YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"17 Aralık başarılı olsaydı Gülen gelecekti ve 3 şey olacaktı..."
Latif Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında, 17 Aralık darbe girişiminin başarılı olması durumunda, Gülen'in halife olacağını ve üç önemli olayın geçekleşeceğini ifade etti.
"17 Aralık başarılı olsaydı Gülen gelecekti ve 3 şey olacaktı..."
17 Aralık 2014 / 10:30 Güncelleme: 17 Aralık 2014 / 11:41

Bir dönem Fethullah Gülen'in en yakınında bulunmuş, daha sonra Cemaat'ten ayrılmış olan Latif Erdoğan A Haber'de dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Gülen'in aslında 3'lü ittifakın (İngiltere, Amerika ve İsrail)  kurmak istediği hilafetin halifesi olarak düşünüldüğünü söyleyen Erdoğan, "Eğer 17 Aralık başarılı olsaydı, Gülen Türkiye'ye halife olarak gelecekti" dedi.

Latif Erdoğan, Gülen'in Türkiye'ye dönüşünden sonra neolacağını anlattığı bölümler ise tüyler ürpertecek cinsten. Buna göre, IŞİD'le ve İran'la savaşa girilecek, Erdoğan dahil aklı başında kim varsa hepsi idam edilecekti.

İşte Latif Erdoğan'ın şok eden açıklamaları:

Cemaat'in yapılanma şekli kaotiktir. Yani bir yerden kategorik bir yapılanmayı göz önüne alarak Cemaat'i anlamak mümkün değildir.

"Gülen Hareketi, yok etmek üzere bütün cemaatlere sızdı"

Gülen Hareketi, bütün cemaatlere sızma operasyonunu çok önceden başlatmıştır. Bu sızma operasyonları, neticede o cemaatleri ele geçirme ve bitirme operasyonudur. Bitirmek için oraya sızılıyor. Başka gaye ve hedef de yoktur.

Orada soru şu; bunu bir cemaat gayretiyle mi yapıyorsun, yoksa ayrı bir misyonla mı yapıyorsun?

Bir insan kendi cemaatinin her yerde hakim olmasını düşünebilir. Madem kendince, "benim cemaatim en isabetli cemaat" diye düşünüyor, öyleyse her yerde bu cemaat geçerli olmalıdır diye düşünebilir. Bunu bir mantığa oturtabilirsin.

Ama meseleyi, bütün İslami hareketleri sıfırlama noktasına çektiğin zaman iş değişir. O zaman burada olmayan, olmaması gereken, dıştan dayatma bir misyon söz konusu.

"Gülen bütün hayatını yalnızca bana anlattı"

Büyük fotoğrafı gördüğümüz zaman okuyoruz biz bunu. Daha önce Gülen bana bütün hayatını anlattı. Bütün hayatını tek anlattığı insan benim. O anlattığı şeylerde bu gaye ve bu hedefler yok.

Ama mesela, "inşallah birgün bütün bu İslami cemaatler de bize dehalet edecektir (bağlanacak)" dedi.

Bunu da masum bir talep görüyorsun. Çünkü yaptığı şey çok güzel. Okullar açıyorsun, yurtlar açıyorsun, yurtdışında eğitim faaliyetleri sürdürüyorsun falan. "Küçük küçük parça parça şeyler yapılacağına, bu geniş havuzda faaliyetler yürütülsün." Bu masum bir hedeftir. Doğrudur demiyorum, ama cemaat mantığı içinde bunu anlamak mümkündür.

Ancak, "herkes yok olsun, sadece ben var olayım" düşüncesi... Bu düşünce neden?

Eskiden beri İngiltere'nin bir hilafet projesi var. Buna Amerika ve İsrail de eklendi. Üçlü ittifak bir hilafet projesi geliştiriyor. Peki bu hilafet projesini gerçekleştirmek istemelerinin sebebi ne?

"3'lü ittifakın amacı hilafete 'erken doğum' yaptırmaktı"

İslam'ın kendisinden kaynaklanan o güç yükselirse zaten öyle bir netice ortaya çıkabilir. İşte, kendi fıtri seyri içindeki yükseliş bu neticeye varmasın, başarılı olmasın diye, erken doğumla hasıl olacak bir hilafet projesi gerçekleştiriliyor.

Gülen zaten halife olmak istiyor

Gülen'de bu hilafet düşüncesi var zaten. Halife olma tutkusu var. Bu teklif üçlü ittifak tarafından sıradan bir insana teklif edilmiyor zaten.

Şimdi, bu yapı itibariyle varılmak istenen neticeyi, biz İslami mantıkla düşününce doğru buluyoruz. Bir müslüman olarak bir ülkenin İslam'la idare edilmesini ben de isterim. Fakat bunu yapay bir şekilde, dışarıdaki insanların teşviği ve yardımıyla yaparsan burada bir soru işareti ortaya çıkar.

Mesela bir İngiltere, bir Amerika, bir İsrail neden benim İslam'la idare edildiğim bir ülke talep etsin? Bu ülkeler İslam'ın düşmanı.

"17 Aralık başarılı olsaydı Gülen halife olarak gelecekti ve 3 şey olacaktı"

Eğer 17 Aralık gerçekleşseydi, bir müddet sonra bu projenin başındaki insan buraya halife olarak gelecekti. Bunun alt yapısı hazırlandı.

Peki sonra ne olacaktı? Üç şey olacaktı:

1. Işid'le savaş başlayacaktı. O da halife çünkü.

2. İran'a savaş açılacaktı. İsrail'in yapmak istediği her şey İran'a yaptırılacaktı. İran devreye sokulacaktı.

3. İdam cezası geri getirilecekti.  Türkiye'de iş görebilecek, toplumu derleyip toparlayabilecek, aklı başında kim varsa hepsi darağacına gönderilecekti.

"Allah bizi çok büyük bir beladan kurtardı"

Bu açıdan, Cenab-ı Hak bizleri çok çok büyük bir musibetten kurtardı. Çok büyük bir beladan kurtardı. Gülen buna istidad olarak hazır olmasaydı, zaten o tercih edilmezdi.

İkinci bir mesele; Gülen'in bütün harekatına baktığımızda, Cemaat içinde dahil, belli bir istidat törpülenmesinden geçmeyen insanlar diskalifiye edilmiştir. Törpülenirse tamam. Kurumsal ilişkileri bir kenara atın. Hüseyin Gülerce gibi arkadaşların Cemaat içinde bir karşılığı yok. Cemaat ayrı bir şey.

İki türlü şey vardır: Cemaat'in genel yapısı ve Cemaat'i idare eden örgüt yapısı. Yani derin devlet.

Gülen'in dıştan söylediği mesajlar Cemaat'e mesajlar. Orada söylediğinden dolayı harekatlar yapılmaz. Harekat emri onlara zaten ayrıca emir olarak gelmiştir. Hiyerarşik yapı içinde emir gelir, gelmezse o operasyonlar yapılmaz.

'Gülen keramet gösterdi' algısı nasıl oluşturuluyor?

Gülen'in o emirleri önce dışarıdan tüm cemaate ve kamuoyuna söylemesinde ise önemli iki amaç var. Birisi Cemaat tabanında "keramet gösterdi" algısı oluşturmak, Cemaat dışındakilere ise "öngörü, bildiği bir şey var" izlenimi vermek.

"Cemaat devlete sızdı ama devlet de cemaate sızdı"

Ben kendisini çoğu kez ikaz ettim. "Bilgi kirlenmesine giriyorsunuz siz" dedim.

Bir başka nokta da; mesela "polis itirafçı oldu" deniliyor. Hayır itirafçı değil. O devletin adamı. Difüzyon var burda. Sen nasıl devlete girmeye çalışıyorsan, devlet de sana giriyor. Herşey kontrolde.

"Gülen'in yanında en az 3-5 tane devletin adamı var, aldığı nefes bile biliniyor"

Ben yine söylüyorum. Bugün Fethullah Gülen'in yanında en az üç beş tane devletin adamı var. Nefes alıp verdiği her şey biliniyor, kaydediliyor. Hiç kendimizi kandırmayalım, aldatmayalım.

"En maherm toplantılarda bile derdim ki.."

O yüzden ben toplantılarda hep şöyle derdim: Bu toplantıları Milli Güvenlik Kurulu (MGK) önünde yapıyor gibi yapmayacaksak, yapmayalım kardeşim. Biz ne yapıyoruz? En mahrem toplantılarda dediğim budur benim. Bizim devletten saklanacak neyimiz olur? Ne  yapıyoruz ki devletten saklıyoruz?

İşte bu yapı, daha sonra böyle bir noktaya çekildi. Ben bu yapılanma içinde en son, en uç noktada bulundum. Gülen'den sonraki ekibin içindeydim ben. Fakat, yapılan çalışmalara bakıyorum, MİT'ten olduğu söylenen arkadaşlar var. Yine o 10 kişinin içinde onlar. Kimi neyden gizliyoruz biz?

"Devlet bizimle gırgır geçmiş"

O açıdan eskiden beri bir difüzyon var zaten. Boşuna birbirimizi kandırmayalım. Ben hep diyorum: Devlet bizimle gırgır geçmiş. Gülen'in aranmaları, şunlar bunlar... Sonradan çıktı hep ortaya. "6 sene arandı" dediğiniz adam, aranmamış meğer. Kendileri söylediler: Yok biz seni aramıyoruz dediler.

Bu hareketi basite indirgememek lazım, ama üstesinden gelinemez bir hareket olarak da görmemek lazım.

 

STAR

21:13
 // burhan
tek ve son sözyani.... ALLAH sayin cumhurbaskanimizi ve akpartimizi basimizdan eksik etmesin ulkemizi hakkiyla savunan mert ve yigit osmanli tayyip erdogandir RABBİM onu ve onun gibi dusunenleri korusun......
17 Aralık 2014 21:13
Seni Sahtekar
 // Abdullah Gani
Değerli yorumcumuz, her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte; hakaret, küfür, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki yorumları yayınlayamıyoruz. Kriterlerimize uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz......
17 Aralık 2014 Çarşamba 18:45
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler