YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Adalet Bakanı Şahin, cezaevinde işkenceyi kabul ed
Adalet Bakanı Şahin, cezaevinde işkenceyi kabul ed
Adalet Bakanı Şahin, cezaevinde işkenceyi kabul ed
15 Ekim 2008 / 11:31 Güncelleme: 15 Ekim 2008 / 00:00

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, cezaevinde kötü muamele yüzünden ölen tutuklunun yakınlarından devlet adına özür dilemesi tarihî adım olarak değerlendirildi. Metris Cezaevi'nde işkenceden hayatını kaybettigi iddia edilen Engin Ceber ile ilgili soruşturma tamamlandı. Ceber'in ölümünde sorumlulukları olduğu düşünülen 19 kişi görevlerinden uzaklaştırıldı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, soruşturma genişletildikçe sayının artabileceğini belirtirken, sonuna kadar olayın takipçisi olacaklarını vurguladı. Açıklamasında, "Engin Ceber'in yakınlarından devlet ve hükümetim adına özür diliyorum." diyen Adalet Bakanı Şahin'e sivil toplum örgütlerinden de destek geldi. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Hüsnü Öndül, Adalet Bakanlığı'nın görevini yaptığını, aynı sorumluluğu İçişleri Bakanlığı ve yargıdan da beklediklerini söyledi. 'İşkence Atlası' kitabının yazarlarından Prof. Dr. Şebnem Fincancı ise, 'devletin hatasından dönmesini' önemsediğini belirterek, "Devletin çıkıp özür dilemesi işkencelerin doğruluğunun göstergesi oldu. Devlet ilk defa olumlu bir yaklaşım sergiledi." dedi. Baba Ali Ceber de, oğlunun katillerinin ortaya çıkarılmasını istedi.


Gebze'de bir tekstil atölyesinde çalışan Engin Ceber, 28 Eylül'de legal 'Yürüyüş' dergisini satarken gözaltına alınmıştı. İddialara göre, polise mukavemet ettiği gerekçesiyle 3 arkadaşıyla İstinye Polis Karakolu'na getirilen Ceber, şiddete maruz kaldı. Darp edildikleri, sağlık kontrolü için çıkarıldıkları hastanede rapor edildi. Ceber, Sarıyer Savcılığı'ndaki sorgusunda demokratik hakkını kullandığını, 1 yıl önce polisle çıkan arbedede vurularak felç kalan arkadaşı Ferhat Gerçek'in sesini duyurmaya çalıştığını söyledi. Tutuklanarak cezaevine götürülen gençler, ifadelerine göre önce jandarmalar tarafından darp edildi. Karantina koğuşuna getirildikten sonra ise gardiyanlar tarafından 8 gün boyunca tahta coplarla dövüldü. Ağır darbeler alan Ceber, beyin travması teşhisiyle ailesine ve avukatlarına haber verilmeden 6 Ekim'de Şişli Etfal Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı. 4 gün sonra hayatını kaybetti. Yoğun bakımda bulunduğu sırada yapılan tahliye başvurusu ise ölümüne yetişemedi. Aynı işkenceleri gördüğünü belirten diğer üç gencin ise tahliye talepleri reddedildi. İçişleri Bakanlığı, Engin Ceber'in ölümüyle ilgili iddiaları araştırmak üzere bir mülkiye başmüfettişi ile bir polis başmüfettişi görevlendirdi. Müfettişler 3 günlük bir çalışmanın ardından konuyla ilgili raporunu bakanlığa sundu. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, TBMM'de gazetecilerin sorusu üzerine, rapordaki, 'Yasaların kendine verdiği yetkiler sonucunda, ölüm olayında sorumlulukları olabileceği düşüncesiyle, iki infaz koruma ikinci müdürü, koruma baş memuru, infaz koruma memuru ve tutukluyu görmeden sağlam raporu veren cezaevi doktorunun da aralarında bulunduğu 19 görevlinin, geçici olarak görevden uzaklaştırılması kararı alındı.' ifadesini okudu. Yaşananlardan büyük üzüntü duyduğunu anlatan Bakan Şahin, "Devletim ve hükümetim adına yakınlarından özür diliyorum. Sorumluları kimse sonuna kadar gidilecektir. Üzerine hassasiyetle gidiyorum, soruşturma genişletildikçe sayı artabilir. Türkiye'de böyle bir olay meydana geldiği için son derece üzüntülüyüm." diye konuştu. Adalet Bakanlığı'nın açıklama ve görevden almaları, Engin Ceber'in babası Ali Ceber'i tatmin etmedi. Ceber, "İçişleri Bakanlığı'nın sesi çıkmıyor. Suçluların cezalandırılmasını istiyorum." dedi. Engin Ceber hakkında 1999-2001 yıllarını da içine alan dönemde DHKP-C adına eylem yaptığı ve örgüte üye olduğu gerekçesiyle dava açılmıştı.



Hastane raporları da 'kötü muamele' diyor


Engin Ceber'in hastane kayıtları soruşturma dosyasına girdi. Şişli Araştırma Hastanesi uzman doktoru Şebnem Türk tarafından hazırlanan 'epikriz' belgesinin 'yakınma' ibareli bölümüne 'ani bilinç kaybı' yazıldığı görüldü. Belgede Ceber'in yoğun bakım tedavisi gerektiği için Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nden Şişli Etfal Hastanesi'ne sevk edildiği anlatıldı. Hastanın muayenesinde şuurunun kapalı, solunumunun olmadığı, ayrıca kafatasında 'subaraknoid kanama (kafaiçi anevrizmaları)' tespit edildiği kaydedildi.



İşkence olaylarının sayısı her yıl azalıyor


Engin Ceber'in gördüğü kötü muamele sonucu cezaevinde hayatını kaybetmesi Türkiye'deki işkence olaylarının sayısını gündeme getirdi. Türkiye İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı'nın 2004 yılından bu yana elde ettiği veriler de, bildirilen işkence ve kötü muamele vakalarında azalma eğilimini gösteriyor. İşkence ve kötü muameleyle mücadele konusunda anayasal ve yasal değişiklikler yapıldı. Yasal düzenlemelerle, mahkeme öncesi gözaltı süreci Avrupa standartlarına yükseltildi. 2004 yılından bu yana hazırlanan verilere göre de genel hak ihlalleri içinde bildirilen işkence iddialarının azaldığı görülüyor. 2004'te işkence ve kötü muamele yasağını ihlal 158 şikayetle 1. sırada yer alırken, sonraki sene 162 iddiaya rağmen 4. sıraya düştü. 2006'da işkence ve kötü muamele ayrı başlıklarla değerlendirildi. Bu yılda, 44 şikayetle işkence 17. sıraya düştü. 2007 yılında 29 ihlalle 11. sırada, 2008'in ilk altı ayında ise 26 ihlalle 18. olarak sıralamaya girdi. Metin Arslan, Ankara


Polislerin dövdüğü kafe sahibi hastanelik


İstanbul Kartal'da, 5 sivil polis tarafından öldüresiye dövüldüğü iddia edilen kafe sahibi, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Edinilen bilgilere göre olay, Kartal Yankı Sokak'ta bulunan Pırıltı Kafe'de geçtiğimiz cumartesi günü meydana geldi. İddiaya göre kız arkadaşıyla çay içen bir müşteri, parayı ödemeden kafeden ayrılmak istedi. Sivil polis olduğunu söyleyen müşteri, "Ücreti ödemeyeceğim. Küçük bardakla çay istedim, büyük geldi. Ben polisim, bir de hesap mı ödeyeceğim?" dedi. Bunun üzerine kafe sahibi Serhat Eyüpoğlu (32) ile polis olduğunu söyleyen kişi arasında küçük bir kavga yaşandı. Kafe sahibiyle tartışan müşteri, bir süre sonra sivil polis olduklarını söyleyen 4 arkadaşıyla kafeye geldi. 5 kişi Eyüpoğlu'nu kafenin mutfağında öldüresiye dövdü. Kafasına telsizle darbe alan Eyüpoğlu, ağır şekilde yaralandı. Babası Yılmaz Eyüpoğlu tarafından Kartal Araştırma Hastanesi'ne götürülen kafe sahibinin beyin kanaması geçirdiği belirlendi. Baba, polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Kartal Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polisin, "Bana kafa attı. Onun için beyin kanaması geçirmiştir." dediği öğrenildi.


Zaman

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler