YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Para politikalarında Türkiye doğru davrandı"
"Para politikalarında Türkiye doğru davrandı"
17 Mart 2015 16:24
DenizBank Genel Müdürü Ateş, Türkiye'nin maliye politikasındaki makro göstergelerinin çok iyi bir duruma geldiğini belirterek, para politikalarında Türkiye'nin büyük ölçüde doğru davrandığını söyledi.

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, Merkez Bankası'nın şu anda bütün gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı sıkıntılar ve onları aşma yöntemlerine oranla çok daha usta olduğunu belirterek, para politikalarında Türkiye'nin esas itibariyle büyük ölçüde doğru davrandığını kaydetti.

Hakan Ateş, yaptığı değerlendirmede, 2001'den bu yana alınan tedbirlerle Türkiye'nin maliye politikasındaki makro göstergelerinin çok iyi bir duruma geldiğini ifade etti.

Türkiye'nin cari açığı birkaç yıl öncesine göre düşük seviyelerde olsa da özellikle Avrupa, Ortadoğu ve Ukrayna'daki politik ve ekonomik düzensizliklerden dolayı ihracatın baskılanması sebebiyle bir sıkıntı yaşanabileceğine işaret eden Ateş, döviz kazandırıcı şekilde, önce kısa vadeli tedbirleri, sonra da uzun vadeli yapısal reformları derhal tamamlamak gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin maliye politikalarındaki iyi durumunun ve yatırım derecesinde olmasının nemasını çok fazla alamadığını ifade eden Ateş, "İç gündemdeki bazı gelişmeler nedeniyle bir köpük oluşturdu. Bunu inkar edemeyiz. Bunlar olmasaydı aslında faizlerin de kur seviyesinin de daha aşağıda olduğu bir dönemi yaşıyor olurduk" diye konuştu.

Yine de Merkez Bankası'nın şu anda bütün gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı sıkıntılar ve onları aşma yöntemlerine oranla çok daha usta olduğunu vurgulayan Ateş, para politikalarında da Türkiye'nin esas itibariyle büyük ölçüde doğru davrandığını ifade etti.

Gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin Türkiye'den daha fazla değer kaybettiğini aktaran Ateş, şunları kaydetti:

"Türkiye dolar ve avro karışık bir ekonomi. Yüzde 50-50 sepete bakıyoruz. Doların kendi başına artışı bir yana bırakılırsa aslında sepetteki artış, yani Türk Lirası'nın değer kaybetmesi yüzde 6-7 civarında ancak, sözünü ettiğim olaylar üst üste gelince bunun üzerine bir köpük koydu ve Türkiye özellikle son ayda negatif ayrıştı. Önümüzdeki dönemde bunun stabilize olmasıyla birlikte her türlü taşın yerine oturacağı ve Türkiye'nin senenin kalan yarısında, özellikle seçimleri de başarıyla geçtikten sonra ekonomik dengeler itibariyle o özlenen daha düşük faiz, daha düşük kur seviyesine ulaşabileceği kanaatindeyim. Ama yapısal reformlar işin olmazsa olmazıdır."

'Bu kadar kuvvetli doların ABD'nin işine yarayıp yaramayacağı da bir soru işareti'

ABD ve Avrupa'nın 2007 ortalarında derin bir krize girdiğini anlatan Ateş, ABD'nin yaptığı iyi teşhisle çürük yapıları elediğini, iyi yapıları gürbüzleştirdiğini ve kurumsallığını yükselttiğini, Avrupa'nın ise fiilen iflas etmiş ülkeleri dahi taşımak durumunda kaldığını ve reformlarını yapamadığını dile getirdi.

Sonuçta paritenin 1,36'dan 1,05'e geldiğini ifade eden Ateş, "Ben aylar önce parite 1,30'ların üzerindeyken '1'e 1'i görürsek şaşmayın' demiştim. Şu anda da aynısını tekrarlıyorum" dedi.

Hakan Ateş, bu kadar kuvvetli doların ABD'nin işine yarayıp yaramayacağının da bir soru işareti olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bir taraftan da diğer bütün gelişmekte olan pazarları, Çin'i bile etkiledi. Dünyada şöyle bir sorun var; Avrupa yaşlandı, Avrupa'da bir dezenflasyon var. Yani fiyatlar düştüğü halde, daha da düşer düşüncesiyle tüketici mal almıyor. Mal almayınca büyüme olmuyor. Büyüme olmayınca istihdam yaratılamıyor ve kısır döngüden çıkılmıyor. Bu bakımdan gelişmekte olan pazarlar, BRIC ülkeleri ve bu arada Türkiye bu konuda çok doğru ve hassas davranmak, dengeleri gözetmek durumunda...

Bizim ihracatımız ağırlıklı olarak avro, enerji ithalatımız ise dolar cinsinden. Dolayısıyla burada bir asimetri ekonomimizi olumsuz etkiler. Ancak bunu dengeleyen bir husus da emtia ve enerji fiyatlarının düşüyor olmasıdır. Bu ikisini bir arada düşündüğümüzde, evet, Türkiye'nin ticareti biraz daralma tehdidiyle karşı karşıya, bu da cari açığın problem olarak gündemde kalmasını sürdürüyor ama iyi ki makro ihtiyati tedbirler alınmış da böyle kötü bir döneme çok büyük bir cari açıkla girmemişiz. Bu da bir başarı."

'Bankacılık sektörünün karlılığının düşmesi bir tehdit unsurudur'

DenizBank Genel Müdürü Ateş, Türkiye'de bankacılık sektörünün son 10 yıldır başarılı bir dönem yaşadığını, ancak alınan son makro ihtiyati tedbirlerin sektörün karlılığını oldukça daralttığını söyledi.

Bankacılığın gerektiği özeni göremediğini ifade eden Ateş, "Karlılık 10 yıl önce yüzde 20 civarındayken, şu anda 11'i bile bulmuyor. Hangi sektöre bakarsanız bakın yüzde 10'un çok üzerinde kazanır. Bankacılık sektörünün yüzde 10,5-11 kazanmasını bilakis özendirmek lazım. Çünkü bugün Türkiye'de hiçbir banka kazandığı parayı cebine alıp gitmiyor. Tersine sermayenin üstüne koyuyor. O da yetmiyor sermayedardan sermaye getiriyor. Dolayısıyla bankacılık sektörünün karlılığının düşmesi bir tehdit unsurudur. Çünkü belli karlılığı edinecek ki finans sisteminiz büyük olsun. Ancak totalde bankacılık çok sağlam ve geleceğe de güven ve umutla bakan bir sektördür" değerlendirmesini yaptı.

Ateş, "2015, küresel ekonomik manzara itibariyle büyümeleri geriye çekerek, makro ihtiyati tedbirlerin yönlerine bakarak, daha az büyüyerek ama yapının sağlıklılığını koruyarak ve maliyetlere çok dikkat ederek geçireceğimiz bir yıl olacak" dedi.

DenizBank'ın Türkiye'nin en büyük özel beşinci bankası olduğunu dile getiren Ateş, 95 milyar liranın üzerine aktif büyüklük, 83 milyar lira kredi hacmine sahip oldukları bilgisini verdi.

Hakan Ateş, sözlerini, "Biz KOBİ bankasıyız, tarım bankasıyız, belediyeler bankasıyız. Spor kulüplerini en büyük çapta finanse eden bankayız. Niş sektörlerimiz demografimiz nedeniyle eğitim ve sağlık; coğrafyamız nedeniyle gemicilik ve turizm; Türkiye'nin geçiş ekonomisi olması nedeniyle enerji ve altyapıdır" diye tamamladı.

 

AA

EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler