YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
28 Şubat davasında yeni gelişme
28 Şubat davasında yeni gelişme
09 Haziran 2015 16:09
"28 Şubat Davası"nda tutanaklar okundu.

28 Şubat dönemine ilişkin, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan 103 sanığın yargılandığı davada, 54. Hükümet'in 13 Mart 1997'de gerçekleştirdiği Bakanlar Kurulunun "çok gizli" toplantı tutanağı üzerinde, mahkemenin görevlendirdiği hakimlerce hazırlanan "inceleme tutanağı" okundu.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada Mahkeme Başkanı Turhan Kök, 13 Mart 1997'de gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunun toplantı tutanaklarını okuyan naip hakimlerin, dört sayfalık inceleme tutanağı hazırlandığını belirtti. Başkan Kök, daha sonra 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) ardından toplanan Bakanlar Kurulunun tutanağı üzerine hazırlanan inceleme tutanağını okudu.

Tutanakta, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, gündemin birinci maddesinin MGK kararları olduğunu açıkladıktan sonra, Devlet Bakanı Lütfi Esengün'ün MGK'nın basın açıklamasını ve "Rejim Aleyhtarı İrticai Faaliyetlere Karşı Alınması Gereken Tedbirler"e ilişkin kararlarını okuduğu bildirildi.

Toplantıda bilhassa Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı, çağ dışı bir kisve altında zemin oluşturmaya yönelik, rejim aleyhtarı faaliyetlerin gözden geçirildiğine yer verildiği aktarılarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içerisinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından taviz verilmemesi gerektiği belirtildi.

Tutanağa göre toplantıda, Anayasa'nın tanımladığı, Cumhuriyetin laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin sağlıklı şekilde düzenlenmesine imkan sağlayacak güvenlik, huzur ve toplumsal barışın önem ve öncelik taşıdığı kaydedilerek, "Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı yıkıcı ve bölücü grupların laik ve anti-laik ayrımı ile demokratik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri, Türkiye'de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplumun huzurunun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu" ifade edildi.

Devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ile adalet ilkeleri anlayışından vazgeçilemeyeceği, yasalarla belirlenmiş kuralların gözardı edilerek yapılan çağ dışı uygulamaların da hukukun üstünlüğü ilkesi ile bağdaşmayacağı kaydedilen toplantıda, Türkiye'nin 1997'de AB'ye tam üye ülkeler listesine girmeyi öncelikli hedef olarak sürdürdüğü, böyle bir dönemde resmi ve sivil kurum ve kuruluşların sürece katkıda bulunması ve demokrasi hakkında kuşkulara yol açacak, Türkiye'nin yurtdışındaki imaj ve itibarını zedeleyecek her türlü spekülasyona son verilmesi gerektiği belirtildi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinin, Anayasa ve devletin teminatı altında olduğu ifade edilen toplantıda, rejimin, kendisine ve geleceğine yönelik tartışmaların, içinde bulunulan ortamda ülkeye yarardan çok zarar verdiği, açıklanan bu esaslar aksine davranışların, toplumda huzur ve güveni bozarak yeni gerginliklere ve yaptırımlara neden olacağının değerlendirildiği, bu konularda alınacak ve alınması gereken tedbirlerin Bakanlar Kuruluna bildirilmesine karar verildiği anlatıldı.

 Çiller'in sözleri

Daha sonra söz alan dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Türkiye'nin çok ciddi bir dönemden geçtiğini, kararı okunan MGK'nın Anayasa'da yeri olan bir kurul olduğunu, bu kararlarla ortaya çıkan hususların gereğinin yapılacağını ifade etti. 

İlgili bakanların bu konudaki çalışmaları hassasiyetle yürüteceğini, tedbirlerin kısa, orta ve uzun vadeli olarak düşünüleceğini, kısa vadelilerin hemen uygulamaya konulacağını, orta ve uzun vadeli tedbirlere yönelik, özellikle yasa ve ek kaynak gerektiren hususların kurulda tekrar görüşüleceğini anlatan Çiller, çalışmaların ciddiyetle yürütülmesi ve kamuoyuna, bu meseleler üzerine ciddiyetle gidildiği mesajının verilmesi gerektiğini belirtti.

Ancak karşılaşılan bu olayların bir kısmının mevcut hükümetle ilgili olmadığını kaydeden Çiller, koalisyon için iki ortağın protokol oluşturduğunu, icraatın da buna göre yapıldığını hatırlattı. Her iki partinin kendi kimlikleriyle yürümeye devam edeceğini ancak yapılacak beyanlarla bazı unsurların tahrik edilmesi halinde bunun hükümeti etkileyeceğini söyleyen Çiller, böyle bir durumda da hükümetin en güzel icraatlarını yaptığı dönemde, bu icraatları anlatamaz duruma düşülebileceğine dikkati çekti.

Çiller, bu yönleri itibarıyla demokratik rejimin hükümet üyeleri olarak herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı ve hükümetin iş birliği içinde, tabana, belediye başkanlarına da hakim olunarak, hükümet icraatının öne çıkarılacağı bir atmosferin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Toplumda uzlaşma yaratmak gerektiğini söyleyen Çiller, herkesin kucaklanması gereken bir dönemden geçildiğini, hükümetin toplumsal uzlaşma üzerine kurulduğunu, şimdi herkesin, bunun gereğini yapmak mecburiyetinde olduğunu ifade etti. 

Çiller, MGK kararlarının gereğinin iyi bir dayanışma içinde yapıldığının topluma iletilerek, konunun üstesinden gelineceğine olan inancını belirtti. Bunun için Milli Savunma, Adalet, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıkları ile ilgili diğer bakanların gereğini yapmaları ve buna ilişkin mesajları kamuoyuna vermesi gerektiğini anlatan Çiller, ancak bu şekilde ortamın aşılabileceğini belirtti. Çiller, koalisyonu oluşturan iki partinin de elinden geldiğince toplumsal uzlaşma ortamı yaratacağına inancını dile getirdi.

İcraatlar konusunda Bakanlar Kurulunda karar verilmeden konuşulmamasını isteyen Çiller, icraatlar için yasa gerekiyorsa, bakanların bunu kurula getirmeleri gerektiğini aktardı. 

İstikrarı bir an evvel sağlayarak, hükümet icraatına devam etmesinin esas olduğunu vurgulayan Çiller, "bu konuşmada verdiği mesajın satırlarını ve satır aralarını bütün üyelerin iyi anladığına inandığını, birlik ve beraberliğe gölge düşürecek durumlar yaratılmamasının önemli olduğu"nu belirtti.

Erbakan'ın sözleri

Erbakan ise Çiller'in konuyu fevkalade güzel ortaya koyduğunu, konuşmalarına aynen katıldığını, tek kelime dahi ilave etmeye veya çıkarmaya lüzum görmediğini, sadece teyiden bazı hususları ifade edeceğini belirtti.

Bir hadisi şerifte "Asaletin afeti övünmektedir" denildiğini nakleden Erbakan, övünmenin yapılan hizmeti zedelediğini, bir hizmet yapıldığında, onu başkalarının takdir edeceğini anlattı.

Hükümetin ülkeye hizmet için biraraya geldiğini ve uyum içinde çalışıldığını dile getiren Erbakan, ülkenin istikrara ihtiyacının bulunduğunu, çok hayırlı bir hizmet yapıldığına inandıklarını, bu uyum ve beraberliğin yürütülmesinde en önemli konunun, partiler arasında rekabet hissine kapılınmaması ve çalışmaların beraberliği olduğunu aktardı.

Ayrıca, Çiller'in temel tespitine katıldığını, irtica konusunun bu hükümetle ilgili olmadığını, icraatın ortada olduğunu ve her şeyin Anayasa'ya uygun yapıldığını kaydeden Erbakan, "irticanın ve kaba softalığın bir nevi hastalık olduğunu ancak bunun Türkiye'ye has bir konu ve bugünün meselesi olmadığını ifade etti.

Erbakan, 27 Aralık 1987 tarihli bir belgeye atfen, Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı, Turgut Özal'ın Başbakanlığı döneminde toplanan MGK'da, "İrtica faaliyetlerinde alınması uygun tedbirler hakkında bilgi alınmış ve ek listede belirtilen tedbirlerin uygulanmasının hükümete bildirilmesine karar verilmiştir" denildiğine işaret etti. Buna yönelik ek liste hazırlandığına ve bugün için alınması gereken tedbirlerin hepsinin bu listede görüldüğüne dikkati çeken Erbakan, daha sonra listedeki bazı maddeleri okudu.

İrtica konusunun toplumsal bir gelişme olduğunu bildiren Erbakan, bunu hükümete izafe etmeye kalkışmanın medyanın oyunu olduğunu belirtti.

Erbakan, "10 sene evvel, MGK'nın 22 maddelik listesini kimsenin bugün olduğu gibi 20 canlı yayınla takip etmediğini, bugünkü durumda esas maksadın irtica ile mücadele olmayıp, medyanın asıl maksadının, hükümeti yıkmak olduğu"nu ifade etti.

"Hükümetin irticayı önlemekte kararlı ve inançlı olduğunu, MGK'da da konu görüşülürken birlik ve beraberlik içinde bulunulduğunun müşahede edildiği"ni söyleyen Erbakan, irtica ve laikliğin ne olduğuna medeni şekilde bakıldığında ortada ciddi mesele bulunmadığını, körü körüne birtakım dogmatik hareketlerde bulunulmasının da kimseye fayda sağlamayacağını kaydetti.

İBDA-C ve Cemalettin Kaplan'ın uzun filmlerinin gösterildiğini, bunların tasvip görmediğini ve bu kişilerin bir avuç insandan ibaret olduklarını anlatan Erbakan, "bu tür taşkınlıklar ve şuursuz hareketlerle mücadelenin, hükümetin en samimi dileği olduğu"nu ifade etti.

Yapılan tavsiyelerin isabetli hususlar olduğunu belirten Erbakan, "ülkeyi huzursuzluğa götürecek, tahrik edecek davranışların asla faydalı olmayacağını, Bakanlar Kurulunun ve bütün üyelerinin irtica ve gericilikle mücadelede kesinlikle kararlı olduğunu" vurguladı.

Erbakan, "bu hususta gösterilen tekliflerin ciddi şekilde ele alınıp, gerekenlerin yapılacağı" talimatı verdi.

Her bakanlığın kendilerini ilgilendiren konularda çalışmalara şimdiden başlayacağını ve konunun ciddi şekilde yürütülmesini bizzat Bakanlar Kurulunun takip edeceğini aktaran Erbakan, "ancak bunun bir tehdit veya zorlama altında yapıldığının imajının verilmemesi gerektiğini çünkü Türkiye'nin güvenliğinden Bakanlar Kurulunun sorumlu, MGK'nın ise istişari bir kurum olduğu"nu belirtti.

Hükümetin bu mesuliyeti müdrik olarak görevde bulunduğunu ve görevini dikkat ve itinayla yerine getireceğini ifade eden Erbakan, "bu görevin dikkatli şekilde yerine getirilmesi talimatını verdi ve ülkede huzurun sağlanması gerektiği"ni dile getirdi.

Bir kez daha konuşan Çiller ise Avrupa Hristiyan Demokrat Partisi bünyesinde yapılan bir toplantıda, "Türkiye, AB'ye giremez. Çünkü medeniyet farklılığı var" denildiğini anlatarak, bunun nasıl geliştiğine ilişkin konuyu paylaşmak istediğini söyledi.

Mesut Yılmaz'ın, Avrupa Demokratlar Birliği toplantısında, "Türkiye'nin dönüşüm içinde olduğu, gericiliğin inanılmaz boyutta bulunduğunu, kadınların kapatılmak istendiğini, irticai hareketlerin inanılmaz noktalara tırmandığını ve tankların geçtiği"ni anlattığını aktaran Çiller, Yılmaz'ın, Türkiye'deki rejimin değişme aşamasında ve askerlerin yönetime gelebilecek durumda olduğunu söylediğini, ardından da "Bir büyük tehlike ile karşı karşıyayız. Ama birliğe Türkiye'yi alın. Hükümetin bu yöndeki görüşünü destekliyoruz" dediğini ifade etti.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler