YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"7K'lı tahribat zinciri"
MHP lideri Devlet Bahçeli, Türk siyasi lütaratürüne bugün yeni bir tanımlama daha kazandırdı... AK Parti hükümetinin 7K'lı tahribat zinciri yarattığını ifade eden Bahçeli'nin işte 7 K'sı...
"7K'lı tahribat zinciri"
29 Ocak 2011 / 13:53 Güncelleme: 29 Ocak 2011 / 13:54

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Yaşadığımız sancılar mutlaka olması gereken toplumsal değişim arzusundan ziyade, kötü bir yönetimin neden olduğu, kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga ve karanlıktan oluşan 7-K'lı tahribat zinciridir'' dedi.

Partisinin Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Sueno Otel'de düzenlediği ''Akademisyenler Çalıştayı''nda konuşan Bahçeli, milletin, bir arada yaşamış ve yaşamayı hedeflemiş insanların dil ve kültür etrafında asırlarca oluşturdukları müşterekler üzerinde şekillenmiş teşkilatlı ve güçlü toplulukların beraberliği olduğunu söyledi.

Toplumların bir arada yaşayabilmenin doğal ve zorunlu sonucu olarak toplumsal kurumlar geliştirdiğine işaret eden Bahçeli, toplumsal yapının ise, kendini oluşturan kurumların toplamını da aşan, kültürel unsurlarla şekillenen kendine has bir bütün olduğunu kaydetti.

Siyasetin toplumsal kurum olarak bir sonucun ifadesi olduğuna işaret eden Bahçeli, bununla birlikte toplumun ihtiyaçlarını karşılamada kurumların ahengini sağlamakla görevli bir başlangıç olarak da tanımlanabileceğini ifade etti.

Bir toplumu değiştirmek isteyenlerin başvurduğu en kestirme ve yapay yolun toplumsal kurumları değiştirmekten geçtiğini vurgulayan Bahçeli, demokratik rejimlerde köklü dönüşümlerin toplumsal tahribatlara yol açtığını, ağır bireysel ve toplumsal kimlik ve kişilik travmaları oluşturduğuna değindi.

Toplumsal kurumların, toplumların ihtiyaçlarına göre değişmesi durumunda sorun yaşanmayacağını dile getiren Bahçeli, şunları söyledi:

''Nitekim demokrasi artık milletimizin sahip çıktığı bir temel değer olarak siyaset kurumunun varlık nedeni haline gelmiştir. Ancak, eskinin yerine konulurken doku uyuşmazlığı yaşanıyorsa, toplumsal bünyenin rahatsızlık göstermesi ve hatta reddetmesi kaçınılmaz bir hayat gerçeğidir. Bu konuda toplumsal taleplerin çok ötesinde kurumsal zorlamalara müracaat edenlerin, toplumu kazanmadan dayatmalara başvuranların veya toptan eski kurumu yıkarak yeni olduğunu zannettiklerini eski topluma zorlayanların başarısızlıklarına tarih şahittir. Ne var ki, toplumsal kurumları ortadan kaldırarak, yerine yenilerini koymaya çalışanlar kadar, mevcut yapıları özürlü siyaset algıları ile kötü yönetimleri ile tahrip edenler de aynı çıkmaz yolun yolcularıdır.''

Yaşanan her toplumsal yozlaşmayı bir iktidar gücüne bağlamanın veya tek bir hükümet dönemine atfetmenin doğru ve hakkaniyetli bir yaklaşım olmayacağını dile getiren Bahçeli, ''Ancak toplumsal kurumları onarmak ve toplum taleplerine cevap vermek için 8 yılı aşan tek başına iktidar gücü de çok önemlidir ve kaybedilen zaman mutlaka sorgulanmalıdır'' dedi.

TOPLUMSAL KURUMLARDA YOZLAŞMA İDDİASI

Ailenin toplumun temel kurumlarından biri olduğunun altını çizen Bahçeli, buna karşın aile kurumunun zayıflamaya yüz tuttuğu ileri sürdü. Ailenin ahlaki yozlaşmanın kaynağı haline geldiğini savunan Bahçeli, ''Ancak AKP iktidarının 'üç çocuk' tavsiyesi dışında aileyi koruyucu hiçbir tedbir almadığı da bir gerçektir. Kaybolan, istismar edilen, çalıştırılan, dilendirilen, organları alınan, şiddete maruz kalan çocukların varlığı bu kurumun üzerindeki ağır tahribatın eseridir'' diye konuştu.

İnananlar üzerindeki ağır siyasi istismarın din kurumunu yıprattığına da dikkati çeken Bahçeli, üzerinde tartışmalar yapılan laikliğin de bu yıpranmadan payını aldığını ve devlet ile toplumu ayakta tutan yapı taşlarının yerinden oynadığını iddia etti.

Eğitim sisteminin geleceğin Türkiye'sini inşa edecek beşeri kaynakları yetiştirmekten uzak kaldığını öne süren Bahçeli, ekonominin adaletli bölüşüm, refah ve kalkınmayı sağlayamadığını savundu,

7 K'LI TAHRİBAT

Siyasetin de çözüm üretmekten uzak, kısır çekişmelere odaklandığını anlatan Bahçeli, şöyle konuştu:

''Özellikle AKP zihniyetinin gerilimden medet uman, her türlü istismarı siyaset adına yapmayı mübah gören, milletin sosyolojik süreçlerini alt üst eden tahripkar gafleti, ihanete varan uygulamaları ve geçmişle bağlantılı nefreti bugün karşımızdaki karanlık ve vahim tabloyu çıkarmıştır. Bir toplumsal ihtiyaç ve kararlardan doğmuş yapı olan devletin toplum hayatında sahip olduğu üç önemli hak; yasama yapabilme, yürütmede bulunma, yargılama hakları ve bunları icra eden müesseseler arasındaki gerilimler AKP iktidarları döneminde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.''

Her değişimin gelişme olmadığını ifade eden Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

''Zira yaşadığımız sancılar mutlaka olması gereken toplumsal değişim arzusundan ziyade, kötü bir yönetimin neden olduğu, 'kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga ve karanlık'tan oluşan '7-K'lı tahribat zinciridir. Bu yönetim değişmeden, mevcut iktidar gitmeden, toplumsal beklentilerin cevap bulması, milli vicdanların rahata ermesi mümkün değildir. Türkiye'nin kötü yönetilmesi bir sonuçtur ve müsebbipler hali hazırda görevleri başındadır. Ülkemizin normalleşmesi ve millet olarak özgüvenimizi tekrar kazanmamız için demokratik yollardan siyasi iradenin el değiştirmesi ve yenilenmesi zorunlu bir hale gelmiştir. İnancım odur ki, büyük Türk milleti elbette kendi kaderine, yine kendi azim ve iradesiyle sahip çıkacak ve tarihi hükmünü mutlaka en doğru bir şekilde verecektir.''

HÜKÜMETE ELEŞTİRİ

Türkiye'nin siyasi sorumluluk taşıyan zihniyet tarafından tehlikeli bir cepheleşme sürecine acımasızca sürüklendiğini iddia eden Bahçeli, etnik temelde bölünme, inanç temelinde cepheleşme, mezhep temelinde ayrışma, devletin ana ilkeleri temelinde kavganın cepheleşmenin unsurları olduğunu söyledi.

Bahçeli, şöyle konuştu:

''Türkiye 9 yıla yaklaşan bir süredir çözümsüzlüğün, çıkmazın, çarpıklığın ve çaresizliğin içine itilmiştir. Bu yıllar içinde, skandallar filizlenmiş, kavgalar ateşlenmiş, cepheleşmeler yaygınlaştırılmış, milli kimliğin aşağılandığı ve krizlerin vasat bulduğu bir dönem hepimizin gözü önünde cereyan etmiştir. Milletimiz işsizlik bataklığının dibine kadar itilmiştir. Ekonomik yıkım yaygınlaşmış, gelirsizlik her tarafı sarmış ve ne hazindir ki Türkiye küçük bebeklerin açlıktan öldüğü bir ülke haline gelmiştir.

Geçen yıllar içinde toplum şiddet sarmalına girmiş, aile dramları, cinnet ve cinayet vakıaları, tecavüz ve taciz hadiseleri endişe verici bir şekilde artış göstermiştir. Adalet kurumuna olan inanç kalmamış, güçlünün mazlumu ezdiği, zayıfın hakkını alamadığı eşitsiz ve ahlaksız bir düzenin temelleri atılmıştır. 12 Eylül Referandumunun öncesinde ve sonrasında yaşananlar, hukukun üstünlüğündeki alaborayı netleştirmiş, üstünlerin hukukunun nasıl olacağını göstermesi bakımından hepimize bir fikir vermiştir. Kırıp dökülmedik hiçbir taraf kalmamış, baskı ve zulümle tesir ve etki altına alınmadık hiçbir kurum ve sosyal kesim bırakılmamıştır.''

Devlet organlarının son derece tehlikeli gerilim ve çatışma ortamlarına çekildiğini, TSK'nın tartışmaların odağına yerleştirildiğini ve yeni mağduriyet alanları oluşturulması için sinsi bir faaliyet yürütüldüğünü öne süren Bahçeli, ''Siyasi sorumluluk taşıyanların sinirli, asabi bir ruh haliyle herkesle itişmeleri, çekişmeleri ve ihtilafa düşmeleri tehlikeli gelişmelere zemin hazırlamıştır'' dedi.

Öğrenciler ve işçilerin coplandığını, memurlara eziyet edildiğini, kulüp taraftarlarıyla kavgaya tutuşulduğunu ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''AKP hükümeti; sözde demokratikleşme projesi adı altında Türk milletinin kardeşliğini bozmak ve birlikte yaşamasını felç etmek için elinden geleni her şeyi yapmıştır. Milli devlet anlayışımız arkadan hançer üstüne hançer yemiş, kutsallarımız ve milli tezlerimiz ağır bir darbe almıştır. AKP hükümeti Peşmerge'ye (ağabey) demiş, Kandil'le işbirliği arayışında olmuş ve model ortaklığı yaptığı gücün taşeronluğunu utanmadan üstlenmiştir. Üstelik Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı olmakla övünen zihniyet, küresel projelerin hayat bulması için her çabayı göstermiştir. Ön alıyoruz, oyun kuruyoruz diyerek yabancı başkentlerin çekim alanına göz göre göre girilmiş, hiçbir anlam ifade etmeyen komşularla sıfır sorun politikasıyla da vakit ve emek israfına neden olunmuştur. Bize göre AKP, Türk milletini 8 yılı aşkın bir zamandır oyalamış ve meşgul etmiştir. Adeta mültezim gibi milletimizi soymuş, fakirleştirmiş ve takatsiz bırakmıştır. Heba olan yılların arkasından Türk milleti AKP'ye kızgındır ve hesaba çekmek için dört gözle sandığı beklemektedir. Bu itibarla önümüzdeki seçimler Türk milleti ve Türkiye için bir kader seçimi olacaktır. İnşallah aziz milletimizin tercih ve kararıyla AKP hükümetinin taviz ve teslimiyet döngüsü artık son bulacak ve bu zihniyet için çetin bir hesap verme süreci başlayacaktır.''

Türkiye'nin Cumhuriyet döneminin en ağır bunalımlarını yaşadığını iddia eden Bahçeli, Türk milletinin bu sorunları aşacak gücünün bulunduğunu kaydetti.

MHP tarafından düzenlenen ve 44 üniversiteden 567 akademisyenin katıldığı çalıştay yarın sona erecek. (AA)

chp pardon mhp
 // niyazi
bahceli rüya ğördü her halde yine rakamlardan bahsetmeye başladı...
29 Ocak 2011 18:14
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler