YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
13. Ağır Ceza Mahkemesi, incelemesini tamamladı
13. Ağır Ceza Mahkemesi, incelemesini tamamladı
13. Ağır Ceza Mahkemesi, incelemesini tamamladı
25 Temmuz 2008 / 15:30 Güncelleme: 25 Temmuz 2008 / 00:00

Ergenekon soruşturmasında İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi iddianame hakkındaki kararını açıkladı. Şüpheliler hakkında ''terör'' suçlarından kamu davası açıldı. 48'i tutuklu 38'i tutuksuz 86 şüpheliyi kapsayan iddianamede bazı şüpheliler, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırıları azmettirmekle suçlanıyor.


2 bin 455 sayfalık iddianamede, 14 Temmuz'da İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti.


Ergenekoncular hangi suçlardan yargılanacak?


Ergenekon soruşturması kapsamında 48'i tutuklu 38'i tutuksuz 86 şüpheli hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olmak", "silahlı terör örgütüne yardım etmek", "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı halkı silahlı isyana tahrik", "patlayıcı madde bulundurmak, atmak ve bu suçları azmettirmek", "Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet Gazetesi'ne patlayıcı madde atmak suçlarına azmettirmek", "devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, kişisel verileri kaydetmek", "askeri itaatsizliğe teşvik", "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlarından yargılanacak


BASIN ORDUSU TAKİP ETTİ


Ergenekon iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edilip edilmemesinin bugün açıklanması bekleniyor. Bu beklenti nedeniyle basın mensupları Beşiktaş'daki İstanbul Adliyesi önünde adeta kamp kurdu.


İddianameyi inceleyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını bugün vermesi bekleniyor. Konuyu takip eden basın mensupları sabahın erken saatlerinden itibaren adliyeye akın etmeye başladı. Adliye önüne çadır kuran basın mensupları gelişmeleri canlı yayınlarla aktaracak. Adliyenin bahçesinde yaklaşık 15 canlı yayın aracı bekliyor.


Ergenekon iddianamesi birçok dava ve soruşturmayı etkileyecek


Terör örgütü Ergenekon iddianamesi, sonuçlanmamış ve failleri bulunamamış birçok davayı etkileyecek. İddianame; Danıştay saldırısı, Atabeyler Çetesi davası, Hablemitoğlu davası, DTP'li kayıp şahıslar soruşturması, Gazi Mahallesi olayları, Özdemir Sabancı suikastı, Eşref Bitlis'in öldürülmesi, Uğur Mumcu'nun öldürülmesi, Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası atılması olayı, Adapazarı-İzmit-Sapanca ölüm üçgeninde yaşanan faili meçhul cinayetler gibi birçok dava ve soruşturmayı etkileyecek.


Hatırlanacağı gibi 2 bin 500 sayfalık Ergenekon terör örgütü iddianamesinde Danıştay saldırısına 60 sayfa ayrıldığı söylendi. Danıştay'a yönelik saldırı davasında müebbet hapse mahkum olan Osman Yıldırım, saldırıyı gerçekleştiren Alparslan Arslan ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile Ataşehir'de yaptıkları bir toplantıda Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay'a saldırı kararını aldıklarını, Cumhuriyet'e atılan bombaları da Küçük'ün verdiğini iddia etmişti.


İddianamenin etkileyeceği bir başka dava da halen İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen İbrahim Çiftçi davası. Doçent Necip Hablemitoğlu'nu öldürdüğü iddiası ile ifade veren Çiftçi, 3 Ekim 2006'da İzmir'in Alsancak semtinde işadamlarının bulunduğu bir kafeye el bombası atılması sonucu hayatını kaybetmişti. Çiftçi'nin öldürülmesi ile ilgili davada karar aşamasına gelinmişti. Ancak söz konusu dava, Ergenekon iddianamesinin açıklanmasını bekliyordu. Davanın önümüzdeki ağustos ayında görülecek karar duruşması, İstanbul'daki iddianameden etkilenecek.


Silopi ilçesinde 7 yıl önce jandarma tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınmayan kapatılan HADEP'in Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz'in ailelleri de geçtiğimiz günlerde emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında suç duyurusunda bulundu. Hatırlanacağı gibi Ersöz, Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında aranıyor. Ersöz'ün operasyondan önce Rusya'ya gittiği biliniyor.


Gazi Olayları'nda hayatını kaybedenlerin yakınları, geçtiğimiz günlerde Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Osman Gürbüz hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusunda bulunanlar, Gazi Mahallesi ve Ümraniye'de yaşanan olaylara ilişkin davanın yeniden açılmasını talep etti. Gazi Mahallesi olaylarında Ergenekon terör örgütü kapsamında tutuklanan Osman Gürbüz'ün parmağı olduğu öne sürülmüştü.


Yine silahlı saldırı sonucu öldürülün Doçent Necip Hablemitoğlu dosyası da iddianameden etkilenecek. Hatırlanacağı gibi seri katil olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan ve 2003 yılında görülen duruşmasında suikasta kurban giden Hablemitoğlu'nu İbrahim Çiftçi ile birlikte öldürdüğünü iddia eden Durmuş Anuçin, Ergenekon soruşturması kapsamında Savcı Zekeriya Öz'e ifade vermişti. Danıştay'a yönelik saldırı nedeniyle müebbet hapse mahkum olan Osman Yıldırım'ın da Savcı Öz'e Hablemitoğlu suikasti ile ilgili önemli bilgiler verdiği ileri sürüldü. Yıldırım'ın sorguda "Hablemitoğlu cinayetini bana 2-2.5 milyon dolara vermek istediler. Ben cezaevinde birçok itirafçı ile görüştüğüm için bilirim, 'Bu cinayeti işlediğimde devlet bana sahip çıkacak mı?' diye sordum. Garanti verilmeyince ben de çekildim." dediği iddia edildi.


Ergenekon iddianamesi açıklandıktan sonra Dilovası kod adlı bir gizli tanığın, tutuklu emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olduğu dönemde Adapazarı-İzmit-Sapanca ölüm üçgeninde yaşanan faili meçhul cinayetlerle ilgili bilgiler verdiği ortaya çıkmıştı. Bu nedenle Adapazarı-İzmit-Sapanca üçgeninde öldürülen Kürt işadamlarının dosyalarının yeniden açılabileceği belirtiliyor.


Ölüm üçgenindeki faili meçhul cinayetler, 4 Kasım 1993'te Tansu Çiller'in İstanbul'da Holiday Inn Oteli'nde ellerinde terör örgütü PKK'ya haraç veren işadamlarının ve sanatçıların listesi olduğunu açıklamasından kısa süre sonra başladı. Çiller, "Onlardan hesap soracağız." diyordu. Bu açıklamadan iki ay sonra işadamı Behçet Cantürk şoförüyle birlikte evine giderken kaçırıldı ve cesetleri ertesi gün Sapanca yolunda bulundu. İki ay sonra Cantürk'ün avukatı Yusuf Ekinci, Ankara'da kaçırıldı ve cesedi iki gün sonra Konya yoluna atıldı. Fevzi Aslan ve yeğeni Şahin Aslan ise İstanbul Şehremini'de bir kahvede otururken polis olduklarını söyleyen dört kişi tarafından gözaltına alındı. Fevzi ve yeğeninin cesetleri ertesi gün Hendek'te bulundu.


Bu cinayetten iki ay sonra da Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkarili Namık Erdoğan kaçırıldı. Erdoğan'ın cesedi Ankara-Kırıkkale yolunda üç gün sonra bulundu. DTP Milletvekili Pervin Buldan'ın eşi Savaş Buldan, 2 Haziran 1994 günü İstanbul'daki Yeşilyurt Çınar Oteli'nden arkadaşları Adnan Yıldırım ve Hacı Karay ile kaçırıldı. Cesetleri iki gün sonra ölüm üçgeni olarak anılan Bolu'nun Yığılca ilçesi yakınlarında bulundu. İddianame, Özdemir Sabancı suikastının da yeni baştan ele alınmasına yol açacak. Ergenekon'un yasadışı terör örgütü DHKP-C ile ilişkisinin iddianamede gündeme geldiği belirtiliyor. Özdemir Sabancı suikastında kilit rol oynayan 'Çaycı' Fehriye Erdal'ın Ergenekon'la bağlantısı tespit edildi. Sabancı suikastına ilişkin çok önemli belgeler de örgütten çıktı. DHKP/C ve Fehriye Erdal'ın Ergenekon bağlantısı da bu belgeler yardımıyla anlaşıldı. Suikastın kilit ismi Fehriye Erdal'ı, kale gibi korunan Sabancı kulelerine 'çaycı' olarak Ergenekon'un yerleştirdiği iddia edildi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler