26 Eylül 2017 Salı
  • Altın149,533
  • BIST102.270
  • Dolar3,5485
  • Euro4,2033
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7789
  • İstanbul23 °C
  • Ankara15 °C
  • İzmir14 °C
  • Konya14 °C
  • Adana23 °C
  • Antalya20 °C
  • Diyarbakır19 °C
  • Bursa19 °C
  • Kayseri18 °C
  • Kocaeli18 °C
  • Şanlıurfa25 °C
  • Gaziantep18 °C
  • İçel24 °C
Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Eylül'ün ağır faturası
Türkiye, 30 yıl önce darbeciler tarafından yürürlüğe konan 82 anayasasının 26 maddesinin değişikliği bugün için sandık başına gidiyor. Darbenin faturası ise yine millete çıktı. 650 bin kişi gözaltına alındı, 50 kişi idam edildi.
12 Eylül'ün ağır faturası
12 Eylül 2010 / 09:30 Güncelleme: 12 Eylül 2010 / 09:38

Türkiye’nin anayasa değişikliği için sandık başına gittiği bugün aynı zamanda acı dolu bir tarihin de yıldönümü. 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 30 yıl geçti. Ekonomi’den medyaya, sivilden akademik hayata kadar, toplum postal darbesiyle yaralandı

Türkiye’yi tamamen değiştiren müdahale sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 1,683 bin kişi fişlendi, 50 kişi idam edildi, 171 kişinin ‘işkenceden öldüğü’ belgelendi... İşte darbenin bilançosu...

650 BİN KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

• TBMM kapatıldı,Anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.

• 650 bin kişi gözaltına alındı.

• 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

230 BİN KİŞİ YARGILANDI 50 KİŞİ İDAM EDİLDİ

• Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

• 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.

• 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.

• 7 bin kişi için idam cezası istendi.

• 517 kişiye idam cezası verildi.

• Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).

• İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.

CEZAEVLERİNDE 1011 KİŞİ ÖDÜRÜLDÜ

• Cezaevlerinde 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

• 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.

• Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.

• 14 kişi açlık grevinde öldü.

• 16 kişi “kaçarken” vuruldu.

• 95 kişi “çatışmada” öldü.

• 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.

• Gözaltında ve cezaelerinde 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.

14 BİN KİŞİ VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILDI 30 BİN KİŞİ TÜRKİYE’DEN KAÇTI

• 388 bin kişiye pasaport verilmedi.

• 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.

• 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.

• 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.

SIKIYÖNETİM EN SON 1987’DE DİYARBAKIR, MARDİN VE SİİRT’E KALDIRILDI

• 19 Mart 1984 Bilecik, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Gümüşhane, Isparta, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, İzmir, Sinop

• 19 Temmuz 1984 Afyon, Amasya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Çorum, Muğla, Nevşehir, Niğde, Rize, Sakarya, Tekirdağ, Yozgat

• 19 Kasım 1984 Denizli, Giresun, Kayseri, Konya, Manisa, Uşak

• 18 Mart 1985 Antalya, Bursa, Eskişehir, Hakkari, İçel, Kocaeli, Malatya, Kahramanmaraş, Samsun, Sivas, Tokat, Zonguldak

• 19 Temmuz 1985 Ankara, Artvin, Edirne, Erzincan, İzmir, Ordu

• 19 Eylül 1985 Trabzon

• 19 Kasım 1985 Adana, Adıyaman, Ağrı, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kars

• 19 Mart 1986 Bingöl, Elazığ, Tunceli, Şanlıurfa

• 19 Mart 1987 Van

• 19 Temmuz 1987 Diyarbakır, Mardin, Siirt

937 FİLM YASAKLANDI 4 BİN ÖĞRETMEN ATILDI

• 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.

• 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

• 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.

GAZETELER 300 GÜN KAPATILDI

• 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

• Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

• 31 gazeteci cezaevine girdi.

• 300 gazeteci saldırıya uğradı.

• 3 gazeteci silahla öldürüldü.

• Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.

• 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

• 39 ton gazete ve dergi imha edildi.

 30 yıldır kardeşinin mezarını arıyor

12 Eylül döneminde kayıp olan ve hala arananlardan biri Cemil Kırbayır. Henüz 24 yaşındaydı Kırbayır. Kars Atatürk Üniversitesi Eğitim Enstitüsü son sınıfında okuyordu. 7 Ekim 1980’de Kars’ta gözaltına alındı. Ailesine 8 Ekim’de firar ettiği söylendi. Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır, kardeşinin ölümünün ardından sürgün edildiğini, yıllarca terfi hakkının elinden alındığını, zorunlu ikamete maruz bırakıldığını söylüyor. Kardeşinin akıbeti için tüm hukuki yolları deneyen, ancak sonuç alamayan Kırbayır, “Babam, oğlunun mezarını göremeden öldü. Annem 98 yaşında, hala bir gün oğlu gelir diye bekliyor. 12 Eylül,’ün bize yaşattığı acı bitmedi. Biz hala acı çektiriliyor” diyor. Mikail Kırbayır kızgın. 12 Eylül’ün sorumluları için zaman aşımı olmamasını, o dönemin yaşattıkları nedeniyle Kenan Evren’in yargılanmasını istiyor. Kırbayır, “Kenan Evren ölmemeli, hatta ölse bile gıyabında yargılanmalı. Darbeciler bilsin ki 30 yıl daha geçse nefesimiz enselerindedir, peşlerini bırakmayacağız”  diyor.

Şiddeti bizzat darbeciler yarattı

Diyarbakır Barosu eski başkanı Sezgin Tanrıkulu’na göre şiddeti, kaosu, ölümleri durdurmak amacıyla yapıldığı savunulan 12 Eylül darbesi, tam tersine şiddeti yarattı. 12 Eylül’ü, “Türkiye’nin demokratikleşmesini, barış içinde sorunlarını çözmesini engelleyen ve ülkeyi 10 yıllarca geriye götüren bir dönem” olarak tanımlayan Tanrıkulu, şunları söyledi:”12 Eylül darbesi, şiddete başvurmayan, demokratik Kürt muhalefetini tasfiye etti. 12 Eylül’den önce şiddetsiz çözümü benimseyenler vardı. Düşünün ki 1977’de Mehdi Zana Diyarbakır Belediye Başkanı’ydı. Bilboardlarda ‘Analar, çocuklarınıza anadilinizi öğretiniz’ diye yazıyordu. Bunlar resmi izinli afişlerdi. Şiddet olmasa bu demokratik ortam güzel bir noktaya giderdi. Ancak 12 Eylül, tüm bu siyasal hareketleri tasfiye etti. Kürt sorunun geldiği nokta, 12 Eylül darbesinin sonucudur.”

Şimdi BM’nin bayraktarıydık

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu: 12 Eylül darbesinden 2010 Türkiye’sine epey yol katettik. Ama elbette geçen bu 30 senede, çok daha hızlı bir biçimde ilerleyebilidirdik ama ne yazık ki 12 Eylül bu anlamda Türkiye’nin hızını büyük ölçüde kesti. Özellikle Türkiye’nin küresel anlamdaki yerini bulamaması, Avrupa Birliği üyeliğinin tıkanmasının en önemli nedeni 1980 darbesidir. Bu darbe yaşanmasaydı, Türkiye şuan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasında oılup, bu kurumun bayraktarlığını üstleniyor olabilirdi. Ama yine de Türkiye büyük bir gelişim göstererek, özellikle uluslararası ilişkiler anlamında çok büyük ve önemli adımlar attı. Küresel anlamdaki yeri bakımından uluslararası alandaki sınırını zorlar pozisyona ulaştı. Bu sınırları aşıp, en büyük güö olmak, AB’ne üye olmak konusunda önündeki tek engel ise, ülke içindeki demokratik eksiklikler kaldı.  

Etkisi hala sürüyor

22 Temmuz 1980’de öldürülen DİSK Başkanı Kemal Türkler’in torunu avukat Burç Akpınar: 1970’ler ve 1980’ler tamolarak bir toplumsal kaos simgesiydi. 1980 darbeyle masaya vurulan yumrukla adını Türkiye tarihine yazdırdı. 1980 sadece bir darbe değil, aynı zamanda Türk aydınların ve Türkiye’yi geleceğe taşıyacak isimlerin geleceklerini karartmak içinde yapılmış bir darbeydi. O nedenle 80 darbesinin oluşturduğu kara bulutlat, çok kısa sürede dağılacak türden değildi. Şimdi 2010 Türkiyesi’ne baktığımız zaman bu karar bulutların geçmişe göre elbette dağıldığını görüyoruz. O dönemin kaosunun şuan yok. Ama ne şimdi de başka kara bulutlar üzerimizde duruyor, derin devlet 1980’de de, 2010’da da Türkiye üzerinde ki etkisini hala devam ettiriyor.

Star

BUNLARI BİLEREK OY KULLANMAK LAZIM !
 // VATANDAŞ
Vatandaş sandığa gidip yukarıdaki yapılan zulümleri hafızasında canlandırarak oy kullanarak vicdanını rahatlatması lazım....
12 Eylül 2010 10:18
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler