18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın155,771
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1428
  • İstanbul7 °C
  • Ankara9 °C
  • İzmir10 °C
  • Konya7 °C
  • Adana10 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır4 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri0 °C
  • Kocaeli9 °C
  • Şanlıurfa8 °C
  • Gaziantep6 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
28 Şubat'ın 1 numarası kim?
Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği'nin (MÜSİAD) Kurucu Başkanı Erol Yarar, '28 Şubat'ın içinde 1 numara var. Onun adını ben açıklayamam.' dedi.
28 Şubat'ın 1 numarası kim?
20 Nisan 2012 / 12:40 Güncelleme: 20 Nisan 2012 / 12:47

Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği'nin (MÜSİAD) Kurucu Başkanı Erol Yarar, 28 Şubat sürecinin, siyasi bir müdahale değil, iktisadi tekellerin rahatsız olmasından dolayı askeriyeyi kullanma süreci olduğunu belirterek, ''Türkiye, 28 Şubat olmasaydı bugün dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içinde olurdu'' dedi.

28 Şubat sürecini ve soruşturmasını değerlendiren dönemin MÜSİAD Başkanı Yarar, soruşturmanın, Türkiye demokrasisi için çok önemli ve güzel bir gelişme olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin, askeri müdahalelerden dolayı Avrupa'da geri kalmış ülkeler statüsünde sayıldığını söyledi.

Yarar, Türkiye'de demokratikleşmenin çok uzun bir tarihi bulunduğunu belirterek, ''1960'tan itibaren çok kesintiye uğrayan süreçler, sonunda da post-modern darbe sözlerine gelinceye kadar çeşitli evrimlere uğramış bir süreç... Ama bunun durması, durdurulması açısından toplumun, sivil idarenin ve seçilmişlerin istikrarlı bir şekilde Türkiye'yi yönetebilmesini temin açısından, bu davaları çok sıhhatli ve iyi görüyorum. Belki çok geç kalındı ama geç de olsa iyi oldu'' diye konuştu.

Burada birçok aktör bulunduğunu, bunların hepsinin ortaya çıkarılmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Yarar, bunların yavaş yavaş, teker teker ortaya çıkmasının kendilerini memnun ettiğini dile getirdi.

Yarar, sürecin görünen ve görünmeyen yüzünün bulunduğunu ifade ederek, ''Herkes, 28 Şubat'ı, '28 Şubat'ta başladı' diye görüyor. 28 Şubat, belki bir doğum tarihi olabilir ama oluşma tarihi değil. Bunun oluşma tarihi 1994 yılıdır. 28 Şubat 1997'de, 3 yıl sonra ortaya çıkmıştır. 3 yıl hazırlık dönemi yapıldı'' dedi.

28 Şubat'ın 4 temel hedefi bulunduğunu belirten Yarar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bunlardan biri, siyasi oluşum. Bu konuda rahmetli Necmettin Erbakan'ın başkanlığını yaptığı Refah Partisi'ne yönelik siyasi bir müdahale. İkincisi, iktisadi olarak MÜSİAD, Anadolu sermayesinin ortaya çıkması ve muhafazakar kesimin sermayede ağırlığını koyması ve yaygınlaşması. Üçüncüsü, vakıflar meselesi ve Türkiye'de vakıflarla muhafazakar kesimin, Kur'an kursları, imam hatip okulları gibi eğitime yönelik çalışmaların durdurulması. Dördüncüsü, gazete yapılanmalarını istediği gibi yönetme.''

Yarar, burada hukuk ve iş çevrelerinin kullanılarak önce 1994 yılında bir kara liste yayınlandığını anlatarak, ''MÜSİAD üyelerinin isimlerinin yer aldığı bir liste, bir reklam ajansı kullanılarak 'kara liste' olarak 'bu iş adamlarından mal alışverişi yapmayın' diye bir süreç başlatıldı'' dedi.

Olayın esasında çok iktisadi bir temelinin var olduğunu dile getiren Yarar, şunları söyledi:

''28 Şubat süreci, siyasi bir müdahale değil, iktisadi tekellerin rahatsız olmasından dolayı askeriyeyi kullanma sürecidir. Bunu belki 28 Şubat'la ilgili şu anda yapılan tespitlerde çok görmüyoruz ama bunun temel olarak, içinde yaşamış bir insan olarak ve daha sonra askeri kesimle yapmış olduğumuz görüşmelerde 'biz kullanıldık', 'İstanbul sermayesi bizi kullandı' şeklinde bunu izah ettiler. Nasıl kullandılar  Bunlar, emekli askerleri yönetim kurullarında bulunduruyorlardı. Çoğu üst seviye kuvvet komutanlığı yapmış insanlardı ve orduyla irtibatı muhafaza ederek kendi iktisadi güçlerini devam ettiriyorlardı. ''


-''İş adamlarımız evlerinden alındı''-


1990-1999 yılları arasında MÜSİAD'da başkanlık yaptığını belirten Yarar, Türkiye'nin iktisadi yapısını kendilerine göre şekillendirerek haksız kazanç temin eden büyük sermaye gruplarının olduğunu ve Anadolu sermayesinin ortaya çıkar çıkmaz bu grupların hemen harekete geçerek, süreci kara listelerle başlattığını söyledi.

Yarar, o dönemde MÜSİAD'ın gelişmesini tamamladığını, 1997'de üye sayısı ve teşkilatlarıyla ''Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü'' olduğunu ifade ederek, bu yapıya yönelik direkt saldırıların başladığını kaydetti.

İş adamlarının, evlerinden 200-300 kişilik özel harekat timlerinin baskınıyla gece 02.00'lerde alınarak Ankara'ya götürüldüğünü anlatan Yarar, ''O zaman Nuh Mete Yüksel'in başkanlığını yaptığı bir hareketle 28 Şubat süreci, askeri harekatın bir kanadı olarak adalet mekanizmasını kullanarak harekata geçirildi. Daha sonra, aynı adalet mekanizması, 28 Şubat sürecinin etkisi altında şu anda mahkemeye sevk edilen Çevik Bir'in imzasıyla o dönemde MÜSİAD'ın kapatılma davası, benim 25 yıl ile DGM'de yargılanmamı temin edici talimat veren yazılarını, ben, mahkeme dosyalarında gizli olarak okudum. Üzerinde Çevik Bir'in imzası vardı, savcıları yönlendiren... şahsımla ilgili dava açılması için basın savcısına 'gizli' koduyla... Ben bunu mahkeme dosyasında kendim gördüm'' şeklinde konuştu.

Gazetede çıkan bir haber üzerine basın savcısının inceleme yaptığını ancak dava açmadığını ifade eden Yarar, ''Bu sefer Çevik Bir yazı yazıyor, 'niye dava açmıyorsunuz' demeye getiriyor. Olayı direkt fiilen etkiliyor, tetikliyor. Bu bir talimat şeklinde gelmiş oluyor. Direkt askeriyenin savcılara müdahalesi, belgesiyle mahkeme dosyalarında vardır'' dedi.


-''28 Şubat için de '1 numara' var''-


Erol Yarar, MÜSİAD'ın kapatılma davası ve onun başkanı olarak kendisine yönelik diğer suçlamalar nedeniyle mahkemelere sevk edildiklerini, DGM'lerde yargılandıklarını, bu yargılanma sürecinin arkasında hep ''bugün gazetelerde ismi yazılan'' insanların olduğunu savundu.

''Savcılar, hakimler toplu olarak odalara alındı. Onlara askeri salonlarda brifingler verildi. Bütün bunları yaşadık, hep beraber gördük'' diyen Yarar, MÜSİAD'ın kapatılma davasının yaklaşık 2,5 yıl sürdüğünü hatırlattı.

Yarar, 28 Şubat sürecinin ''1 numarasının'' bugün arandığını belirterek, ''Bugün Ergenekon'da da '1 numara' aranıyor ya... Yani 1 numarayı bulmaları kolay değil. '1 numara', kendini iyi saklamıştır. '1 numara', olmak da kolay değildir öyle... 28 Şubat için de '1 numara' var. Onun adını ben açıklayamam. Onu araştırsınlar'' ifadesini kullandı.


-''Beni de gözaltına almak istiyorlardı''-


Kapatılma davası dışında, bir vakıfta yaptığı konuşmayla ilgili bir kasetin ortaya konması ve Kızılcahamam'da yaptığı bir konuşmayla ilgili bir gazetede çıkan haber üzerine DGM'de yargılandığını anlatan Yarar, ''3 tane temel yargılanma oldu. DGM'de çok ciddi savunmalar yaptık. Medya üzerinde çok büyük baskı yapıldı. Medyada, 'Genelkurmay'dan MÜSİAD'a ambargo' manşetleri atıldı. MÜSİAD üyelerinin ürünleri askeri ihalelere sokulmaması tebliğleri yayınlandı. O süreç, tamamen iktisadi bir blokaj. Yani Anadolu sermayesinin büyümesine karşı bir engelleme çabasıydı'' diye konuştu.

İstanbul'da yıllarca devlet ve çeşitli gruplarla çıkar ilişkisinde olan sermaye gruplarının hızla büyüyen Anadolu sermayesinden rahatsız olduğunu ileri süren Yarar, ''Nuh Mete Yüksel döneminde, MÜSİAD üyelerinin kurduğu bir sigorta şirketi bahane edilerek 12 MÜSİAD üyesinin gözaltına alındığını'' söyledi.

Yarar, ''Beni de almak istiyorlardı. Nuh Mete Yüksel, benimle ilgili bir delil bulamadı. Beni çağıramadı'' dedi.

İş camiasına yönelik çok büyük bir saldırı olduğunu ve tasfiye amacı güdüldüğünü belirten Yarar, ''Ürkütülmek istendi. O zaman bir de holdingler meselesi vardı. Dünyada ilk defa yurt dışına giderken değil de yurt içine para gelirken sorgulama başlandı. Birçok holdingin çalışması durduruldu. Birçok holding battı'' şeklinde konuştu.


-''Halk MÜSİAD üyelerine sahip çıktı''-


Halkın, MÜSİAD üyelerine sahip çıkmasının birçok üyenin satışlarını da artırdığını ifade eden Yarar, halkın 28 Şubat sürecine tamamen karşı olduğunu ve 28 Şubat sürecini yönetenlerin fikrini paylaşmadığını, gazetelerde MÜSİAD üyelerinin isimleri yayımlandıkça halkın onların ürünlerini almaya başladığını anlattı.

28 Şubat nedeniyle çok sıkıntı çeken MÜSİAD üyeleri olduğunu dile getiren Yarar, ''Yaklaşık yüzde 20 civarında bir küçülme oldu. Yani yüzde 20'si istifa etti. Üyelerimizin yüzde 80'i baskılara rağmen MÜSİAD üyeliğini devam ettirdiler. O dönemde çok büyük baskılar oldu'' ifadesini kullandı.


-''Haklı olan taraf sonunda kazanır''-


Erol Yarar, bir vakıfta yaptığı konuşmadan dolayı yargılandığı davada yaklaşık 1,5 yıl hapis cezası aldığını, cezası ertelendiği için cezaevinde yatmadığını belirterek, AİHM'e başvurduğunu ve davayı kazandığını ancak istemediği için Türkiye Cumhuriyeti devletinden tazminat almadığını anlattı.

Yarar, ''Turgut bey beni mahkum etmişti. O dönemde Öcalan'ı da o yargılıyordu. Aynı hakim... Bir hafta önce ona bir hüküm verdi, bir hafta sonra geldi bana hüküm verdi'' dedi.

28 Şubat'ta MÜSİAD Başkanlığı'nı bırakmayı hiç düşünmediğini ifade eden Yarar, şöyle devam etti:

''Başkanlığı daha erken bırakabilecekken davalar açıldığı için 'kaptan gemiyi terk etmez' misali çok dirençli bir şekilde, davalar bitinceye kadar başkan olarak devam ettim. Bu, psikolojik olarak çok önemli birşey. Biz, o dönemde hapse girmeyi göze almıştık. O, çok kararlı bir mücadeleydi. Bütün arkadaşlarımızın ekip olarak yaptığı bir mücadeleydi. Tepkilerimiz çok netti. Arkadaşlarımız tutuklandığı zaman bütün Türkiye'de büyük gösteriler, toplantılar yaptık. MÜSİAD olarak, bu mücadelenin etkin bir faktörü ve önemli bir hedefiydik. Çünkü organize bir güçtük. Haklı olan taraf sonunda kazanır, haksız olanlar kaybeder. Bugün yaşadığımız da bu diye düşünüyorum.''

Yarar, şahsi bir kırgınlığı olmadığını dile getirerek, 28 Şubat nedeniyle Türkiye'nin, iktisadi hayatında 15-20 yıl geriye gittiğini, 28 Şubat medyasının, talimatlarla kendilerine saldırdığını, MÜSİAD'ı görmeden geldiklerini, toplantılarına katılmadıklarını, Özal'dan sonra başbakan ve cumhurbaşkanlarının katıldığı yurt dışı gezilerinin hiçbirine çağrılmadıklarını kaydetti.


-''Yargılamalar işin küçük bir yanı''


''Tam bir blokaj uygulandı'' diyen Yarar, vizelerde büyük sorunlar yaşadıklarını, büyükelçi ve konsoloslukların, destek yerine ''köstek'' olduklarını savundu.

Erol Yarar, 28 Şubat soruşturmasındaki yargılamaların, ''işin küçük bir yanı'' olduğunu belirterek, ''Onları tarih yargılamıştır. Toplumun yanında hiçbir değerleri yoktur. Tarihte pozitif bir insan olarak anılmayacaklardır. Ahirette kul hakkı açısından değerlendirildiğinde bence durumları çok daha üzücü olacaktır'' dedi.

Türkiye'nin iktisaden 10 yılını kaybettiğini savunan Yarar, ''28 Şubat olmasaydı Türkiye, bugün dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içinde olurdu. 28 Şubat'ın ana hedefi iktisadi gelişmedir. Bu iktisadi gelişmeyi sağlayan siyasi gelişmeyi de ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. İnsanlar, Türkiye'yi kimin yönettiği ile çok ilgilenmeyebilir ama Türkiye'deki iktisadi yapıyı kimlerin yönettiği çok önemlidir'' görüşünü dile getirdi. AA
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler