YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Abant Platformu sonuç bildirgesi
Abant Platformu sonuç bildirgesi
05 Aralık 2011 10:44
Abant Platformu sonuç bildirgesi açıklandı
Gaziantep'te Zirve Üniversitesi işbirliği ile toplanan 25. Abant Platformu sona erdi. Sonuç bildirgesinde, Ortadoğu'da bir modeli başka bir bölge ülkesine uygun gören yaklaşımların açıklayıcı olmadığı vurgulandı. Bildirgede, "Her toplumun kendi özelliklerine göre diğer bazı ülkelerin tecrübelerinden de yararlanarak kendi modellerini oluşturmalarına fırsat verilmelidir." denildi.

Şehitkamil Kongre ve Kültür Merkezi'nde 2 gün boyunca devam eden ve Arap Baharı'nın masaya yatırıldığı Abant Platformu, 10 maddelik nihai bildirinin kamuoyuna açıklanmasıyla sona erdi. Açıklamayı, üyeler adına Zirve Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (OSAM) Müdürü Doç. Dr. Gökhan Bacık yaptı. Bildirgede, birinci yılını dolduran Arap Baharı'nın bütün taraflarının ilk dönemde ortaya çıkan duygusal bakışı bir kenara bırakarak karşı karşıya olunan fenomeni daha akılcı ve sağduyu ile okumaları gerektiği vurgulandı. Bugüne kadar yaşanan sürecin, toplumların canları pahasına da olsa yönetimlerine karşı çıkmayı göze alabileceklerini gösterdiği, çatışmaların başlamadığı ülkelerde ivedilikle reform süreçlerine başlamasının gerekli olduğu ifade edildi.

Pek çok umut verici gelişmeye rağmen eski otoriter rejimlerin farklı biçim ve yöntemler altında varlıklarını sürdürme çabası ve riski bulunduğuna dikkat çekilen bildiride, rejimlerin değiştirilmesi kadar demokrasinin kurumsallaşması ve sivil toplumun gelişmesi gerekliliğine dikkat çekildi.

Ortadoğu'da her ülkenin ve toplumun kendine özgü olduğu ifade edildi, bu sebeple başka bir modeli bir bölge ülkesine uygun görmek gibi yaklaşımların açıklayıcı olmadığı fikrine varıldı. Her toplumun kendi özelliklerine göre ancak diğer bazı ülkelerin tecrübelerinden de yararlanarak kendi modellerini oluşturmalarına fırsat verilmesi gerektiği vurgulandı.

Ortadoğu'nun çok kültürlü bir alan olduğuna atıf yapılan bildiride, şöyle denildi: "Bu alan Müslümanların, Hristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştlerin, Türklerin, Arapların, Farsların, Ermenilerim, Kürtlerin ve pek çok diğer kadim toplumsal grubun yaşadığı bir bölgedir. Hiçbir siyasi gelişme Ortadoğu'nun bu kadim gerçekliği ile çatışmamalıdır. Bu nedenle Ortadoğu'da iktidarları devralacak grupların bir an önce farklı inanç, etnik ve diğer bütün grupların birinci sınıf vatandaş olarak tanıması zorunluluktur."

Arap Baharı'nın Arap siyasetinin bir sorunu olduğu kadar Müslümanların da bir sorunu olduğu, İslam İşbirliği Örgütü gibi kurumların sürece daha aktif bir şekilde müdahil olması gerektiği ifade edildi. Bildirinin, devamı şöyle: "Arap Baharı bütün Ortadoğu toplumlarının katılımcı, demokratik ve insan haklarına dayalı anayasa sorununun temel mesele olduğunu bütün açıklığı ile ortaya çıkarmıştır. Bu noktadan hareketle bundan sonraki süreçte politik inisiyatif alacak bütün aktörlerin öncelikli ajandası, katılımcı, demokratik ve insan haklarına dayalı anayasalar yapmak olmalıdır. Bütün uluslararası aktörler, demokratik yollarla gelen yönetimlerim ideolojik görüşleri ne olursa olsun halklarının meşru ve seçilmiş temsilcileri olduğunu kabul etmelidirler. Toplantının Türkiye'de yapıldığı noktasından yola çıkarak, Türkiye'deki politik ve entelektüel aktörlerin Arap Baharı olarak adlandırılan sürece bakarken kendi katkıları kadar hem kendilerinin hem de Türkiye'nin eksikliklerini görme fırsatı olarak değerlendirmeleri gerekmektedir."

 

Birand: Türkiye Ortadoğu'da liderlik yapmamalı

Gaziantep'te Zirve Üniversitesi işbirliği ile toplanan Abant Platformu'na katılan gazeteci Mehmet Ali Birand, Türkiye'nin Ortadoğu'da liderlik yapmaması gerektiğini söyledi.

Arap Baharı ile ilgili düşüncelerini ve Türkiye'nin konumunu değerlendiren Birand, Türkiye'de 'Arap sokakları bizi seviyor, Başbakanımızı omuzlarda taşıyor, dolayısıyla biz Arapların lideri olabiliriz, Araplara örnek olabiliriz, Onlar bizden bu örnekliği istiyorlar' şeklinde bir izlenimin doğduğuna vurgu yaptı.

Bunun çok yanlış bir izlenim olacağına vurgu yapan Birand, "Çünkü sokak çok çabuk değişir. Özellikle Arap sokağı çok çabuk değişir. Nasır'ı yıllarca omuzlarında taşıdılar, bir gün bırakıverdiler. Aynı şekilde Mübarek'i çok alkışladılar, bırakıverdiler. Onun için, politikamızı yaparken, şuna dikkat etmek gerekir. 'Türkiye ne kadar liderlik yapabilir? Liderlik yapması gerekiyor mu?' Bence hiç gerekmiyor. Yapmaması da gerekir. Çünkü burada ekonominizin gücü, demokrasinizin eksiklikleri devreye giriyor. Onun için en iyisi etkin bir konumda kalmak. Etkili olmak ve bu tip alkışlara bel bağlamamak çok iyi." ifadelerini kullandı.

Bölgede, daha önce de İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın Ortadoğu'nun lideri olarak lanse edildiğini hatırlatan Birand, "Türkiye, daha o noktada değil. Yani İran durumuna girmedi. Çünkü İran'ın elindeki potansiyeller çok farklı. O noktada değil ama o tehlike var. Yani bir gün sizi alkışlarlar, birden bir bakmışsınız denize atlamışsınız, arkaya dönmüşsünüz, kimse kalmamış. Öyle bir şey olabilir." dedi. (Cihan)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler