18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara6 °C
  • İzmir17 °C
  • Konya11 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır13 °C
  • Bursa12 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli6 °C
  • Şanlıurfa15 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel20 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
28 Şubat hiç bitmemiş!
17 Aralık darbesi, postmodern darbe 28 Şubat'ın adeta kopyası. O günün laiklik karşıtı konuşma kasetlerinin yerini yasadışı dinleme tapeleri aldı. 28 Şubat'ta Anadolu sermayesi kara listeye alınırken bugün ise Türkiye'yi büyüten şirketler hedefte.
28 Şubat hiç bitmemiş!
28 Şubat 2014 / 09:18 Güncelleme: 28 Şubat 2014 / 09:23

17 yıl önce tankları yürüterek demokrasiye balans ayarı veren 28 Şubat Post-modern darbecileri 17 Aralık'ta da benzer argümanlarla milli iradeye ipotek koymak için harekete geçti.

Manşetlerle, yasadışı dinlemelerle, brifing yargısıyla, işçi ve işveren sendikaları ile iş adamlarıyla, düzmece şeyhlerle milli iradeye yönelik komplo kuranlar yeniden sahne aldı. Türkiye bir kez daha darbe kalkışmasıyla karşı karşıya bırakılmak istendi.

Zararı hep vatandaşa

Demokrasiye balans ayarının ekonomiye zararı 5 yıl sürerken bu dönemde 25 tane özel banka batmış hazinenin sırtıra 31,5 milyar dolar yük bırakmıştı. Yine 28 Şubat'ta 4 kamu bankasının içi boşaltılırken bunlardan da 22,5 milyar dolar zarar yine hazinenin dolayısıyla vatandaşın sırtına yüklendi.

Batık bankalardan Halkbank'a

Sadece batık bankalardan toplam 53,5 milyar dolar 28 Şubat'tan itibaren alındığında faiz miktarı ile birlikte 642 milyar lira oldu. 28 Şubat'ın banka operasyonları 17 Aralık'ta Halkbank üzerinden yürütülmek istendi. Bankacılık sektöründü Türkiye'nin parlayan yıldızı Halkbank Genel Müdürü gözaltına alınırken, bankanın tüm ticari sırları da soruşturma bahanesiyle el altından sızdırıldı.

Sahte şeyhlerden vaiz lobisine

28 Şubat'ın en önemli argümanı önceden tezgahlanan sahte şeyhlerin ekranlarda ve gazete manşetlerinde boy göstermesi oldu. Ali Kalkancı, Muslüm Gündüz gibi sahte şeyhler ekranlardan ve gazetelerden sürekli açıklamalar yaparken benzer şekilde Vaiz Lobisi 17 Aralık'la birlikte harekete geçti. Operasyonun ardından beddualarla, peygamber rüyalarıyla, vaiz lobisi milli iradeyi hedef alan açıklamalar yaptı.

İş dünyasının itibarı zedelendi

Post-modern darbede yeşil sermaye denilerek o dönem Türkiye'nin en önemli şirketleri kara listeye alınarak tek tek batırılmaya çalışıldı. Benzer şekilde 'dost-modern' darbede de Türkiye'nin en büyük holdingleri hedef alındı. Türkiye 2013 yılı Mayıs ayında tüm dünyanın hayranlık ve kıskançlıkla takip ettiği 100 milyar dolarlık yatırım ihalelerini gerçekleştirdi. Bu ihaleleri alan firmalar tıpkı 28 Şubat'ta olduğu gibi 17 Aralık'ta da hedef haline getirildi. Montajlı ve yasal olmayan yollardan elde edilen dinleme tapeleri ile iş dünyasının önemli isimleri şaibeli hale getirilerek itibar kaybına neden olundu.

Stand - by ve faiz lobisi

Yurt dışı ve yurt içi faiz çevreleri için 28 Şubat bir bayram dönemi oldu. Post-modern darbenin etkisinin en ağır hissedildiği 1999-2005 yılları arasında IMF'den 57,2 milyar dolar borç alındı. Dolar üzerinde yüzde 12 faiz ile en fazla faiz ödendi. 2008 yılı Mayıs ayında biten Stand-by anlaşmasına imza atmayan Türkiye borçları ödedi. Geçtiğimiz yıl son taksidi ödenerek IMF ülkeden çıkarıldı. Türkiye'nin IMF'yi göndermesi karşısında Londra, New York, Frankfurt, Paris gibi faiz lobileri çok hırslandı. Bunun üzerine yerli işbirlikçileri harekete geçirerek yeniden faiz lobisi üzerinden önce Gezi'de ardından 17 Aralık'ta ekonomiye ağır darbe vurmak için harekete geçti.

O gün brifing bugün ise paralel yargı

28 Şubat ve 17 Aralık operasyonları süreçlerinin en önemli benzerliği yargı alanında gözleniyor. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Karargahında yargı mensuplarına irtica brifingi verildi, hakim ve savcılar üzerinde baskı oluşturuldu.

28 Şubat sürecinde yargı, hak ve özgürlükleri yok eden pek çok skandal karara imza atarken, 17 Aralık sürecinin de en etkin ayaklarından birini yargı oluşturdu.

17 Aralık'ta ayrı konularda eş zamanlı operasyonlar, MİT TIR'ına baskın, HSYK'da yaşanan toplantı tıkanıklığı, savcılık kararıyla yapılan binlerce dinleme, geçmişte Gülen cemaati örgütlenmesine ilişkin araştırma yapanların çeşitli iddialarla yargılanarak hapse mahkum edilmesi gibi gelişmeler kamuoyunda 'paralel yargı' görüşünü pekiştirdi.

Hedefte barış ve kardeşlik var

Cemaat çözüm sürecine başından itibaren mesafeli dururken, bu tutum 17 Aralık'tan sonra doğrudan muhalif bir tavra dönüştü. Paralel yapının, ilk kez çözüm konusunda bu kadar ciddi adımlar atılırken hükümete yönelik kalkışmada bulunması dikkat çekti.

28 Şubat sürecinde Başbakan Erbakan'a yönelik suçlamalar arasında da Kürt sorunu ile ilgili unsurlar yeralıyordu. RP'li Fethullah Erbaş'ın PKK'nın Zap kampına giderek örgütün elindeki askerleri kurtarması büyük tepki görürken, Erbakan'ın 'Çocukları 'Ne mutlu Türküm diyene' diye bağırtıyolar. Türk böyle derse Kürdün de 'Ne mutlu Kürdüm diyene' deme hakkı doğar' sözü de RP'ye karşı yargı süreçlerinde kullanılmıştı. Andımız AK Parti hükümeti tarafından kaldırıldı.

Kaset ve tape şantajları

28 Şubat sürecinde, Refah Parti'sini vurmak için milli görüş çizgisindeki isimlerin konuşma kasetleri ortaya çıkarılarak, rejim ve laiklik karşıtı oldukları propagandası yapılmıştı. 28 Şubat kararlarının alındığı MGK toplantısında da bu kasetler gerekçe yapılırken, Refah Partisi'nin kapatma davasına da yasadışı dinleme kayıtları delil olarak koyulmuştu.

Şimdi de başta siyasiler olmak üzere paralel yapıya tehdit oluşturabilecek tüm kesimlerin dinlendiği ortaya çıktı. İnternette her gün yasadışı dinlemelere ilişkin kayıtlar, tapeler yayınlanırken, ses ve görüntü kayıtlarının tehdit ve şantaj amaçlı kullanılması dikkat çekiyor. Öte yandan 28 Şubat Post-modern darbesi ile vatandaş devalüasyonun etkisiyle beraber yüzde 143 oranında fakirleşirken, bankalar batırıldı, faizler tavan yaptı. 17 Aralık'ta ise ülkeye 104 milyar lira zarar verildi.

 

YENİ ŞAFAK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler