğine itiraz etmiyor, hatta, “Bir gönül insanının böyle meselelerle ilgilenmesi gayet normal değil mi?” söylemini geliştiriyorsunuz.

Sevgili arkadaşlar,

O telefon kayıtlarına yansıyan ilişkiler bir “Ağ”ı ortaya koyuyor, farkında mısınız?

O ağ, Koç’ları, Sabancı’ları, Ciner’leri, M. Nazif Günal’ları kapsıyor.

Koç’ların Türkiye içi ve dışı bir takım işlerinin bitirilmesini ve bu arada sponsorluklarını kapsıyor, farkında mısınız?

Ciner’in gazetesinde (Habertürk) yazanların yazılarına önceden muttali olunduğu, Hizmet’i eleştirir gibi gözükenlerin patrona bildirildiği ve o tür yazılara müdahale edildiği bilgisini kapsıyor, farkında mısınız?

Uganda’daki yatırımları kapsıyor, farkında mısınız?

BDDK’daki işlemlerin nasıl bir kadrolaşma ile belirlendiğini kapsıyor farkında mısınız?

 “Ananas” gibi şifre izlenimi veren ifadeleri kapsıyor farkında mısınız?

“Büyük patron duymasın” gibi sırlı ifadeleri kapsıyor, farkında mısınız?

“Başbakan”ın iç iletişimde “Boş-bakan” diye nitelenmesini kapsıyor, farkında mısınız?

Ve Hocaefendi’nin bütün bu işlerle ilgilenen bir insan olduğu bilgisini kapsıyor.

Girin toplumun içine ve bakın, acaba, dinlemelerin hukuksuzluğu mu tedavül ediyor, yoksa ortaya çıkan “Ağ”ın hacmi mi?

Camiaya mensup insanlar savunmada mı, ithamda mı?

Her gün olan bitenler, “Bunlar küresel çapta bir ağ”temasını zihinlere oturtmuyor mu?

İHH’ya karşı yürütülen, El Kaide ile bağlantılı izlenimi verecek en taze operasyon, varıp Emniyet’teki paralel yapının, yani Camia’nın üzerine oturmadı mı, o da varıp İsrail’in İHH ile hesaplaşması ile bütünleşmedi mi, görmüyor musunuz? O operasyona imza atan Emniyet mensupları, Camia’dan mıydı, yoksa Camia’ya komplo kuranlardan mı? Fark varsa neden vurgulamadınız farkı?

Sevgili arkadaşlar, Mustafa Akyol’un Star’daki dünkü yazısını okudunuz mu? “Dostça bir eleştiri” diyordu Akyol. Yazının tümü önemli ve dostça idi, oradan sadece şu paragrafı paylaşmak isterim:

“Hizmet’in Türkiye içinde keskin bir siyasi güç olarak algılanması, dünyada da öyle algılanması ile sonuçlanır. Buradaki ‘paralel yapı’ tartışması, başka yerlerde de sorular, kuşkular ve nihayetinde sıkıntılar yaratır. Onca emek riske atılmış, onca halkla ilişkiler gayreti boşa gitmiş olur. Hizmet sadece Türkiye’de değil, dünya çapında zarar görecektir bu kavgadan.”

Ne diyeyim bilmem ki.

Mustafa Yeşil dostumu dinledim. İyi bir siyasi hatip olur, kabul ediyorum, ama o imaj Camia’ya yüklenmeli mi, sormak istediğim bu.

Zaman’daki, Bugün’deki arkadaşların yazılarını okuyorum, derin bir öfke ve Başbakan’a yönelik nefret, belki bazılarında intikam duygusu... Bu gönül yükünü taşımalı mı Camia?

Tahmin edebiliyorum, sizi bugünlerde Mümtazer Türköne’nin yazıları kesiyordur. “Benim hayatımın en büyük şerefi, Hocaefendi’nin 25 yıldan beri beni dost olarak kabuletmesidir” diye yazan Hüseyin Gülerce bile kesmiyordur hatta. Ama Gülay Göktürk’ü de okuyun derim, biraz kulaklarımız sadece kendi söylediklerimizle dolmasın diye. Diyor ki Gülay Hanım, Bugün’deki  dünkü yazısında:

“AK Parti’nin HSYK’nın yapısını değiştirmek için son derece meşru bir sebebi var. Son haftalar, varlığına çoktandır işaret edilen “yargıdaki otonom yapının” sistematik siyaset mühendisliği faaliyetlerini kamuoyunun büyük çoğunluğu açısından şüphe duyulmaz bir hale getirdi. Bu durumda hükümetin “işgal altında bir yargı” olgusunu bir an önce bertaraf etmek istemesi elbette hakkıdır.”

Böyle bir bakış da var, kendi dünyamızın dışına çıktığımızda.

Sevgili arkadaşlar, bir dil tutturdunuz gidiyorsunuz, dilinizin yükünü Camia çekiyor. Anadolu’da, mutfak bütçesinden öğrenci bursu çıkaran kadınlar, dünyanın öbür ucuna öğretmenlik yapmaya giden gençler çekiyor. Onlara yazık olmuyor mu? Yazık olmuyor mu bir birikimin heba olmasına?

sağol
 // muharrem koç
Hocam ellerin dert görmesin. Yazınızın son paragrafındaki mutfak masrafın dan burs çıkarmak ibaresi varya..işte bu mütedeyyin saf temiz insanların durumunu özetliyor.Ama onlar ananas ile uğraştığı için dünyanın bilmem neresine gönderdikleri gencecik çocuklarımızı rencide etti ler.Hocam Elleriniz dert girmesin.Lütfenyazmaya ve televizyon konuşmalarınıza devam-...
17 Ocak 2014 Cuma 15:45
sağol
 // muharrem koç
Hocam ellerin dert görmesin. Yazınızın son paragrafındaki mutfak masrafın dan burs çıkarmak ibaresi varya..işte bu mütedeyyin saf temiz insanların durumunu özetliyor.Ama onlar ananas ile uğraştığı için dünyanın bilmem neresine gönderdikleri gencecik çocuklarımızı rencide etti ler.Hocam Elleriniz dert girmesin.Lütfenyazmaya ve televizyon konuşmalarınıza devam-...
17 Ocak 2014 Cuma 15:44
HAYKIRIŞ ;Yazık oluyor milletime,devletime ....
 // sevgi pınar
Ne güzel yazmışsınız sn hocam olan ülkeme milletime oluyor maddi manevi katkılar vererek.gözyaşlarıyla yapılan yurtdışındaki okullarımıza oluyor .Bir din adamı maliyeyi hallederiz gelenler bizden Bdkd adamımız var .....nasıl der ..zaman gazetesinden bir gazetecinin tek çözümün Akp ye kapatma davası açılsın denilmesini anlayamıyoruz.. zamana ne oldu stv ye ne oldu oda tv gibi yayın yapıyor....
17 Ocak 2014 Cuma 12:41
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler