YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
27 Nisan'la ilgili yargı süreci olacak mı?
27 Nisan'la ilgili yargı süreci olacak mı?
27 Nisan 2012 16:30
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ''Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması'' programı için Çorum'daydı. Kaldığı otelde gazetecilerin sorularını yanıtladı... 27 Nisan'la ilgili bir yargılama olup olmayacağını cevapladı. Tutuklu vekiller içinse 4 uzlaşması gerek

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 27 Nisan bildirisine ilişkin, ''27 Nisan ile ilgili bir şikayet varsa ki mutlaka vardır, ben hatırlayamıyorum, savcılar bu konuda da Anayasanın ve Türk Ceza Kanunu'nun, ilgili kanunların suç saydığı bir fiil tespit ederlerse başlar'' dedi.

Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün düzenlediği ''Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması'' programı için Çorum'da bulunan Arınç, kaldığı otelde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazetecilerin ''27 Nisan'la ilgili yargı sürecinin başlanmasını bekliyor musunuz '' sorusu üzerine Arınç, şöyle devam etti:

''27 Nisan'da önemli bir olay yaşandı. Cumhurbaşkanı seçecektik, Meclis oylamasına açtık. CHP, Sabih Kanadoğlu isimli kişinin 367 sözüne itibar etmiştir. 361 kişi oylamaya katılmıştı. 357 kişi Sayın Gül için oy kullanmıştı. CHP, Anayasa Mahkemesi'ne dilekçe verdi. '357 ile toplanması Cumhurbaşkanı seçimine uygun değildir' dedi. Anayasa Mahkemesi uyumadı hafta sonu çalıştı, pazartesi bize sonucu bildirdiler. Anayasa Mahkemesi'nin kararı geldiği için cumhurbaşkanını seçemedik.''

O dönem Dolmabahçe Sarayı'nda Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir yemek verildiğini de hatırlatan Arınç, şöyle konuştu:

''Ben de katıldım. Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Tülay Tuğcu, bana seçimleri sordu. Ben de kendisine ilettim. Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu böyle bir kararın Anayasa Mahkemesi'ne gelmemesi gerektiğini, böyle bir şey olamayacağını iletti. Maalesef bilinen oldu, o zamanlar Anayasa Mahkemesi'ne giden kararlar neredeyse belli olurdu. Hafta sonu çalışan bir Anayasa Mahkemesi görülmemişti o tarihe kadar. 367 gibi bir hokkabazlık aklımıza gelmedi, onunla baş edemedik. Bu kararı verenlerin nasıl davranış içinde olduğunu bir mahcubiyet içinde olup olmadığını ben biliyorum.''

''Bu cevap hükümetimizi güçlü kıldı''

''27 Nisan e-muhtırasıyla'' ilgili cesur davrandıklarını dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İki şey yaptık. AK Parti grubu anayasa değişikliği yaptı. O anayasa değişikliği referandum ile kabul edildi. İkincisi seçimleri kasım ayında yapacaktık, Meclis tıkandı ve temmuzda seçimlere gittik. Bize 27 Nisan'da cumhurbaşkanı seçtirmeyenler DYP ve ANAP siyaset tarihinden silindi. Biz cesur hareket ettik. İkinci cesur hareketimiz 27 Nisan tarihindeki bildiri veya muhtıraya verilen hükümetin cevabıdır. Cesur ve kararlı cevaptır. Bu cevap hükümetimizi güçlü kıldı. Bu muhtırayı veren kişilerin ne kadar kayıp içinde olduğunu ve güçlenerek AK Parti'nin seçimlerden çıktığını görüyoruz.''

''Yargının insiyatifinde olan bir konu''

''28 Şubat ile ilgili 9 kişilik tutuklama var. Yargı sürecinin başlaması müşteki sıfatıyla birilerinin şikayetine bağlı'' diyen Arınç, şunları kaydetti:

''27 Nisan ile ilgili bir şikayet varsa ki mutlaka vardır, ben hatırlayamıyorum, savcılar bu konuda da Anayasanın ve Türk Ceza Kanunu'nun, ilgili kanunların suç saydığı bir fiil tespit ederlerse başlar. Şu anda böyle bir şey yok ama olmayacağı anlamına da gelmez. Elbette tamamen yargının inisiyatifinde olan bir konu. Türkiye demokratikleşen özgürleşen, darbe ve darbe girişimlerinin olmayacağı düşüncesine hakim kılan bir ülke. Bunları takdirle izliyoruz. Türkiye darbelerden uzak demokratik bir ülke olarak yoluna devam etsin istiyoruz.''

Tutuklu milletvekilleri

Tutuklu milletvekilleriyle ilgili bir soru üzerine Arınç, şunları bildirdi:

''Meclis başkanı iki veya üç defa partilerin grup başkanvekilleri ile toplandı. MHP, CHP, ve BDP'de tutuklu iken aday gösterilen ve milletvekili seçilen milletvekilleri var. Hatta and içme törenlerine katılmadılar. Daha sonra and içtiler. Ancak tutuklu milletvekilleri parlamentoda değil. Bu konu ile ilgili özellikle muhalefet partileri bir şeyler söylüyor. Tutuklu vekillerin tahliyesi için bir formül bulamadılar. Bunu bulmak kolay değil. Bunların belli suçlamalar karşısında tahliye olamayacaklarını bilmiyor muydunuz, biliyordunuz. Şimdi niye şikayet ediyorsunuz. CHP neredeyse bir yıl oldu bir formül getiremedi ama MHP daha onurlu duruş sergiledi. BDP'de bir formül bulamadı. AK Parti bu benim sorunum değil siz bu sorunu konuşun, bulunan formül hukuka uygunsa görüşürüz demiştir. Dördüncü parti olarak Meclis başkanımız AK Parti'nin de sürece dahil olmasını istiyor. Gelinen nokta bu ise yasamaya ihtiyaç duyuluyorsa bunu arzularım. Şahsi düşüncemi ifade ettim. Parti birini aday gösterecekse bunu açıklamalı. Sadece kişiyi cezaevinden çıkarmaya yönelik bir talebi varsa bu millete açıklanmalı. Partiler bu sorumluluğu üstüne aldı ve aday gösterdi. Millette oy verdi. Millette bu sorumluluğu üstüne aldı. Millet seçti ise onların yeri TBMM'dir. Yasama çalışmalarını katılmalıdır. Bu düşüncem ile partimden eleştiriler aldım. Milletvekili seçilenler parlamentoda yer almalıdır. Sebahat Tuncel'de örnek gösteriliyordu. Ancak bu dönemde yargılamada deliller ve suçlar nedeniyle mahkemeler tahliye kararı vermedi. O kişilerin şahısların parlametoya gelerek yasamaya katılmalarını ben şahsen arzu ediyorum.''

Bunun için iki formül olduğunu dile getiren Arınç, şöyle konuştu:

''Biri 83'üncü maddedeki dokunulmazlık sınırlıdır oysa bunun mutlak olması gerekmektedir. 14'ncü maddede sayılan fiiller, işlendiyse bu dokunulmazlıktan yararlanamıyorlar galiba. Galiba bu tutuklu vekiller bundan dolayı yargılanıyor. Ben böyle bir istisnanın Anayasada durmasını uygun bulmuyorum. Halkımızın kabul edemediği suçlarla ilgili ağır suçları olanların tahlisine neden olmamalı. 100'üncü madde örneği Hizbullahçılarda yaşandı. Kamu vicdanını tatmin edecek bir kanunu bu dört parti bulabilirse bir yasama olabilir. 4 partinin uzlaşması gerekiyor. Onu henüz görmedim.''

4 PARTİNİN UZLAŞMASI GEREK!

Tutuklu milletvekilleri konusunda 4 partinin uzlaşması gerektiğini ancak bunu henüz görmediklerini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

''Ama masa üstünde, kağıt üstünde olabilir diye düşünüyorum. 100. maddedeki bir fıkra veya bir cümlenin ilave edilmiş olması belki bugünkü arzu edilen amacı gerçekleştirebilir. Ancak Adalet Bakanlığımızın bunu ciddi gözden geçirmesinde, belki bir redaksiyon yapmasında fayda var. Çünkü başka maddelerle bağlantısını doğrusu çok fazla düşünemiyorum. Bir de cezaevlerindeki mevcut suçlamalar ve bu suçlamalar karşısında tutuklu bulunanların tek tek gözden geçirilmesine de ihtiyaç var.''

''Bizim kanunlarımızda tutukluluk, milletvekili adayı olmaya ve seçilmeye engel değil'' diyen Arınç, şunları kaydetti:

''Cezaevinde vekil marifetiyle veya bizzat kendisi dilekçe göndermek suretiyle ki bugünkü milletvekilleri de aynı şekilde aday oldular, hakkında tutuklama kararı bulunsa bile bir insanın aday olması mümkün. Ancak milletvekili seçilemeyecekler maddesi var. Sanıyorum o 76. maddededir. Yani aday olabilir ama Hatip Dicle kararını da hatırlatmak isterim. Hatip Dicle ile ilgili bir hüküm milletvekili seçilmeden önce kesinleşmiş olduğu için milletvekili seçilmesine engel oldu.''

''83. Madde basit ve net hale getirilmeli''

Arınç, şöyle devam etti:

''Aynı şekilde bugün tam kesin olarak bilmiyorum ama bir BDP'li milletvekilinin de cezası Yargıtay'da onandı diye hatırlıyorum. Yargıtay'da onandığına göre milletvekilliğinin de düşmesi gerekir. Bu konuda Meclis Başkanlığı ne zaman inisiyatif alır veya gerçek hukuki durum nedir bilmiyorum. Bir duyumla size bilgilerimi aktarıyorum. Bugün bahsettiğiniz kişiler veya bir başkası 14. Madde kapsamında yargılansalar bile milletvekili seçilmesine engel olmayabilir. Önemli olan hükümlülüktür. Yani hüküm aldığı konu milletvekili seçilmesine engel bir konuysa kesinlikle milletvekili olması ve seçilmesi halinde de iptal edilmesi mümkün. Ancak 14. Madde'nin bu şekilde devam ediyor olmasının başka farklı dezavantajları var. Ben onları dikkate alarak söylüyorum. Aslında 83. Madde'nin yeni anayasa yapımı sırasında mutlaka ele alınması, basit ve net hale getirilmesi lazım.''

Dokunulmazlık konusu

Geçen yasama dönemlerinde en fazla dokunulmazlık konusunun tartışıldığını vurgulayan Arınç, şunları söyledi:

''Dokunulmazlık konusunun yeniden düzenlenmesi bu anayasada mutlaka dikkate alınmalıdır. Çünkü başlangıçta yasama dokunulmazlığı demesine rağmen içinde başka hükümler de var. Mesela ağır cezalı cürümlerde dokunulmazlık işlemiyor. Gözaltına alınabilir hatta tutuklanabiliyor Meclis'e haber vermek suretiyle. Ama mesela yasama dokunulmazlığı kürsüde konuştuğu sözlerden, kullandığı oyun renginden dolayı sorumlu olmamasıdır. Kürsüde konuştuğu sözler bir kişinin ceza mahkumiyetine uğramasına engeldir. Ama partinin kapatılmasına engel değildir. Kürsüde konuştuğu sözlerde milletvekili kendisini kurtarır ama partisini kurtaramaz.''

Bülent Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yasama sorumsuzluğu veya dokunulmazlığı denen kapsamı, batı ülkelerindeki gibi bir noktaya indirgememiz gerekiyor. Kamu vicdanını hem tatmin etmek bakımından hem de bu konudaki tartışmaları bitirmek açısından benim böyle bir düşüncem gerçekleşirse bunun içerisinde 14, 24. Madde gibi bir istisnanın olması da mümkün değil de zaten. Yeni anayasa yapımı sırasında da umarım bu konuda bir gelişme olacaktır.''

Yeni anayasa

Arınç, yeni anayasa çalışmalarına değinerek, şunları kaydetti:

''Yeni anayasa çalışması konusunda Meclis Başkanımız çok gayretli, partilerimiz de çok kararlı ve çok samimi. Ben böyle görüyorum. Bu iş başlarken 'kesinlikle olmaz' diyenler bir ümidin içerisindeler. Biz de bu ümidi güçlendirmeliyiz. Şimdi onların takvimi dinleme ve teklifleri alma noktasındalar. 1 Ekim'den itibaren de Meclis'e getirme düşüncesi vardı. 1 Mayıs'ta yazıma geçebilirlerse Temmuz'a kadar da, Meclis tatile girinceye kadar da bu konuda bir ilerleme olabileceğini söylemişlerdi. Yani şu ana kadar bir aksama olmadı. 4 parti kendi aralarında da usul anlaşması yaptılar. Herkes masaya bağlı olarak kalkmadan bu işi sonuçlandırmak istiyor. Ümit edelim Allah nazardan saklasın, fitne fesat girmesin, bu iş devam etsin. İlk defa darbe mahsulü anayasalardan hep beraber kurtulmuş olalım. Parlamento tarihe geçecek bir büyük başarıya imza atsın. Ben Sayın Çiçek'e, arkadaşlarımızın hepsine başarılar diliyorum.'' (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler