YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'367'den fazla vekille iktidar olsak da...'
Devlet Bakanı Arınç, '367'nin üzerinde milletvekiliyle iktidar olsak bile, hazırlanacak anayasayı halk oylamasına sunacağız.' dedi.
'367'den fazla vekille iktidar olsak da...'
06 Nisan 2011 / 23:59 Güncelleme: 07 Nisan 2011 / 00:29

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yarısı değişmiş, maddeler arasında uyum kalmamış, birbirinden bağımsız hale gelmiş bir Anayasa ile yönetilmeyi yanlış bulduklarını belirterek, ''Yeni Anayasa demokratik ve katılımcı yöntemle hazırlanacaktır, bundan kimsenin endişesi olmasın. 367'nin üzerinde milletvekiliyle iktidar olsak bile, parlamentodan çıkacak olan metni mutlaka halk oylamasına sunacağız'' dedi.

Arınç, ABD'deki düşünce kuruluşu German Marshall Fund'da soruları da yanıtladı. Bir soru üzerine, Türkiye'nin AB üyeliğinin geçmişten bu yana gelen devlet projesi olduğunu belirten Arınç, AB süreciyle ilgili 1963 yılında Ankara Antlaşması'nın imzalanmasından sonra 40 yıl boyunca AB'ye girilmesi hususunun konuşulduğunu, ancak ciddi adımlar atılmadığını ifade etti.

AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından AB süreci konusunda en kapsamlı ve en ciddi reformların yapıldığına dikkati çeken Arınç, Türkiye'nin AB standartlarına ulaşmak için tüm kriterleri yerine getirdiğini, ABD'nin de Türkiye'nin AB'ye girme sürecine yönelik desteğini önemsediklerini dile getirdi.

Türkiye'nin tarihi, coğrafi ve jeopolitik konumu nedeniyle hem Doğu hem de Batıya yakın olduğunu ifade eden Arınç, Türkiye'nin halkının çoğunluğunun Müslüman olduğunu, Cumhuriyetin kuruluşunun temellerinde laiklik ve sosyal hukuk devleti olmanın da bulunduğunu belirterek, bunlara yürekten inandıklarını ve çağdaşlaşmak için önemli ilkeler olarak gördüklerini söyledi.

Atatürk'ün ''Yurtta Sulh Cihanda Sulh'' sözünü hatırlatan Arınç, Türkiye'nin barış konusunda her zaman yapıcı rol oynamaya çalıştığını belirtti. Türkiye'nin bugün hem bölgesiyle hem de dünyanın her yeriyle ilgilendiğini kaydeden Arınç, ''tek veya iki kutuplu dünya'' gibi çeşitli düşünceler taşımadıklarını ifade ederek, Türkiye'nin hem Rusya hem de ABD ile iyi ilişkilere sahip olduğunu anımsattı.

Arınç, ABD Başkanı Barack Obama'nın göreve başladıktan sonra ilk ikili ziyaretini Türkiye'ye yapmasını ve Türk-Amerikan ilişkileri için ''model ortaklık'' terimini kullanmasını önemli bulduklarını belirterek, ''Bu, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlü, dürüst ve karşılıklı çıkarlara dayalı olmasını gerektiriyor. Gerçekten de iyi bir ilişki kuracaksak, bunlara dikkat etmeliyiz'' diye konuştu.

Türkiye'nin gelişen ekonomisiyle AB'nin de hayat damarlarından biri olduğunu belirten Arınç, bugün Türkiye'den 4 saat mesafelik bir uçuşla 60'dan fazla ülkeye varılabileceğine dikkati çekerek, Türkiye'nin bir merkez konumunda olduğunu söyledi. Arınç, ''Dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın da Sayın Başbakanımızın da Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu'nun da dünyanın her köşesiyle ilgili olması, bizce büyük bir avantaj'' dedi.


-''DEMOKRASİDEN, DEĞİŞİMDEN YANAYIZ''-


Türkiye'nin iki yıllık BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği süresince de dünyada dürüstlüğün, güvenilirliğin sesi olmaya çalıştığını, bugün de mevcut kriz noktalarına bakış açılarının bu şekilde olduğunu anlatan Arınç, şöyle devam etti:

''Demokrasiden, değişimden yanayız ama değişimin kansız olmasını, sivil halka ve ülkenin zenginliklerine zarar vermemesini, ülkelerin toprak bütünlüğünü bozacak ölçüde olmamasını diliyoruz. Bunlar zaman içerisinde yürürlüğe konabilecek olan, geçerliliği sağlanabilecek olan ilkelerdir.

Bugün ben şahidim, bazen Sayın Dışişleri Bakanıyla birlikte olduğumuz zamanlarda, 10-20 dakikada bir, dünyanın değişik yerlerinden telefon gelip belli konular üzerinde görüş istendiğini bilirim, Sayın Cumhurbaşkanıyla da bir arada olduğumuz zamanlarda da... Bunları Türkiye adına bir artı olarak görüyorum.

Önceliklerimiz; önce kendi bölgemizdeki huzur ve sükunun sağlanmasıdır, AB sürecindeki gelişmelerin süratle sonuçlanmasıdır, ABD ile ilişkilerimizin, düşüncelerimizin ve eylemlerimizin de hem örtüşmesi hem de bu konuda ciddi işbirliği yapılmasıdır.''

Bülent Arınç, Irak'ta yaşananları hatırladıklarını, Libya'daki gelişmelerin daha iyiye gitmesi noktasında gayret sarf ettiklerini ve insani yardıma önem verdiklerini belirterek, ''Taraflardan birisinin tam tarafında olmak yerine, iki tarafa da belirli ilkeler çerçevesinde hareket etmelerinin daha doğru olduğunu düşünüyoruz'' dedi.


-''COĞRAFYAYI BURADAKİLERDEN ÇOK DAHA İYİ TANIYORUZ''-


İnsani yardım noktasında NATO ve BM'nin, Türkiye'ye verdiği görevleri yerine getirdiklerini ifade eden Arınç, Libya'daki 1000'den fazla yaralının hastane haline getirilen feribotlarla Türkiye'ye taşındığını, bunların büyük kısmının muhalif kanatta yer alanlar olduğunu ve Türkiye'nin bu konuda hiçbir ayrım yapmadığını kaydetti.

Türkiye'nin TBMM'de aldığı kararla Libya'da sivil halka zarar verilmesini önlemek, insani yardımın koordinasyonunu yapmak ve bunu fiilen gerçekleştirmek için Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya'da bulunduğunu anlatan Arınç, ''Bu davranışımız eleştirilebilir ancak biz o coğrafyayı buradakilerden çok daha iyi tanıyoruz, o coğrafyadaki güçleri çok daha iyi biliyoruz. Aşiretlerin, güç odaklarının bulunduğu, herkesin silahlandığı ve silahlarını birbirine doğrulttuğu, acımasızca öldürdüğü yerlerde yapılabilecek şeyler, Türkiye'nin yaptıklarıdır. Dolayısıyla biz barış, demokrasi adına o ülkenin liderlerine de halkına da çok önemli mesajlar veriyoruz'' diye konuştu.


-''SİVİL, DEMOKRAT VE YENİ BİR ANAYASA''-


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, bir soru üzerine, AK Parti Hükümeti olarak 8 yılda Anayasanın hemen hemen 40'a yakın maddesini değiştirdiklerini, 100'den fazla yasayla ilgili olarak da Anayasa değişikliklerine uygun yeni kanunlar çıkardıklarını belirtti.

Türkiye'de 1960 yılından bu yana yapılan iki anayasanın da askeri darbelerden sonra hazırlandığını anımsatan Arınç, ''Dolayısıyla bunu bir sivil Anayasa olarak görmüyoruz ama halen bu Anayasa yürürlükte çünkü yenisini yapamadık'' dedi.

Arınç, Türkiye'nin 175 maddelik Anayasasının 78'e yakın maddesinin değiştiğine dikkati çekerek, ''Yarısı değişmiş bir Anayasa ile maddeler arasında uyum kalmamış, birbirinden bağımsız hale gelmiş bir Anayasa ile yönetiliyoruz. Bunu çok yanlış buluyoruz. Artık sivil, demokrat ve yeni bir Anayasayı, halkın temsilcilerinin bulunduğu TBMM yapmalıdır diye düşünüyoruz'' diye konuştu.

Son Anayasa değişikliğiyle darbelere ait geçmişin tüm izlerini sildiklerini ifade eden Arınç, ancak Türkiye'nin yine de yeni bir Anayasa yapması gerektiğini yineledi.

Arınç, 3-4 ay önce partilere, sivil toplum kuruluşlarına, nasıl bir Anayasa istediklerine yönelik hazırlık yapmaları yönünde çağrıda bulunduklarını hatırlatarak, ''seçimlerden sonra Anayasanın öncelikle TBMM'nin öncülüğünde daha çok katılımlı, toplumun bütün kesimlerinin mümkünse mutabakatını sağlayabilecek şekilde ve demokratik usullerle yapılması gerektiğini'' anlattı. Arınç, ''Sonunda bu Anayasa Meclisten nasıl çıkarsa çıksın referanduma sunulmalıdır. Referandum sonucunda da Anayasa kabul edilirse yürürlüğe girmelidir'' dedi.

Bülent Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

''Yeni Anayasa, demokratik ve katılımcı yöntemle hazırlanacaktır, bundan kimsenin endişesi olmasın. Yani biz diyelim ki 367'nin üzerinde milletvekiliyle iktidar olsak bile, Parlamentodan çıkacak olan metni, mutlaka halk oylamasına sunacağız. Geçmişte darbeciler hazırladıkları metni halk oylamasına sundular ama korku ve tehditte de bulundular; 'eğer bunu kabul etmezseniz, bundan sonra seçim yok, tepenizde kalırız ve gitmeyiz' dediler. Bu Anayasalar, biraz da bu korkuyla kabul edildi ama artık belki de birkaç partinin temsil edileceği ve dışardaki diğer partilerin de katkısının sağlanacağı ve 72 milyonun en az 50 milyondan fazlasının oy kullanacağı bir referandum sonucuna yeni Anayasayı bağlamak istiyoruz. Tartışma yapacağız, katılımcı olacak, uzlaşmaya çalışacağız, referandum da mutlaka olacak ve bu çalışmaları da TBMM yapacak.''


-''YENİ ANAYASA NASIL OLACAK ''-


Yeni Anayasanın yeterince kısa, öz ve açık olması gerektiğini vurgulayan Arınç, ''Yani herkesin farklı şekilde yorumlayacağı, herkesin farklı sonuçlar çıkarabileceği bir Anayasa yerine, herkesin 'evet bundan şu anlaşılıyor' diyebileceği bir Anayasaya ihtiyacımız var. Bizim anayasalarımız bir yemek kitabı, ansiklopedi gibi. Yani 'ne, nasıldır' diye sorduğunuz zaman her şeye cevap veren, şimdilik 180 maddeyle sınırlanmış bir Anayasa. Bazı kurumlar var ki kendi teşkilat kanunları içerisinde tanımlanması gerekir ama bizde Anayasada yer almıştır, bazı kısıtlayıcı tarifler yapılmıştır. Dolayısıyla yeni Anayasanın bu şekilde temel hak ve özgürlükleri içerisine alan, bireyin devlet karşısındaki gücünü ortaya koyan, birey odaklı bir Anayasaya ihtiyacımız var'' diye konuştu. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler