YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
3. yargı paketi tamam
3. yargı paketi tamam
31 Mayıs 2012 20:27
''3. Yargı Paketine'' ilişkin kanun tasarısı, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.

TBMM Adalet Komisyonu, ''3. yargı paketi'' olarak bilinen kanun tasarısını kabul etti.

Komisyon, geçicilerle birlikte 108 maddeden oluşan Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nı, 2 günü geçen hafta, 2 günü de bu hafta olmak üzere 4 günlük yoğun çalışmanın sonunda kabul etti.

Tasarı, hakimlerin tutuklama yerine adli kontrol uygulayabileceğine yönelik düzenlemedeki süre sınırını kaldıran konu başta olmak üzere, bir çok konuda önemli değişiklikler içeriyor.

Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı'na göre, her icra dairesinde Adalet Bakanlığı'nca atanacak bir icra müdürü, yeteri kadar icra müdür yardımcısı, icra katibi ile adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından görevlendirilecek mübaşir ve hizmetli bulunacak.

İcra müdür ve icra müdür yardımcıları, Adalet Bakanlığı'nca yaptırılacak yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre atanacak. İcra katipleri arasından bakanlıkça gerçekleştirilecek sözlü sınav sonucuna göre de icra müdür veya icra müdür yardımcılığı kadrolarına atama yapılabilecek.

İcra müdürü, icra müdür yardımcısı veya icra katibinin herhangi bir nedenden dolayı yokluğu durumunda görev ve yetkileri, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilecek yazı işleri müdürü veya zabıt katibi tarafından yerine getirilecek.

İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılacak.

İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılacak; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenecek, kaydedilecek ve saklanacak.


-Güvenli elektronik imza, elle atılan imza yerine kullanılabilecek-


Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmünde sayılacak ve söz konusu imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücüne haiz olacak. Güvenli elektronik imza, kanunlarda bu imzayla yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilecek.

Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak UYAP'a aktarılacak ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilecek. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanacak, ayrıca fiziki olarak gönderilmeyecek.


-İcra ve iflas dairelerinde nakit ödemeye son-


İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdi ödeme, Adalet Bakanlığı'nca uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yatırılacak. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş gününün çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilecek.

Uluslararası ilişkilerde ortaya çıkabilecek sorunların ortadan kaldırılması amacıyla yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra taleplerine ilişkin icra emrinde, uluslararası antlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra (kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması) yapılabileceği ayrıca ihtar edilecek.

Tasarıda, yabancı devletler aleyhine girişilecek ilamsız takiplerin yargı denetimine tabi olmaksızın, icra müdürlüğü işlemiyle başlatılmasının sakıncalarının önüne geçilmesi amacıyla değişiklik yapıldı. Buna göre, yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yoluna başvurulamayacak.

Takip talebi, icra dairesine yazılı ve sözlünün yanı sıra elektronik ortamda da yapılacak.


-Aile bireyleri için lüzumlu görülen eşyalar haczedilemeyecek-


Tasarıyla, borçlunun haline münasip evi de haczedilemeyecekler arasına alındı.

Buna göre, ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya; para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya, aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri, borçlunun haline münasip evi ve öğrenci bursları haczedilemeyecek. 

Haczedilecek malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılacak.

İcra memuru, haczi talep edilen malların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirecek ve ona göre karar verecek.

Yabancı devlet, parlamento ve hükümet başkanı ile hükümet üyelerinin resmi ziyaret, transit geçiş, gibi sebeplerle Türkiye'de bulundukları sürece, bu kişileri taşıyan ulaşım araçları muhafaza altına alınamayacak ve yediemine bırakılamayacak.

Kolluk kuvvetlerinin yakaladığı hacizli motorlu araçlar, en geç 3 işgünü içinde deposu bulunan en yakın icra müdürlüğüne teslim edilecek.

Haczedilen şey, üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmayacak.


-Hacizli mallar elektronik ortamda satılacak-


Hacizli malların satış ilanı elektronik ortamda da yapılabilecek. Elektronik ortamda verilecek teklifler, hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde 50'sinden az olamayacak, teklif vermeden önce de hacizli malın yüzde 20'si oranında teminat gösterilecek.

Hacizli malların birinci ve ikinci ihalesi icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılacak. Satılığa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilecek.

İcra ve iflas dairelerince, daire dışında tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı ilk işgünü günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilecek.

Hacizli malların satışı açık arttırma ile yapılacak, birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat önceden ilan edilecek. İlan, birinci ihale tarihinden en az 1 ay önce yapılacak, açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanacak. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden yirmi gün önce başlayacak, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erecek. İkinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme, birinci ihaleden sonraki 5. gün başlayacak, en az 20 gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erecek.

Bu tasarıdaki düzenlemeler yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında eski hükümler uygulanacak.

Rekabet Kurumu, Şeker Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu'nun kararlarına karşı açılacak davalar, Danıştay yerine yetkili idare mahkemesinde açılacak.

TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen tasarıya göre, bölge adliye mahkemelerinin devreye girdiği tarihe kadar, Yargıtay'ın bozma kararlarına karşı mahkemelerin verdiği direnme kararlarının temyizi halinde dava dosyası önce kararı veren daireye gönderilecek. Karar veren daire direnmeyi yerinde görürse kararını düzeltecek, yerinde görmezse talebi 10 gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na iletecek.

İçişleri Bakanlığı'nca oturmaya mecbur kılındıkları yerlerden kaçan yabancılara, 1 aydan 2 yıla kadar hapis cezası yerine, mülki amirce 500 liradan 3 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

Sınır dışı edildikleri veya Türkiye'yi terk etmeleri istenildiği halde, müsaadesiz gelmeye yeltenen yabancılar, 1 yıla kadar hapis cezası yerine, mülki amir tarafından 2 bin liradan 5 bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılacak ve sınır dışı edilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan belge almadan seyahat acentalığı yapanlara verilen 3 aydan 6 aya kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası, 2 bin liradan 5 bin liraya kadar idari para cezası olarak uygulanacak. Bakanlıktan belge almadan rehberlik yapanlara da 500 liradan 2 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

Tasarıyla, idari görevlerden Danıştay üyeliğine seçileceklerin devlet hizmetlerindeki 20 yıl çalışma şartı 15 yıla indiriliyor.

Tasarıda önergeyle yapılan değişikliğe göre, TBMM Genel Sekreteri ile düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanları da Danıştay üyesi olabilecek.

Önergeyle yapılan değişiklikle, kamu kurum ve kuruluşlarının başhukuk müşavirleri, birinci hukuk müşavirleri, hukuk hizmetleri başkanı ve hukuk işleri müdürü Danıştay üyesi olabilecek.


-Danıştay'ın bakacağı davalar-


Danıştay, ilk derece mahkemesi olarak, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlayacak.

Tasarıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nda bulunan 6 bin dosyanın karara bağlanabilmesi için, geçici süreyle Kurulun yapısı ve çalışma usulu değiştiriliyor. Geçici süre sonunda birikmiş dosyaların 2-3 yıl içinde karara bağlanması hedefleniyor. Böylece, Danıştay'ın ilk derece sıfatıyla baktığı davaların azaltılmasına paralel olarak, kurula yeni dosya gelişi azalacak ve süre sonunda kurul eski yapısına dönecek.

İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından görülecek davalarda bin TL olarak belirlenen parasal sınır, 25 bin TL'ye çıkarılıyor.


-Kimlik numarası da olacak-


Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesinde açtıkları idari davalardaki dilekçelerine, kimlik numarası da eklenecek.

Tasarıda, verilen önergenin kabul edilmesiyle yapılan değişikliğe göre, Anayasa Mahkemesi'ne iptali istemiyle başvuru yapılan kanunun yürütmesinin durdurulması kararı verilemeyecek. Buna göre, Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecek. Yürütmenin durdurulması kararlarında, idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkansız zararların neler olduğu belirtilecek. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecek.

Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilecek. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamayacak.

Tasarıda yapılan başka bir değişikliğe göre, hakim ve savcıların kendileriyle ilgili açacakları davalar, yargılamayı yapacak olan mahkemenin etkilenmemesi amacıyla, en yakın bölge idare mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde görülecek.

İdare ve vergi mahkemelerinin, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin sınıf geçmelerine ve not tespitine ilişkin işlemlerinin yanısıra; kayıt, nakil, ilişik kesme ve disiplin cezalarına ilişkin işlemlerle yükseköğretim öğrencilerinin sınıf geçme ve notlarının tespitine ilişkin işlemlere de bölge idare mahkemesinde itiraz edilebilecek.

İdare ve vergi mahkemelerinin; valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinler ile bunlara bağlı parasal haklara ilişkin idari işlemlere, kamu görevlilerine uyarma ve kınama cezası verilmesine ilişkin işlemlere, asker ailelerine yardım ile ilgili işlemlere de itiraz edilebilecek.


-Mahkeme başkanı veya hakim tarafından havale edilecek-


Dilekçeler, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde evrak büroları oluşturuluncaya kadar mahkeme başkanı veya hakim tarafından havale edilmeye devam olunacak.

Rekabet Kurumu ve Şeker Kurumu'nun nihai kararlarına karşı Danıştay yerine idare mahkemesinde dava açılabilecek. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava, öncelikli işlerden sayılacak. İdari para cezaları dahil, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından alınan bütün kararlara karşı açılan iptal davaları da Danıştay yerine yetkili idare idare mahkemesinde açılabilecek.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sektörle ilgili işlemlerine karşı açılacak davalar ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu'nun düzenleyici ve denetleyici nitelikteki kararlarına karşı, Danıştay yerine yetkili idare mahkemesinde dava açılabilecek.

 CMK'da yer alan, hakimlerin tutuklama yerine adli kontrol uygulayabileceğine yönelik düzenlemedeki süre sınırı kaldırılıyor.

TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen tasarıya göre, terör soruşturmasında görev alan kamu görevlilerinin soruşturma veya çağrı kağıtları, yakınlarının zarar görmemesi amacıyla ev adresi yerine iş adresine tebliğ edilecek.

Avukatın dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecek ise bu yetki kısıtlanabilecek. Ancak, şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları için en çok 3 ay süreyle kısıtlama kararı verilebilecek.

Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu tasarıda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının, bir muhakeme şartı olarak günlük süreli yayınlar yönünden 4 ay, diğer basılmış eserler yönünden 6 ay içinde açılması zorunlu olacak.

Toplama ve yasaklama kararı verilen yayınlar ve kitaplar hakkındaki yasaklama kararının kaldırılmasına ilişkin kapsam süresi genişletildi. Buna göre, 31 Aralık 2011 tarihine kadar mahkemelerce basılı yayınlarla ilgili olarak verilen toplatma, yasaklama, dağıtım ve satışın engellenmesi kararları, kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde, mahkemeden bu yasaklılığın devamı niteliğinde bir karar alınmamışsa kendiliğinden hükümsüz hale gelecek. Bu tür kararlarla ilgili bilgi ve deliller, 2 ay içinde başsavcılığa iletilecek. Hükümetin sunduğu tasarıda bu tarih, 1 Haziran 2005 olarak öngörülüyordu.


-Haberleşmenin gizliliği-


Tasarıyla, haberleşmenin gizliliğini ihlal edenlere verilen hapis cezaları, caydırıcılığı sağlamak amacıyla artırılıyor.

Kişiler arasında haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişiye uygulanacak hapis cezasının alt sınırı 6 aydan bir yıla, üst sınırı da 2 yıldan 3 yıla çıkarılacak. Bu gizlilik ihlali, haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse verilecek ceza, 1-3 yıl yerine, bir kat artırılarak uygulanacak.

Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimseye, 1-3 yerine 2-5 yıl hapis cezası verilecek.

Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi ise 6 ay-2 yıl hapis cezası yerine 1-3 yıl hapis cezasına çarptırılacak.

Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişiye 2 ay-6 ay yerine 2-5 yıl hapis cezası verilecek. Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi ise 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilecek.

Kaydederek elde ettiği konuşmaları hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, 2-5 yıl hapis cezasına çarptırılacak.

Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kişilere uygulanan hapis cezaları da artırıldı. Buna göre, bu kişilere 1-3 yıl ceza verilecek. Gizliliğin, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılacak. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

İfşa edilen bu verilerin basın yayın yoluyla yayınlanması halinde de aynı cezaya hükmolunacak.

Elektrik enerjisinin, suyun veya doğalgazın; sahibinin rızası olmaksızın, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi 2-5 yıl yerine 1-3 yıl hapis cezasına çarptırılacak.

Karşılıksız yararlanma suçunda fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı soruşturma tamamlanmadan önce tazmin etmesi halinde kamu davası açılmayacak. Zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise verilecek ceza 3'te 1'ine kadar indirilecek.

Yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiye ayrıca örgüte üye olmak suçundan verilecek cezada maktu indirim yapılması yerine, hakime indirim yapıp yapmama, yapacaksa bu indirimin oranı hakkında takdir yetkisi tanındı.

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılacak, ancak örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza 3'te 1'ine kadar indirilebilecek.

Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olan kişinin, haksız bir işin yaptırılması amacıyla girişimde bulunması için, kendisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmesi halinde hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Kişinin kamu görevlisi olması halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacak. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilecek.


-Rüşvet cezaları-


Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ancak bunun kişi tarafından kabul edilmemesi halinde, kamu görevlisi hakkında teşebbüs hükümlerine göre cezaya hükmolunacak ve verilecek ceza 2 yıldan az olamayacak.

Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması, rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi de müşterek fail olarak cezalandırılacak. Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde ise verilecek ceza 3'te 1'den yarısına kadar artırılabilecek.

Rüşvet suçu; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile bunların kurduğu şirketler ve vakıflar, dernekler, kooperatiflerce işlenmesi halinde de uygulanacak.

Yabancı kamu görevlisinin yanısıra, uluslararası mahkemelerde görev yapan hakimler, uluslararası parlamento üyeleri, tahkim için görevlendirilen hakemler de rüşvet almaları halinde rüşvet suçundan yargılanacak.

Yabancı kamu görevlilerine rüşvet verilmesi dolayısıyla, suçun Türkiye'de, yurtdışında vatandaş tarafından ve yabancı tarafından işlenmesi halinde Türkiye'de soruşturma yapılabilecek.

Görülmekte olan bir davada veya devam eden soruşturmada, hukuka aykırı karar vermesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması için yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs eden kişi, 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Soruşturmanın gizliliğini ihlal eden kişi de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilecek. Kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama ve görüntülerin gizliliğini ihlal eden kişi ise aynı cezaya çarptırılacak.

İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.


-Tutuklama yerine uygulanacak adli kontrolde süre sınırı kaldırıyor-


Tutuklamaya ilişkin kararlarda kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığıyla tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça yazılması gerekecek. Hakim veya mahkeme; tutuklamaya, tutuklamanın devamına ve tahliye isteminin reddine ilişkin karar verirken, kuvvetli suç şüphesinin varlığını, tutuklama nedenlerinin varlığını ve somut olayda tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu somut olgularla gerekçelendirecek.

Tasarıyla, CMK'da yer alan, hakimlerin tutuklama yerine adli kontrol uygulayabileceğine yönelik düzenlemedeki süre sınırı kaldırıyor. Yürütülen soruşturmada, CMK'nın 100. maddesinde belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilecek.

''Konutunu ve belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ile belirlenen yer veya bölgelere gitmemek'' şartları da şüphelinin tabi tutulacağı yükümlülükler arasında yer alacak.

Devlete ait yargılama giderlerinin ilgili kanunda terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde bu gider Hazine'ce karşılanacak.

Askeri Ceza Kanunu kapsamındaki suçlarla ilgili olarak da hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilebilecek.


-Basın yoluyla işlenen suçlara erteleme-


Basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların infazının ertelenmesinin toplumsal barışın sağlanması ve sürdürülmesi bakımından büyük önem taşıdığı ifade edilen tasarıda yer alan geçici düzenlemeye göre, 31 Aralık 2011 tarihine kadar basın yayın yoluyla ya da düşünce açıklama yöntemleriyle işlenen, adli para cezası ya da üst sınırı 5 yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı kamu davası açılması ile kovuşturmanın veya kesinleşmiş olan mahkumiyet hükümlerinin infazı ertelenecek. Kesinleşmiş olan hapis ve adli para cezalarının hükümlerinin infazı da ertelenecek.

Kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin erteleme kararının verildiği tarihten itibaren 3 yıl içinde yeni bir suç işlememesi halinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilecek. Cezasının infazı ertelenen kişi, 3 yıl içinde yeni bir suç işlemezse mahkumiyet bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak.

Dosyaların gereksiz şekilde dolaşarak zaman kaybının önlenmesi amacıyla; tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, elektrik, su ve doğalgaz hırsızlığı nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bulunan dosyalar başsavcılıkça, ilgili dairelerde bulunan dosyalar ise dairelerce kararı veren mahkemeye gönderilecek.


-12 Eylül öncesi-


Verilen bir önergeyle, 12 Eylül öncesinde örgüt dışında tutularak cezaları ayrı ayrı uygulanan kişiler ile örgüt kapsamında değerlendirilerek haklarında tek bir ceza uygulanan kişiler arasındaki eşitsizlik giderildi.

Buna göre, 12 Eylül 1980 tarihinden önce işlenen suçlardan dolayı lehe kanun, TCK'nın cezaların içtimaına ilişkin hükümleri uygulandıktan sonra ortaya çıkan ceza gözönünde bulundurularak belirlenecek. Belirlenen bu ceza infaz bakımından lehe hükümler içeren kanuna göre infaz edilecek.

Akademisyen ve hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer, bu değişiklikle ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, 12 Eylül'den önce örgütlü olarak suç işleyip insan öldürenlere tek bir ceza verildiğini belirterek, şöyle konuştu:

''Bu kişiler tek ceza üzerinden değerlendirilip, daha sonra çıkan indirimlerden yararlanarak serbest bırakılmıştı. Buna karşılık örgüt kapsamında bu tür suçları işlemeyenler bakımından şöyle bir sorun ortaya çıkıyordu: Hepsine ayrı ayrı ceza veriliyordu ve hepsi ayrı ayrı infaz ediliyordu. Bu ciddi bir eşitsizlikti. O zaman da bu yanlışlığın yapılmaması gerekirdi, onlara tek ceza verilmemişti. 12 Eylül yargılamaları döneminde bazen insanların görüşlerine göre farklı uygulamalar yapıldı. Şimdi bu farklılık giderilerek eşitlik sağlanmış oldu. Eğer bu kanunlar doğru uygulansaydı bu kişiler belki 1991 yılında serbest kalacaklardı. Çünkü, 1991 yılında Terörle Mücadele Kanunu'na getirilen indirimlerle 20-30 kişiyi örgütlü bir şekilde öldürenler serbest bırakıldı. Bireysel olarak kabul edilmeyenler ise hala cezaevinde yatıyor olabilir; şimdi bu eşitsizlik giderildi.''


-Kadro artırıldı-


Başka bir önergeyle de Adalet Bakanlığına verilen kadro miktarı artırıldı.

Tasarıda Adalet Bakanlığı'na icra müdürü, müdür yardımcısı ve icra katipliği için 5 bin 396 kadro verilirken, değişiklikle bakanlık merkez teşkilatına alınacak koruma ve güvenlik görevlisi için 56 kadro ihdas edildi; icra müdür ve müdür yardımcılarının yanısıra, memur ve hizmetliyle birlikte toplam ihdas edilen kadro sayısı ise 6 bin 896'ya çıkarıldı. Danıştay'a da 40 tetkik hakimi alınacak.

Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı temsilcileri, Askeri Ceza Kanunu kapsamındaki suçlarla ilgili olarak da hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmesine ilişkin maddeye karşı çıktı.

Milli Savunma Bakanlığı temsilcisi Hakim Yarbay İbrahim Uçar, ''Böylece, bir kere üstünü döven askere ikinci kez üstünü dövme hakkı verilecek. Madde böyle kabul edilirse, askerdeki firarların önünü alamayız; kışlalarda, birliklerde asker bulamayız. TSK'da disiplin kalmaz'' dedi. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler