YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yerli otomobil nasıl olacak?
Yerli otomobil nasıl olacak?
02 Mart 2013 13:58
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yerli otomobille ilgili süreç ve planların 2- 3 ay içinde belli olacağını ifade etti.

 

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni kapsayan resmi ziyaretlerine başlayan Ekonomi Bakanı Çağlayan, Suudi Arabistan'ın başkenti Cidde'de gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları cevapladı.
 
Suudi Arabistan'da Cidde İş Forumu gerçekleşeceğini, bugün İslam Bankası Başkanı ile bir görüşmelerinin olduğunu belirten Çağlayan, "Bir protokol sözkonusu. İstanbul'da bir şube açacaklar. İstanbul'da Dış Ticaret Kompleksi var. Orada bir ofis açılmasını görüşmüştük. Sonrasında yatırımcı ve işadamları ile bire bir görüşmem olacak" dedi.
 
Akşam saatlerinde Riyad'a geçeceğini belirten Çağlayan, Riyad'da 4 bakanla görüşmesinin olacağını ifade etti. Pazar akşamı BAE'ye geçeceklerini belirten Bakan Çağlayan, Abu Dabi İş Forumu’na katılacağını ifade etti. Pazartesi günü Türkiye'ye döneceklerini kaydeden Çağlayan, Cenevre'de salı günü düzenlenecek otomotiv fuarına katılacağını bildirdi. Geçen yıl Karsan'ın bu fuara katıldığını hatırlatan Çağlayan, bu sene de birkaç büyük firmanın patronlarıyla Cenevre'de buluşup yerli otomotiv konusunu görüşeceklerini belirtti. Çağlayan, "Yerli otomotive en fazla yaklaştığımız dönemdeyiz. Sayın Başbakanımız ısrarlı bir şekilde bunun Türkiye'de yapılmasını istiyor" diye konuştu.
 
Suudi Arabistan ziyaretinin son derece önemli olduğuna işaret eden Çağlayan, Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin önemli bir ticaret partneri olduğunu vurguladı. Bakan Çağlayan, "10 yıl içinde en çok gelişen ticari partnerimiz. Dış ticaret hacmimiz 8 milyar dolara ulaştı. İhracatımız 3.7 milyar. İthalatımız 4.4 milyar dolar. İthalatımızın tamamına yakını petrol. Suudi Arabistan müteahhitlik sektörü açısından bizim için önemli. Biz sektörde İKÖ içinde en fazla iş yaptığımız bir bölgedir ve Suudi Arabistan'da sadece geçen yıl 2.2 milyar dolar iş yapıldı" şeklinde konuştu.
 
Arap ülkelerinin toplam GSMH'nın yüzde 25'inin Suudi Arabistan'da olduğunu belirten Çağlayan, Körfez fonlarının 538 milyar dolarının da burada olduğunu kaydetti. Şimdi bu fonlarda krizle beraber ciddi bir değişimin sözkonusu olduğunu belirten Çağlayan, "Bilhassa Kuzey Amerika'daki fonları düştü. Batı Avrupa'da yüzde 19'dan 6'ya düştü. Bu varlıkların ülkemize gelmesini istiyoruz. Gerek arazi konusunda yaptığımız düzenlemeler ve yeni teşvik düzenlemesiyle böyle bir gayret içindeyiz. Son 10 yılda 1.6 milyar dolarlık yatırım çektik. Bizim buradaki yatırımlarımız 958 milyon dolar.
 
Suudi Arabistan'ın toplam yurtdışı yatırımı zaten 30 milyar dolar. Bunun 1.6 milyar dolarını bize yapmış durumdalar. Toplam müteahhitlik sektörümüzün bugüne dek üstlendiği iş 12.3 milyar dolar. Medine Havaalanı’ndan tutun Mekke'de Kabe düzenlemesine kadar birçok projede alt üstlenici olarak Türk firmalar çalışıyorlar. Hedefimiz direkt iş almalarını sağlamak. Suudi Arabistan'ın bizim açımızdan önemi çok eskidir. Bizim için çok ciddi bir pazar olması önemli. 1 trilyon dolar sadece inşaat sektöründe yatırım yapacak. Son 5 yılda GSMH'nı ikiye katladılar. 750 milyar dolar GSMH'ları var. 522 milyar dolar dış ticaretleri var. Petrol ve diğer kimyasal ürünler ihraç ediyorlar. Önemli dış ticaret fazlaları var. Her yıl 250 milyar dolar dış ticaret fazlası var" dedi.
 
Suudi pazarına girişte önemli zorluklar bulunduğuna işaret eden Çağlayan, bunlardan en önemlisinin vize ve oturma izni sorunu olduğunu söyledi. Her fırsatta bunu gündeme getirdiklerini belirten Çağlayan, "Batılılar için pek bu kadar sıkıntı yok. Biraz sabırlı olmak lazım. Bu sorunu sadece Suudi Arabistan'da görmüyorum. Körfez bölgesi, Avrupa ve ABD'de de var. Ülkelerin genel politikalarında var. Havaalanında girişimizin kontrolsüz olması önemli. Bu kendi mevzuatlarından kaynaklanıyor" şeklinde konuştu.
 
"Yerli otomobilde beklentimiz ikiye çıktı, hem binek hem ticari terli otomobil hedefliyoruz"
 
Yerli otomobil üretimi konusunda değerlendirmeler yapan Bakan Çağlayan, yerli otomotivde sonuca hiç bu kadar yakın olmadıklarını anlattı. Çağlayan, "Teşvik sistemimiz sayesinde sektör son derece ümitlenmiş durumda.
 
Başbakanımızın dile getirdiği husus da yerlileşme adının Ali, Ahmet olması değil. Türkiye'yi akla getirecek bir araç üretmek önemli. Türkiye de bir marka ile anılmalı. Her geçen gün kalitesi artıyor. Türkiye'deki her 100 dolarlık otomobil üretiminin 56 doları yerli kaynaklarla yapılıyor. En fazla ithalat yaptığımız iki konu motor ve aktarma organları. Bunların da yerlilik paylarını ölçtük. Motoru Türkiye'de yapmaya kalktığımızda yerliliğe 13 puan ilave getiriyor. Aktarma organlarından 8 puan geliyor. Yerli katkısı yüzde 84'e geliyor.
 
Hedefimiz de zaten yüzde 85. Kaporta sacı üretimi var. Maalesef arz talep denk düşmüyor. Onu da katınca yüzde 82'yi yakalarız. Sektörün lisansını kendi elinde tutacağı bir yapıyı getirmek, göbek bağını, dışa bağımlılığını kesmek hedefimiz. Yan sanayi ile görüşeceğiz. Muhteşem gelişmiş bir yan sanayi var. Yüzde 85'ini yapabilecek kapasitede. Önemli ihracat yapıyorlar. Daha önce 'olmaz, yapamayız' diyenlerin yoğun çalıştığını görüyoruz. Türkiye'de 'ben yerli oto yapacağım' diyenlerle özel görüşme yaparız. Nasıl bir yatırım öngörüyorsunuz, bizden ne bekliyorsunuz bunu görüşüyoruz.
 
Böyle bir teklif gelirse biz çalışıp konuyu Başbakan'a götüreceğiz. Görüştüğümüz firmalar hazırlık yaptıklarını bildirdiler. Sürekli binek otomobil üzerinde çalışıyorduk. Hafif ticari araçta yerli otomotive daha yakınız. Bunlar binek araçtan daha karlı. Türkiye'deki firmaların ABD pazarına girdiğini gördüğümüz bir noktadayız. Yerli otomotiv konusunda beklentimiz ikiye çıktı. Hem binek hem ticari yerli otomobil hedefliyoruz" değerlendirmesini yaptı.
 
Türkiye'ye üretim lisansı veren marka sahiplerinin Türkiye'ye işin hamallık kısmını verdiklerini, asıl katma değer kaynağını kendilerinin yaptığını anlatan Çağlayan, "Her marka kendi motorunu yapardı eskiden. Ancak şimdi sektörde yaşanan sıkıntıdan sonra motor üretici firmalar ortaya çıktı. Bir firma 5,6 markaya motor üretiyor. Türkiye'de arkadaşlarımıza kümelenin diyoruz. Bir motor market olacak. Markalara motor yapacak. Fizibiliteyi yakalayacak bir rakama ulaşacağız. Aksi takdirde motoru alıp getirip aracın üzerine monte edeceğiz ve çok fazla kazanamayacağız. Sektör çok küçük kar marjlarıyla çalışıyor" diye konuştu.
 
"Biz duygusal olsak da sektör duygusal olmaz"
 
Bir dünya devi markanın CEO'sunun 'Türkiye isterse yapar yollarız' dediğini ifade eden Çağlayan, şöyle konuştu:
 
"Bizim derdimiz o değil. Sektör ana üreticinin verdiği lisansa göre çalışıyor. Her şeyi lisans veren belirliyor. Şimdi biz bütün bunları bizim üreticilerimizin belirleyeceği bir sistem istiyoruz. Türkiye'de üretilen, ithal edilen araç, satışı yapılan araç sayısı belli. Olmayan marka yok. Güney Kore üretmeye başladığında da dünyada çok iyi arabalar vardı. Sadece isminden dolayı sıkıntı var diyebilirsiniz ama bir yerden başlamak lazım. Ben işe girdiğimde sektörde öyle isimler vardı ki benimkinin esamesi okunmuyordu. Şimdi benimki de sayılı firmalar arasında. Bir yerden başlamak gerekiyor. Başladığımız yerde de Türkiye'de üretilen araçları Türk mühendisler yapıyor. Yurt dışına satılabilir. İşin duygusal boyutunda olmadığımızı söyleyebilirim.
 
Türkiye'nin şartları buna son derece haizdir. Otomotiv ihracatı ihracatımızın lokomotifi olan bir ülkeyiz. Bu alanda dış ticaret açığı vermeye başladık. Çok güçlü bir yan sanayi var. Ben son derece ümitliyim. Biz duygusal olsak da, sektör duygusal olmaz. Konuştuğumuz firmalar macera arayan firmalar değiller, kendilerini riske atacak değiller. Türkiye'de motor üretenler var. İddialı gireceğiz. Türkiye olarak çok rahat yapabileceğimiz bir alan."
 
"Akaryakıt üzerindeki vergi söz konusu olunca gariban şoförle büyük patronlar aynı vergiyi ödüyor"
 
'ÖTV işinden ne zaman kurtulacağız' sorusunu tek başına cevaplayamayacağını belirten Çağlayan, 'ÖTV KDV'de herhangi bir şey olur mu'nun ötesinde Türkiye'nin bir DTÖ üyesi olduğuna işaret ederek, alınacak önlemlerin uluslararası taahhütler içinde olacağını bildirdi.
 
Çağlayan, "Devlet harcadıkları için bir yerden kaynak bulmak zorunda. Bizim temel sorunumuz verginin tabana yayılmaması. Motorin, akaryakıt üzerindeki vergi sözkonusu olunca gariban şoförle büyük patronlar da aynı vergiyi ödüyor. Üzerinde çalıştığımız bir vergi düzenlemesi sözkonusu. Bilhassa ÖTV konusunda ve diğer matbu vergilerde tabana yayıldıkça, kayıt dışı azaldıkça yükler azalıyor" dedi.
 
"Yerli otomotiv Türkiye'ye eşik atlatacaktır, beraberinde uçağı, helikopteri getirecektir"
 
Sektöre iğne batırmaya çalıştığını ama onların da haklı olduğu kısımlar bulunduğunu dile getiren Çağlayan, daha önce 'bu iş yapılamaz' diyenlerin şimdi üzerinde çalıştığını gördüğü için bu lafları ettiğini belirtti. Çağlayan, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Olmaz diyenler şimdi hazırlıklar içindeler. Artık itirazı bir kenara bırakıp ne yapabilirize bakmaya başladılar. Kırılma noktası yaşandı. Görüştüğüm firmalar, bir kısmı iki, bir kısmı üç dört ay içinde çalışmalarını bize getireceklerini söylediler. Bizi hayal kırıklığına uğratan olmadı. Altın hisse gibi manevi yapıda olan bir şekilde devlet destek verebilir. Aragazı vermek için. Maddi değil ama manevi boyutta olacağı şekilde. Ulusal bir boyutu var. Niye var?
 
Böyle küresel bir krizden başarıyla çıkan bir ülkeyiz. Giderek Türk yatırımcının özgüveni artmaya başladı. Eskiden ihracatçı sayımız ve ihracat yaptığımız ülkeler çok azdı. Seçici davranırlardı, her yere gitmez, kolay iş yapabilecekleri, paranın kolay alınabildiği yerlere giderlerdi. Şimdi en zor dönemlerde yüzde 13 artırdık ticaretimizi. Artık firmalarımız, insanlarımız kendine güvenmeye başladı. İnşallah GSMH'da Hollanda'yı geçeceğiz. Avrupa'nın en fazla büyüyen ülkesi olacağız. Bütün yatırımcıların Türkiye'ye geldiği bir ortamda yerli otomotivi yapmak Türkiye'ye eşik atlatacaktır. Beraberinde uçağı, helikopteri getirecektir. Bir yerde bizim insanımızda moral olacak.
 
Firma sayısı çok değil, zaten ben de çok beklemiyorum. 10 tane gelirse bu işte bir yanlış var demektir. Onların oyun planlarını da göreceğiz. Bugünden yarına olabilecek bir şey değildir. Bir hayalim var. Makam araçları yerli, havada Türk uçakları, helikopterleri uçan bir Cumhuriyet kutlaması hayal ediyorum. Böyle bir zaman olacak. Olabileceği konusunda hiçbir şüphem yok. Yeter ki gaza basmanız gereken yerde gaza basın, yeter ki şoförünüz iyi olsun. İnanarak söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan gibi bir kaptan var. Nereye gelebileceğimizi dünyaya gösterdik. İnanıyorum."
 
"Bomba ellerinde patlayacaktır"
 
Çağlayan, İmralı süreci ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. İmralı'daki görüşmelerin tutanaklarının basına sızmasıyla ilgili olarak Bakan Çağlayan, "İlk defa görmüyorum. Bu mesele ülkemizin meselesi. Kürt kökenli bir insanım. Yıllar önce Kürt olduğunu söyleyemeyen bir insanım. Türkiye önemli bir dönemden geçiyor. Sayın Başbakan büyük bir cesaret gösteriyor. Türkiye'nin barış sürecini sağlaması ekonomik ve sosyal açıdan çok şey getirecek. Bunu istemeyenler rahat durmayıp sürece çomak sokacaklardır. Geldiğimiz noktada, 6 yıldır hükümette bulunan biri olarak, hükümetin samimiyetini ve Başbakan'ın gayretini biliyorum.
 
Başbakan’ın iradesi son derece önemli. Çözebileceğine inanıyorum. Bundan rahatsız olacakları, şer odaklarını rahatsız ediyor bu durum. Çeşitli birimleri ile bu süreci daha başlangıçta sabote etmek istiyorlar. Bu engellerle karşılaşacağımızı hepimizin bilmesi gerekiyor. Bu işe inanarak sıkı bir şekilde sarılınca bu süreç Türkiye'yi özlemiş olduğumuz ortama götürecektir. Bomba ellerinde patlayacaktır. Çok az konuşulması, bir şeyler yapılacaksa yapılması gereken bir dönemdeyiz.
 
Bu sürece sadece AK Parti’nin değil, herkesin katkı vermesi gerekiyor. İnşallah muhalefet popülist hedeflerle hareket etmez. Herkesin el ele vermesi gereken bir süreçteyiz. Ben şahsi kanaatimi söylüyorum, bu tür sabote edebilecek eylemler olabilir. O konuda da durmak yok gaza devam diyoruz. Kafatasçı milliyetçiliğin ötesine geçmek lazım. Eski bir ülkücü olarak söylüyorum. Milliyetçiliğimiz Türkiye milliyetçiliği olmalı" şeklinde konuştu.
 
"500 milyar dolar hedefini 2023'ten önce yakalayabiliriz"
 
Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması konusunda hiçbir endişesi bulunmadığını ifade eden Çağlayan, Türkiye'nin bunu daha önce bile yakalayabileceği kanaatinde olduğunu dile getirdi. Türkiye'de artık büyümenin motorunun ihracat olduğunu vurgulayan Çağlayan, 2012 yılında ilk 9 ayda katkısının 4.6 puan olduğunu söyledi. Çağlayan şöyle dedi:
 
"İhracat bu katkıyı vermese biz sizinle küçülmeyi konuşuyor olacaktık.
 
Ekonominin her yıl 6 ortalama büyümesi lazım. Bunun için de gaza basmaktan korkmamalıyız. Yüzde 2.5 büyüyeceğiz ama bu Zafer Çağlayan'ı kesmiyor. Merkez Bankası, para politikası konusunda bu işi görev olarak üstlenmiş. Faiz aralığını azalt diyoruz ama onlarda intikal biraz geç oluyor. Munzamlarla ilgili düzenlemeler paranın arzını kısıtlıyor. Böyle olunca da yatırımlar ve borç ödeme kapasitesi olumsuz etkileniyor. Bu görev Merkez Bankası'ndadır. Büyümeden korkmamamız lazım. Cari açığımızı azalttığımızı gördük. 2012'de cari açığın belini kırarken 23.4 milyar dolarını ihracat artışıyla yaptık. Sistemin devam etmesi için cari açığımızı ihracat ile artırdık. Gelirimizi artırdık.
 
Bu ortamda Merkez Bankası Başkanının bir açıklaması olmuştu, ben de tepki göstermiştim. Şimdi olsa şimdi yine söylerim. OVP belirlenmesini hükümet yapar. Böyle bir ortamda arkadaş geldiğimiz nokta yüzde 6, yüzde 6,2 civarında. Bunları 5 diye bir sepete sokmanın bir alemi yok. Gönül ister ki enflasyon daha düşsün. Ama böyle bir noktaya gitmek için kara yolu ile gitmenin gereği yok. Uçarak gitmek durumundayız. Yolu da yüzde 6 civarında bir büyümeden geçiyor. 2023'de milli gelirimizi 2 trilyon dolara çıkarabiliriz. İhracatı 500 milyar dolara çıkarabiliriz. 195 milyar dolara yakın bir ihracat gelirimiz var. Bu rakamı telaffuz etmek bile zordu. 500 milyar doları 2023'ten önce yakalayabiliriz."
 
"Merkez Bankası'nın benimle inatlaşma içinde olduğunu sanmıyorum"
 
Kanunları hükümetin hazırladığına işaret eden Çağlayan, 'Merkez Bankası Kanunu’nu değiştiririz' demesinin tek başıma doğru olmayacağını ifade etti. Çağlayan şunları söyledi:
"Benim söylediğim şu. Merkez Bankası bağımsız, evet. Bizim de müdahalemiz olmamış.
 
Birbirimizi zamanında anlayabilsek. Merkez Bankası'nın benimle inatlaşma içinde olduğunu sanmıyorum. Vatandaşa bu işin hesabını biz veriyoruz. Merkez Bankası'na bu plaketler veriliyor. Verenlerin ne amaçla verdiğini biliyorum. Merkez Bankası enflasyon hedefini tutturamamasının nedenlerini gelip bize anlatmak zorunda. Vatandaş hesabını bana soruyor. Merkez Bankası'nın çok daha az konuşması lazım. Ben siyasetçiyim, daha çok konuşurum. Bana iletilen birçok kesimden söylenen bir ifade olduğu için söylüyorum.
 
Yanlış bir şeye saplanıp arkasından gitmesi Türkiye'yi felakete sürükler. Merkez Bankası işin talep boyutuna bakıyor, ben Ekonomi Bakanı olarak arz boyutuna bakarım. Daha çok üretime ihtiyacımız var. Sanayide istihdam azalıyor. Merkez Bankası bunu dikkate almak zorunda. Reel faizlerde sıfır noktasındayız. Vatandaş harcasın, çark dönsün. Yatırımcıya destek verecek bir finans yapısı kurmak lazım."
 
 
 
İHA
EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler