YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
2001'in başlarında Ecevit'e suikast duyumu aldık
Birgün: Ecevit'i 24 saat sakladık. 1999-2002 arasında olanlar araştırılmalı.
2001'in başlarında Ecevit'e suikast duyumu aldık
16 Nisan 2009 / 09:20 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Bülent Ecevit'in ölümüne kadar en yakınındaki isim olan DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün: 2001'in başlarında Ecevit'e suikast duyumu aldık. Tedirgin olduk. Ecevit'i 24 saat sakladık. 1999-2002 arasında olanlar araştırılmalı..


Başkent Üniversitesi'nin kurucusu ve Rektörü Mehmet Haberal'ın da gözaltına alındığı son dalga Ergenekon operasyonu, eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit'in 2002 yılında "sivil bir darbe ile iktidardan uzaklaştırıldığı" iddialarını yeniden gündeme getirdi. Ecevit'in ölümüne kadar en yakınındaki isim olan ve 'Ecevitlerin manevi oğlu" diye bilinen DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün, çok tartışılacak bir sırrı açıkladı. Bir dönem Ecevit'in korumu müdürü olarak çalışan Birgün, "2001'in başlarında Ecevit'e suikast duyumu aldık. Tedirgin olduk. Ecevit'i 24 saat sakladık. 57. Hükümet zamanında Ecevit'in başına gelenlere, bilerek veya bilmeyerek katkı sağlayanlardan hesap sorulmalı" dedi. Ergenekon davası savcısı Zekeriya Öz ile dün yapacağı görüşme son anda ertelenen ve havaalanından geri dönen DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün SABAH'a şu çarpıcı açıklamalarda bulundu:


SAVCIYA ANLATACAĞIM: Savcının ne soracağını bilmiyorum. Sadece Haberal ile ilgili değil, emekli emniyet müdürü olduğum için başka konularda da bilgime başvurabilirler. Ancak, rahmetli Ecevit'in tedavisi için gittiği hastanede kötüleştiği, kemik yapısını bozan ilaçların verildiği iddiaları var. Savcıya gördüklerimi bildiklerimi yaşadıklarımı anlatacağım. Asla doktorları suçlamak amacında değilim. Ben bir durum tespiti yapıyorum. Bence son gözaltılar 2002'den sonrası ile ilgili. Ancak 1999-2002 arasında yapılanlar da mercek altına alınmalı.


ECEVİT'E DARBE YAPILDI: 57 hükümet döneminde Ecevit'i siyasetten uzaklaştırma operasyonları yapıldı. DSP ikiye bölünmüş, iktidar devrilmiştir. Darbe yapıldığını 2002'den bu yana iddia ediyorum.


ECEVİT'İ 24 SAAT SAKLADIK: 2001'in başında bizi epey korkutan, kuvvetli bir duyum aldık. Bize ulaşan bilgiye göre suikastı planlayanlar Ecevit'in Cumhurbaşkanlığı'nda bir resepsiyona gideceğini biliyorlardı. Halbuki bu resepsiyon programı önceden belirlenmiş bir program değildi. Doğrusu bu bizi ürküttü. Tüm basının gözü önünde Başbakanı kaçırdık. Gazeteciler Ecevit'in içinde olmadığı bir aracı takip ettiler. Ecevit'i 24 saat sakladık. Mihrakla ilgili bilgi edinemedik.


HASTANEDE OLANLAR: Ben değil, kamuoyu 'Ecevit hastaneye gitti sonra günden güne kötüleşti' diyor. Biz evde 3 ay nekahat dönemi geçirdik. Hastaneye kati raporu için gideceğimizde eğer gidersek 'İş görmez' raporu alacağımız yönünde bilgiler, duyumlar geldi. Kendisini siyasetten uzaklaştırma operasyonunda bilerek ya da bilmeyerek çok kişi katkıda bulundu. Bunlardan hesap sorulmalı.


BAŞBAKAN MI HASTA MI: Haberal ve ekibi Ecevit'in Başbakan olduğunu unuttular ve sadece hasta olarak baktılar. Uzun süre evde kalması gerektiğini değerlendirdiler. Oysa biz, Ecevit'in başbakan olduğunu ve toplantılara katılması gerektiğini söylediğimizde önce 'Tamam katılabilir' diyorlardı ancak sonra 'Katılırsa ölebilir felç olabilir' açıklamaları yapıldı. Şüphelerimiz arttı.


TEDAVİ KESİLİNCE DÜZELDİ: Beyefendinin tedavi kesilince iyileştiğini gözlemledim. Herkes diyor ki 'Ecevit birden hastalandı, birden düzeldi nasıl oldu bu?" Biz de bunun cevabını arıyoruz.


HABERAL BANA DAVA AÇTI: Doğrudan Haberal ile ilgili bir iddiam söz konusu olamaz. Ancak mahkemeliğiz. Haberal ve ekibi bana 365 milyar liralık dava açtı. Mahkeme reddetti. Dosya şimdi Yargıtay aşamasında. Ecevit'in uzaklaştırılması operasyonuna bilerek ya da bilmeyerek doktorlar da katkıda bulundu. Ecevit'in artık başbakanlık yapamayacağı gibi imaj oluşturdular. Haberal ile 2003 yılından bu yana görüşmüyorum.


BAS BAS BAĞIRDIM: Bazı şeylerin belgesi olmaz. Biz bazıları 'bilerek ya da bilmeyerek Ecevit'i tasfiye sürecine dahil oldu' diyoruz. Ben bas bas bağırıyorum, bu süreçle bir savcı ilgilensin diyorum. Savcıya bildiklerimi anlatacağım ve soracağı her soruya memnuniyetle cevap vereceğim.



--------------------------------------------------------------------------------


Haberal’ın Başkent Hastanesi’nde Ecevit’e uygulanan tedavi programı, Valilikçe özel olarak kurulan 15 kişilik sağlık ekibine verilmemiş. Bu durumdan şüphelenen Ecevit, Başkent yerine GATA’ya gitmiş.


İLERLEYEN yaşı ve hastalığı gerekçe gösterilerek 7 yıl önce iki kez sivil darbe girişimine uğradığı iddia edilen Bülent Ecevit’in Ergenekon şüphelisi Prof. Dr. Mehmet Haberal’a ait Başkent Hastanesi’nden ayrılarak GATA’ya gitmesinde acil müdahale programının gizlenmesinin önemli rol oynadığı öne sürüldü. Başkent kulislerinde konuşulan iddialara göre olay şöyle gelişti: Dönemin İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Ankara Valisi Yahya Gür’ü arayarak gizli kalmak kaydıyla Ecevit’e rahatsızlanması halinde acilen müdahale edecek özel bir ekip kurulmasını talimatını verdi.


ECEVİT’E 24 SAAT GÖZETİM


BU ekip her türlü teknolojik imkanla donatılacak ve bütçe sorunu olmayacaktı. Vali Gür, talimatı alır almaz kendisine bağlı İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli bir yöneticiyi yanına çağırarak görevi verdi. Bu sağlık bürokratı, 5 doktor, 5 hemşire ve 5 şoförden oluşan 15 kişilik özel ekip kurdu. Plana göre, Ecevit 24 saat gözaltında tutulacaktı. Bu ekibe görevlerinin çok gizli olduğu belirtilerek nöbet çizelgesi ve görev esasları yeminle bildirildi. Ekibe her türlü acil müdahale araçlarına sahip modern bir ambülans verildi.


ACİL MÜDAHALE TATBİKATI


O esnada Başkent Hastanesi’nden geçici olarak ayrılan Ecevit’in tedavisi Oran’daki evinde sürdürülüyordu. Ambülans, Oran Sağlık Merkezi’nin arka tarafında gizlendi. Görevlendirmenin yapıldığı ilk gece, Ecevit’in hastalanması halinde kaç dakikada Başkent Hastanesi’ne yerleştirileceğini tespit için tatbikat yapıldı. Ev ile hastane arasında 11 kavşak vardı. Her kavşağa olay olay anında düzenleme yapılabilmesi için trafik ekibi yerleştirildi. Tahliye tatbikatında Ecevit’in evden alınıp hastaneye yetiştirilmesi için geçen süre 7 dakika olarak belirlendi.


BAŞKENT İLAÇ LİSTESİNİ GİZLEDİ


ÖZEL ekip, göreve başladığı ilk gün önemli bir sorunla karşılaştı. Ecevit’e ambülansta acil müdahalede bulunacak ekibin, tedavi programını önceden bilmesi gerekiyordu. Birden fazla hastalığı olan Ecevit’e ilk müdahalede verilecek sıvının başka bir hastalığı tetikleme riski vardı. Ekipteki bir doktor Başkent’e giderek ‘R.A’ isimli doktordan Ecevit’e uygulanacak tedavi programını istedi. Ama alamadı. Bunun üzerine doktorlar, Ankara Valisi Gür’ü haberdar ettiler. Gür de bakan Yücelen’i bilgilendirdi.


GÖREV YAZISI İPTAL EDİLDİ


ACİL müdahale anında uygulanacak tedavinin programının gizlenmesi üzerine 15 kişilik özel ekip dağıtıldı. Bu kararın hemen ardından Ecevit’in tedavi için Başkent Hastanesi yerine GATA’yı tercih etmesi dikkat çekti. Ekipte yer alan bir doktor, star’a ‘Bu hadise Ecevit’in GATA’ya gitmesinde etkili oldu’ değerlendirmesi yaptı. ANKARA star


Darbe mesajını Çankaya’dan verdiler


Ecevit’e yönelik ilk sivil darbe girişimi, 2001 yılı Ekim sonunda ortaya çıktı. Radikal Gazetesi Yazarı Murat Yetkin, Çankaya Köşkü’ndeki 29 Ekim resepsiyonunda tanık olduğu darbe planını 30 Ekim 2001 tarihli Radikal Gazetesi’nde köşesine taşıdı. Yetkin’in yazısına göre, darbe mesajı iki generalle yaptığı sohbet sırasında ortaya çıktı. Bir general, Yetkin’e ‘Bu gidişattan memnun musunuz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?’ diye sorunca, Yetkin ‘Gazeteci benim, siz söyleyeceksiniz, ben yansıtacağım’ diye cevap verdi. O sırada bir general, isimlerinin gizli kalması kaydıyla darbe projesini açıkladı. Proje, Ecevit’in görevi bırakması ve yerine hükümet içindeki güçlü bir ismin getirilmesini kapsıyordu. Bu isim kamuoyunda Hüsamettin Özkan olarak yorumlanmıştı.


‘Tıp Darbesi’ni anlatacak


ERGENEKON soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün’le dün yapacağı görüşmeyi ‘aşırı yoğunluk’ nedeniyle erteledi. Savcı Öz’ün önceki gün öğleden sonra kendisini aradığını ve bazı konularda bilgisine ihtiyaç duyduklarını, yardımcı olursa memnun olacaklarını söylediğini anlatan Recai Birgün ‘Ben de memnuniyetle kabul ettim. Yanımda iki gazeteci olduğu için açık konuşamadım, Sayın Savcı’ya da niçin çağrıldığımı sormadım. Ancak bugün yola çıkmak üzere havaalanına gittiğimde üç-dört gün yoğun olduklarını ve görüşmenin önümüzdeki hafta olup olamayacağını sordu. Ben de bu telefonun ardından havalimanından döndüm’ diye konuştu.


SAVCI Öz’ün kendisini yakın korumalığını yaptığı eski Başbakan Bülent Ecevit dönemine ilişkin çağırıp çağırmadığına yönelik sorularına Birgün ‘Bilemiyorum tabi. 2002’den beri gündemde tutmaya çalışıyoruz bu konuyu. Biz o günlerde bir şeyler yaşadık. 57’nci hükümet, DSP ve Ecevit bir şeyler yaşadı. Bu yaşananların bir darbe olduğunu her zaman söyledik. Ama bu dönem mi dikkat çekti, bu dönem mi dikkat çekecek göreceğiz. Hangi konuda bilgime başvurulacak bilmiyorum şu anda’ yanıtını verdi. Savcı Öz’e bu konuyla ilgili bilgi verip vermeyeceği sorusuna ise Birgün, ‘Sorarsa cevap vereceğim. Ancak sormadığı şeye niye cevap vereyim?’ karşılığını verdi. SABAH

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler