YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Adım adım karartma operasyonu
Adım adım karartma operasyonu
10 Ocak 2012 07:42
Savcıların darbe soruşturmalarını zaafa uğratmakla suçladığı İlker Başbuğ'un görev sürecindeki girişimleri yeniden gündemde...

Silahlı terör örgütü yöneticisi olmak iddiasıyla tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un darbe planlarına ilişkin faaliyetleri adli mercilerin değerlendirmesinde geniş yer buldu. Başbuğ’un, Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda darbe soruşturmalarını engelleyecek, zaafa uğratacak, delillerin yok edilmesini neden olacak faaliyetlerde bulunduğu belirtildi. Bu girişimleri, Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları süresince birçok ses kaydı, itiraf ve uygulamayla da teyit edildi. İşte darbe planlarının üzerini örtme girişimlerinin kronolojik detayları:

POYRAZKÖY CEPHANELİĞİ YORUMU: BORU

21-24 Nisan 2009 tarihleri arasında Poyrazköy’de yapılan kazıda Ergenekon terör örgütü üyelerine ait olduğu belirtilen 15’i dolu 21 adet LAWsilahı, 14 el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası ile çok miktarda mühimmat ele geçirildi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ 29 Nisan 2009’da basının karşısına elinde boş bir LAW silahı ile çıkıp çok tartışılan ifadeler kullanmıştı. Başbuğ, bulunan silah vemühimmatın TSK envanterine ait olmadığını savunmuş ve ‘boru’ nitelendirmesinde bulunmuştu.MKE incelemesi sonucunda bulunan malzemelerin Jandarma Genel Komutanlığı,Hava ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait olduğu tespit edildi. Askeri savcılık aracılığı ile kuvvet komutanlıklarına teslim edilen mühimmatlarla ilgili askeri makamlarca bir inceleme yapılmadığı belirlendi.

GÖRMEDEN KARAR: BİZ HAZIRLAMADIK

Ergenekon soruşturması kapsamında, 6 Haziran 2009’da Avukat Serdar Öztürk’ün ofisinde İrticaylaMücadele Eylem Planı ele geçirildi. ‘Taraf Gazetesi’nde 12Haziran 2009’da ‘AKP ve Gülen’i bitirme planı’ olarak bu belge yayımlandı. Aynı gün Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, konunun tüm yönleri ile incelenmesi için Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na soruşturma emri verildiğini açıkladı. 15 Haziran’da planın altında ıslak imzası bulunan Deniz Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek’i ifade vermeye çağırıldı. Aynı gün, Genelkurmay Askeri Savcılığı, belgeyi görmeden kanaatini açıkladı:

“Şu ana kadar elde edilen deliller değerlendirildiğinde ele geçirildiği iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin kanaate varılmıştır.” Ardından sırasıyla Jandarma ve Emniyet Kriminal ile Adli Tıp ve TÜBİTAK, ‘Belge üzerindeki imzanın Dursun Çiçek’e aittir’ sonucuna vardı. Bu raporlara rağmen Askeri savcılık, 24Haziran’da delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. 26 Haziran’da basının karşısına geçen Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ ise eylem planı için “kâğıt parçası” tabirini kullandı. Dursun Çiçek, 1 Temmuz’da tutuklandı. Ancak hakim değişikliğiyle 24 saat geçmeden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Fotokopi üzerinden imza tespiti yapılamaz ve imza makinesi şeklindeki sulandırma girişimlerinin ertesinde, 9 Kasım’da ‘Kaos Planı’nın ıslak imzalı orijinali meçhul subay tarafından savcıya gönderildi. Mektupta, Çiçek’in evinde yapılan aramanın 6,5 saat sürmesinin ‘göstermelik olduğu’ aktarılıyordu. İnternette yayınlanan Çiçek’in evinde arama yapan Deniz Askeri Hakimİ. Volkan Şahin olduğu iddia edilen kişi “Ya yedik içtik işte” diyordu. 12 Kasım’da Dursun Çiçek, yeniden tutuklanarakHasdal Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Balyoz sanıklarını tahliye etmesiyle gündeme gelen Oktay Kuban’ın katkısıyla İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce serbest bırakıldı. İmzası, 4 kurumtarafından 7 kez onaylanan Dursun Çiçek’in yargı sürecini lehine çevirmek için çeşitli görüşmeler yaptığı gündeme yansıdı. Ses kaydında Çiçek olduğu iddia edilen kişinin Jandarma Kriminal’in bir yetkilisinden yardım istediği görülüyordu. Ancak bu girişimler Çiçek’i cezaevine girmekten kurtaramadı.

‘BU ORDU CAMİ BOMBALAR MI?’

1.Ordu Komutanlığı’nda hükümeti devirmek için Balyoz isimli bir askeri darbe planı hazırlandığı iddiası Taraf Gazetesi’nde 20 Ocak 2010’da yayımlandı. 2003 tarihli “Balyoz Harekât Planı” dönemin 1.Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlandı. Darbeye zemin hazırlamak amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga veOraj kodadlı eylem planlarından oluşan 5 bin sayfalık belgelerde; Fatih ve Beyazıt camilerinin bombalanarak sıkıyönetim ilanı, Koç Müzesi’nin patlayıcılarla havaya uçurulması, Yunanistan hava sahası üzerinde bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi ve darbe sonrası demokrat görüşlü isimlerin tutuklanması gibi dehşet senaryolarını içeriyordu. 30Ocak 2010’da Tarafmuhabiri Mehmet Baransu belgeleri bir bavul içerisinde İstanbul Adliyesi’ne teslim etti. 19 Temmuz 2010’da Balyoz iddianamesi kabul edilerek tamamı asker 196 sanık hakkında dava açıldı. 6 Aralık 2010’da Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şubesi’nde yapılan aramalarda zemin altındaki gizli bölmelerde Balyoz darbe planına ilişkin derin ve ürkütücü senaryoları kapsayan 10 çuval belge ele geçirildi. Dava dosyasına eklenen belgeler üzerine, mahkeme 11 Şubat 2011’de tamamı asker 134 sanık hakkında tutuklama kararı verdi.

Ancak dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ sanıklarla ilgili herhangi bir işlem yapmadı. Basının karşısına geçen Başbuğ, “Allah Allah diye taarruz eden bir ordu nasıl camiyi bombalar? Türk ordusunun bir sabrı var. Bilgi sızdıran bir subay, 3 yıl ceza aldı, 9 personel de tutuklu” diye konuştu.

Başbuğ: Uzaktan seyretmiyorum

 19 Şubat 2010’da Başbuğ’a ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü. Başbuğ, burada “Silahlı Kuvvetlerde maalesef çürükler yüzünden bilgi sızması oluyor. Dimdik duracağız fakat her şeyin bir zamanı var. Olayları uzaktan seyrediyoruz anlamına gelmez, tamam mı” diyordu.

Andıç sanıklarının terfisini istedi

İlker Başbuğ’u Silivri Cezaevi’ne gönderen önemli bir dönemeç İnternet Andıcı davasında yaşandı. Başbuğ, mahkemedeki ifadesinde AK Parti hükümeti aleyhine kara propaganda amaçlı Genelkurmay bünyesinde işletilen 42 site ile ilgili konuşmuştu. Başbuğ, sitelerin yasal olmadığını tespit ettikten sonra kapattığını söylemişti. Ancak, İnternet Andıcı soruşturmasında 29 Temmuz 2011’de iddianamenin kabul edilmesiyle başlayan yargı sürecine herhangi bir katkı sunmadı. Aksine, andıçta imzası bulunan Tümgeneraller firari sanık Mustafa Bakıcı ve Hıfzı Çubuklu’nun terfi ettirilmesine izin verdi. İrtica İle Mücadele Eylem Planı Davası ile birleştirilen 29 sanıklı andıç davasında Albay Dursun Çiçek ve emekli orgeneral Hasan Iğsız dahil 15 sanığın belgedeki ‘yetkili isim’ ve ‘Sayın Komutana arz’ ifadesiyle işaret ettiği Başbuğ, “darbeye teşebbüs ve örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla tutuklandı.

DELiLLER 35 KEZ SiLiNDi

Sivil savcılığının, ‘Sahte çürük raporu hazırlamak ve örgüt üyeliğinden tutuklanan “Bamya” kod adlı Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’un, bilgisayar kayıtları ve belgelerini istemesi üzerine Tuğgeneral Çubuklu ile ekibinin ‘suç delilini yok etme’ işine giriştikleri internete düşen bir ses kaydı ile ortaya çıkmıştı. Bilgisayarların savcıya teslim edilmeden önce 19 Haziran’da ‘temizlik operasyonu’ yapıldığını ortaya koyan ve taraflarca yalanlanmayan kayıtlarda, Çubuklu “Silinmeden gönderilmiş. Yani bizim anladığımız manada (35 kez) güvenli silinmemiş” diyerek işlemin nasıl yapıldığını bildiğini gözler önüne seriyor. Bu silme işlemi meçhul subayın mektubunun yanı sıra Ergenekon sanıklarının mahkemedeki itirafları ve iddianamede de yer buldu.

ASKERi SAVCIDAN BALYOZ iTiRAFI

Balyoz soruşturması sürerken internete, aralarında 1. Ordu Başsavcısı Albay Bülent Münger’in de olduğu askerî hukukçulara ait ilginç bir kayıt düştü. Albay Münger, Balyoz’u şöyle itiraf ediyordu: “Yazışma ve emirler darbe planlandığının delili. Sivil savcılar literatürü bilmediği için daha anlayamadılar. Daha bu, buzdağının görünen yüzü. Balyoz CD’lerinin hiçbirisine yalan diyemiyorsunuz.” Münger, ayrıca Balyoz CD ve belgeleriyle ilgili soruşturma kapsamında rapor hazırlayan ilk askerî bilirkişi Ahmet Erdoğan’ın nasıl sürüldüğünü de anlatıyordu. Binbaşı Erdoğan, söz konusu raporunda Balyoz’un, plan seminerinin çok ötesinde bir darbe hazırlığı olduğunu aktarmıştı. Savcılar, Albay Münger’i ‘tanık’ sıfatıyla sorguladı. Münger, ses kaydını doğrulayarak, “Benim yürüttüğüm bir soruşturmada tayin edilmiş genç bilirkişi Erdoğan’ın raporu nedeniyle tayin görmüş olmasına üzülmüştüm” dedi. (Bugün)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler