YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var"
"AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var"
12 Nisan 2013 07:34
Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine destek verirken, Türkiye’nin AB’ye duyduğu kadar AB’nin de Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Schröder, Türkiye’de terörün sona erdirilmesi için başlatılan çözüm sürecine de destek verdi, ancak, tarafların silah bırakması şeklindeki değerlendirmelerin yanlışlığını dile getirirken, “Devlet silah bırakamaz, Bir başka tarafın silahları bırakması gerekir” ifadesini kullandı. 

“İş dünyası Adana'da buluştu"

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Adana’da Çukurova Genç İşadamları Derneği (Çukurova GİAD) tarafından düzenlenen ‘Bilgi Güçtür’ toplantıları kapsamında 'Türkiye - AB İlişkilerine Siyasal Bakış ve Enerji Koridorunda Adana’ konulu konferans verdi. Adana HiltonSA Oteli’nde gerçekleştirilen konferansa, siyasette ve ekonomide ulusal ve uluslararası düzeyde etkin çok sayıda iş adamının yanı sıra, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Adana’nın tanıtım filminin izlenmesi sonrası toplantının açılış konuşmasını yapan Çukurova GİAD Başkanı Ömer Faruk Sakarya, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üye olma yolunda yıllardır ilerlediğini ancak sonuç alamadığını söyledi.

Vize kolaylığı sağlanmamasının Türk işadamları açısından sıkıntı yarattığını vurgulayan Sakarya, “AB üyesi olmayıp da Gümrük Birliği üyesi olan tek ülke olmamız ve birliğin yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına taraf olamamamız nedeniyle yaşadığımız ve yaşayacağımız dış ticaret zararlarını da büyük bir sıkıntı olarak görüyorum. Kabuğunu kıran, artık tüm dünyayı ticaret alanı haline getirmiş, bölgesel güçten küresel güce doğru yol alan bir millet olarak yakın zamanda bu sorunların çözüm bulacağına inancım tamdır” dedi. .

Adana’nın bölgenin en önemli stratejik noktasında bulunduğunu, enerjinin doğu-batı, kuzey-güney ekseninde dağıldığı önemli bir konumda bulunduğunu da kaydeden Sakarya, “Adana, uzun yıllardır çalışan Kerkük-Yumurtalık ve Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hatlarının dışında yapılması planlanan Samsun-Ceyhan ve Kuzey Irak petrollerini dünyaya taşıyacak olan hatların çıkış noktası olan önemli bir kenttir. Özellikle son zamanda Kuzey Irak Petrolleri konusunda önemli adımların atılması Adana'nın önemini tekrar vurgulamaktadır.

Gerçekleşmiş ve gerçekleşecek önemli enerji nakil projeleriyle, yapılacak olan petro kimya tesisleri ve diğer pek çok önemli yatırımla Adana dünyanın önemli enerji nakil ve işleme merkezlerinden birisi olma yönünde hızla ilerliyor. Daha pek çok yatırım ve gelişme kentimizde, önümüzdeki kısa zamanda gerçekleşmeyi bekliyor. Adana dedelerimizin toprak altında sakladığı Sarı Liradır. Bu gün bize düşen bu sarı lirayı toprak altından çıkartıp tozunu toprağını silip, parlatıp kadife keseye koymaktır” diye konuştu.

"Türkiye parlayan yıldız"

Daha sonra konuşan Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder, Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik krizde, Türkiye gibi güçlü ortaklıklara ihtiyacının olduğunu söyleyerek, bu doğrultuda Türkiye’nin AB’ye ihtiyaç duyduğu kadar, AB’nin de Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu belirtti.

AB’nin şu ana kadar yüzleştiği en büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını savunan Schröder, bu doğrultuda sorunların aşılması için yeni reformlara ve daha fazla entegrasyona giden ülkelere ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Schröder, Türkiye’nin dünya ekonomisinde ve siyasetinde parlayan bir yıldız olduğunu, 2001 ve 2009 krizlerine rağmen yüzde 7,5 büyüme kaydettiğine dikkat çekti.

“Türkiye'nin AB üyeliğine karşı duranların sebebi nüfus artışı"

AB’nin güçlü ortaklara ihtiyacı olduğunu savunan Schröder, “Bana göre şu anki konu AB’nin Türkiye gibi güçlü ortaklara ihtiyacı olduğu. En yakın müttefiklerimizden birine sırt çevirmemiz mümkün değil. Müşterek işbirliğinin potansiyeli sadece siyaset alanında değil ekonomik ve kültürel alanda da önemli. Bunlar neden bu kadar şiddetle Türkiye’nin AB’ye alınması gerektiğini savunduğumun gerekçeleridir.

Benim ülkemde dahi Türkiye’nin üyeliğiyle ilgili görüşmeler sadece tek bir amaca hizmet etmektedir. Yükümlülüklerin de yerine getirilmesi gerekiyor, hiç kimse bunu görmezden gelemez ve gelmemeli. AB’liler tarihi vaatlerini yerine getirmek zorundalar. 1963 yılında AT olarak kurulduğunda Türkiye’nin üye olacağı söylenmişti. Türkiye, AB üyeliğine ne kadar çok yaklaşırsa ekonomik potansiyel de bu derece yaklaşacaktır. Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı duranlar Türkiye’nin nüfusunun artışını gösteriyor. Türkiye’nin nüfus artışı yüzde 1’den daha fazla. Ancak kesinlikle önemli olan nokta AB’nin ekonomik fırsatları da burada yatıyor” dedi.

“Almanya Türkiye'yi AB üyesi olarak görmek istiyor"

Schröder, hem AB açısından hem Türkiye açısından prosedürlerin ‘sabır’ gerektirdiğini vurgulayarak, sürenin ‘uzun’ olacağını kaydetti. Almanya’nın, Türkiye’yi AB üyesi olarak görmek istediğini ifade eden Schröder, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu prosedürler nedeniyle Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la çıkılan yolda Türkiye reformlara devam etmelidir, daha fazla özgürlük ve demokrasi sağlanmalıdır ve insanlara yaşam için daha fazla fırsatlar verilmelidir. Türkiye’nin ilerlemesi gerçekten çok zor duruma geldi. Türkiye’nin üyeliğe hakkı var.

Türkiye, kendi işini yapmayı üstlendi ve buna devam ediyor. Ben eminim ki Türkiye tüm gerekli kriterleri yerine getirecektir. Yeter ki diğer aday ülkelere yapılan muameleyle karşılaşsın. Türkiye, doğuyu batıyla, kuzeyi güneyle birleştiriyor. Pozisyonu sayesinde transit ücretlerinden kar sağlamasını mümkün kılıyor. Doğudan batıya petrol ve gaz satışında aracı olarak göze çarpıyor. Bu nedenle Türkiye enerjiye aç ve enerji kaynakları sınırlı olsa bile dünya enerji piyasasını etkileyecek bir güçtedir.”

“Türkiye her zaman önemli bir partner oldu"

Türkiye’nin Almanya ve Avrupa için her uzman iyi bir ‘partner’ olduğunu söyleyen Schröder, Türkiye’nin güvenilir bir NATO üyesi olduğunu ve ‘terörizme’ karşı her şekilde savaşmaya devam ettiğini hatırlattı.

Türkiye’nin İslami bakış açısında olmasına rağmen kendini modernize eden ve geleneksel değerlerden vazgeçmeyip, sosyal temelini sağlam tutan bir yapıda olduğuna dikkat çeken Schröder, “Türkiye’ye uygulanan bu model büyük bir fırsat. Bu modelin tanıtımı Avrupa’nın menfaatinedir. Türkiye’deki dış politika da gösteriyor ki Türkiye bu durumunun ve köprü olarak oynadığı rolün farkında. Türkiye’nin, uluslararası anlaşmazlıkları çözmek konusunda çok büyük bir rolü var “ diye konuştu.

“Adana hem Türkiye'nin hem Avrupa'nın gelişmesi için önemli bir rol oynayacaktır"

Türkiye’nin büyümesiyle birlikte, önümüzdeki yıllarda ülkenin, yabancı şirketler için iyi bir yatırım merkezi konumuna geleceğini anlatan Schröder, Türkiye’nin petrol ve gaz yatakları nedeniyle kritik bir pozisyonda yerleştiğini, Adana’nın da Türkiye’nin gelişimi açısından büyük önemi bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Dünyanın enerji kaynaklarının yüzde 70’i doğuda bulunuyor, tüketici AB ülkeleri ise batıda. Türkiye doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birleştiriyor. Bu nedenle Türkiye, enerji kaynakları sınırlı olsa bile dünya enerjisini etkileme potansiyeli oldukça yüksek. Bu doğrultuda Adana şehrinde enerjinin önemi gittikçe artıyor. Zaten Financial Times Dergisi tarafından da Adana, geleceğin doğrudan yabancı yatırım bölgeleri arasında gösterildi. Adana bölgesi, Türkiye’nin ekonomik anlamda büyümesinde ve Avrupa’nın gelişmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır.”

“Çözüm Süreci'ne destek verdi"

Schröder, bir katılımcının, Türkiye’deki terörün çözüm sürecine nasıl baktığını sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Türkiye hükümetinin bulduğu başlangıç noktasının doğru olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede bir toplum barış içindeyse ekonomik olarak başarılı olabilir. Hükümet bu temel noktaya göre hareket ediyor. Hükümet tarafında büyük bir cesaret görüyorum. Tatmin olmuş toplumu oluşturma çabasındalar. Türkiye'ye hoşgörülü bakan kişiler için bu iç barışın ve huzurun başarılı olması gerekiyor. Türkiye'nin bölgesel entegrasyonu ve bütünlüğü kesinlikle bozulmamalıdır ama silahları bırakması gereken taraflar devlet veya resmi kurumlar değildir. Devlet silahlarını bırakamaz. Çünkü kendini savunabilecek durumda kalabilmesi lazım. Ama bir başka tarafın silahları bırakması gerekiyor. Ben arzu ediyorum ki şiddet sona ersin ve söz konusu olanların da bunu kabul etmesi, kültürel hakların da tabi verilmesi gerekiyor.”

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler