YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sokağa çıkacak yüzleri yok
Ekonomi Balanı Zafer Çağlayan, yıllarca başkalarının ekonomik başarı hikayelerini dinleyerek büyüdüklerini belirtti, 'Artık biz başkalarının başarı hikayelerini değil, başkaları bizim hikayemizi anlatıyor.' dedi.
Sokağa çıkacak yüzleri yok
04 Ocak 2013 / 22:41 Güncelleme: 04 Ocak 2013 / 22:43

Ekonomi Balanı Zafer Çağlayan, yıllarca başkalarının ekonomik başarı hikayelerini dinleyerek büyüdüklerini belirterek ''Artık öyle bir dönemdeyiz ki, dünyanın küresel krizden geçtiği, adeta dünyada ezberlerin bozulduğu, öngörülerin yıkıldığı bir ortamda, şükürler olsun artık Türkiye'nin de 10 yıldır süre gelen siyasi ve ekonomik istikrar sayesinde, krize meydan okuyan bir başarı hikayesi var'' dedi.

Kocaeli Valiliği'nce Başiskele ilçesindeki bir otelde düzenlenen ''İl Ekonomi İstişare Toplantısı''na katılan Çağlayan, burada yaptığı konuşmada, Devlet Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı döneminde dünyanın çevresini 30 kez turladığını söyleyerek  ''Türkiye'nin yurt dışında itibarını, Türk işletmecilerin itibarını, ülkemize gelen yabancı devlet adamlarının Türkiye'ye gösterdiği ilgi ve alakayı görüyorum ve yaşıyorum'' ifadelerini kullandı.


-''Artık biz başkalarının başarı hikayelerini değil, başkaları bizim hikayemizi anlatıyor''-


Yıllarca başkalarının ekonomik başarı hikayelerini dinleyerek büyüdüklerini belirten Çağlayan, şunları kaydetti, ''1945'lerde, Almanya'nın, Japonya'nın adeta yerle bir olmuş bir vaziyetteyken, dünyanın en büyük ekonomik faktörleri haline geldiğini, 1950'lerde Türkiye'nin aynı çizgide başladığı Güney Kore'nin nasıl bizi sollayıp geçtiğini hep bir birimize anlattı. Öyle bir dönemdeyiz ki, dünyanın küresel krizden geçtiği, adeta dünyada ezberlerin bozulduğu, öngörülerin yıkıldığı bir ortamda, şükürler olsun artık Türkiye'nin 10 yıldır süre gelen siyasi istikrarı var, getirmiş olduğu ekonomik istikrar var ve adeta dünya krizine meydan okuyan bir başarı hikayesi var. Artık biz başkalarının başarı hikayelerini değil, başkaları bizim hikayemizi anlatıyor.

''Bundan 10 yıl önce 36 milyar dolar ihracatı olan Türkiye'nin, ihracatının yarısını yaptığı Avrupa pazarlarındaki sıkıntıya rağmen, ihracatının dörtte birini yapmış olduğu Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da yaşanan siyasi ve ekonomik çalkantılara rağmen, nasıl böyle bir krizden başarı ile çıktığını ve ihracatını 152 milyar dolara getirdiğini, memurun maaşını ödemek için, 1 milyar dolar için IMF'nin kapısında bekletilen bir Türkiye'nin, böylesi küresl krizde, IMF desteği olmaksızın, hiçbir yerden destek ve yardım almaksızın, böylesi bir küresel krizden nasıl ekonomisini başarılı bir şekilde büyüttüğünü herkes konuşuyor''

Çağlayan, işsizliğin Avrupa'yı kasıp kavurduğu, Yunanistan'da, İspanya'da her iki gençten birinin işsiz olduğu, Portekiz'de, İtalya'da neredeyse 4 kişiden birinin işsiz olduğunu, AB işsizlik ortalamasının yüzde 10,7 olduğu ortamda, herkes Türkiye'nin yüzde 9,1'lik bir işsizlik rakamından bahsettiğini anlatan Çağlayan ''Tarihimizde hep ilkleri gerçekleştiriyoruz'' dedi.


-''Leblebi bile atsanız bu kriz patlayacaktı''-


Çağlayan konuşmasını şöyle sürdürdü:

''2001'de bu ülkeye inanmış ve yatırım yapmış bir sanayiciydim, ama 2001 krizinin de Türkiye'yi nereye götürdüğünü de çok net bilen biriyim. -Efendim Anayasa kitabı fırlatıldı- diyorlar. Ne Anayasa kitabı. Leblebi bile atsanız bu kriz patlayacaktı. Çünkü, Türkiye kamu borçları yüzünden sıkışmış, duvara dayanmıştı. Çünkü, Türkiye bütçe açıklarında iki haneli rakamların üzerine çıkmıştı. Türkiye üç haneli faiz ve enflasyonu görmüştü. Ve Türkiye'de özel sektörle haksız rekabet yapan bir kamu vardı, devlet vardı. Ve Türkiye'de kontrolsüz, denetimsiz ve milletin parasını devlet garantisi ile toplayıp yiyen bir bankacılık sistemi vardı.

''Bugün gelinen noktada Türkiye'de bırakın bir bankanın batmasını, burnu bile kanamadı. Çünkü etkin bir denetim, düzenleme ve hata yapanı cezalandıran bir sistem var. Bugün öyle bir siyasi irade var ki, bankalardan, bankacılardan korkarak raporları tozlu raflarda saklayan bir siyasi anlayış yok. Türkiye böyle bir ortamda finans kesimine bir kuruşluk destek yapmaksızın bu küresel krizi geçirdi''

Türk bankacılık sisteminin bazı yönlerini eleştirdiğini, özellikle özel sektöre ve tüketiciye olan davranış biçimlerini eleştirdiğini söyleyen Çağlayan, ''Hangi görevde, hangi bakanlıkta olursam olayım eleştirmeye devam edeceğim. Ama buna rağmen bankalarımız dünyanın iki katı sermaye yeterlilik rasyosuna sahiptir'' dedi.


-''Avrupa'nın 23 ülkesini geride bıraktık''-


AB'nin ekonomik anayasası konumunda 'Mastrit Kriterleri'nin enflasyonlarda 4 tane şart koştuğunu belirten Çağlayan, faizde, bütçe açıklarında ve bilhassa bir ülkenin toplam iç ve dış borçlarının, yani kamunun tüm borcunun milli gelire oranını yüzde 60'dan fazla olmasını tehlike olarak gördüğünü ifade ederek ''Biz geçen sene yüzde 39,4'lük bir başarı elde ettik. İşte buydu bizi başarılı tutan. Mastrit Kriterleri, bütçe açıkları yüzde 3'ü geçmemeli der. Biz geçen sene 1,3'lük bir başarı elde ettik. Avrupa'nın 23 ülkesini geride bıraktık'' diye konuştu.

Bu konuda geçmişten dersini almış ve hiçbir şekilde popülizm yapmayan bir hükümet olduğunu dile getiren Bakan Çağlayan, 2001 yılındaki seçimlerde Türkiye eğer popülist politika üretseydi, geçmişteki gibi herkesin kaşına gözüne bakıp oy almak için olmayacak vaatleri verseydi, 1 liraya mazot verseydi, çalışmayana 600 lira vereceğim şeklinde havadan sudan taahhütler vermiş olsaydı, bugün ben sizlere bunları konuşamazdım. Başbakanımızın bizlere bu konuda hiçbir şekilde tavizi söz konusu değil'' ifadelerini kullandı.

2012'de bütçe açıklarının bir miktar yükseldiğini, bunun da iki nedeninin olduğunu belirten Çağlayan, şunları kaydetti, ''Bir tanesi Van depremi. 5 milyar lira harcadık. Allah vermesin. Devlet böyle günler için var. Devlet, milleti için var. Millet varsa devlet var. Diğer neden ise benimde zaman zaman eleştirdiğim, büyüme rakamlarının küçük olmasının ortaya çıkarmış olduğu bir sonuç. Türkiye ekonomisi büyüdükçe ve geliştikçe, devletin gelirleri artacaktır''


-''Özel sektör olmasaydı 153 milyar dolar ihracat yapamazdık''-


Türkiye Cumhuriyeti devletinin kamu dış borcunun bulunmadığını, aksine alacağının olduğunu açıklayan Bakan Çağlayan, Özel sektörün dış borcu olduğunu belirterek ''Niye borçlanmış özel sektör  Gazino mu yaptı, kumar mı oynadı  Özel sektör içeride yeterli finansman imkanını bankalardan bulamadığı için, Merkez Bankası'nın -inmesi gereken- faizleri indir dediği için, gidip yurt dışından daha ucuza kredi buldu. Ne yaptı bu kredi ile  İşletmesini büyüttü. Yatırım yapmasa, modernizasyon yapmasa, biz nasıl 153 milyar dolar ihracat yapabilirdik'' dedi.

Çağlayan, sırf muhalefet yapmak adına, özel sektörün borcunun da devletin borcu olarak gösterilmeye çalışıldığını söyledi.

''Geçmişte bize hasta diyenler, şimdi oksijen çadırında, Türkiye'ye hasta diyenler ciddi zorluklar içerisindeler'' ifadelerini kullanan Çağlayan, karşılıksız borçlanmalar, harcamalar ve Türkiye'ye karşı her türlü iki yüzlülüğü, riyakarlığı yapan Avrupa Birliği, Yunanistan'ın, İspanya'nın, Portekiz'in bu paraları batırmasına müsaade ettiğini bildirdi.


-''Batan bir ülkede benim insanımın ne işi var ''-


Bunlara rağmen, AB'yi, Türkiye'ye karşı farklı bir davranış içinde olmakla suçlayan Çağlayan ''Onlar hala Türkiye'yi eski Türkiye sanıyorlar. Zannediyorlar ki, Türkiye AB'ye girince, bir sürü insan gidecek Avrupa'ya iltica edecek. Batan bir ülkede benim insanımın ne işi var  Şu anda ekmeğe muhtaç, hergün kavganın gürültünün olduğu bir yerde benim insanım niye oraya gitsin'' şeklinde tepki gösterdi.

Geçen yıl Türkiye ekonomisinin yüzde 8,5 büyümesine karşılık, Avrupa ekonomisinin yüzde 1,5 büyüdüğünü kaydeden Çağlayan, konuşmasını şöyle sürdürdü ''Eğer Türkiye, AB üyesi bir ülke olsaydı, Türkiye'nin içinde olduğu bir Avrupa Birliği geçen sene yüzde 1,5 değil 1,8 büyüyecekti. Eğer Türkiye AB ülkesi olsaydı, AB yüzde 20 daha fazla büyüyecekti. Bu kadar sayıda da işsiz olmayacaktı. Ekonomiyi daha çabuk toparlayacaktı. Şimdi böyle bir Türkiye var''


-''Türkiye bu krizinde altından kalkamaz diyenlerin sokağa çıkacak yüzü yok''-


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 4 yıl önce 'bu kriz Türkiye'yi teğet geçecek' dediği zaman, kalbinden, gönlünden böyle olmasını istemeyenlerin, muhalefet yapmak adına güldüklerini, yazılar yazdığını ve tabiri caizse dalga geçtiklerini söyleyen Çağlayan ''Türkiye bu krizinde altından kalkamaz dediler. Şimdi onların hiç birisinin sokağa çıkacak yüzü kalmadı. Bırakın krizin  Türkiye'yi teğet geçmesini, bu krizden başarı hikayesi de çıkan bir Türkiye var artık'' diye konuştu.


-''Türkiye, dünyanın eksenini takip eden bir yörüngededir''-


Cumhuriyet tarihinde Türkiye'nin ilk kez 243 gümrük bölgesindeki ülkelere ihracat yaptığını ve 20 binden fazla ürün sattığını anlatan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin dünyada sadece iki devlete ihracat yapamadığını belirtti. Bunlardan birinin Mikronezya Federe Devleti, bir tanesi de Nauru devleti olduğunu kaydeden Çağlayan, şöyle devam etti ''Bir tanesinin yüz ölçümü 700 kilometrekare, diğerinin ise 35 kilometrekare. Orada da ihracat yapacağız. Türkiye, dünyanın eksinini takip eden bir yörüngededir. Artık 500 milyar dolar ihracat hedefine kitlenmiş bir Türkiye var''

Kocaeli'nin bir ekonomi başkenti, bir bilim başkenti olduğunu söyleyen Çağlayan, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla Kocaeli'nin çok şanslı bir kent olduğunu söyleyerek ''Kocaeli'nin tek bakanı var. Ben de İzmit'in ekmeğini yemiş, havasını solumuş biri olarak, kabul ederseniz kendimi Kocaeli'nin ikinci bakanı kabul ediyorum'' dedi.

AA

EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler