YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
4 konuda uzlaştılar
Hükümet ile BDP arasındaki görüşmeye yeni Anayasa tartışması damga vurdu. BDP yeni Anayasa için hemen çalışmaya başlanması gerktiğini ifade etti
4 konuda uzlaştılar
24 Eylül 2010 / 08:56 Güncelleme: 24 Eylül 2010 / 09:06

* Diyalog sürmeli,
* Yeni anayasa olmalı,
* Zeynep’ler ölmemeli,
* Kendimiz çözmeliyiz.


Hükümetin iki önemli isminin BDP yönetimi ile yaptığı görüşmede, 4 ana konuda uzlaşma sağlandı. Görüşmede hükümet eski Finlandiye Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari’nin de devreye girmesinin ardından gündeme gelen, arabulucu ile “uluslararası çözüm” yerine sorunu “Türkiye’nin kendi içinde çözmesini” istedi. Başbakan Yardımcısı Çiçek açıklamasında bu konuyu özellikle vurguladı; “Hiçbir ülke kendi sorununu başkalarına ciro edemez. Başkalarından da bu noktada çok fazla katkı beklemesi gerçekçi olmaz.”  Ancak BDP Genel Başkanı Demirtaş’ın bu konuda bağlıyıcı bir açıklama yapmaması dikkat çekti ve hükümetin referandum sonucunun verdiği fırsatı iyi değerlendirmesini isteyerek “Hükümetin de şu saatten sonra, daha cesur siyasi kararlılık ve demokrasi özgürlükler konusunda siyasi cesaret gösteren bir tutum içerisinde olmasını temenni ediyoruz” dedi.

 Uzlaşma sağlanan konular iki tarafın açıklamalarına da yansıdı:

Diyalog sürsün

Çiçek: Bu diyaloğun devam etmesinde fayda görüyoruz. Umut Ediyoruz ki yeni sayfa açılmış olsun

Demirtaş: Bunlar olağan görüşmeler olmalıdır ve sürmelidir.

Şiddet bitsin

Çiçek:
İnsanlar ve vahşetlerle, cinayetlerle hayatını kaybetmemeli.

Demirtaş: Ülkenin hiçbir kentine cenaze gitmemeli, gözyaşı durmalı.

Yeni anayasa yapılsın

Çiçek:
Birçok sorun bugünkü anayasadan kaynaklanıyor. Bunun yolu çağdaş normlara uygun yeni bin anayasadan geçiyor.

Demirtaş: Yeni anayasa süreci geciktirilmeden başlamalı.

Çözüme herkes katılsın

Çiçek:
Biz bu ülkenin her sorununu herkesle konuşmaya varız. Diğer partilerle de konuşacağız.

Demirtaş: Siyasi partiler üzerine düşen rolü yerine getirmeli.


1999 süreci tekrarlanıyor

Kürt sorununun kalıcı ve barışçıl yöntemlerle çözümü konusunda dün ‘sivil yetkililer’ İmralı Adası’nda Öcalan’la Meclis’te de hükümetin iki önemli ismi BDP yöneticileri ile görüştü.

Ankara-İmralı hattında Kürt sorunun kalıcı ve demokratik yöntemlerle çözümü için atılan adımlar, 1999 sürecini yeniden gündeme getirdi. İmralı’da görüşmeleri sürdüren sivil heyetin, öncelikli olarak ‘ateşkesin uzatılması’, ‘PKK’nın yurt içindeki güçlerini, yurt dışına çıkartması’, ‘Örgütün silah bırakması’ ana başlıklarında odaklandığı öğrenildi. Öcalan ile yakalandığı 1999 yılında da “PKK’nın silah bırakması ve silahsızlanma” konularında benzer bir süreç yaşanmıştı ve PKK, yurt içindeki güçlerini, sınır dışına çekmişti. 2 Ağustos 1999’da avukatları Öcalan adına, “Türkiye’de çatışma ve şiddet ortamı insan hakları ve demokratik gelişmenin önünde engel teşkil etmektedir. Ağırlıklı olarak Kürt sorunundan kaynaklanan şiddet bunda temel rol oynamaktadır. Çıkmazı aşmak ve sorunların çözüm yolu, şiddete son vermeyi gerektirmektedir. Bu nedenle PKK’nin 1 Eylül 1998’den beri tek taraflı yürütmeye çalıştığı ateşkes sürecinde, 1 Eylül 1999’dan itibaren silahlı mücadeleye son vermeye ve güçlerini barış için sınırların dışına çekmeye çağırıyorum.

Böylelikle demokratik çözüm yolunda yeni bir diyalog ve uzlaşma aşamasının gelişeceğine inancımı belirtiyorum” açıklamasında bulunmuştu. PKK da 4 Ağustos’ta avukatların çağrısına yanıt vererek, Türkiye içindeki silahlı güçlerini sınır dışına çekmişti. Ardından Öcalan’ın talimatı ile 1 Ekim 1999’da ‘1. Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’ adıyla 8 örgüt mensubu Türkiye’ye gelmişti. Bu süreç yine yerini şiddete bırakmıştı.

İmralı’da ne konuşuldu?

Ankara’da İmralı ile yeniden bu süreci tekrarlayarak ve hükümetin de atacağı bir takım siyasi adımlarla, “Silah bıraktırma” ve “silahsızlanmanın” kalıcı olmasının hedeflediği öğrenildi. İmralı’da sürdürülen görüşmelerde ise pazarlığın örgütün “eylemsizlik süresini uzatması”, aynı süreçte de “örgütün Türkiye’deki güçlerini sınır dışına çekmesi”, “örgütün silahlarını bırakması” üzerinde devam ettiği öğrenildi.

Ağustos ayında 20 Eylül’e kadar “eylemsizlik” süresi ilan eden ve sonra tarihi belirsiz olmasına rağmen “bir sonraki açıklamaya kadar” süreyi uzatan örgütün eylemsizlik süresini daha “orta vade” sayılabilecek şekilde uzatması isteniyor. Sürenin uzatılmasından sonra atılacak adımlar doğrultusunda örgütün “kalıcı ateşkes” noktasına gelmesi de hedefleniyor. İmralı’daki görüşmelerde eylemsizlik süresi içinde örgütün Türkiye içindeki unsurlarının yurt dışına çıkması, buna paralel olarak silahların tümüyle bırakılması üzerinde de mutabakat aranıyor.


GECİKMEYİN, DESTEKLERİZ

Hükümet ile BDP’nin 1 saat 40 dakikalık görüşme TBMM’de Başbakanlık makamında gerçekleşti.

HÜKÜMETLE görüşmeye BDP tarafından Genel Başkan Selahattin Demirtaş, Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ve BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın katıldı. 1 saat 40 dakika süren görüşmenin ardından ilk açıklama BDP kanadından geldi.

DİYALOG SÜRMELİ: Demirtaş, geçen hafta yapılması planlanan görüşmenin, Hakkari’deki saldırı nedeniyle dün gerçekleştiğini belirterek şöyle dedi: “Siyasi partilerle diyalog içerisinde olabilmek, tartışabilmek, konuşabilmek, görüş alışverişinde bulunabilme süreçlerini çok önemsiyoruz. Bu görüşme, bütün sorunlarımızı tartışarak, konuşarak, müzakere edilerek çözülebilmesi açısından bir vesile olur. Sadece Hükümetle BDP arasında değil, bütün partiler arasında diyalog sürecinin başlamasına da vesile olur. Görüşmeyi önemsiyoruz.

YENİ ANAYASA: Yeni bir anayasa sürecini destekliyoruz ve tartışmalar bir an önce başlamalı, geciktirilmemeli. BDP olarak tartışmaların, görüşmelerin sürmesi gerektiği kanaatindeyiz. Eğer partiler arası diyalog olmazsa, sürmezse ve ülkenin barışına katkı sunabilecek müzakereler hayata geçirilemezse, böylesi tek bir görüşmeden çözüm çıkmayacağı, geçmiş deneyimlerle ortaya çıkmıştır. Umut ediyorum ki Türkiye’de aklı selim hakim olur. BDP barışa da demokrasiye de katkı sunmaya hazırdır. Bunun için siyasi bir aktör olarak rol almaya hazırdır. Hükümetin de şu saatten sonra, daha cesur siyasi kararlılık ve demokrasi özgürlükler konusunda siyasi cesaret gösteren bir tutum içerisinde olmasını temenni ediyoruz.

ÇABAYA DEVAM EDEDCEĞİZ: (PKK’nın eylemsizlik süreci ele alındı mı? sorusu üzerine) Elbette ki siyasi partiler, bu konuda üzerine düşen rolü yerine getirebilmelidir. Bu konuda BDP olarak uzun süreden beri çaba sarfediyoruz. Akan kanın, gözyaşının durabilmesi için çaba sarfetmeye devam edeceğiz.

DEMOKRATİK ÖZERKLİK: (Meydanlarda dile getirdiğiniz demokratik özerklik konusunu görüşmede dile getirdiniz mi? sorusunu üzerine) Partimizin programında olan bütün konuları, yeni anayasaya aktarma konusunda politika üreteceğiz.

İMRALI’YLA GÖRÜŞME: (İmralı’nın muhatap alınması yönünde bir söyleminiz oldu mu?” sorusu üzerine) Bazı görüşmelerin sürdüğü biliniyor. O konuda söyleyecek yeni bir şey yok.

ÇÖZÜM: Yeni bir anayasa isteyenlerin bu kadar güçlü olduğu bir ortam şüphesizki olumlu bir ortamdır. Mesele, bu olumlu ortamları ve fırsatları ne kadar değerlendirebileceğimizdir. Yoksa çözüm her zaman mümkündür. Fakat fırsatlar ne kadar kullanılabilir, doğrusu bu konuyu izlemek istiyoruz. İzlemekle de yetinmeyeceğiz bunun mücadelesini sürdüreceğiz. Bu görüşmeye bu kadar tarihi bir anlam yüklemek doğru değil, sonuçta iki siyasi parti biraraya gelip Türkiye’nin meselelerine ilişkin görüş alış verişinde bulundular. Bunlar olağan görüşmeler olmalıdır ve sürmelidir. Bir görüşmeyle ne çözüm ne de çözümsüzlük çıkar.


SORUNLARIMIZI CİRO EDEMEYİZ

Çiçek gazetecilere, “Notları görüyorsunuz sonra gazetede onlar çıkıyor. Bu hatayı bir defa daha yapmam” diye espri yaptı.

HÜKÜMET kanadından ise açıklamayı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek yaptı. Demirtaş’ın açıklamasını tamamlamasını bekleyen Çiçek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile gazetecilerin karşısına çıkarak, görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Çiçek, özetle şöyle konuştu:

GİZLİ DEĞİL: Görüşmeden hemencecik her şeyin çözüldüğü, çözüleceği veya çözülemeyeceği gibi olumlu, olumsuz anlam yüklemeyi, bundan sonraki değerlendirmeleri bunun üzerinde yapmayı doğru bulmuyoruz. Neticede olağan,olması gereken, geçmişte de zaman zaman yapılmış olan bir görüşmedir. Konuştuğumuz konular Türkiye’nin sorunudur. Dolayısıyla bu diyaloğun devam etmesinde fayda görüyoruz. Umut ediyoruz ki yeni sayfa bu manada açılmış olur.

YENİ ANAYASA: Halk oylamasıyla birlikte yeni bir sayfa açılması gerekiyor. Referandumdan çıkan yüzde 58 oranındaki ‘Evet’ birinci mesaj. Demokrasiyi tercih ettiğimize göre, bu mevsimlik, geçici değil, bir temel tercih. Kaliteli bir demokrasi, yüksek standartta bir demokrasi... Bunun yolu çağdaş normlara, anlayışlara uygun yeni bir anayasadan geçiyor. Yeni bir anayasa müzakeresine, seviyeli bir tartışmaya, konuyu saptırmadan kendi bağlamında tutarak yeni bir anayasa çalışmasına, tartışmasına ihtiyaç var. Birçok sorun bugünkü anayasadan kaynaklanıyor. Bunun için de bugünden çağrıda bulunuyoruz. Öncelikle, konuya ilgi duyan hemen herkes, en başta siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları dahil, her defasında esasın önüne geçen ve en önemli konuların gerçekleşmesinin önündeki en büyük engel gözüken ’yöntem’ konusunu tartışılmamız gerekiyor. Yeni anayasanın içeriğiyle ilgili bu çalışmaları şimdi başlatalım. Herkes kendi yönünden başlasın. İcap ediyorsa bir araya gelip başlatalım. Görüşmede, bu anayasa konusu, bu çerçevede gündeme gelmiştir. Hem yöntem hem de içerik itibariyle. Bu ülkenin ne sorunu varsa demokrasi, hukuk kanallarından giderek çözüme kavuşturabiliriz. Bu ülkenin çözülemeyecek sorunu yok ve bunu da kan, gözyaşı dökülmeden çözme imkanı vardır.

HERKESLE KONUŞURUZ: Biz ülkenin her sorununu herkesle konuşmaya varız. Herkesle konuşacağız, tartışacağız ve sorunları demokrasi, hukuk içinde kalarak çözmeye gayret edeceğiz. Bu manada bugünkü görüşme şahsi kanaatim itibariyle faydalı bir görüşme olmuştur. Bundan sonra da ümit ediyoruz ki fırsat buldukça sadece BDP ile değil, Meclis’teki her partiyle her konuyu konuşma noktasında yeni bir sayfayı başlatmış oluruz.

İADEYİ ZİYARETLER OLABİLİR: (Diğer partileri de davet edeceksiniz? sorusu üzerine) Ben bir yöntem telkin etmiyorum. ’görüşmeliyiz’ diyorum. Bunun 50 tane yolu, yöntemi vardır. Biz gidebiliriz, onlar gidebilirler. Bizim ziyaret ettiklerimiz var, iade edilmesi gereken ziyaretler var.

BAŞKALARINA CİRO EDİLMEZ: emokrasi de insan hakları da özgürlük de insanlar içindir. İki yaşındaki çocuk bacağını kaybediyor, beş yaşındaki çocuk hayatını kaybediyorsa, kadınlar gençler, yaşlı insanlar hayatlarını kaybediyorsa, onlar için demokrasi, özgürlüğün bir anlamı olmaz. Biz onları geri getiremeyiz. Onun için insanlar bu ve benzeri vahşetlerle, cinayetlerle hayatlarını kaybetmemelidir. Artık yeteri kadar hepimiz üzüldük, hepimiz belli sıkıntıları yaşadık. Yapacağımız her türlü çaba, böyle sonuçların bir daha yaşanmaması içindir. Devlet olarak bu sorunları biz çözeriz, çözeceğiz. Bizim sorunlarımızı da başkası çözmez zaten. Hiçbir ülke kendi sorununu başkalarına ciro edemez. Başkalarından da bu noktada çok fazla katkı beklemesi gerçekçi olmaz. (Vatan)

NE GEREKİYORSA YAPILSIN !
 // BATUHAN
Doğru yoldasınız özellikle hükümet ne kadar insani davranıp çekinmeden doğru kararlar alırsa okadar kalıcı, verimli ve uzun vadeli olur, istismarcılarda kendilerine başka iş ararlar. Hele şu abd ve israilin oyunları bir bozulsaydı tekrarının olmaması bugünki MİT'le çok kolay çünki bu kadar tecrübe çok fazla oldu fakat zararın neresinden dönülürse orası kardır....
24 Eylül 2010 12:27
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler