YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
6 kişiye ağırlaştırılmış müebbet isteniyor
6 kişiye ağırlaştırılmış müebbet isteniyor
25 Nisan 2012 18:46
''Danıştay saldırısında kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı'' iddiasına ilişkin 10 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi! iddianamede OYAK çalışanları ile ilgili şok suçlamalar yer alıyor, 6 OYAK çalışanına da ağırlaştırılmı

Özel yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen, ''Danıştay saldırısında kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı'' iddiasına ilişkin iddianamede, eski OYAK SGS Genel Müdürü Orhan Çoban'ın da aralarında bulunduğu 6 tutuklu sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan 63 sayfalık iddianamede, 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik Alparslan Arslan tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in hayatını kaybettiği, o dönemde daire başkanı olan Mustafa Birden ile üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu'nun yaralandığı hatırlatıldı.

İddianamede, olay tarihinde OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri'nde (SGS) Genel Müdür olarak görev yapan Orhan Çoban, Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Tarık Özyılmaz, Elektronik Güvenlik Sistemleri Müdürü Yavuz Selim Kavaklıoğlu, Bilgi İşlem sorumlusu Barış Demirtaş, montaj bakım şefi Metin Almalı ve teknisyen Serkan Akyıldız tutuklu sanık olarak yer aldı.

Bu sanıkların ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi.

İddianamede, Çoban, Özyılmaz, Kavaklıoğlu, Demirtaş, Almalı ve Akyıldız'ın, Danıştay saldırısı sırasında Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in hayatını kaybetmesi ve o dönemde daire başkanı olan Mustafa Birden ile üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu'nun yaralanmalarına ilişkin de ''Tasarlayarak, kamu görevi nedeniyle kasten adam öldürmeye yardım'', 4 kişinin yaralanması sonucu ''adam öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etmek'' suçlarından da 100 ile 150'şer yıl arasında hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Olay tarihinde OYAK SGS A.Ş.'de teknisyen olarak görev yapan Murat Kablan ve Murat Ünal, satın alma ve lojistik sorumlusu olarak çalışan Erdem Acun ile Danıştay Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezi'nde mühendis olarak görev yapan Celalettin Yüksekkaya'nın da tutuksuz sanık olarak yer aldığı iddianamede, bu sanıkların ''Silahlı terör örgütüne yardım etmek suretiyle örgüt üyesi olmak'' ve ''suç delillerinin gizlenmesi ve yok edilmesine iştirak etmek'' suçlarından 8 ile 20'şer yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

İddianamede, 19 kişi hakkında da ''Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek'' suçundan yürütülen soruşturma kapsamında ise ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtildi.

BİLİNÇLİ OLARAK YAPILDI

 ''Danıştay saldırısında kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı'' iddiasına ilişkin hazırlanan iddianamede, ''5 aydır arıza yapmayan kameraların 15 gün içerisinde 5 defa arıza yapmasının sebebi, saldırı öncesi yapılan hazırlığın tespitini önleyerek şüphelilerin eylemini kolaylaştırma, delillerin gizlenmesi ve karartılması amacına yönelik olduğu kanaatine varılmıştır'' denildi.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan iddianamede, Danıştay saldırısı ve sonrasında sürdürülen yargılama faaliyetlerine değinilerek, aralarında olayı gerçekleştiren Alpaslan Aslan'ın da bulunduğu 8 sanık hakkındaki dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki birinci ''Ergenekon'' davasıyla birleştiği hatırlatıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden yargılama sırasında, Danıştay binasındaki saldırı olayı ile ilgili olarak, 03 Mayıs 2006 ile 17 Mayıs 2006 tarihleri arasında kameraların arıza yapmaları nedeniyle OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi görevlileri tarafından alınan cihazların arızalı olsa dahi temin edilmesinin Ankara Emniyet Müdürlüğü'nden istenildiği belirtilen iddianamede, bu karar üzerine mahkemeye 2 adet hard disk, 2 adet DVD ve 88 sayfa belgenin ulaştırıldığı kaydedildi.

İddianamede, söz konusu hard disk ve DVD'ler üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 3 ayrı raporda, ''saldırının gerçekleşmesinden bir gün önce OYAK Güvenlik tarafından arıza nedeniyle söküldüğü belirtilen hard disklerde herhangi bir arızanın bulunmadığı, saldırıyı gerçekleştiren Alparslan Arslan'ın keşif çalışması yaptığı 16 Mayıs 2006 tarihine ait görüntü kayıtlarının bilinçli olarak geri döndürülemez bir şekilde silindiği'' yönünde tespitlere yer verildiği anlatıldı.

Soruşturma başlatılması

Mahkemece bilirkişilerin ön raporlarına dayanılarak ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtilen iddianamede, soruşturma kapsamında konuyla ilgili OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri A.Ş. ve Danıştay Başkanlığı'ndan temin edilen servis formlarının Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde yapılan incelemelerinde, OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş. görevlileri tarafından Danıştay saldırısından bir önceki gün olan 16 Mayıs 2006 tarihinde saat: 16.00 civarında rutin uygulamalardan farklı olarak herhangi bir neden belirtilmeksizin kayıt cihazının sökülerek alındığı ve yerine herhangi geçici bir cihazın takılmadığının belirlendiği anlatıldı.

Bu nedenle saldırının gerçekleştiği 17 Mayıs 2006 tarihinde, kameraların kayıt yapamadığı belirtilen iddianamede, OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri A.Ş tarafından mahkeme dosyasına gönderilen yazılarda, ''bir gün önce sökülerek alınan kamera kayıt cihazının firma görevlilerince saldırının gerçekleştiği günün sabahı takılmak istendiği, ancak saldırının gerçekleşmesi nedeniyle cihazın öğleden sonra saat: 14.45'te takılabildiğinin '' belirtildiğine yer verildi.

İddianamede, soruşturmaya konu şüphelilerin, telefonlarına ait baz dökümleri incelendiğinde, bu durumun aksine, Danıştay saldırısı sonrası olay yerine geldiklerinin tespit edildiği, OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri tarafından teslim edilen Log kayıtlarının incelenmesinde de, Danıştay binasındaki kamera sisteminin işleyişini gösteren Log kayıtlarında tutarsızlıkları gösteren bulgular elde edildiği belirtildi.

İddianamede ''Kaos ortamı oluşturulması için yapılan Danıştay saldırısı ve ilgili olaylar'' başlığı altında şu ifadelere yer verildi:

''Danıştay Başkanlığı'nda meydana gelen menfur saldırının anlaşılabilmesi için örgütün amacının ne olduğunu iyi bir şekilde izah etmek gerekmektedir. ''Amaç nedir ''  sorusuna en iyi cevap, 'Ergenekon' silahlı terör örgütü, elinde bulundurduğu gücün devamlılığını sağlayabilmek ve koruyabilmek için ayrımcılık ve diğer bölücü unsurlar körüklenmiş, bu amaçla Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-anti laik çatışması çıkartılmaya çalışılmış ve yine örgütün kontrol ve yönetiminde olan medya yapılanması sayesinde bu argümanlar ustaca kullanılmıştır.

Örgütün, kaos planları çerçevesinde, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, ırk, din ve mezhep ayrımı, laik-anti laik çatışması için yaptığı çalışmalar kapsamında, Cumhuriyet gazetesinde ''...Domuzun başında türban örtüsü ile resmedildiği karikatür...'' yayımlamasının ardından 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde Cumhuriyet gazetesi binasına el bombası atılması eylemleri ile 17 Mayıs 2006 tarihinde de önüne gelen bir davada türban ile ilgili bir karar veren Danıştay 2. Dairesi'nde görevli yüksek yargıçlara silahlı saldırıda bulunulması eyleminin, yine örgütün amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği görülmüştür.''

Danıştay saldırının meydana geldiği tarihlerde ortam

Danıştay saldırısının meydana geldiği tarihlerde, ülkede kaos ortamı oluşturmak amacıyla eylemler yapıldığı, Cumhuriyet gazetesine değişik tarihlerde atılan el bombalarının da bu amaca hizmet ettiği belirtilen iddianamede, ''Ergenekon Terör Örgütü'' sanıklarından ele geçirilen ''Yargıtay'' isimli dokümanda, Yargıtay binası ile ilgili kroki ve bilgilerin yer aldığı, binanın giriş ve çıkış noktaları, değişik işaret ve şekiller yapılarak numaralandırıldığı, binanın güvenliği ve güvenlik zaafı ile ilgili bilgilerin dokümanda yer aldığı ve bu şekilde saldırı öncesi hazırlığın yapıldığının anlaşıldığı kaydedildi.

İddianamede, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yapılan eylemlerde de belli bir hazırlık aşamasından sonra eylemin gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, Danıştay saldırısından önce, eylem yeri, konumu, güvenliği, güvenlik zaafları, kaçma noktaları gibi konularda ön hazırlık çalışmasından sonra eylemin yapılabilir hale geleceği belirtilerek, bunun ise Danıştay binasındaki OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri A.Ş. tarafından kurulu bulunan kameraların 3 Mayıs 2006 tarihinde arıza yapmaya başlaması ile örtüştüğü ifade edildi.

5 aydır arıza yapmayan kameraların 15 gün içerisinde 5 defa arıza yapmasının sebebinin, saldırı öncesi yapılan hazırlığın tespitini önleyerek şüphelilerin eylemini kolaylaştırma, delillerin gizlenmesi ve karartılması amacına yönelik olduğuna yer verilen iddianamede şöyle denildi:

''Ergenekon terör örgütü'nün kaos ortamı oluşturmak amacıyla Danıştay saldırısını kolaylaştırmak için, arızalanan kameraların arızasının tamamen giderilmediği, arızaya müdahale edildiğinde ise, geçici olarak arızanın giderildiği veya sökülen kayıt cihazının yerine yedeği takılmayarak kameraların görüntü almasının engellendiği, Danıştay saldırısından sonra yapılan açıklamalar ve medyada çıkan haberler, kaos ortamının oluşmasına  hizmet ettiği kanaatine varılmıştır.

 'Ergenekon silahlı terör örgütü'ne yönelik bugüne kadar yapılan soruşturmalarda ele geçirilen örgütsel içerikli dokümanlar ve elde edilen tüm deliller çerçevesinde örgütün nihai amacının, sürekli kaos ve kargaşa içerisinde, ekonomik kriz, iç etnik çatışmalar ve terör ile uğraşan zayıf bir devlet oluşturarak ülkeyi yönetilemez hale getirmek, devlet otoritesini içte ve dışta zafiyete uğratmak, böylece örgütün daha rahat etki edip yönlendirebileceği siyasal iktidarlar oluşturmak, örgütün belirlediği gizli amaç ve prensiplerin dışına çıkan tüm siyasal iktidarları değişik yöntemlerle kontrol altına almak, bu başarılamadığı taktirde yasama ve yürütme organlarını devirip kendi ideolojik amaçları doğrultusunda devlet yönetimini ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır.''

İddianamede, örgütün hedefinin, bir an evvel ülkede darbe zemini oluşturmak, ülkenin kaosa sürüklenmesini temin etmek, güvenliği zafiyete düşürmek ve böylelikle antidemokratik yollarla devlet yönetimini ele geçirmek olduğu ifade edilerek, bu nedenle, örgütün bazı eylemleri plan aşamasında kalmasına ve deşifre olmasına rağmen her eylem planından sonra yeniden ve her fırsatta yeni eylem ve kaos planlarını hazırlayarak uygulamaya koyduğu belirtildi.

İddianamede, örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda Cumhuriyet gazetesine bomba atılması ve Danıştay saldırısı gibi eylemler gerçekleştirildiği kaydedildi.

''Ergenekon terör örgütü'nün güvenlik şirketlerine ilişkin çalışmaları

Daha önceki soruşturmalarda ele geçirilen bazı belgelerden  ''Ergenekon Terör Örgütü'nün nihai amacına ulaşmak amacıyla özel güvenlik şirketleri kurmak, yönetmek ve kontrol altında tutmak amacıyla ciddi çalışmalar yürüttüğü ve bu kapsamda stratejiler geliştirdiğinin anlaşıldığına yer verilen iddianamede, örgütün bu stratejisine paralel olarak bugüne kadar haklarında işlem yapılan sanıklar Veli Küçük, Oktay Yıldırım, Muhammet Yüce ve Ergin Geldikaya başta olmak üzere bir kısım  örgüt üyesi ve yöneticisi şüphelilerin özel güvenlik sektöründe çalışması bu durumu açıkça ortaya koyduğu ifade edildi.

İddianamede, örgütün yapmayı planladığı operasyonel faaliyetlerin deşifre olması halinde, bu durumun örtbas edilmesi, delillerin yok edilmesi amacıyla kurulan ya da kontrol edilen özel güvenlik şirketinin önemli bir görev üstleneceği, bu kapsamda kurulacak olan özel güvenlik şirketlerinin yönetim kurulu başkanlığına istihbarat alanında uzmanlaşmış emekli kurmay albay getirilmesinin hedeflendiği anlatılan iddianamede, ''bu hedefine uygun olarak, OYAK Güvenlik Şirketi'nin yönetiminde, 'Ergenekon' örgütü sanıklarıyla irtibatlı olan emekli Kurmay Albay Orhan Çoban'ın görevlendirildiği, bu nedenle OYAK Savunma Güvenlik şirketinin de örgütün müdahalesi, yönlendirmesi ve kontrolüne açık olduğu anlaşılmaktadır.'' denildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kayıt cihazlarıyla ilgili bilirkişiden aldığı raporlarda, Danıştay'dan sökülen kayıt cihazının arızalı olmadığı ve hard diskte bulunan görüntülerin geri getirilemeyecek şekilde silindiğinin yer aldığı hatırlatılan iddianamede, Danıştay binasında kurulu bulunan kameraların 3 Mayıs 2006 tarihinde arızaya geçtiği, müdahale edildiği tarih olan 5 Mayıs 2006 tarihine kadar kayıt yapmadığı, 8, 9, 11 ve 16 Mayıs 2006 tarihlerinde kameraların arızaya geçmesine rağmen kayıt cihazı tamamen değiştirilmeyerek geçici çözümlerle olaya müdahale edildiği anlatıldı.

İddianamede, 9 Mayıs 2006 tarihinde sökülen kayıt cihazının yerine 11 Mayıs 2006 tarihine kadar yedek cihaz takılmadığı, 11 Mayıs 2006 tarihinde düzenlenen servis formunda, kayıt cihazının şüpheli Serkan Akyıldız tarafından çalışır bir şekilde teslim edilmiş olduğunun belirtilmesine rağmen 5 gün sonra arıza vermesi, diğer tarihlerde hard disk arızası durumunda kayıt cihazının resetlenerek çalışır duruma getirilmesine rağmen bu işlemin uygulanmadığı anlatılan iddianamede, şunlar kaydedildi:

''Özellikle 16 Mayıs 2006 tarihinde kayıt cihazı sökülürken herhangi bir sebep gösterilmemesi ve servis formu düzenlenmemesi düşünüldüğünde OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri A.Ş. tarafından bilinçli olarak kameraların kayıt yapmasının engellendiği kanaatine varılmıştır.

Diğer yandan soruşturma kapsamında şüphelilerin savunmaları doğrultusunda, 5 Mart 2012 tarihinde tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bu raporunda daha önce düzenlenen bilirkişi raporlarını teyit eder mahiyette olduğu anlaşılmıştır. Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yapılan eylemlerde de belli bir hazırlık aşamasından sonra gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, Danıştay saldırısından önce olay yeriyle ilgili yapılan keşif çalışmalarının kameraların arızaya geçtiği tarihlerde başladığı değerlendirilmektedir.''

KAMERALARIN KAYIT YAPMASI ENGELLENDİ

'Danıştay saldırısında kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı'' iddiasına ilişkin hazırlanan iddianamede, olay tarihinde OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi Genel Müdürü olan Orhan Çoban'ın, ''Ergenekon Terör Örgütü''nün amaçlarından olan, ülkede kaos ortamı oluşturmak amacıyla yapılan Danıştay saldırısı eylemini kolaylaştırmak amacıyla kameraların kayıt yapmasını engellettiği, hard disklerde bulunan görüntü ve kayıtları sildirmek suretiyle örgütün amaçlarına hizmet ettiği ve Danıştay 2. Dairesi başkan ve üyelerine yapılan saldırıyı kolaylaştırmak suretiyle eylemin yapılmasını sağladığı kaydedildi.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu Orhan Çoban'ın ifadesinde, arızalarda mutlaka servis formu doldurulduğunu söylediği belirtilerek, ancak OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri ve Danıştay Başkanlığı'ndan temin edilen evraklarda, 16 Mayıs 2006 tarihinde görevli Serkan Akyıldız tarafından Danıştay Bilgi İşlem Müdürlüğü'nde görevli mühendis şüpheli Celalettin Yüksekkaya'dan tutanakla, servis formu düzenlenmeden ve herhangi bir neden belirtilmeksizin kayıt cihazının sökülerek alındığı, yerine geçici bir cihazın da takılmadığı vurgulandı.

Konuyla ilgili bilirkişi tarafından düzenlenen 12 Ocak 2010 tarihli raporda, söz konusu hard diskte herhangi bir arızaya rastlanılmadığının belirtildiğine yer verilen iddianamede, dolayısıyla şüpheli Orhan Çoban'ın, hard diskin ciddi hasarlı olduğu yönündeki beyanının bilirkişi raporuyla çeliştiği ifade edildi.

İddianamede, bilirkişi raporuyla arızalı olmadığı tespit edilen hard diskin sökülmesiyle şüpheliler tarafından saldırgan Alparslan Arslan'ın olay esnasındaki görüntülerinin kayıt altına alınmasının engellendiği belirtilerek, şüphelilerin arızalı olmadığı tespit edilen hard diski ve hard diskten elde edilen görüntüleri 3,5 yıl süresince sakladıkları kaydedildi.

Barış Demirtaş'ın emniyette alınan ifadesinde, kendilerinin hard disklerle alakalı yaptıkları işlemlerin tamamının yönetimin talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiklerini beyan ettiği ifade edilen iddianamede,  Selim Kavaklıoğlu'nun ise ifadesinde, kayıt cihazlarından görüntü kurtarılmasıyla ilgili talimat vermediğini, Orhan Çoban'ın, şüpheli Barış Demirtaş'a ''görüntüleri kurtar'' diye talimat vermiş olabileceğini söylediği belirtildi.

İddianamede, Kavaklıoğlu'nun hard disklerin adli makamlardan 3,5 yıl boyunca saklanmasındaki sorumluluğun o dönem genel müdür olan Orhan Çoban'a ait olduğunu beyan ettiğine dikkat çekilerek, ''Dolayısıyla Danıştay Başkanlığı'ndaki görüntü kayıtlarının bulunduğu hard disklerin formatlanması, söz konusu hard disklerin saklanması ve buna benzer saldırı eyleminin üzerini örtmeye, karartmaya yönelik eylemlerin, OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiği anlaşılmıştır'' denildi.

Çoban'ın her ne kadar hard disklerin üzerinde yapılan çalışmaların görüntü kurtarmaya yönelik olduğunu ve cihazın istenmediği için saklandığı şeklinde beyanda bulunmuş olsa da bir dönem şirkette çalışan Mutlu Demirtaş'ın ifadesinde, OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri A.Ş'nin gerçekleşen adli bir olaya ait görüntü kayıtlarını kurtarma gibi bir yetkisinin olmadığını, böyle bir durumda tüm cihazı, verileri elde ne varsa emniyete teslim edilmesi gerektiğini, daha önce bu tür olaylar yaşandığında cihaz ve bilgileri gelen görevlilere anında teslim ettiklerini ve müdahalede bulunmadıklarını beyan ettiği anlatıldı.

İddianamede, OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri tarafından teslim edilen hard disklerin, log kayıtlarının incelendiği, 5 Mart 2012 tarihli bilirkişi raporuna göre, Danıştay'dan sökülen bir adet hard diskin halen teslim edilmediğinin anlaşıldığı belirtilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

''Ayrıca, Danıştay binasındaki güvenlik kamera sistemine ait hard disklerle ilgili, bilirkişilerin düzenlediği raporun, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulduğu ve raporun aleniyet kazanmasından sonra, bilirkişi raporu ve hard disklerle ilgili birçok defa ilgili personel ile toplantı yapıldığı, OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri yönetiminin personelin nasıl davranacağı yönünde strateji geliştirdikleri, bu kapsamda çalışanların beyanat vermemeleri ve telefon görüşmelerine dikkat etmeleri konusunda ikaz edildiği anlaşılmıştır.''

Zahit Engin'in ifadesi

Bu duruma ilişkin bazı iletişim tespit tutanaklarındaki konuşmalara yer verilen iddianamede şöyle denildi:

''Bilgi sahibi Zahit Engin'in 10 Şubat 2009 tarihinde İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde alınan ifadesinde, 2000 yılında Ankara Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, 2001 yılında Genelkurmay İstihbarat Okul Komutanlığı görevlerini yaptıktan sonra 2002'de emekli olduğunu, Ankara'da görev yaptığı yıllarda, Genelkurmay içerisinde emekli asker ağırlıklı ve geneli Özel Kuvvetler mensubu şüphelilerden oluşan 'Ergenekon'un varlığından bahsedildiğini, 'Ergenekon'un genelde özel harpçilerden oluştuğunu, Danıştay olayında binanın güvenliğini OYAK Güvenliğin yerine getirdiğini, OYAK Güvenliğin başında, eski özel harpçi Kurmay Albay Orhan Çoban'ın bulunduğunu, Danıştay olayının dinci bir örgüt tarafından yapılmadığını anladığını, olayı gerçekleştiren Alparslan Arslan'ın 'Ergenekon' örgütü ile ilişkilerinin ortaya çıkmasının da kendi düşüncesini doğruladığını, kamuoyunda 'Yeşil' olarak bilinen Mahmut Yıldırım ile yaptığı görüşmelerde, Orhan Çoban'ın güçlü bir albay olduğundan bahsettiğini, bu nedenle Danıştay saldırısında Orhan Çoban'ın güvenlik şirketinin işin içinde olduğunu öğrenince bu olayın arkasında 'Ergenekon'un olduğunu düşündüğünü beyan etmiştir.''

İddianamede, Danıştay saldırısıyla bu binada kurulu bulunan OYAK Savunma Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi'ne ait kameraların kayıt yapamaz hale getirilmesi ve delillerin tamamen yok edilmesinin 'Ergenekon terör örgütü'nün amaçlarına ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla yapıldığı kanaatine varıldığı anlatıldı.

İddianamede, şu ifadelere yer verildi:

''Orhan Çoban'ın, görevi ve konumu itibariyle, 'Ergenekon terör örgütü'nün ülkede kaos ortamı oluşturarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacıyla yapılan Danıştay saldırısında, arızalanan kameraların arızasının tamamen giderilmemesi, arızaya müdahale edildiğinde ise geçici olarak arızanın giderilmesi, sökülen kayıt cihazının yerine yedeği takılmayarak kameraların görüntü almasının engellenmesi, Danıştay saldırısından önce sanık Alparslan Arslan'ın keşif görüntülerinin silinmesi amacıyla arızası tespit edilemeyen hard diskteki görüntülerin geri getirilmeyecek şekilde silinmesi ve saldırı öncesi sökülen cihaz yerine yeni bir cihaz taktırmayarak saldırı günü görüntülerin kaydedilmesinin engellenmesi talimatını verdiği, Orhan Çoban'ın bilgisi ve talimatı doğrultusunda da kayıt cihazındaki görüntüleri Barış Demirtaş'ın sildiği tespit edilmiştir.

Orhan Çoban, ''Ergenekon Terör Örgütü''nün amaçlarından olan, ülkede kaos ortamı oluşturmak amacıyla yapılan Danıştay saldırısı eylemini kolaylaştırmak amacıyla bilgi işlem sorumlusu Barış Demirtaş'a talimat vererek kameraların kayıt yapmasını engellettiği vurgulanan iddianamede, hard disklerde bulunan görüntü ve kayıtları sildirmek suretiyle ''Ergenekon Terör Örgütü''nün amaçlarına hizmet ettiği, Danıştay 2. Dairesi başkan ve üyelerine yapılan saldırıyı kolaylaştırarak eylemin yapılmasını sağladığı belirtildi.

GERİ GETİRELEMEYECEK ŞEKİLDE SİLİNDİ

Özel yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, şüpheliler Mustafa Özyılmaz, Yavuz Selim Kavaklıoğlu ve Barış Demirtaş'ın OYAK Güvenlik şirketi tarafından Danıştay binasına kurulan ve olay tarihinde sökülen kayıt cihazına müdahale edilerek görüntülerin geri getirilemeyecek şekilde sildikleri ifade edildi.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen 63 sayfalık iddianamede, şüpheli Mustafa Tarık Özyılmaz'ın olayın olduğu dönemde, Oyak güvenlik şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı ve 2011 yılında ise söz konusu kurumda genel müdür olduğu belirtildi.

Şüpheli Özyılmaz'ın ifadesine yer verilen iddianamede, Özyılmaz'ın, Danıştay saldırısı olduğunda il dışında bulunduğunu, Danıştay Başkanlığı'nda kurulan kamera güvenlik sistemiyle ilgili herhangi bir bilgi ve sorumluluğunun olmadığını belirterek, bunun kendi sorumluluk alanına girmediğini beyan ettiği kaydedildi.

İddianamede, OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş. tarafından 25 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay Başkanlığı'na hitaben yazılan ve 'cihazın hard diskinin ciddi hasar gördüğü, yeni bir cihazın montajı amacıyla 17 Mayıs 2006 gününün sabahı, Danıştay binasına gelindiğini ancak menfur saldırı nedeniyle montaj işinin öğleden sonra gerçekleştirilebildiği, hard diske kaydedilen arıza öncesi görüntüleri kurtarma çalışmasına devam edildiği'' ifadelerine yer verilen yazıda, Özyılmaz'ın imzasının bulunduğu anlatıldı.

OYAK Güvenlik şirketiyle ilgili emniyet birimlerine 1 Mayıs 2010 tarihinde gelen ihbara değinen iddianamede, söz konusu ihbarda, ''OYAK grubu içerisindeki 'Ergenekon' kadrolaşmaları, belge ve dokümanlarının en geç iki gün içerisinde imha edilmesi emredildi'' şeklinde anlatımların yer aldığı kaydedildi. Bu kapsamda ihbardan bir gün sonra şüpheli Mustafa Tarık Özyılmaz ile Osman Nuri Tatar arasında geçen telefon görüşmelerinde, iki şüphelinin, arşivdeki bazı belge ve bilgileri imha ettiklerinin tespit edildiği kaydedildi.

Görüntüler, geri getirilemeyecek şekilde silinmiş

İddianamede, şüpheliler Mustafa Özyılmaz, Yavuz Selim Kavaklıoğlu ve Barış Demirtaş'ın OYAK Güvenlik şirketi tarafından Danıştay binasına kurulan ve olay tarihinde sökülen kayıt cihazına müdahale edilerek görüntülerin geri getirilemeyecek şekilde sildikleri ifade edilerek, bu şüphelilerin, saldırı öncesi sökülen cihaz yerine yeni bir cihaz taktırmayarak saldırı günü görüntülerin kaydedilmesinin engellenmesine, Danıştay saldırısından sonra 3,5 yıl boyunca kayıt cihazının ilgili Cumhuriyet savcılığına bilgisi dahilinde teslim edilmediğine ve saldırı yapıldıktan sonra delilleri karartmaya yönelik yapılan toplantılara iştirak ettikleri belirtildi.

Şüpheli Metin Almalı'nın, Danıştay binasında bulunan güvenlik kamera sisteminde 3 Mayıs 2006 tarihinde meydana gelen arızaya müdahaleyi 5 Mayıs 2006 tarihinde yaparak arızanın giderilmesini geciktirdiği ifade edilen iddianamede, şüpheli Almalı'nın 16 Mayıs 2006 tarihinde, arızalı olmayan hard diskin servise alınması talimatını verdiği ve hiçbir neden belirtmeksizin sökülen cihazın yerine geçici bir cihaz takılmamasından sorumlu olduğu vurgulandı.

İddianamede, şüpheli Serkan Akyıldız'ın, Danıştay saldırısından sonra OYAK Güvenlik Şirketi tarafından delillerin gizlenmesi için yapılan toplantılara katıldığının belirlendiği kaydedilen iddianamede, Akyıldız'ın, Danıştay saldırısından önce sanık Alparslan Arslan'ın keşif görüntülerinin silinmesi amacıyla arızası tespit edilemeyen hard diskteki görüntülerin geri getirilmeyecek şekilde silinmesini ve saldırı öncesi sökülen cihaz yerine yeni bir cihaz taktırmayarak saldırı günü görüntülerin kaydedilmesinin engellenmesine iştirak ettiği kanaatine varıldığı ifade edildi.

İddianamede, OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri'nde teknisyen olarak görev yapan şüpheli Murat Kablan'ın, ''Ergenekon terör örgütü'' üyesi olduğuna dair yeterli delil bulunmasa da örgütün amaçlarından olan, ülkede kaos ortamı oluşturmak amacıyla yapılan Danıştay saldırısı sırasında, suç delillerinin gizlenmesi ve yok edilmesine yönelik çalışmalar yaptığı, örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

Olay tarihinde Danıştay Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezi'nde mühendis olarak çalışan Celalettin Yüksekkaya'nın saldırıdan bir gün önce bilirkişi tespitine göre arızalı olmayan hard diski herhangi bir neden belirtmeksizin düzenlenen tarihsiz ve saatsiz bir tutanakla Serkan Akyıldız'a teslim ettiği belirtilen iddianamede, mayıs ayı içerisinde meydana gelen arızalarla ilgili düzenlenen servis formlarında, Yüksekkaya'nın imzasının bulunduğu ve kayıt cihazının değişik tarihlerde OYAK güvenlik şirketince sökülmesine rağmen, şüpheli tarafından yedek kayıt cihazı taktırılmadığına yer verildi.

''Şirket olarak biz bu işi yaptık''

İddianamede, Yüksekkaya'nın, 17 Mayıs 2006'da yeni bir kayıt cihazı takıldıktan sonra, 16 Mayıs 2006 tarihindeki görüntülerin kurtarılamadığı ve sistemin formatlandığı şeklinde düzenlenen servis formunu sorgulamadan imzaladığı ifade edilerek, Yüksekkaya'nın herhangi bir neden belirtmeksizin 16 Mayıs 2006 tarihinde arızalanan hard diski Serkan Akyıldız'a teslim ederek yedek hard disk taktırmayıp kameraların çalışmaması ve hard disk üzerinde silme işlemi yapılması eylemine katıldığı kanaatine varıldığı kaydedildi.

İddianamede, OYAK güvenlik şirketinde satın alma ve lojistik sorumlusu olan Erdem Acun'un Danıştay saldırısından sonra delillerin gizlenmesine yönelik şirketin güvenlik görevlileri tarafından yapılan toplantılara katıldığı anlatıldı.

Olay tarihinde söz konusu güvenlik şirketinde teknisyen olarak çalışan Murat Ünal'ın ifadesinde, Danıştay binasındaki kameraların arızalanması nedeniyle hazırlanan servis formlarında ismi olmamasına rağmen Danıştay saldırısından sonra OYAK şirket görevlileri ile birlikte yapılan delillerin gizlenmesi yönündeki toplantılara katıldığına yer verilerek, dinlenen telefon görüşmesinde şüpheli Doğan Boztaş'a ''Şirket olarak biz bu işi yaptık. Böyle bir şerefsizlik var mı ya'' dediği, Doğan'ın, ''O Danıştay saldırısında, oradaydın değil mi '' deyince, ''He!'' şeklinde cevap vererek olayın içerisinde olduğunu kabul ettiği kaydedildi. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler